Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, cinsel kimliğe ilişkin belirleyici bir gen ortaya konulamadığını, 2019'da yayımlanan 'No Gay Gene' çalışmasıyla bu tezin çürüdüğünü bildirdi. Tarhan, LGBT akımının bilimsel temelinin kalmadığını, tamamen kültürel bir akım olduğunu öne sürdü.
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, LGBT taraftarlarının cinsel kimlik ve eşcinselliğin genetik bir temele dayandığı yönündeki görüşlerinin, bu alanda belirleyici bir gen ortaya konulamaması nedeniyle çürüdüğünü bildirdi.
Tarhan, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, çocukluk döneminde temelleri atılan kimlik gelişiminin ergenlik döneminde belirginleştiğini ifade etti.
Cinsel kimliğin yanı sıra etnik, sosyal, kültürel ve dini kimliklerin de ergenlik döneminde şekillenmeye başladığını belirten Tarhan, çocuğun gelişen ruhunun bu süreçte çevresel etkilerle daha fazla karşı karşıya kaldığını kaydetti.
Tarhan, "biyolojik cinsiyet", "cinsel yönelim" ve "toplumsal cinsiyet" kavramlarının birbirinden ayrılması gerektiğini dile getirerek, bu konudaki bilimsel ve toplumsal tartışmaların devam ettiğini anlattı.
Polijenik genlere ilişkin hastalıkların olduğuna dikkati çeken Tarhan, şöyle devam etti:
"Hastalık olarak değil ama kimlik olarak böyle bir gen var mı?' diye araştırılıyor. Bunu doğrulayan bir genetik çalışma bulunamadı. 'No Gay Gene (Eşcinsel Geni Yok)' diye 2019'da yabancı bir dergi bunu yayınladı. Burada aslında konu daha net anlaşıldı. Şimdi biyolojik cinsiyette gözümüz doğuştan mavi, yeşil, kahverengiyse genetikte, cinsiyette de öyle. LGBT taraftarları, 'Üçüncü cinsiyette de eşcinsellikte öyledir.' diyorlardı. Gözümüzün renginin ne olacağıyla ilgili gen var ama cinsel kimlik, üçüncü cinsiyete ilişkin gen yok. Kadın ve erkekle ilgili gen ve kromozom var. Böylece 'Doğal bir durumdur. Kadın ve erkek olduğu gibi üçüncü cinsiyetin de geni vardır.' tezi çürümüş oldu. Bu tez çürüdüğü için daha sonra LGBT'de, özellikle psikiyatride oluşmuş konsensüs dağıldı. Bilimsel temeli kalmadı."
Prof. Dr. Tarhan, büyümeyle birlikte çocuğun gelişen ruhunun çevrenin etkisine girmeye başladığına dikkati çekerek, "Çocuğun gelişimine uygun dijital içeriklere maruz kalmasını gerekiyor. 'Sapkın içerik nedir?' diye düşünürsek, çocuğa zarar veren, gelişimine uygun olmayan içeriktir. İstismarı, zorlamayı, şiddeti, aşağılamayı ve kendine zarar vermeyi normalleştiren içerikler. Çocuklar bunlarla karşı karşıya kalıyor. Şiddeti, aşağılamayı normalleştiriyorsa, bunları gülerek karşılıyorsa çocuk bunu normalleştirir. Normalleştirince bunu doğal kabul eder ve bununla ilgili sınır koyma duygusu gelişmez." diye konuştu.
Ailelerin çocukların yanlışlarını normalleştirdiklerinin farkına varamamasının çok büyük hata olduğunu belirten Tarhan, buna sessiz kalındığında çocuğun bunun onay anlamında geldiğini düşündüğüne değindi.
Tarhan, çocukların bilgileri anne, baba ve yaşadıkları ortamdan öğrendiklerini vurgulayarak, "Çocuk gelişen ruhunda iyi-kötü, doğru-yanlış, faydalı-faydasız, zararlı-zararsızı, bunun ayrımını anne-babadan modelleyerek öğreniyor. Bu nedenle çocuğu korumak yalnızca ekranın önüne bir engel koymak, kısıtlamak değildir. Çocuğun muhakeme kazanmasını sağlamak, 'iyi-kötü', 'doğru-yanlış' diye öğretmek gerek." dedi.
Medya platformlarının pornografiyi eğlence biçimi olarak sunduğunu dile getiren Tarhan, "Pornografi, zorlama, aşağılama gibi görüntülerin, zarar vermeyi, sağlıksız yeme davranışını normal gibi gösteriyorlar. Böyle olunca da çocuk iyi-kötü, doğru-yanlış sınırlarını muhakeme edemiyor, anlayamıyor." diye konuştu.
Prof. Dr. Tarhan, şunları ifade etti:
"Şu anda LGBT akımının bilimsel temeli kalmamıştır. Tamamen kültürel bir akımdır. Epigenetik mekanizmaları daha önce aile yapıyordu. Şu anda sosyal medya ve dijital platformlar çocuğa kültür aktarımını yapıyor. Eğer bu konuda bir farkındalık geliştirilmezse, özgürlük gibi görüldüğü takdirde çocuk hoşuna giden neyse onu doğru zanneder. Hoşuna giden değil, doğru olan kuralları çocuğa küçük yaştan, özellikle 4-6 yaş arasında verilmesi gerekiyor. Biyolojik cinsiyetiyle barışık olmayan bir çocuk yetiştirirsek o çocuk ileride psikiyatrik hastalık adayıdır."
Türkiye'de 18 yaşına kadar cinsiyet ameliyatlarının yasaklandığını dile getiren Tarhan, buradaki 18 yaşın bile erken olduğunu kaydetti.
Ergenliğin 22 yaşında bittiğine işaret eden Tarhan, "Cinsiyet değişmiyor. Biyolojik olarak mümkün değil. Mevcut cinsiyet iptal oluyor. Onun için cinsiyet değiştirme ameliyatının adı 'cinsiyet iptali ameliyatı' haline getirilmeli. Bu şekilde isim değişikliği yapması lazım. Çünkü mücadele edebilmek için kavramların net olması gerekiyor. Net, kararlı ve bilimsel kanıta dayalı çalışmayı eğitim sistemimize de muhakkak yerleştirmek gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.
Prof. Dr. Tarhan, Avrupa'da bu alanda büyük fon desteği sağlandığına ve çalışmalar yürütüldüğüne değinerek, Türkiye'deki sosyal politikaların bu tehlikeye karşı netleşmesi gerektiğini anlattı.
Batı'da olduğu gibi Türkiye'de de nüfusun durmaya başladığını ifade eden Tarhan, "Bunun sebeplerinden birisi de bu cinsel özgürlük adı altında bizim yani cinsel karmaşaya gençlerimizi sokmamızdır. 'Evlenmeye gerek var' duygusunu oluşturmamız buradaki sebeplerden birisidir." dedi.
Son Dakika › Güncel › Tarhan: Eşcinsel geni bulunamadı, LGBT akımının bilimsel temeli kalmadı - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?