ABD Başkanı Barack Obama'nın Afrika seyahatine, 3'te 2'si karanlıklar içinde olan Sahra Altı ülkelerini elektriğe kavuşturma girişimi damga vurdu.
İlk döneminde Afrika'yı sadece bir kez 2009 yılında ziyaret eden ve 24 saatten az kalan Obama'nın bu seyahati, ABD'nin bölge stratejisine yeni yaklaşımı açısından önemli bir adım olarak düşünüldü.
Birinci döneminde kıtayı ihmal etmekle eleştirilen Obama, bu kez üç ülkede 6 gün süren seyahatinde, ticaretten sağlığa, gençlerden eğitime birçok konuda Afrikalılara seslendi. Obama'nın Afrika seyahatinin iki önemli sonucu ortaya çıktı: ABD, Afrika'yı elektrik projesiyle "karanlıktan aydınlığa çıkarmaya" çalışacak ve Obama hala Afrikalılar için önemli bir sembol.
-"Karanlıkta kalan Afrika'ya "aydınlık" getirme açılımı-
Obama, Afrika seyahatinin en somut girişimini Cape Town'daki konuşmasında açıkladı.
"Afrika'ya Güç" adıyla, Etiyopya, Gana, Kenya, Liberya, Nijerya ve Tanzanya olmak üzere 6 ülkedeki elektrik yoksunluğunu azaltmaya yönelik yeni girişim, aslında kıta açısından çok anlam ifade ediyor.
Bir zamanlar "kara kıta" olarak adlandırılan Afrika'nın sahra altı bölgesinin 3'te 2'si, elektriksizlik nedeniyle hala "karanlıklar içinde". Afrika'nın ekonomiden sağlığa, eğitimden sosyal alanlara her alanda karanlıktan aydınlığa ulaşabilmesinin birinci anahtarı da elektrik.
Çünkü, Sahra Altı Afrika ülkelerinin gelişmesinin önündeki önemli engellerden altyapı, sağlık ve eğitim sistemindeki problemlerin ana kaynaklarından biri düzenli elektrikten yoksun olmak. İşletmelerin ekonomik gelişimlerini devam ettirmeleri ve ürünlerini seri üretebilmeleri, hastanelerin hastalarına kesintisiz hizmet verebilmeleri, bölgeyi tehdit eden salgınlardan korunmak için altyapı sisteminin düzenli çalışabilmesi, aşıların sağlıklı korunabilmesi, en basitinden eğitim seviyesini yükseltecek nesillerin ev ödevlerini yapıp kendilerini geleceğe hazırlayabilmeleri için güvenilir ve düzenli elektrik kaynağına ihtiyaçları bulunuyor. Bu noktada, Obama'nın başlattığı girişim, Afrika ülkelerinin ekonomik ve sosyal alanda ilerlemeleri noktasında önemli bir atılıma işaret ediyor.
Projeyle, 20 milyon evin elektriğe kavuşmasını amaçlayan Obama yönetimi, bölgenin enerji üretiminde, petrol ve gaz kaynakları ile rüzgar enerjisi gibi iç kaynaklara odaklanmasını sağlamaya çalışacak. Ayrıca, elektrik jeneratörleri, kabloları ve dağıtıcılarının artırılması gibi noktalara da odaklanacak girişime, ABD'nin 5 yıl boyunca 7 milyar dolar, özel sektörün de 9 milyar dolar kaynak ayırması öngörülüyor. Ancak programın bütçesi tüm bu amaçlar için hala yeterli seviyede bulunmuyor. Bu noktada Obama yönetiminin özel sektörü de işin içine daha çok katması bekleniyor.
Kıtada Çin'in ticari alandaki hakimiyetini dengelemek isteyen Obama yönetiminin diğer bir açılım ise "Afrika'ya ticaret" oldu. ABD, Afrika ile ticaret ve yatırım ortaklıklarını daha çok artırmayı ve bu ülkelerin ABD'ye ihracatını kolaylaştırmayı amaçlıyor.
Yine de genel açıdan bakıldığında Obama'nın Afrika gezisinden çok büyük somut adımların ve açılımların çıktığını belirtmek zor. Şimdi önemli olan, Afrikalıların daha çok somut adım istediği bir ortamda, Obama'nın bu açılımlarını ne ölçüde ve ne hızla hayata geçireceği yönünde olacak.
-Siyahi Başkan olarak Afrika'nın da sembolü-
Afrikalılar, babası Kenyalı olması nedeniyle Obama'ya hala derin umut bağladıklarını ve kendilerini sembol ettiklerini düşündüklerini bu geziyle tekrar ortaya koydular. Örneğin, Senagal'de çocuklar "Sayın Başkan, evinize hoş geldiniz" pankartı açarken, Tanzanya'daki bulvarlardan birine Obama'nın adı verildi.
Güney Afrika'nın Cape Town kentinde Başpiskopos Desmond Tutu'nun Obama'ya, "Sizin seçimleri kazandığınız gece eşim televizyon karşısında ağladı. Siz kazandınız, biz kazandık, sizin başarınız bizim başarımız, sizin başarısızlığınız, bizim başarısızlığımız. O nedenle sizin büyük başarınız için dua ediyoruz. Evinize hoş geldiniz" sözleri de Afrikalıların Obama'ya bakışını özetliyor.
Obama da bu gezisini, ırkçılık, fakirlik ve eşitsizlikte savaşta sembol olan Güney Afrika'nın eski Devlet Başkanı Nelson Mandela'nın idealleri üzerine kurmuştu. Bu noktada, Mandela'nın 17 yıl kaldığı hapishaneyi gezen Obama, Mandela'nın ailesiyle de görüştü. Ancak, bölgenin şu an ölüm döşeğindeki Mandela'ya odaklanması da Obama'nın seyahatini gölgede bıraktı ve Obama'nın Mandela ile buluşması da mümkün olmadı.
Öte yandan, Obama'nın baba memleketi Kenya'yı, seyahat planına katmaması da akıllarda kalan ilginç ayrıntılardan biri oldu.
-AIDS'le mücadelede Bush'un başarısının gerisinde kaldı-
Obama, Afrika seyahatinde bazı noktalarda bir önceki ABD Başkanı George W. Bush'un çalışmalarının gölgesinde kalmaktan kurtulamadı. Hatta Bush ve Obama'nın tam da aynı anda Afrika'da yolları kesişmesi ilginç bir tesadüf oldu.
Bush'un Güney Afrika'nın en büyük sorunlarından biri olan AIDS ile mücadelede başlattığı PEPFAR fonu, Afrika'daki en büyük icraatı. Fon sayesinde milyonlarca Afrikalı'ya yardım edildi. Ancak bu fon, Obama yönetimi zamanında bütçe sıkıntıları nedeniyle kesintiye uğramıştı. Obama yönetimi, fonun bütçesini azaltsalar da Afrika hükümetlerine bu konularda programlar kurmalarına yardım ederek bu eksikliği kapattığı görüşünde. Bunun yanında, fondaki azalmaya rağmen Afrikalılar ABD'nin yardımlarına minnettar. Obama'nın ziyareti sırasında "AIDS ile mücadelede yardımlarınız için teşekkürler" pankartları dikkat çeken hususlardan biri oldu.
Beyaz Saray'a göre, Obama, ABD olarak, Afrika'da donör gönderen "ağabey" ülkeden çok, daha eşit partnerler görünümü çizmek istiyor. O nedenle de Obama yönetimi bu durumu Bush'un "gerisinde kalmak" olarak görmezken, Obama da seyahatinde Bush'un bu konudaki çabalarına takdirini belirtmeyi unutmadı. - Washington DC
Son Dakika › Güncel › Obama'nın Afrika Seyahatinde, Kıtayı 'Karanlıktan Aydınlığa' Çıkarma Projesi Öne Çıktı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.