ÇEVRE ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, sel ve taşkınlardan korunmak için muhtarlardan valilere kadar herkese sorumluluk düştüğünü belirterek, "Dereler işgali kabul etmez, tecavüzü kabul etmez. Dere gasp ettiğiniz yeri tekrar geri alır. Ama 5, ama 10, ama 20 sene sonra alır, ama alırö dedi. Eroğlu, HES'ler hakkında yapılan eleştirilerin de haksız olduğunu ifade ederek, "HES'lerin olduğu vadiler çok daha güzel mekanlar haline gelecek. Uzungöl gibi turizm merkezleri olacaklar. Vatandaşların güldüğü, eğlendiği, dinlendiği mekanlar haline geleceklerö ifadesini kullandı.
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen "Doğu Karadeniz Bölgesi Heyelan ve Taşkınları Sempozyumuö Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Prof.Dr. Osman Turan Kongre Merkezi'nde başladı. Sempozyumun açılışına Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Trabzon Valisi Recep Kızılcık, Giresun Valisi Mustafa Yaman, Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, Trabzon Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu ve bilim adamları katıldı.
Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, Doğu Karadeniz Bölgesi'ndeki taşkınların hafife alınacak olaylar olmadığını belirterek, " Türkiye'nin diğer yerlerine göre 10 kat daha fazla yağış düşüyor bu bölgeye. Burada herkesin vazifesi bu taşkınlardan çevreyi korumaktır. Bunun şakaya gelir tarafı yok. Başbakanımız da talimat verdi. Bu bölgede yapılan çalışmalarda herhangi bir para sıkıntısı yoktur. 'Ne kadar dere ıslahı varsa projeleri tamamlayın, her türlü maddi destek verilecektir' dedi. Taşkınlarda erken uyarının ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Ne kadar otomatik meteoroloji ölçüm istasyonu kurulması gerekiyorsa, ne ihtiyaç varsa yerine getirilecek. Kısa vadede bu felaketten kaçınmak mümkün değil. O halde yapmamız gereken bilhassa kentsel dönüşüm çalışmaları tamamlanıncaya ve bir takım tedbirler alınıncaya kadar en azından mal ve can kayıplarını asgariye indirmek için her türlü gayreti göstermektirö dedi. Eroğlu, DSİ ve Meteoroloji'nin çalışmalarının bazı noktalarda yetmediğine de dikkat çekerek, şunları söyledi:
"Maalesef arazinin yapısı bozulmuş. Geçmişteki köklü ağaçlar sökülmüş, yerine köksüz, çay vesaire diye bitkiler dikilmiş. Bunlar heyelana sebep oluyor. Arazinin ıslahı ve ağaçlandırma çok önemli. Erozyon kontrolü çalışmalarının yapılması için büyük gayret içindeyiz. Bakanlık olarak ne yapılması gerekiyorsa yapmaya hazırız. Ama sadece biz değil, muhtarlara, belediyelere, kaymakam ve valilere ve tabii ki vatandaşa da büyük vazife düşmektedir. Ülkemizde son 20 yılda meydana gelen 501 büyük taşkında 512 kişi hayatını kaybetti, 582 bin hektarlık alan da su altına kaldı. Bunlar önemli rakamlar. 2 milyar 100 milyon ABD doları kadar zarar meydana geldi. Mal kayıpları telafi edilir ama can kayıpları telafi edilemiyor.ö
DERE GASPETTİĞİNİZ YERİ TEKRAR GERİ ALIR
Sel taşkınlarında birinci sebebin derelerin işgal edilmesi olduğunu vurgulayan Bakan Eroğlu, "Çarpık yapılaşma, dereler üzerinde bir takım çöp moloz dökülmesi, derelerin yan tarafına fen ve sanat kaidelerine uygun olmayan şekilde dereyi işgal ederek yol yapılması. Menfez, köprü gibi bir takım sanat yapılarının kaidelere uygun olmaması. Bunların çoğunun maalesef kesitleri yeterli değil. Bunun dışında heyelanların temel sebebi de arazi yapısının bozulması. 2006'daki başbakanlık genelgesi ile derelerin üzerine ve yanına yapılacak her türlü yapı kontrol altına alınmaya çalışıldı. Bakıyorsunuz kanalizasyon hattıyla dereyi kesiyor. Öyle yerler gördük ki derenin üzerine bina yapmış. Vatandaşlar da maalesef duyarsız. Muhtar, belediye başkanı ve valilerden şunu istiyorum; dere yataklarına yapı yaptırmayın. Vatandaş yazın bakıyor, 'bu dere bu kadar suyu geçiriyor' diyor. Ama felakette hayal edemeyeceği miktarda büyük su ortaya çıkabiliyor. Yapılar ve yollar arttıkça, tretuarlar asfaltla kapatıldıkça o bölgedeki düşen yağışın akışa geçen kısmı yüzde 20'den yüzde 70'e çıkıyor. Ayrıca toplanma süresi dediğimiz yağan yağmurun dereye gelmesi süresi de son derece kısalıyor. Bunun manası debinin 7 kata kadar artması, aynı zamanda kısa sürede toplandığı için sel baskını demektir. Özellikle ağaçlandırma teşkilatımıza, yerel yöneticilerimize düşen önemli vazife de ağaçlandırmadır. Muhtarlar, belediye başkanları, ne kadar fidan isterseniz, teşkilatımız bilabedel vermeye hazır. Dereler işgali kabul etmez, tecavüzü kabul etmez. Dere gasp ettiğiniz yeri tekrar geri alır. Ama 5, ama 10, ama 20 sene sonra alır, ama alırö diye konuştu.
Taşkın önleme konusunda önemli çalışmalar yaptıklarını da vurgulayan Veysel Eroğlu, "İlk görev DSİ'ye düşüyor. Derelerin ıslahı, karayolları, özel idare ve belediyelerin de dere kesitini daraltan sanat yapılarının kaidelere ve tekniğe uygun hale getirmeleri gerekir. 2003 - 2010 yılları arasında özellikle sadece 43 tane taşkın korum maksatlı baraj yaptık. 194 barajın 43'ü taşkın koruma amaçlıdır. 549 adet dere ıslahı gerçekleştirdik. Doğu Karadeniz'de 471 taşkın koruma tesisini tamamladık. 14 bin 302 hektarlık alanı taşkından kurtarmışız. 709 adet de meskun mahalin taşkından korunmasını sağladık. Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele seferberliği başlattık. Son 3 yılda 2 milyon 300 bin hektarın 1.5 milyon hektarını tamamladık. 2011 yılında 480 bin hektarlık alanda çalışma yaparak 300 milyon fidanı toprakla buluşturacağız diye BM'ye taahhütte bulunduk. İnşallah bunu kısa zamanda gerçekleştireceğizö dedi.
3 TANE HES'İN ANLAŞMASINI İMZALAMADIM
Bakan Veysel Eroğlu, toplantının ardından bakanlığı bağlı genel müdürlüklerin çalışmalarının anlatıldığı serginin açılışını yaptı. Eroğlu, burada basın mensuplarının hidroelektrik santralleriyle ilgili sorularını yanıtladı. Eroğlu, HES'lerin hiçbir şekilde çevreyi kirletmesinin söz konusu olmadığını ifade ederek, "Suyun türbinlere zarar vermemesi amacıyla suyun içinde taş ve topraklar çökertildiği için HES'lerden çıkan su son derece temizdir. Hiçbir şekilde kirlenmesi söz konusu değildir. Ahşap su değirmenleri vardı eskiden, şimdi onun paslanmaz çelikten yapılanını düşünün. Suyun gücünü alıyor, daha temiz şekilde suyu dışarı veriyor. Ben ilim adamıyım. Bu işlerle ilgili 40 yıldır çalışıyoruz. Vatandaşlarımız emin olsun. Hiçbir şekilde minerallere de zarar vermez. Ama maalesef Türkiye'de enerjiden pay alan bazı HES'ler, temiz enerji sektörünün dışındaki bazı firmaların tahrikleri, bazen samimi çevrecilerin bilmeden bu işe karşı çıkmaları neticesinde HES'lere karşı bazı vatandaşlarımızdan tepki var. Bu doğru değil. Bizim derelerde tersip bentleriyle yapmak istediğimiz suyun kontrolünü bu firmaların yaptığı regülatör ve göletlerle sağlıyoruz. HES'lerin çevreye zarar vermesi söz konusu değil. Zaten çevreye zarar verenlere de müsaade etmiyoruz. Geçen gün 3 tane HES'in su kullanım anlaşmasını imzalamadım. Dolayısıyla HES'ler taşkınların korunmasında faydalıdırö dedi.
KUYRUKLU YALANLAR
HES'ler konusunda çok fazla yalan söylendiğini vurgulayan Eroğlu, "O kadar yalan söylüyorlar ki. 'Türbinden çıkan su zehirlidir, ağaçları bile kurutur' diyorlar. Bu son derece kuyruklu yalandır. Hiçbir literatürde böyle şey olamaz. Türbinde sadece kanatçıklar vardır. Su daha kirli olarak gelir ve daha temiz olarak çıkar. Dereleri kurutacak iddiası var. Fazla zarar verecek suyu türbinden getirip enerjisini kırıyor. Dereleri kurutması söz konusu değil. Burada size özel projeyi de açıklayayım. Çalışma grubu kurduk. Trabzon ve Rize'de birer dere için talimat verdik. Bütün birimler hepsi çalışma yapıyor. HES'lerden önce derenin vaziyeti neydi, HES'lerden sonra dere ne olacak. Vatandaşlarımıza bunu göstereceğiz. Uzungöl korumamız altında nereden nereye geldi. İnşallah Trabzon'da da şimdilik bir dereden başlayacağız, HES'lerin çevreyi tahrip etmediğini, hatta HES'lerden sonra vadinin çok daha mükemmel olduğunu ve turizm için merkez olacağını göstereceğiz. Bunu bizzat vatandaşa göstererek kanıtlayacağızö dedi. Eroğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ben şu sözü veriyorum. Burada kesinlikle çok hassas şekilde davranıyoruz. HES'lerin olduğu vadiler çok daha güzel mekanlar haline gelecek. Uzungöl gibi turizm merkezleri olacaklar. Vatandaşların güldüğü, eğlendiği, dinlendiği mekanlar haline gelecek. Mayıs ayında hep beraber bunun temelini atacağız.ö
Bakan Eroğlu, "Kültür Turizm Bakanı HES'lerin turizm anlamında çevreye zarar verdiğini ifade etti. Bu konuda ne düşünüyorsunuzö şeklindeki bir soruya da, "Kültür ve Turizm Bakanımızın öyle söylediğine inanmıyorum. Söylediyse de, çevreden, temiz enerjiden ve tabiatın korunmasından sorumlu olan bakan benim. Dolayısıyla benim ne söylediğim önemli. Kendisi kültürle turizmle ilgili çok değerli bir bakanımız. Onlarla ilgili söylesin. Biz DOKAP adıyla bir projeyi başlattık. Biz bu bölgedeki yayla turizmini geliştirmek için çalışıyoruz ve bu konuda da çok hassasızö dedi.
32 ÖĞRENCİ GÖZALTINA ALINDI
Bu arada Bakan Veysel Eroğlu'nun toplantı yaptığı salonuna yürümek isterken gözaltına alınan öğrencilerin sayısının 32 olduğu öğrenildi. Öğrencilerin 2911 sayılı Gösteri ve Yürüyüş Kanunu'na Muhalefet suçundan gözaltına alındığı ifade edildi.
Son Dakika › Politika › Bakan'dan İlginç HES Yorumu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.