Haber: Esra TOKAT - Kamera: Gurbetelli Yalçın
(ANKARA) - Enflasyonverilerine tepki gösteren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), TÜİK önünde açıklama yaptı. KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, "Yıllardır sürdürülen yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi payına düşeni aldı. Maaşlarımız her ay erirken yoksulluğumuz günden güne arttı. Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor" dedi. Karagöz, ayrıca 14 Ocak'ta KESK üyelerini tüm ülkede iş bırakacaklarını açıkladı.
Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) açıkladığı 2025 yılı aralık ayı enflasyonuna göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık yüzde 30,89, aylık yüzde 0,89 oldu. Böylece SSK ve Bağ-Kur emeklileri ile memur ve memur emeklilerinin alacağı maaş zam oranları da netleşti. SSK ve Bağ-Kur emeklileri yüzde 12,19, memur ve memur emeklileri ise yüzde 18,60 oranında zam alacak.
KESK ve bağlı sendika üyeleri, oranların açıklanmasının ardından yurdun farklı yerlerinde bulunan TÜİK binaları önünde toplandı. Ankara'da TÜİK binası önünde bir araya gelen KESK üyeleri, "Karanlığa teslim olmayacağız", "Yoksulluk gerçek, rakamlar sahte", "Gelirde adalet, vergide adalet istiyoruz" sloganları attı.
KESK üyeleri, "Onlar soframızdaki ekmeği patlattılar. Biz de onların yalanları karşısında diz çökmeyip yalanlarını patlatıyoruz" diyerek temsili olarak siyah balon patlattı. KESK üyeleri ardından AKP'nin ve TÜİK'in kamu emekçileri için karanlık yarattığını belirterek "Bu karanlığı aydınlatmak için fenerlerimizi yakıyoruz" diyerek, yanlarında getirdikleri fenerleri yaktı. Bir KESK üyesi de "Gerçek rakamları açıklayacak bürokratlar arıyoruz modern Diyojenler olarak. Artık fenerlerle arıyoruz" dedi.
KESK Ankara Şubeler Platformu'ndan Mehmet Aydoğdu da "Buraya gelirken Diyojen üzerinden bir kurmaca oluşturduk. Biliyorsunuz Diyojen'in bakış açısını, gerçekleri aradığını. Diyojen bugün yaşasaydı fenerini saray kapılarında yakmazdı. Zaten her yer aydınlık, lambalar, projektörler, spotlar, ekranlar… O ışığın kendini ele verdiği yerlere giderdi. Çünkü karanlık artık oralarda saklanıyor. Diyojen bugün yaşasaydı fenerini üzerinde TÜİK yazan bir binanın kapısında yakardı" dedi.
"Maaşlarımız her ay erirken yoksulluğumuz günden güne arttı"
Aydoğdu'nun ardından KESK Eş Genel Başkanı Ahmet Karagöz, basın açıklamasını okudu. Karagöz, 2025 yılının emekçiler açısından "bir kabus yılı" olduğunu belirterek, uygulanan ekonomi politikalarının milyonlarca kamu emekçisi, emekli, işçi ve asgari ücretliyi derin yoksulluğa sürüklediğini söyledi.
Karagöz, 2025 yılının zamlarla başladığını, maaşların ise hızla eridiğini ifade ederek, "Yıllardır sürdürülen yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi payına düşeni aldı. Maaşlarımız her ay erirken yoksulluğumuz günden güne arttı" dedi.
TÜİK'in açıkladığı enflasyon verilerinin hayatın gerçekleriyle örtüşmediğini vurgulayan Karagöz, Aralık ayı enflasyonunun yüzde 0,89, yıllık enflasyonun ise yüzde 30,89 olarak açıklanmasına tepki gösterdi. Karagöz, "Bu ülkede yaşayan herkes bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla ilgisi olmadığını biliyor. İTO'ya göre yıllık enflasyon yüzde 37,68, ENAG'a göre ise yüzde 56,14. Soruyoruz: TÜİK'in enflasyonu mu gerçek, yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı" diye konuştu.
Asgari ücret artışının resmi enflasyonun bile altında kaldığını belirten Karagöz, 2025 yılı için asgari ücretin yüzde 27 artırıldığını, buna karşın TÜİK'in açıkladığı enflasyona göre dahi asgari ücretin 32 bin 165 TL olması gerektiğini söyledi. Karagöz, bu durumun her asgari ücretlinin aylık yaklaşık 4 bin 100 TL kayba uğraması anlamına geldiğini ifade etti.
SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin aylıklarının yalnızca yüzde 12,2 oranında artacağını, kamu emekçileri ve emeklileri için ise ortalama maaş artışının yüzde 20'de kalacağını belirten Karagöz, "Gerçekte 2026 yılına yüzde 12,5'lik bir artışla giriyoruz. Buna karşın kira, ulaşım, gıda ve vergilerdeki artışlar maaşlarımızı katlıyor" dedi.
"Maaş artışımızın neredeyse tamamı kiraya gidiyor"
1 Ocak itibarıyla toplu taşıma ücretlerine yüzde 35, sağlıkta katkı paylarına yüzde 30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama yüzde 22, MTV ve damga vergisine yüzde 19 zam yapıldığını hatırlatan Karagöz, kira artış oranının ise yüzde 34,88 olduğunu söyledi. Karagöz, "Maaş artışımızın neredeyse tamamı kiraya gidiyor" şeklinde konuştu.
Gelir vergisi adaletsizliğine de dikkat çeken Karagöz, yeniden değerleme oranının altında tutulan gelir vergisi dilimleri nedeniyle maaş artışlarının daha cebe girmeden eridiğini vurguladı. Son 10 yılda en düşük memur maaşıyla alınabilen çeyrek altın sayısının 17'den 6'nın altına düştüğünü belirten Karagöz, "En az 11 çeyrek altınımız elimizden alındı" ifadelerini kullandı.
İktidarın "emekli yılı" ve "aile yılı" ilanlarına rağmen emekçilerin ve emeklilerin yoksulluğa mahkum edildiğini söyleyen Karagöz, 2026 bütçesinde kaynakların faiz ödemelerine, silahlanmaya ve sermayeye aktarıldığını dile getirdi.
Karagöz, "Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık, alışmayacağız" diyerek, ağustos ayında Hakem Kurulu dayatmasıyla sonuçlanan toplu sözleşmenin hükümsüz hale geldiğini savundu.
"2026'da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek"
Karagöz, şöyle devam etti:
"Bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor. Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük. 2026'da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek. Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret 'savunma ve güvenlik' adı altında silahlanmaya aktarılacak. Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak. Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek. Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak. Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak."
KESK üyeleri 14 Ocak'ta iş bırakacak
Maaşlara ek zam yapılması ve toplu sözleşmenin yenilenmesi çağrısında bulunan Karagöz, 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta KESK üyelerinin iş bırakma eylemi yapılacağını duyurdu. Karagöz, sözlerini şöyle tamamladı:
"Tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini; en düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı; insanca yaşamaya yetecek bir ücret, güvenceli istihdam- güvenli gelecek, demokratik- adil bir çalışma yaşamı, halktan yana bir kamu hizmeti, Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı gerçek bir toplu pazarlık sistemi için birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14 Ocak'ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz. Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir. Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir. Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim."
Açıklama sonrasında KESK üyeleri, TÜİK önünde kısa bir süre oturma eylemi yaptıktan sonra dağıldı.
Ayfer Koçak: "Emeğin değerinin açığa çıktığı bir tavrın örgütlenmesi gerekiyor"
ANKA Haber Ajansı'na 14 Ocak'ta iş bırakma eylemi hakkında konuşan KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak da şunları söyledi:
"Beklenen enflasyon oranında zam sunmak biz kamu emekçilerini yıllardır yoksulluğa doğru itiyor. Bugün gelmiş olduğumuz nokta kamu emekçileri açısından yoksulluk sınırının yarısı altında ücretlerle geçinmeye çalışırken bir tarafıyla da aslında sürekli artan zamlarla beraber alım gücümüz düşmüş durumda. Aynı zamanda biz bir tarafıyla da artık emekli olma şansımızı kaybetmiş durumdayız. Çünkü toplu sözleşme süresi içerisinde söylemiş olduğumuz en önemli taleplerimizden bir tanersi de seyyanen zamların taban aylığına yansıtılmasıydı. Ancak bu da gerçekleşmedi. Bugün geldiğimiz nokta hiçbirimiz açısından yaşamı kurtarabileceğimiz bir nokta değil. Bu bağlamda biz toplu sözleşmenin yenilenmesi talebinde bulunuyoruz.
TÜİK'in verilerinin de ne kadar gerçeği yansıtmadığını yaşam içerisinde görüyoruz. Bunun sonucunda da hep birlikte yoksullaşıyoruz. Buna 'dur' demek zorundayız. Başka şansımız yok. Biz 14 Ocak'ta iş bırakarak üretimden gelen gücümüzü göstermeye çalışacağız. Çünkü bu iktidar, bu sistem çalışanları değersizleştiriyor. Bizim ne kadar değerli olduğumuzu, hayatı üretenler olduğumuzu onlara göstermek zorundayız. Elbetteki bunun en iyi gösterilme biçimi genel grev ile gerçekleşir. Sözümüz bütün konfederasyonlara. Birlikte genel grevi örgütleme çağrısında bulunuyoruz. Bir günlük iş bırakmaları uyarı eylemi olarak görüyoruz. Bunun sonrasının genel greve doğru gitmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tüm işçi ve kamudaki konfederasyonlara, sendikara bu işin eğer böyle gitmesini istemiyorsak, yoksullaşmanın devam etmesini istemiyorsak hep birlikte bir tavrı örgütlemek zorundayız. Emeğin değerinin açığa çıktığı bir tavrın örgütlenmesi gerekiyor."
Son Dakika › Güncel › KESK'ten TÜİK'e Tepki: 'Yoksullaşmaya Son' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?