TBB Başkanı: Feyzioğlu: Türkiye'de En Yukarıda Çok Tehlikeli Bir Dil Kullanılıyor: (2) - Son Dakika
Son Dakika Logo

TBB Başkanı: Feyzioğlu: Türkiye'de En Yukarıda Çok Tehlikeli Bir Dil Kullanılıyor: (2)

TBB Başkanı: Feyzioğlu: Türkiye\'de En Yukarıda Çok Tehlikeli Bir Dil Kullanılıyor: (2)
19.09.2013 19:06

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Eskişehir TED Koleji'nde düzenlenen söyleşiye katıldı, öğrencilerin sorularını yanıtladı.

Ted ÖĞRENCİLERİ FEYZİOĞLU'NU SOR YAĞMURUNA TUTTU

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Eskişehir TED Koleji'nde düzenlenen söyleşiye katıldı, öğrencilerin sorularını yanıtladı. Öğrenciler Feyzioğlu'na Cumhurbaşkanı adaylığından, Gezi Parkı olaylarına kadar çok sayıda soru yöneltti.

Türkiye Barolar Birliği'nin 79 baroyu temsil eden bir çatı örgüt olduğunu ve altında da 80 bin avukatın bulunduğunu belirten Feyzioğlu, birliğin Türkiye'nin en büyük, en güçlü demokratik kitle örgütlerinin başında geldiğini söyledi.

'HUKUK SİYASİ ETKİ ALTINDA'

Feyzioğlu, bir öğrencinin, "Türkiye'deki hukuk sistemi hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce yargı ne kadar bağımsız?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Türkiye'de hukukun maalesef siyasi etki altında olduğunu düşünüyoruz. Sistemin siyasi iktidarın müdahalesine açık olduğunu kurallarını okuduğunuzda görebiliyorsunuz. Düzenlenme tarzı itibariyle sistem siyasi iktidarın etkisine açıktır. Şimdi bu etki her bildiğiniz, bilmediğiniz davada var mıdır? Elbette yok. Savunmayı ve avukatı sistemden çıkarttığımızda, etkisiz hale getirdiğimizde gerçeğe ulaşılması imkansız olur. Bunu hakim ve savcılara benimsetmek zorundayız. Bir türlü benimsemedikleri için sıkıntı yaşıyoruz."

'TÜRKİYE'DE 109 HUKUK FAKÜLTESİ VAR AMA YETERLİ PROFESÖR YOK'

Feyzioğlu bir öğrencinin "Türkiye'deki hukuk sisteminin işleyişinin iyileştirilmesi için neler yapılmalıdır?" şeklindeki sorusu üzerine ise şunları söyledi:

"Bir kere Türkiye'de 109 Hukuk Fakültesi var. 109 hukuk fakültesinin 75-76'sı öğrencileri yetiştiriyor. Ama 20 ceza profesörü yok. Yeterli öğretim üyesi olmadığı halde sürekli hukuk fakültesi açılıyor. Bu gerçekten sadece meslek açısından değil ülke açısından da çok kötü bir gidiş. Adalet mülkün temelidir. Oradaki mülk ülke anlamına gelir. Adaleti gerçekleştirecek olan da hukukçulardır. Ama hukukçuları yetiştirecek hukuk fakülteleri de kalite evrensel standartlarda tanımlanamayacak noktadadır. Kendi açımızdan bakacak olursak mutlaka bizim avukatlık stajına hem girişte hem çıkışta sınav getirmemiz gerekiyor. Bunu da getirmek üzereyiz. Öyle umut ediyorum ki aranızdan hukuk fakültesine gidecek olanların tamamı avukat olmak için sınava girecek. Bu ciddi bir kalite getirecektir. Hakim ve savcı eğitiminde de Hakim-Savcı-Avukat eşittir kurucu unsurduru yerleştirmemiz lazım."

GEZİ PROTESTOLARI

Feyzioğlu, "Gezi protestolarının hukuksal süreci hakkında neler söyleyeceksiniz?" diyen öğrenci de şunları söyledi:

"Gezi olayları ve sonrasında dünyanın en masum ve barışcıl eylemleri yapıldı. İlk haftasında milyonlarca insan, siz, benim çocuklarım, anneleriniz babalarınız yani bildiğiniz insanlar sokaklara indiler. Hiçbir şekilde de şiddete meyletmediler. Ama buna rağmen en ağır şekilde bastırıldık. Kabul etmek mümkün değil. Gaz bombaları insanlara hedef gözetilerek sıkıldı. Dört bir yandan insanlar böcek gibi, zehirlenir gibi gazlandı. Binaların içine sıkıldı. Kabul edilebilir, anlaşılır falan değil. Onun yerine çok basit bir şey yapılabilirdi. İlk gün 'Gezi Parkı'na haksız müdahale olduğu anda siyasi iktidar en yetkili ağzından bir dakika yanlış yapılmıştır. Valiyi, emniyet müdürünü görevden alıyorum, soruşturma başlatıyorum. Gelin bakalım nedir sizin sıkıntınız? Alışveriş merkezi yapılsın istemiyor musunuz?' deseydi. Bu olaylar hiç çıkmadıydı, hem de Türkiye'nin tam bir demokrasi olduğunu hep birlikte ispatlamış olurduk. Bunun yerine gözüne gazı sıkıp, deriyle temas ettiğinde yaksın diye biber gazı özü karıştırıp kitlelerin üzerine saldırmak kuşkusuz suçtur. Bu talimatı vermekte suç, talimatı uygulamakta suçtur. Devletin polisiyle yurttaşı bu şekilde karşı karşıya getirmek, hiç hak etmeyen kişiler arasına nefret duvarları çıkmak suçtur. Sonuç itibariyle polis bizim içimizden, kardeşimiz. Onlarla halk arasına nasıl böyle nefret duvarları çekilebiliyor? Ardından maalesef halkı yüzdelere ayırıp, mezhebine, siyasi görüşüne göre, bir takım sopalıların sokaklara inmesini teşvik etmeyi de kabul etmek mümkün değil. Öte yandan elbette şiddeti hiçbir şekilde kabul etmeyiz, tasvip etmeyiz. Daima karşısındayız. Yani milyonlarca insan sokağa indiğinde bu kitleden yararlanıp, otobüs duraklarını yakmayı, polisi taşlamayı, otobüsleri yakmayı anlamak, kabul etmek doğru değildir. Ama ilk sorgulanması gereken o kadar büyük bir kitlenin meydanlara inmesin sebebidir."

CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI SORUSU

Feyzioğlu, bir öğrencinin "Cumhurbaşkanlığı için aday olmayı düşünüyor musunuz?" sorusu üzerine ise şöyle konuştu:

"Çok teşekkür ediyorum, harika bir soru. Ben Ankara barosuna ilk aday olduğumda dediler ki 'Milletvekili olmak için baro başkanlığını basamak yapıyor, iki ay sonra ayrılır milletvekili olur'. Milletvekilliği seçimleri geçti öyle bir teklif gerçekten geldi ama kabul edemeyeceğimi söyledim. Sonra dediler ki 'CHP'ye başkan yardımcısı olacak', olmadı. Böyle bir teklif geldi, teşekkür ettim. Büyükşehir belediye başkanlığı, orası başkanlığı, şurası başkanlığı derken sonunda 'Ben çok teşekkür ediyorum, onur duydum ama görevimin başındayım' dediysem de Cumhurbaşkanlığına kadar geldi galiba. Tabi ki onur duyarım ismimin bu şekilde dillendirilmesinden, sizler gibi dostların, gençlerin bunu sormasından, düşünmesinden ama buralara talip olunmaz ben görevimin başındayım, benim talip olduğum şu anki mevcut görevimi dört dörtlük yapmaktır. Ondan sonrası zaten hayat sizi alır bir yerlere götürür."

ŞİDDETE BAŞVURMADAN SOKAĞA DÖKÜLMEK

Feyzioğlu "Gezi Eylemleri pek işe yaramadı gibi. Hukukun tam bağımsız olması için biz gençler neler yapmalıyız?" diyen öğrenciye de şöyle konuştu:

"Ben asla şiddete başvurmadan sokağa dökülmenin işe yaramadığı kanaatinde değilim. Tam aksine inanılmaz işe yaradığını düşünüyorum. Hiç küçümsemeyin çünkü birçok kişinin küçümsediği, yok saydığı, hakir gördüğü gençliği toplum keşfetti. Bundan sonra gençliği ve o gençliği barındıran toplumu herkes özellikle idareciler ciddiye almak zorundadır. Ciddiye almayanın hiçbir siyasi geleceği olamaz. Ben işe yaradığını biliyorum. Ayrıca sonrasındaki forumlar kendi dillerini geliştirdi, projelerini üretmeye başladı bile. Bakın bir tarafta son derece çatışmacı bir dil kullanılıyor, ülkeyi kutuplaştırıyor. Öbür tarafta gençliğin hepimize gösterdiği bir örnek var birbirleriyle hiçbir şekilde yan yana gelmeyeceğini düşündüğünüz flamalar, rozetler, insanlar birbirlerini tanımasalar da kol kola girmişler ve özgürlük istiyorlar. Bakın bir taraf çatışmacı bir taraf özgürlük ve demokrasi için kucaklaşmış durumda. Bundan ders almasını bilene çok şey öğrettiniz. Ders almayanlar keşke alsaydık derler."

ODTÜ OTOBANINA VATANDAŞ OLARAK DÜŞÜNCEM OLUMSUZ

"ODTÜ'nün ortasından yol geçirilmek istenmesi sizce doğru mu?" sorusuna ise Feyzioğlu şu yanıtı verdi:

"Ben şehir plancısı değilim. Bu nedenle çok bağlayıcı bir şey söylemem mümkün değil. Ama Ortadoğuluların şikayeti haklı olarak şu: üniversite kampusumuzun ortasından çılgın gibi akacak bir bulvar geçirme. Başka bir formül bul. Üniversitemizin ortasını otobana çevirme. Bugün maalesef Ankara'da şehir içinde yaşama imkanı yok edildi. İnsanlar sokakta, caddelerde meydanlarda herhangi bir aktivite yapamaz haldeler. Çünkü her yer otobana çevrildi. Vatandaş olarak düşüncem olumsuz."

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel TBB Başkanı: Feyzioğlu: Türkiye'de En Yukarıda Çok Tehlikeli Bir Dil Kullanılıyor: (2) - Son Dakika


Advertisement