CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e, "Başbakan'ın, 'yürütme olarak yargının karşısına dikiliriz' sözüne katılıyor musunuz?" diye sorarak, "Siz de yargının karşısına dikilecek misiniz dikilmeyecek misiniz? Dikilecekseniz eyvallah, dikilmeyecekseniz, 'yargıya müdahale etmeyin' diye konuşmak zorundasınız" dedi.
Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grubu'nda yaptığı konuşmada, 17 Aralık'ta, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk operasyonu yapıldığını savundu.
"Seçimlere 3 ay kala eğer böyle bir operasyon yapılıyorsa bu bize karşı kurulmuş kumpastır" denildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, "Halkı kandırıyorlar. Bu operasyon 14 ay önce başlatılan operasyondur. Kendileri söylüyorlar, bir ihbar mektubu gelmiş, devletin bütün katlarına cumhurbaşkanından Maliye Bakanlığı'na kadar gitmiş. Bakmışlar ihbar ciddi, araştırmış, soruşturmuş, mahkemeden karar almış, bazılarını dinlemişler, fotoğraf çekmişler, belgelemişler. Olay çok büyük. Sonra düğmeye basıldı. 17 Aralık'ta belli kişiler gözaltına alındı" diye konuştu.
Daha sonra doğrudan Başbakan'a verilen 18 Nisan 2013 tarihli MİT raporunun çıktığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bakanların Zarrab ile ilişkisi ortaya çıkarsa hükümet zor durumda kalır" denildiğini öne sürdü. Kılıçdaroğlu, "Başbakan'a soruyorum, 18 Nisan'da bu rapor önüne konulduğunda, o bakanları çağırıp acaba hiç konuştun mu, bunların çocuklarını konuştun mu? Konuşmaz. Neden; talimatı veren o. Çete reisi zaten" ifadesini kullandı.
-"Sen sabahtan akşama konuşuyorsun"
Kılıçdaroğlu, dünyada, sağlıklı işleyen bir demokraside yolsuzluk ortaya çıktığında, halkın vicdanını dinleyen bütün siyasilerin, "Yolsuzluk mu var, sonuna kadar gidin, kime ulaşırsa ulaşsın, biz bu yarayı kesip atalım, toplumu çürütmeyelim" dediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, sözlerini söyle sürdürdü:
"Bunlar ne yaptılar: Olay ortaya çıktığında önce paniklediler, arkasından 'devletin içinde çete var' dediler. Polisleri, bürokratları, savcıları görevden aldılar. Yetmedi, 'polis madem hırsızları yakalayacak, yönetmeliği değiştirelim, önce hırsıza haber versin' dediler. Yürütme organı, doğrudan yargıya müdahale ederek savcılığın elini kolunu bağladı, talimat verdiler. Eğer hırsıza haber verirseniz sonucu bu olur. Yönetmeliği değiştirdiler, HSYK 'bu doğru değil, yargıya müdahale' dedi. Kıyamet koptu, 'vay efendim nasıl konuşulur.' Sen sabahtan akşama konuşuyorsun, senden mi izin alacak?
-"Yolsuzluğun boyutu 247 milyar"
Kılıçdaroğlu, yolsuzluğun boyutunun 247 milyar lira olduğunu öne sürerek, bu parayla yapılabilecekleri anlattı.
TÜİK verilerine göre Türkiye'de iş arayan 2 milyon 831 bin kişiye, 8 yıl süreyle asgari ücret üzerinden para ödenebileceğini belirten Kılıçdaroğlu, atama bekleyen 300 bin öğretmenin göreve başlatılarak, 30 yıl süreyle ücret ödenebileceğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, 9,5 milyon emekli bulunduğunu anımsatarak, her emekliye 25 bin lira ikramiye verilebileceğini anlattı.
Kılıçdaroğlu, bu parayla 6 GAP, 30 Marmaray yapılabileceğini ifade ederek, "Erdoğan'ın neden bu kadar telaşlandığını daha iyi anladınız. Niye telaşlanıyorsun, bir pisliğe bulaşmadıysan hiç telaşlanma. Neden korkuyorsun, telaşın ne?" dedi.
-Yargıyla ilgili açıklamalar
Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Şubat 2012'de "Militan yargı dönemi sona ermiştir. Zira bu ülkede 12 Eylül 2010'dan sonra millet idareye, yargıya el koymuştur"; 29 Aralık 2013'te "HSYK konusunda yanlışlık yaptık. Eğer şu anda anayasayı değiştirecek güce sahip olduğumuz anda bu yetkiyi değiştirmek durumundayız" dediğini söyledi.
Erdoğan'ın 21 Nisan 2009'da "Yargı yetkisi Türk milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. Bırakalım yargı, hukuk işlesin, bırakalım ak ile kara ortaya çıksın" ifadesini kullandığını anlatan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın 27 Aralık 2013'de ise "Egemenlik kayıtsız şartsız yargının değildir. Egemenliği milletin elinden alıp, egemenlik yetkisini kullanmak bana aittir diyen yargı, bunun da hesabını vermelidir" dediğini belirtti. Kılıçdaroğlu, "Adam cahil. Çünkü egemenlik hakkı millete aittir doğru ama anayasa, egemenlik ilgili organlar eliyle kullanılır der. O ilgili organları da yasama, yürütme, yargı diye sayar. Yargı için de Türk milleti adına karar verir diyor. Güçler ayrılığı ilkesini bilmeyecek kadar cahil olan bir adamın, başbakanlık yapması bu ülkede ayıp değil mi?" görüşünü savundu.
-"Konuşmak zorundasın"
Erdoğan'ın, 21 Aralık 2013'te "Yürütme olarak yargının karşısına dikiliriz" dediğini öne süren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Anayasanın 8. maddesi yürütme organını tanımlarken cumhurbaşkanından başlıyor. Sayın Cumhurbaşkanı'na soruyorum, yürütme olarak yargının karşısına dikiliriz sözüne katılıyor musunuz katılmıyor musunuz? Siz de yargının karşısına dikilecek misiniz dikilmeyecek misiniz? Dikilecekseniz eyvallah, dikilmeyecekseniz siz kalkıp 'yargıya müdahale etmeyin' diye konuşmak zorundasınız.
12 Ekim 2010'da, '12 Eylül refarandumunda gerçekleşen anayasa değişikliklerinin, özellikle HSYK yapısındaki değişikliğin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha öğrendik' diyor. 27 Aralık 2013'de 'Yetkim olsa, HSYK'yı yargılarım' diyor. Senin o yetkin olamaz, sen yargılama yapamazsın, yargılamayı hakimler yapar. Bir gün o hakimlerin karşısına çıkacak mısın; eğer bu ülkede temiz siyaset gerçekleşecekse çıkacaksın.
Senin en yakınındaki adam, 'milli orduya kumpas kuruldu' derken yüzün kızardı mı? Kendi milli ordusuna kumpas kuran, halkına da kumpas kurar. Senin yaptığın halkına kumpas kurmaktır. Bir söylediği ile diğer söylediği arasında 180 derece fark olan dünyada başka bir başbakan yoktur. Hayatımda bu kadar 180 derece farklı konuşan bir başbakan görmedim."
-"Sinek uçsa duyuyor"
Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, kendisine yönelttiği 16 soruyu duymadığını öne sürerek, "İşine gelmiyor. Yoksa sinek uçsa duyuyor, telefonlarımızı, konuşmalarımızı dinliyor, kendisine düzenli rapor gidiyor, şuraya, buraya gitti, şunu konuştu diye. Biz korkmuyoruz, verilmeyecek hesabımız yok" dedi.
"Banka Genel Müdürü'nün evinde, ayakkabı kutusuna 4,5 milyon doları çeteler mi koydu? Yok. O helal para mı? Helal paranın ayakkabı kutusunda ne işi var? Bunu sormayacak mıyız?" diyen Kılıçdaroğlu, "Bakan çocuklarının yatak odalarında boy boy para kasası var. Bunları da çeteler mi yerleştirdi? Para sayma makinaları var, sanki mübarek banka şubesi açmış orada. Emin olun hiçbir bankada 7 kasa yoktur" dedi.
Kılıçdaroğlu, sözlerini, "Tutturmuş bir çete, çete var diyor. Bir çete var gerçekten. Çeteyi görmek istiyorsan topla Bakanlar Kurulu'nu çete orada. Dört tane adam. Bir de reisi görmek isteyebilirsin. Getireceksin ayna, çete reisini göreceksin" diye sürdürdü.
(Sürecek)
Son Dakika › Politika › Kılıçdaroğlu: 'Yargıya müdahale etmeyin' - - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.