MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan'ın 'Seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz' sözlerini eleştirerek, "Sizin gözünüzde, mesela partimizin İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan seçilmiş değil midir? Lütfen çelişkiye dikkat buyurunuz. Çilelere, zorluklara, hak mahrumiyetlerine ram olmuş milletin vekilleri bırakın atanmışlara kul olmayı, özgürlüklerini kaybetmişler, mahkumiyetin sillesini yemişlerdir" dedi.
Bahçeli, partisinin grup toplantısında, 'MİT mensuplarının veya belirli bir görevi ifa etmek üzere kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilenlerin, görevlerini yerine getirirken işledikleri suçlardan dolayı soruşturulmalarının Başbakanın iznine bağlayan' yasal düzenlemeyi eleştirdi.
12 Eylül referandumunda daha fazla hukuk propagandasının esas ve öz olarak maksadının bugün net olarak gün yüzüne çıktığını belirten Bahçeli, "Hatırlarsınız, 1982 Anayasasının, darbecileri muhafaza altına alan ve hukuki zırha büründüren geçici 15'nci maddesi kaldırılırken, Başbakan kimsenin dokunulmaz olmadığını söylemişti. Bugün ise kendi hükümeti, yeni bir geçici 15'nci madde tesis etmiş ve bu defa yeni dokunulmazlar listesi hazırlamıştır. Darbecileri koruma altına alan hüküm ve uygulamanın farklı bir
versiyonu MİT Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle yeniden belini doğrultmuş ve ayağa kalkmıştır. AKP, bir yanda 'vesayetten kurtuluyoruz' çığlıkları atarken, diğer yanda kalıcı bir vasiliğin kitabını yazmıştır" şeklinde konuştu.
Bu kapsamda Başbakan Erdoğan'ın 'hiçbir zaman seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz' sözlerinin de boşlukta kaldığını ve inandırıcılığını tamamen yitirdiğini
belirten Bahçeli, "Sizin gözünüzde, mesela partimizin
İstanbul Milletvekili Sayın Engin Alan seçilmiş değil midir? Lütfen çelişkiye dikkat buyurunuz, çilelere, zorluklara, hak mahrumiyetlerine ram olmuş milletin vekilleri bırakın atanmışlara kul olmayı, özgürlüklerini kaybetmişler, mahkumiyetin sillesini yemişlerdir" diye konuştu.
Yetkisini milletten alan vekillerin uydurulmuş ve hala sonuca ermemiş darbe iddialarıyla köşeye sıkıştırılmalarına ve hayasızca hürriyetlerine tecavüz edilmesine hukuk denilemeyeceğini belirten Bahçeli, "Ucu size dokunan yargısal süreci akamete uğratmak maksadıyla yapmadığınızı bırakmayacaksınız ve sayısal çoğunluğunuza güvenerek Gazi Meclisimizi seferber edeceksiniz, sonra da çıkıp hafta sonunda İstanbul'da yaptınız konuşmanızda, 'biz bu ülkede gayrı meşruluğa izin vermeyeceğiz' diyerek sözüm ona
tavizsiz olduğunuzu göstermeye çalışacaksınız. Sorarım size, basiretiniz, düşünme yeteneğinizi, yanlışı doğrudan ayırma ferasetinizi mi kaybettiniz? Şunu bilin ki, gayrı meşruluk, gayrı millilik ve gayrı ahlakilik ancak AKP'nin sıfatıdır, AKP'nin maharetidir ve AKP eseridir" diye konuştu.
"İKTİDAR ADALET DUYGUSUNUN ÜZERİNE TÜY DİKMİŞTİR"
Yargının güvenirliğini AK Parti vasıtasıyla toptan kaybettiğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:
"Zira MİT-AKP-KCK- PKK arasındaki ilişkilerin somutlaştı ve bununla ilgili güçlü delillerin bulunduğu savcılık tarafından ileri sürülmesine rağmen, kuşkuların giderilmesi yerine iddiaların örtbas edilmesi başka türlü açıklanamayacaktır. Dün itibariyle MİT görevlileri hakkında verilen yakalama kararı kaldırılmış ve muhtemelen soruşturma dosyasının karartılması için düğmeye basılmıştır. Başbakan Erdoğan yalnızca özel yetkilendirdiği bürokratları korumakla kalmamış, İmralı, Kandil ve KCK üçgenindeki
rezaletlerin de üstünü örtmüştür. Savcılar, KCK soruşturması kapsamında 'elimizde güçlü deliller var, kimse yargıdan üstün olamaz, hiçbir kurum tabu değildir, herkes hukuk önünde eşittir' diye feveran etse de, bunların AKP bağlamında cevap bulması ve makul karşılanması mümkün olmamıştır. Bu yüzden iktidar hukukun başına çorap örmüş, adalet duygusunun üzerine tüy dikmiştir."
RASMUSSEN'İN ZİYARETİ
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, konuşmasında NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen'in Türkiye ziyaretine de değindi. Rasmussen'in, 'devletin zirvesiyle kucaklaştığını, AKP ile hasret giderdiğini ve soru işaretleriyle dolu bir gündemi arkasında bırakarak ayrıldığını' savunan Bahçeli, şunları söyledi:
"Gelişmelerden hem Suriye, hem Afganistan hem de küresel projeler kapsamında Türkiye'ye yeni görevler düşeceği neticesi çıkmaktadır. Bu itibarla, AKP'nin sırtı sıvazlanmış, eli tutulmuş ve ağzına bir parmak bal çalınmıştır. Görüldüğü kadarıyla Türkiye; çevre, koridor, ileri karakol, terminal, model ve stratejik ortak tanımlamalarından sonra, şimdi de NATO'nun merkez ülkesi haline gelmiştir.
Merakımız, ülkemizin ne tür Saiklerden ve bilmediğimiz hangi özelliklerinden dolayı 28 üyeli NATO'nun merkezine yerleştiği ve bu sıfatı elde ettiğidir. Peygamberimize hakaret eden zihniyetin taltif ve ödüllendirmesiyle AKP, NATO'da yeni bir korum elde etmiştir."
"AKP, NATO ARACILIĞIYLA ADIM ADIM İSRAİL'LE AYNI SAFA GELİYOR"
Bahçeli, Kürecik'te kurulan erken uyarı radarının, NATO bünyesinde değil, ABD ile sağlanan ikili ittifakla hayata geçirildiğine vurgu yaparak, "Türkiye'nin dolaylı ya da doğrudan bir şekilde üye olmasa da, NATO üyesi ülkelerin güzergahında bulunmasından ötürü, İsrail'i olası İran füzelerine karşı korumaya ve güvenceye aldığı kendiliğinden ortaya çıkmıştır. Meselenin bir başka noktası da İsrail'in NATO üyesi olabilmek için yoğun çaba sarf etmesi ve NATO Genel Sekreteri'nin ülkemize gelmeden önce bir
güvenlik konferansına katılmak bahanesiyle bu ülkeye uğraması olmuştur. AKP, NATO aracılığıyla, adım adım İsrail'le aynı safa ve hizaya girmekte ve yan yana gelmektedir" diye konuştu.
NATO Genel Sekreteri Rasmussen'in NATO'nun Suriye'ye müdahale düşünmediğini, bölgesel bir çözümün yanında durduklarını belirttiğini hatırlatan Bahçeli, Rasmussen'in, sarf ettiği düşünceleriyle AK Parti'yi Suriye'ye zımnen teşvik ettiğini ve istikamet çizmeye çalıştığını savundu. Bahçeli, şunları kaydetti:
"Kaldı ki, Dışişleri Bakanı'nın Suriye'den sorumlu bakan gibi hareket etmesi, Atlantik'in karşı kıyısıyla BOP'u uygulamak için coşku içinde sarmaş dolaş olması ve sürekli Esad yönetimini hedef alması bir bakıma müdahale niyetlerinin ısınma turları olarak görülmelidir. Bu arada BM Genel Kurulu, Esad karşıtı bir kararı da oylamış ve kabul etmiştir. Endişeyle izliyoruz ki, Suriye konusunda son virajlar dönülmekte ve son hamleler yapılmaktadır. Arap Birliği, geçtiğimiz hafta Kahire'de skandal bir karara imza
atarak, Suriye'ye uluslararası bir gücün gönderilmesini istemiştir. ve bu ülkeyle her türlü diplomatik ilişkinin kesilmesi Birlik tarafından onaylanmıştır. Gidişat her açından tehlikeli ve her şeye gebedir. Anlaşıldığı kadarıyla, önümüzdeki günlerde Tunus'ta yapılacak olan 'Suriye'nin Dostları Konferansı'nda, Esad'a yeniden görevi bırakması konusunda telkin ve çağrıda bulunulacaktır. Bu konuda AKP, sorgulanması gereken bir biçimde aktiftir ve BOP'un taşeron ülkeleriyle, başta Katar olmak üzere iç içe ve
yanak yanağadır. Maksat ise Suriye'nin bölgesel dinamiklerle ve müdahalelerle devrilmesidir. Korkumuz, önümüzdeki bahar aylarında, bölücü çevrelere, Ortadoğu'daki gelişmelerin emsal teşkil edebileceğidir." - ANKARA
Son Dakika › Politika › MHP Meclis Grup Toplantısı...(2) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.