Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim sırtımızda sorumluluk küfesi var. Biz hizmet ediyoruz, halkımızla kucaklaşıyoruz çünkü sizi Allah için seviyoruz. Biz bu ülkede barış için varız. Biz bu ülkede barışın sigortasıyız" dedi.
Başbakan Erdoğan, Güneysu'dan Ayder'e giderken Çamlıhemşin'de de vatandaşlara hitap etti. Rizelilerin eğitim ve sağlık alanındaki tüm ihtiyaçlarının Rize'de karşılaması için yapılan çalışmaları anlatan Erdoğan, çay üreticisinin 10 yılda büyük mesafe kat ederek, çay çeşitliliğini artırdığını, iktidarları döneminde çayın ihraç ürünü olduğunu, israf ekonomisinden verim ekonomisine geçildiğini söyledi.
Türkiye'nin refahına ve huzuruna kast edenlere birlik ve beraberlik içerisinde anında cevap verilmesi gerektiğine işaret eden Erdoğan, Güneysu'dan Ayder'e giderken vatandaşlara seslendiği ilçelerde bu birlik ve beraberliğe şahit olduğunu söyledi.
"Ağzı olan konuşuyor, sırtında kimsenin sorumluluk küfesi yok" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Ama bizim sırtımızda sorumluluk küfesi var. Biz hizmet ediyoruz, halkımızla kucaklaşıyoruz çünkü sizi Allah için seviyoruz. Biz bu ülkede barış için varız. Biz bu ülkede barışın sigortasıyız.
Adeviyye'de, Rabia'da, Mansuriye'de, İskenderiye'de o yavruların üzerinde molotofkokteyli, silah yoktu, Esma'nın elinde molotofkokteyli yoktu, tankın karşısındaki gencin elinde molotofkokteyli yoktu. Esma'nın sniper silahlarıyla keskin nişancılar tarafından, 17 yaşındaki yavrumuzun nasıl şehit olduğunu gördünüz değil mi? Suriye'de 200'e yakın yavrunun, sabinin vücutlarında mermi var mıydı? Kan var mıydı? Kimyasal silahlarla onları şehit ettiler. Nerede dünya, nerede BM Güvenlik Konseyi? Daha neyi bekliyorsunuz? Daha ne kadar sürecek bu? İşte biz onun için diyoruz ki her firavunun bir Musası vardır. Dolayısıyla Musaları göreve davet ediyoruz."
-"İadeli taahhütlü olarak geri gittiler"
Partili gençlerin "Rizeliler burada, çapulcular nerede" tezahüratları üzerine Erdoğan, "Çapulcular Rize'yi karıştırmak istediler, Rize'ye girmek istediler, ne oldu? İadeli taahhütlü olarak geri gittiler, değil mi? Trabzon'da, Giresun'da, Ordu'da, Samsun'da ne oldu? Hiç. Çırpınırdı Karadeniz, evelallah çırpındı ve bunları defetti. Huzurumuza, refahımıza kast edenlere halkımız direnişini gösterdiği zaman bunlar gelip de barınacak yer bulamazlar" değerlendirmesinde bulundu.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'de hukukun dışına çıkanlara devlet olarak hukuk içerisinde gereken cevabı vereceklerini belirtti. Tencere tavanın özgürlük değil kamu düzenini bozmak olduğunu söyleyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kim tencere tava çalıyorsa hemen savcılığa müracaatları rica olunur. Çünkü bu, kamu düzenini bozmaktır. Sen, beni gece yarısından sonra rahatsız edemezsin. Buna hakkın yok. Bir şey yapmak istiyorsan, gösteri, yürüyüşünü yap, müracaatını yap. Çık konuş, git ne diyeceksen de. Ne konuşacaksan konuş. Ama bizi gece yarılarında rahatsız etme.
Bu ülkede, kimsenin yaşam şartına, koşuluna kimsenin karışmaya hakkı yok. Bunların teminatı biziz ve biz bunun için varız. Herkes istediği gibi giyinir, yer, içer. Bunun güvencesi, teminatı biziz. 10,5 yıl geçti. 10,5 yılda ne değişti de şimdi kalkıyorlar, 'Bizim yaşam koşullarımıza müdahale ediyorsunuz' diyorlar. 10,5 yıl önce Türkiye'nin milli geliri neydi, bugün Türkiye'nin milli geliri ne? Kişi başına milli gelir 3 bin 500 dolardı, şimdi 11 bin dolara ulaştı. Dünyanın en büyük 26'ıncı ülkesiydik, şimdi 17'nci büyük ülke olduk."
Türkiye'nin artık G-20 ülkeleri içerisinde yer aldığını, önümüzdeki ay Rusya'da yapılacak G-20 Zirvesi'ne katılacağını, ekonomideki gelişmelerin, Suriye'nin ve Mısır'ın da orada konuşulacağını belirten Erdoğan, "Daha önce buralarda yoktuk, şimdi varız. Birileri güçlü Türkiye istemiyor. Güçlü Türkiye'yi hep beraber kuracağız. Yeter ki siz aranıza fitne, nifak sokmayın. Aranıza nifak tohumu ekmek isteyenlere fırsat vermeyin. Birbirimizi Allah için sevelim" diye konuştu. - Ankara
Son Dakika › Politika › Başbakan Erdoğan Rize'de - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.