'Senin Gibi Muhalefete Can Kurban' - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

'Senin Gibi Muhalefete Can Kurban'

\'Senin Gibi Muhalefete Can Kurban\'
16.02.2010 13:05

Deniz Baykal'ı Eleştiren Erdoğan, 'Senin Gibi Ana Muhalefet Liderine Can Kurban" Dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, "AKP'nin oy oranı düştü, geldiği gibi gidecekler" şeklindeki sözlerine sert tepki göstererek, "Sayın Baykal, hafta sonu il kongresinde bizim oy oranımızı gündeme getirdi. Niye bu kadar ilgilendiriyor bu konu seni. Çok mu çıktı oy oranımız? Çok mu rahatsız oldun? Sen anketlerde partin ve seninle ilgili çıkan oy oranından bahset. Çekilip gitmemizden bahsediyorsun. Milletimiz neyi uygun görürse razıyız. Baykal iktidar olmak için değil, partisinin başında kalmak için gayret sarf ediyor" dedi.

-SENİN GİBİ MUHALEFETE CAN KURBAN-

Erdoğan, 27 Haziran 2007'de, başbakanlık ve İşçi Partisi Başkanlığı'ndan ayrılan Tony Blair'ı örnek göstererek Baykal'a şu sözlerle yüklendi:

"Blair partisinin başında kalabilirdi. Ama oy kaybedince bıraktı. Aynı şekilde Schröder ikinci parti olunca bıraktı. Bak sosyal demokratlarda rahatsız senden. Ama ben memnunum bundan. Yeter ki orda duruver. Senin gibi anamuhalefet liderine can kurban. Sayın Baykal, sen iktidar olmak için değil, partinin başında kalabilmek için gayret sarf ediyorsun. Sosyal demokratlar şu anda seni konuşuyor sayın Baykal. "Eğer bir seçime girdi kazanamadı, ikinci seçime girdi kazanamadı, üçüncüsü durmaz' diyor Sen nasıl duruyorsun yahu? O koltuk ne tatlıymış? 'Çakıldın kaldın' diyorlar, bunu onlar söylüyor. Ama tabi ben memnunum bundan. Senin gibi ana muhalefet liderine can kurban, yeter ki orada kal. Psikoloji biliminde Sayın Baykal'ın bu yaklaşımına "yansıtma' derler. Kişi kendisindeki olumsuz durumları bir başkasına yakıştırır. Yansıtmanın ileri derecesi, düşünce sapmasıdır ki bu taşkınlıktır. En tehlikelisi de halüsinasyondur. Kendisini darı ambarında görmeye başlamaktır."

Erdoğan, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmasına, Antalya ve Edirne'deki sel felaketlerini değerlendirerek başladı. Erdoğan, ilgili bakanların gerekli çalışmaları da yaptığını belirterek, hafta sonu Katar'a yaptığı ziyaret hakkında bilgi verdi. Önemli görüşmelerde bulunduklarını anlatan Erdoğan, söz konusu geziye yaklaşık 200 işadamının da eşlik ettiğini söyledi.

Erdoğan, Katarla temaslarımızda 1'e 48 oranında artış oldu. Seyahatimizde Katar yönetimi, ülkemize yönelik duydukları güveni ifade ettiler. Temaslarımız sonrası 500 milyon dolarlık gıda anlaşması imzaladık" dedi.

-GAP VE DAP YATIRIMLARI-

Erdoğan, Güneydoğu Anadolu Projesi(GAP) ile Doğu Anadolu Projesi(DAP) yatırımları konusunda da Hükümetin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. GAP ve DAP projeleri ile ilgili önemli gelişmelerin yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, şöyle dedi:

"Yeni havalimanı ve terminaller ile ilgili projeler konusunda önemli kaynak aktarıyoruz. Proje ile ilgili 2009 yılında 3.2 milyar dolar tahsisat yapıldı. 2010 yılında kaynak aktarımında yüzde 40 oranında artış bekliyoruz. Konya ovası sulama sistemi yıllar boyu ertelendi. Bu noktada da önemli çalışmalara imza attık. Bölgede GAP kapsamında okul ve eğitim için derslik yapımları bütün hızla devam ediyor. Bölgede üniversite yatırımları, hastane inşaatlarımızda devam ediyor. Proje kapsamındaki en önemli yatırım alanı sulama ile ilgilidir. Türkiye tarımda artık sürekli ihracata girebilecek bir ülke konumuna geliyor. Enerji alanında iki önemli proje üretiyoruz. Bu kapsamda Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Barajına konsorsiyum tarafından ilave kredi temin edildi."

-HASANKEYF-

Hasankeyf projesine de değinen Erdoğan, bu projenin çok fazla provoke edildiğini öne sürdü. Erdoğan, "Ancak bu aynı zamanda Hasankeyf'i kurtarma projesidir. Hasankeyf ilçesi artık denize nazır bir ilçe haline geliyor. İlçeyi yeniden inşa ediyoruz. GAP, DAP ve KOP projesi ile bölgelerimizin çehresi tamamen değişiyor. Edirne'den yola çıkın Hakkari'ye kadar her yerde inşaatlar ve devam eden projeler göreceksiniz. Rüzgar enerjisinin nasıl Türkiye'yi kapladığını göreceksiniz. Bunlar AK Parti iktidarının eseri" diye konuştu.

-PROJELERİ DESTEKLİYORUZ-

Türkiye'nin dört bir yanındaki büyük küçük her türlü projeyi önemsediklerini vurgulayan Başbakan Erdoğan, ara sıra kaymakamları valileri aradığını, projelerin ne durumda olduğunu sorduğunu kaydetti.

Muhalefetin, "GAP'a çivi çakılmadı" şeklindeki eleştirilerini hatırlatan Erdoğan, "Ortaya bazı iddialar atılıyor" dedi. Muhalefete, "Oralara gidiyor musunuz?" diye soran Erdoğan, "Ankara'dan bakınca Harran Ovası görünmez, Muş Ovası, Konya Ovası görünmez. Oralara gideceksiniz. Çiftçi kardeşlerimizle hemhal olacaksınız. Oralara gidince sizi yollar hastaneler okullar sulama kanalları barajları göreceksiniz. Oraları nasıl bereket fışkıran topraklar olduğunu göreceksiniz. Ama gitmezler, gidemezler, gitseler de hakikati söyleyemezler. Bu muhalefetin yaptığı bir tek bir şey var. Ankara'da oturup kriz üretmek" dedi.

-SANATÇILARLA BULUŞMA-

Başbakan Erdoğan, "Demokratik Açılım" çerçevesinde hafta sonu bir grup sanatçıyla bir araya geleceğini belirterek, "Sanatçı dostlarımızla demokratik açılımla ilgili buluşmalarımız olacak. Değerli sanatçılarımızla görüşlerimizi değerlendireceğiz. Onların düşüncelerini alacağız" diye konuştu.

-GENSORU DA ARTIK YALAMA OLDU-

Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın, "AKP'nin oy oranı düştü, geldiği gibi gidecekler" şeklindeki sözlerine sert tepki göstererek, "Sayın Baykal, hafta sonu il kongresinde bizim oy oranımızı gündeme getirdi. Niye bu kadar ilgilendiriyor bu konu seni. Çok mu çıktı oy oranımız? Çok mu rahatsız oldun? Sen anketlerde partin ve seninle ilgili çıkan oy oranından bahset. Çekilip gitmemizden bahsediyorsun. Milletimiz neyi uygun görürse razıyız. Baykal iktidar olmak için değil, partisinin başında kalmak için gayret sarf ediyor" dedi.

Baykal'ın, İçişleri Bakanı ve kapatılan DTP'nin eski Genel Başkanı Ahmet Türk'ün görüşmesi ile ilgili iddialarına da yanıt veren Erdoğan, "Baykal'ın iddiaları uydurma ve yalandır. Devamlı dinlendiklerini söylüyor. Türk ve Atalay görüşürken demek ki, onların derin kulakları var. Atalay diyor 'böyle bir şey yok', Ahmet Türk aynı şekilde. Peki sen bunu nereden çıkarıyorsun?" diye konuştu. Erdoğan şöyle devam etti:

"CHP'nin cemaziyel evvelini bileriz. CHP'nin cumhuriyetçilikle uzaktan yakından alakası yok. Sadece tabelasında var. Vatandaşını makbul olan ve olmayan diye ayırmak kimsenin haddine değildir. Vatandaşın uygun olan ve uygun olmayan davranışı olabilir. Bunun ölçüsü hukuk sitemidir. CHP'nin 40'lı yıllardaki uygulamaları vatandaşı ayırmanın en iyi örneğidir. Yandaş ve yandaş olmayan ayrımı o dönemdeki zihniyetin eseridir. CHP eğer değişmek istiyorsa bu durumunu değiştirmelidir. Ülke ve vatandaş için hayırlı olan budur. CHP oynadığı tehlikeli oyunun farkına varmalı."

NE BAYKAL'I NE BAHÇELİ'Yİ KOLAY KOLAY AĞZIMA ALMAYACAĞIM

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, muhalefet partilerinin siyasi üsluplarını eleştirerek, "Bundan sonra ne Sayın Baykal'ı, ne da Sayın Bahçeli'yi kolay kolay ağzıma almayacağım. Her türlü hakareti tehdidi ölçüsüzlüğü yapanları ben kendi yanlışlıklarıyla baş başa bırakıyorum. Bizi kendi seviyelerine çekeceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. En başından itibaren yaptığımız gibi birleştirici bütünleştirici bir üslupla konuşmaya devam edeceğiz" dedi.

Başbakan Erdoğan, TBMM'de AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, partisinin kurulduğu günden beri siyasete yeni bir "dil üslubu" kazandırdıklarını belirterek, muhalefet partilerinin üslubunu eleştirdi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Hükümet ve AKP'ye yönelik eleştiri üslubuna dikkat çeken Erdoğan, "Geçen hafta partilerin grup toplantılarındaki hakaretlere aşağılamalara bakınca bu üslubun Türk siyasetine hiç yakışmadığını düşünüyorum. Çünkü demokrasinin temeli diyalog tur uzlaşıdır. Böyle kin ve nefret kokan bir üslupla konuşamayan tartışamayan sadece suçlayan hakaret eden bir üslupla aynı masaya gelip oturamayan bir anlayışla siyasetin itibarını yükseltemeyiz" dedi.

-KONUŞMASINA HIRÇINLIK YANSIYOR-

Özellikle bazı konular gündeme geldiğinde, MHP Genel Başkanı Bahçeli'nin çok farklı bir üslup kullandığını vurgulayan Erdoğan, MHP Lideri'nin konuşmalarına yansıyan hırçınlığın siyasetin seviye kaybetmesine neden olduğunu öne sürdü.

Erdoğan, Bahçeli'nin siyasi üslup tarzını şu sözlerle eleştirdi:

"Siyasi tarihimizde tahkir kelimesi bu kadar küfür, aşağılama ifadesi başkaca bir konuşma olduğun usanmıyorum. Adeta bir küfür hakaret antolojisi oluşturuldu. Türkçe argo sözlüğü didik didik edilmiş, her kelime bir cümle içinde kullanılmış. Sayın Bahçeli'nin bu üslubu siyaset tarihine en çirkin üslup olarak geçecektir, hiçbir zaman hatırlanmak istenmeyecektir. Daha önce birkaç kez Sayın Bahçeli konuşurken çocukların televizyondan uzak tutulmasını tavsiye etmiştim. Bu tavsiyemi Sayın Bahçeli'yi tahkir etmek için söylemiyorum. Çocuklarımız için kaygı duyduğum için söylüyorum. bu ifadeler sağlıksız problemli bir ruh halini gösteriyor. Bu partiye yakınlık hisseden, bu üsluptan hicap duyduklarına inanıyorum. Tüm bu buna benzer hakaretler kime yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti başbakanına yapılıyor, hükümetine yapılıyor. Yüzde 47 oy olarak her iki 2 kişinin birinin oyunu alarak Meclis'e gelen bir siyasi partiye yapılıyor."

-BİR METRE CEVABI-

Düşüncenin bittiği yerde hakaretin başladığını dile getiren Erdoğan, Bahçeli'nin AKP Grubu için söylediği, "Bir metre yaklaşırlarsa görürler" şeklindeki sözlerini, "Mantığın tükendiği yerde şiddetin başlar. Diyor ya "bir metreden daha yakın olmayacaksınız' Ama bizim sıralarımıza gelebilirsin bizim kapılarımız açık, gelebilirsin. Ne olursan ol yine gel, yine gel, bizim engelle diye bir şeyimiz yok. Ertesi gün arkadaşlarımız ziyaret ettiler, bir metre uygulanmadı, ne oldu millete söyleyecek sözü olmayanlar hakaret sözcüklerinin arkasına saklanır, sağduyuyu erdemi fazileti yitirenler tahkir etmeye hakaret etmeye başlarlar" dedi.

-HEZEYAN HALİ-

Bahçeli'nin bu tavrını, "Sağduyunun kaybolduğu sözün ağırlığını kaybettiği ciddi bir hezeyan halidir" şeklinde değerlendiren Erdoğan, "Bu psikolojinin dayandığı zihniyet siyasi rakibini düşman olarak gören siyasi rekabeti savaş olarak algılayan, bu siyaset üslubu bütün dünyada demokrasi dışı görülmesi bu saldırganlığındandır" diye konuştu.

Erdoğan, AKP'nin aldığı yüzde 47'lik oy oranını gerekçe göstererek muhalefete yüklendi. Erdoğan, bundan sonra "Ne Sayın Baykal'ı ne Bahçeli'yi ağzıma kolay kolay almayacağım" diyerek, Hükümet ve AKP'ye yönelik benzetme ve eleştirilere şöyle yanıt verdi:

"Bunu sen yüzde 47 oyu almış bir siyasi partiye nasıl söylersin, hangi hakla söyleyebilirsin. Her türlü hakareti tehdidi ölçüsüzlüğü yapanları ben kendi yanlışlıklarıyla baş başa bırakıyorum. Bizi kendi seviyelerine çekeceklerini zannediyorlarsa yanılıyorlar. En başından itibaren yaptığımız gibi birleştirici bütünleştirici bir üslupla konuşmaya devam edeceğiz. Bizim farkımız üslubumuzdur. Bizim farkımız seciyeli ahlaklı lisanımızdır. Bizim farkımız eserlerimiz hizmetlerimizdir. Biz bu farkı koruyacağız, onlar iftira atacak biz milletimizle konuşarak cevabını vereceğiz. Biz milletimizi muhatap alacağız."

-EYLEMLER-

Erdoğan, bazı illerde yaşanan provokatif eylemlere de değinerek, dünyada demokratik mücadelenin yönteminin de üslubunun da araçlarının belli olduğunu söyledi. Erdoğan, "Taş atmak Molotof, atmak camları kırmak, esnafı tehdit ederek kepenk kapattırmak, demokratik bir mücadele yöntemi değildir, olamaz. Sorarlar ey belediye nerdesin. Niçin bu yollara tevessül ediyorsunuz, sokakları savaş alanına çevirerek devlete olan güveni sarsmaya çalışmak ancak terör ve şiddeti ... hele hele bu illegal gösterilerde çocukları kullanmak küçücük çocukları karanlık emellere alet etmek büyük bir vicdansızlıktır, sorumsuzluktur" diye konuştu.

Erdoğan, taş atan çocukları kullanarak, demokrasi arayanların, yüreklerinin taş tuttuğunu dile getirerek, "Çocuk masumiyeti hiçbir mücadeleye alet edilemez. Hiçbir siyasi çekişmeye kurban edilemez. Herhangi bir yavrumuzun ayağına diken batsa bizim içimiz sızlar. Bu masumları sokak çatışmalarının içine atmak hangi vicdana sığar, hangi insanlıkla bağdaşır. Eline molotof kokteylini sıkıştırmak suretiyle toplu taşım araçlarına fırlatmak, Serap gibi kardeşimizin ölümüne yol açmak hangi vicdana sığar, bu ancak yüreği taş tutmuşların" dedi.

Çocukların yargılanmalarında adalet isteyen sivil toplum kuruluşları aydınlar ve yazarlara çağrıda bulunan Erdoğan, "Niçin bu duruma tepki göstermiyorlar? Niçin bu istismara karşı seslerini yükseltmiyorlar? Çocuklarımızın hak etmedikleri muameleye tabi tutulmalarını istemeyiz ancak, bu yavrularımızın birilerinin istismar edilmelerini de istemiyoruz. Lütfen çocuk masumiyetine herkes saygı duysun. Özellikle velilerimiz çocuklarına sahip çıksınlar, daha fazla ilgilensinler" dedi.(ANKA)

Kaynak: Haberler.Com

Son Dakika Güncel 'Senin Gibi Muhalefete Can Kurban' - Son Dakika


Advertisement