Son Dakika Haberleri: 'Mahsun Çok Büyük Laflar Ediyor!'

'Mahsun Çok Büyük Laflar Ediyor!'

11 yıl önce

Armağan Çağlayan, Mahsun Kırmızıgül'le Röportaj Yaptı; İkili Beyaz Melek Filminden Tartışılan Fotoğrafa Kadar Her Şeyi Konuştu..

'Mahsun Çok Büyük Laflar Ediyor!', System.String[]
ARMAĞAN ÇAĞLAYAN, MAHSUN KIRMIZIGÜL'LE RÖPORTAJ YAPTI; İKİLİ BEYAZ MELEK FİLMİNDEN TARTIŞILAN FOTOĞRAFA KADAR HER ŞEYİ KONUŞTU..

Başarılı televizyoncu Armağan Çağlayan, Beyaz Melek filmiyle çıkış yapan Mahsun Kırmızgül'le Vatan Gazetesi'nin Bizim Kahve eki için bir röportaj yaptı.. İşte o röportaj:

Mahsun Kırmızıgül'le röportaj yapmak için Ulus'taki film şirketinde buluşuyoruz. Doğal olarak yazıhanenin her yerini Beyaz Melek afişleri süslüyor. Eskiye oranla daha suskun, daha içe dönük biri olarak oturuyor karşımda... Aslında konuşmak istiyor... Konuşsa anlatacak çok şeyi var ama nedense frenliyor kendini... Bir otokontrol mekanizması geliştirmiş. "Söz gümüşse, sükût altındır" felsefesiyle hareket ediyor. Otokontrolünü kaybettiği zamanlarda ise sizi şaşırtacak kadar net cümlelerle çok "önemli", çok "büyük" laflar ediyor..

Çocukluğunda da film izlemeyi sever miydin?

Sinemada oynayan hiçbir filmi kaçırmazdım. Özellikle Yılmaz Güney, Kartal Tibet ve Cüney Arkın filmlerini... Diyarbakır'da teyzemler televizyon alınca onların evinden çıkmaz olmuştum. TV'deki her şeyi seyrediyordum.

İlk kez sinemaya gittiğinde kaç yaşındaydın?

16...

Hangi filmdi?

Yılmaz Güney'in Umut filmi..

O zamanlar "Bir gün bu perdede benim çekeceğim filmler gösterilecek" öngörüsü var mıydı?

Sinema hep içimde var olan bir hayaldi. Tabii bu hayalim sadece oyunculukla sınırlıydı.

Peki nasıl oturdun yönetmen koltuğuna?

Bugüne kadar çok film teklifi geldi ama bir türlü kısmet olmadı. 4 yıl bir proje üzerinde çalıştık. O da kısmet olmadı. 4 yıl koca umut ve hayallerle geçince çok üzüldüm. Sonra kendimi toparlayıp Beyaz Melek'i yazmaya başladım.

Filmin kadrosu büyük ustalardan oluşuyor. Zor olmadı mı onlara rol göstermek?

Onların öyle kompleksi yok.

Bizim gibi değiller yani...

Tiyatro kökenli insanlar komplekse sahip değil. Birinci günkü konuşmamızdan sonra teslim oldular. Ne istedimse onu yaptılar. Bana çok yardımcı oldular. Hatta üzerine çok şey kattılar. İyi ki böyle bir film yapmışım. Yüz binlere konserler verdim, Beyaz Melek'te aldığım kadar tebrik ve dua hiç almamıştım. Siz de izlemişsinizdir. Bu film başka bir şey oldu.

Bülent Hanım'ın ağlamasından zaman zaman konsantrasyon sorunu yaşadım...

Öyle mi? (gülüyor)

Biz birlikte seyrettik de... Hıçkıra hıçkıra ağladı. Dönüp Bülent Hanım'a bakmaktan filmden koptum...

Beyaz Melek'in herkesin yüreğine dokunan bir film olduğunu düşünüyorum.

Daha az eleştirilmek için mi bu kadar usta isimlere yer verdin?

Bu filmde oynayan bir çok oyuncu maalesef sinemacıların unuttuğu değerlerdi. Bu kadro ile yola çıktığımda sektördeki birçok kişi bu filmin, bu kadro ile iş yapmayacağını konuşuyordu. Ben inandığım insanlarla inandığım filmi yaptım. Umarım bu yıl ustalar, festivallerden hak ettikleri ödülleri alır.

Senin için yapılan "Yeni Yılmaz Güney" benzetmeleriyle ilgili ne düşünüyorsun?

Yılmaz Güney olmak kolay değil. Yeri dolmayacak bir sinemacı. Ama hiçbir zaman başkalarına benzemek ve onlar gibi olmak gibi bir derdim olmadı.

Bıyıklı halinle yüzleşince, "Vay be nereden nereye" diyor musun?

Sonuçta eski olan da yeni olan da benim. Pişman olduğum, "Keşke yapmasaydım" dediğim o kadar çok şey var ki... Ama sonuçta yeniyken böyle şeyler oluyor. Sen de Popstar'da jüri üyeliği yapıyorsun. Oraya gelen gençlerin tek hedefi var. Çok tanınan ünlü bir sanatçı olabilmek. Onlara "Şöyle giyin, saçını şöyle kes" diyorsun. Senin dediklerine göre davranıyorlar. Bugün yıldız olan sanatçıların hayatlarına bakın, tüm bunlar vardır.

Hep birlerine kandık yani...

Ben o birilerine kandık derken birilerini asla eleştirmiyorum. O dönem onu gerektiyordu. Kırmızı, yeşil ceket giyiyordum. Çünkü o anda bana akıl veren insan kendi gördüğü doğruları ortaya koyuyor. Doğru mu yaptık, yanlış mı yaptık? Doğru olmasa bugünlerde olmayacaktık. O yanlışları yapmasaydık, belki doğruları bilmeyecektik. Onun için bütün yanlışları başkalarına mal etmiyorum. Ben de zaman zaman çok büyük hatalar yaptım. Ama önemli olan o yanlışları geride bırakabilmek. Bizler bir ileriye bakabilsek. Toplum olarak ileriye bakamıyoruz. Burada bir problem var. Biz daha ne olduğumuzu bilmiyoruz. Zaman zaman Doğulu oluyoruz zaman zaman Batılı oluyoruz. Zaman zaman Arap oluyoruz.

İşimize geldiği gibi...

Yani... Rüzgar hangi yönden eserse, oradayız. Ama şöyle de bir şey var. Son dönemde hep insanların kötü yönlerini örnek almaya başladık. Umarım bu değişir. Umarım ben de bundan sonra daha az hata yaparım. Çünkü belli bir yaşa gelince artık hata yapma şansınız da azalıyor.

'Olgunluk çağına geldim' diyorsun artık...

Bundan sonra gerçekten zor hata yaparım.

Beyaz Melek de bu olgunluk çağının bir ürünü galiba..

Aslında bu son 5-6 yıldır hata yapmamak adına bir değişiklik vardı. Ama bazen ne yapsanız kabul etmiyorlar. Mesela Seyşeller'de klip çektim. Sonuçta İstanbul'da çek çek nereye kadar? O bile eleştiriliyor. Kardeşim, Türkiye'de bu kadar güzel yerken varken, senin ne işin var orada? Hele sen bir de Mahsun Kırmızıgül'sen... Çok önemli bir şey söyleyeceğim sana...

Nedir?

O klip çektiğim yerlerde var ya, bir zamanlar Türkiye'den giden turist sayısı yılda 1500-2000 kişi iken şu anda her yıl 80-100 bin arası insan gidiyor oralara... Önemli bir rakam yani... Çünkü insanlara bir şeyler gösteriyorsun. Görsellik çok önemli. Bu konuda hep ilklere imza attım. Kendimi sürekli olarak yeniledim. Hem sound olarak, hem görsel anlamda, hem klip olarak. Beyaz Melek'le sinemada da farklı bir şey yaptık.

Şantaj olunca kendimizi soyutlama kararı aldık

Başta bütün sanatçılar magazinin içerisinde yer alıyor. Sonra araya bir "mesafe" giriyor. Şöyle mi bakılıyor olaya: "Başta kullanılabilir ama sonrasında kullanılmasa da olur."

Yaptığınız projeyi gündeme getirmek istiyorsanız mutlaka magazini kullanıyorsunuz. Magazin de sizi kullanıyor. Tabii son 5-6 yıldır magazin Türkiye'de kabuk değiştirdi. İşin içerisinde para, reyting ve şantaj girince çok daha farklı bir boyuta ulaştı. Onun için biz de kendimizi soyutlamaya çalıştık. Açıkçası çok fazla da işin dışında gündeme gelmek istemedim. Aslında bu konuda konuşacak çok fazla bir şeyim de yok. Çünkü özelim benim özelim. Çok da iyi malzeme değilim.

Aslında onlar iyi bir malzeme olduğunuzu düşünüyorlar ki zaman zaman gerçekte var olmadığını söylediğiniz haberlerle de gündeme geliyorsunuz. Dava açıyor musunuz bu durumda?

Türkiye'de özellikle son 10 yıldır star diye dolaşan birçok sanatçı magazincilerin eteğinde... Bu ahbap-çavuş ilişkilerinden dolayı sanatçıların çok büyük zarar görüyor. Mesela ben tedbir kararı aldırdım. Bir kanalın magazin programı 2.5 yıldır adımı, soyadımı, şarkılarımı ve görüntülerimi kullanamıyor. Ama bütün sanatçılar o programlara çıkabilmek için...

Sıraya giriyorlar...

Evet aynen öyle. Bu çok acı bir durum. Hem de Türkiye'nin en sevilen sanatçıları bunlar... Zaten artık yavaş yavaş tükeniyor. Çünkü insanlar aynı şeylerden, aynı yüzlerden sıkıldı.

Ortalarda görünmemenizin nedeni bu mu? Yoksa bu stratejinin bir parçası mı?

Strateji değil, arınmak...

Yoruldun mu?

Yoruldum çünkü artık uğraşmak istemiyorum.

Ünlü olmak insanı galiba asosyal yapıyor galiba...

Yerine göre aslında. Çok da asosyal bir yaşamım yok.

Haberlerde anneme tercümanlık yapıyorum

Ortalarda yeni bir fotoğrafın dolaşıyor... (PKK bayrağı önünde çekildiği iddia edildiği fotoğrafla ilgili olarak)

Aşka Sürgün için gittiğim Kuzey Irak'ta, protokol VIP salonunda, gazetecilerin olduğu bir ortamda çekilmiş bir resim.

Fotomontaj mı?

Fotomontaj değil. Fotoğraftaki K. Irak bayrağı... Niye böyle bir şey yapıyorlar anlayabilmiş değilim. Vallahi hiçbir başarı mükafatsız kalmıyor yani... Her film yaptığımda ya da yeni kaset yaptığımda önüme çıkıyor. Herhalde bu da böyle bir şey... Yine çıktı mesela... Ya ben yola çıktığımda da çocukluğumda da hayatımda çok büyük siyaset yoktu. Çünkü abilerim apolitik adamlardı. Zaten hiçbir zaman bu topraklara gerçek anlamda hiçbir zaman barış gelmedi. Yüzyıllardır bu topraklarda çatışma alabildiğince büyüdü. Sağ-sol tartışmaları bitiyor. Türk-Kürt tartışmaları başlıyor. O bitiyor, Alev-Sünni tartışmaları yaşanıyor. Bu ülkede insanlar huzurlu değiller... Ne aydınlar ne de meclistekiler bunu çözebildi. Beni de zaman zaman bu tartışmaların içerisine çekme çalışıyorlar.

Kürt kökenli misin?

Hayır, ben Zazayım.

Dilinizi konuşabiliyor musun?

Tabii, annem ve babamla Zazaca konuşuyorum.

Annen Türkçe bilmiyor mu?

Biliyor ama çok az biliyor. Mesela yıllardır haberleri izlerken anneme ben tercümanlık yapıyorum. Çünkü Türkçe'yi çok iyi anlayamıyor.

Peki huzursuz oluyor musunuz?

Hayır. Kimse beni olmadığım bir kalıba sokamaz ama neden beni bir kalıba sokmaya çalıştıklarını da anlamıyorum. Çünkü ben öyle bir adam değilim. Ben bu ülkeyi hakikaten çok seviyorum. Her zaman şunu söyledim. Atatürk olmasaydı, ülkenin Güneydoğusu da, ülkenin Batısı da sömürgeydi. Tabii bu duruma devletin bazı yanlış politikalarıyla da gelindi. Bu da ayrı bir tartışma konusu.

Benden arabesk film bekleyenler yanıldı

Galiba senden böyle bir film beklenmiyordu...

Benden beklenen türkü söylememdi. Müzikal, daha arabesk bir film beklediler ama yanıldılar.

Beyaz Melek'ten sonra sen kendini nasıl konumlandırıyorsunuz? Bundan sonra Mahsuh Kırmızıgül'ü daha sık olarak yönetmen koltuğunda mı göreceğiz, yoksa şarkıcı olarak mikrofon başında mı?

Şarkıcı deği, ses sanatçısı ya da yorumcu diyelim.

Neden? Kötü bir şey değil ki şarkıcı olmak...

Çünkü Türkiye'de herkes şarkıcı... Orhan Gencebay, sanata ömrünü vermiş. Ona şarkıcı diyebilir misiniz? Hayır. O bir sanatçı... Sinemayla müziği birbirinden ayıramazsınız. Çünkü ikisi de sanatın en önemli iki dalı bence. Açıkçası bu yıl albüm yapmayı düşünmüyorum.

Bir film daha var mı ufukta?

Sinema benim için macera değil. Müziği sevdiğim kadar çok seviyorum sinemayı. Zaten bu kadar çok sevmeseydim, insanların beğendiği bir film olmazdı diye düşünüyorum. Bundan sonrasını düşünmedim. Tabii sinemada devamlılık esastır. Bir film yapıp kenara çekilmeyi istemiyorum. Her iki yılda bir, elimden geldiğince yapmaya çalışacağım. Her şeyi ben yapacağım diye bir kriterim de yok. Çok iyi bir senaryo gelirse, sadece oyunculuk da yapabilirim. Çok iyi senaryo gelirse "al, çek" derlerse sadece yönetmenlik de yapabilirim.



Soyunarak Buz Tutmuş Göle Atlayan Çılgın Kadın, Ayağını Kırdı Son Dakika! Zonguldak'ta Maden Ocağında Patlama: 3 İşçi Mahsur Kaldı

İYİ Parti'nin 'Asgari Ücretliden Vergi Alınmasın' Araştırma Önergesi Reddedildi