TÜRKİYE Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, bu ülkenin onurunun Mavi Marmara olayındaki kadar kırılmadığını belirterek, "Ama iki tane WikiLeaks belgesi çıktı ortaya, hemen İsrail'le arayı düzeltmek için çareler arıyor. Gözbebeğimiz Haydarpaşa Garı yanarken çare ve çözüm bulamayan Başbakan, İsrail'e iki yangın söndürme uçağı yolladı hemen. Sonrasında Netenyahu ile hemen telefon trafiği başladı. Bu korku ne, bu endişe ne? Zaafların, endişelerin, korkuların varsa, dışarıdan birileri yakana yapışmışsa o koltukta oturamazsın. Senin telaşın, kaygın, bu milletin onurunun kırılması için bir vasıta olamaz. Boşalt orayı" dedi.
"Dokunulmazlığı olmayan iki insan nasıl kucaklaşabiliyor"
Abdüllatif Şener, partisinin Trabzon'da düzenlenen bölge il başkanları toplantısına katılarak bir konuşma yaptı. Şener kürsüye çıkınca, izleyiciler arasında bulunan ve Rize'nin Güneysu ilçesinden gelen Mehmet Ali Sancaktutan isimli partili ayağa kalkarak, "Sayın Başkanım, konuşmaya korkuyoruz. Hemen susturmaya, sindirmeye çalışıyorlar. Siz de başa geldiğinizde aynısını mı yapacaksınız? Sizin yanınıza da vatandaş yaklaşamayacak mı?" dedi. Şener, Sancaktutan'ın yanına gelerek kendisine sarılması üzerine, "Dokunulmazlığı olmayan iki insan nasıl kucaklaşabiliyor görüyorsunuz. Ama ayrımcılık, bölücülük, siyasetin içinde. Milletvekillerinin, bakanların dokunulmazlığı var. Vatandaşların, yani asillerin dokunulmazlığı yok. Ayrımı, bölücülüğü baştan yapmışlar. Asiller mi önemli, vekiller mi önemli? Asillerin dokunulmazlığı yoksa işin kıymeti olmaz. Güneysulu hemşehrimle anlaştık, kucaklaştık. Çünkü ikimizin de dokunulmazlığı yok" ifadesini kullandı.
"Dünyanın en yüksek işsizliği Türkiye'de"
Şener ülkenin iyi yönetilmediğini de ifade ederek, "Ülkenin en temel derdi yönetim sorunudur. Siyaset insanların dertlerini çözmek için vardır. Şu siyaset anlayışı ve yönetim biçimiyle siyaset sürekli sorun üretmektedir. Siyasi partilerin liderleri, kini, nefreti, düşmanlığı ve ayrışmayı birbirlerine hakaret yağdırarak derinleştirmektedirler. Sanki bu ülkeyi paramparça etmeye çalışan bir siyaset tarzı bugün Ankara'da varlığını devam ettirmektedir. Bu bir felakettir. Siyasetin ürettiği sorunlar yüzünden her şey tersine gidiyor. Gürültüyle yolsuzlukların üzerini kapatmaya çalışan siyasi iktidar ekonomiyi de yanlış yönetiyor. 'Düşüyor' dedikleri işsizlik Cumhuriyet tarihinin en yüksek rakamında. Dünyanın en yüksek işsizliği Türkiye'de. Başbakan 'elbette işsizlik olacak' diyor. Bir ülkede Başbakan bunu diyorsa o ülke bitmiş, o iktidarın vakti dolmuş demektir. Tarımı bitirdi, emekliyi tüketti. Son 40 senedir emeklilere en fazla maaş artışını yapan Maliye Bakanı benim. Refahyol'da yüzde 120 maaş artışı yaptık, 2002'de göreve gelince de yüzde 50'ye varan zam yaptık. Sonra Başbakan çıkmış, benim başında bulunduğum komisyonun yaptığı çalışmayla verilen zammı da içine katarak 'şu kadar zam yaptık' diyor. Sayın Başbakan; o zaman sen yoktun. Milletvekili de, Başbakan da değildin. İşi ben toparladım. Sen geldiğinden beri emekliye hiç bir şey vermedin. Hayat pahalılığının altında ezdin" dedi. Şener sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu ülkede ekonomi yabancı ülkelerin ihtiyaçlarına göre yapılanıyor. Türk çiftçisi için değil, yabancı ülkelerin çiftçileri için çalışılıyor. Bu ülkenin işsizi için değil, yabancı ülkelerin işsizleri için çalışan bir Başbakan ve iktidar görevdedir. STK'lar susturulmuş, herkes dinlenilme korkusuyla susturulmuş, medya sindirilmiş, arada bir protesto eden, özgürce düşüncesini açıklamak isteyen vatandaşın üzerinde de baskı, cop, biber gazı, tazyikli su sıkıyor. 'Kimse yanlışlarımı öğrenmesin ve bana oy atmaya devam etsin' istiyorlar. En fazla parayı iki kesim kazanıyor. İktidarla işbirliği halinde olan yandaşlar kazanıyor. Bir de yandaşların işbirliği yaptığı yabancılar kazanıyor. Başbakan her şeyi satmayı planlıyor. Nerede kar varsa oraya koşuyor. İnşaat sektörü neden devletleştirildi. Diğer sektörler özelleştiği zaman, inşaat sektörü devletleştiği zaman soygunla talanla kazanabiliyorlar."
"Haydarpaşa Garı yanarken çare bulamadı, İsrail'e uçak yolladı"
Abdüllatif Şener, ülkenin onurunun Cumhuriyet tarihinde Mavi Marmara olayı kadar kırılmadığını ifade ederek, "Ama iki tane WikiLeaks belgesi çıktı ortaya, hemen İsrail'le arayı düzeltmek için çareler arıyor. Gözbebeğimiz Haydarpaşa Garı yanarken çare ve çözüm bulamayan Başbakan, İsrail'e iki yangın söndürme uçağı yolladı hemen. Sonrasında Netenyahu ile hemen telefon trafiği başladı. Bu korku ne, bu endişe ne? Zaafların, endişelerin, korkuların varsa, dışarıdan birileri yakana yapışmışsa, o koltukta oturamazsın. Senin telaşın, kaygın, bu milletin onurunun kırılması için bir vasıta olamaz. Boşalt orayı" dedi.
"Mezardakilerin bile paralarını harcıyor"
İktidarın eski iktidarlardan bir farkı olduğunu ifade eden Şener şunları söyledi: "Bu iktidarın eski iktidarlardan farkı var. Bütün hükümetler sadece yaşayanların cebindeki paraları vergi diye topluyordu, bu iktidar doğmamış çocukların henüz kazanmadığı paraları bile harcıyor, mezardakilerin bile paralarını harcıyor. Özelleştirmeler mezardakilerin kazandıklarıdır, biriktirdikleridir. IMF'ye borcumuz azaldı diyor ya; inanmayın. Toplam borcun ne oldu? Alacaklıların arasındaki biri azaldı diye, vatandaşı kandırma. Diğer alacaklılara borcun arttıysa içinden birini seçip borcum azaldı diye vatandaşı kandıramazsın. Cumhuriyet tarihi boyunca biriken borç stoku bu dönemde ikiye katlandı. İç ve dış borç stokları arttı. Kim ödeyecek bu borçları? Harıl harıl borçlanıyorsun. Doğmamış çocuklar ödeyecek. Yağmalanacak bir şey göster, bitirir işini hemen. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Örtülü ödeneği de kaldıracağız. Hiç belge, evrak olmadan, ister harcasın ister harcamasın devletin bir katrilyon lirasını alabilir mi? Dünyanın neresinde var böyle bir usul. Biz ABD'den, Almanya'dan, Japonya'dan daha mı zengin ülkeyiz. Var mı oralarda Başbakanın böyle bir yetkisi. Sadece Türkiye'de var ve çivisi çıkmış vaziyette."
Son Dakika › Politika › Hükümete İsrail Eleştirisi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.