10. Kalkınma Planı'nda "Körfez Sermayesi" Vurgusu - Son Dakika
Son Dakika Logo

10. Kalkınma Planı'nda "Körfez Sermayesi" Vurgusu

14.06.2013 13:49

"Gelişmekte olan piyasalara yatırımcı ilgisinin giderek artmasının ülkemize kazandırabileceği en büyük kaynaklardan birisi Körfez bölgesindeki sermayenin ülkemize çekilmesi olabilecektir" "Türkiye'de sermaye akımlarının olumsuz etkilerini en...

- "Gelişmekte olan piyasalara yatırımcı ilgisinin giderek artmasının ülkemize kazandırabileceği en büyük kaynaklardan birisi Körfez bölgesindeki sermayenin ülkemize çekilmesi olabilecektir"

" Türkiye'de sermaye akımlarının olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için finansal piyasaların daha da güçlendirilmesi ve derinleşmesinin sağlanması, orta vadede mali disiplinin ve finansal istikrarın korunması gerekiyor"

Planın "Küresel Gelişmeler ve Eğilimler" başlıklı bölümünde küreselleşme sürecinin fırsatlar sunduğu kadar bazı önemli risk ve tehditleri de beraberinde getirdiği belirtildi.

Tehdit ve riskleri dikkate alıp önlemler geliştirebilen ülkelerin kalkınma sürecini başarıyla sürdürüp gelecekte dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alacağı ifade edilen planda, "Küresel düzeyde ortaya çıkan eğilimler geleceğin şekillenmesinde orta ve uzun dönemde her ülkede olduğu gibi Türkiye ekonomisinde de etkiler oluşturacaktır" denildi.

Bireylerin bilgiye ve çeşitli ürünlere doğrudan erişim imkanlarının artması ve internet kullanımının yaygınlaşmasıyla elektronik, otomotiv, ilaç, tıbbi cihaz, tekstil gibi alanlarda kişi ve talebe özel ürünlere yönelimin arttığı kaydedilen planda, ürün tasarımının tüketicinin tercihleri ile belirlenmeye başlandığına işaret edildi.

Gelişmiş ülkelerin küresel değer zincirlerinin yüksek katma değer aşamalarına hakim olduğu tespitine yer verilen planda, daha düşük katma değerli aşamaların ise gelişmekte olan ülkeler tarafından gerçekleştirildiği belirtildi.

Türkiye'nin sanayileşme birikimi, firmaların artan organizasyon ve yönetsel becerileri ile görece dışa açık yapılarının bölgesinde değer zincirlerini örgütleme, geliştirme ve değişen üretim ve talep şartlarını fırsata dönüştürme kapasitesine sahip olduğu ifade edilen planda, "güvenli bir liman" olmasının Türkiye'yi değer zincirlerini örgütlemede avantajlı bir konuma getirdiğine dikkat çekildi.

-"Üretim ekseni doğuya kayıyor"

Küresel ekonomide üretim ekseni ve ağırlık merkezinin gelişmiş batı ülkelerinden gelişmekte olan Asya ülkelerine doğru kaydığı kaydedilen planda, "Bu eğilim, 2008 krizinden sonra belirginlik kazanmıştır. Çin ve Hindistan başta olmak üzere yükselen ekonomilerin hızlı büyüme performansı bu ülkelerin küresel ekonomideki payını artırırken, ABD ve Japonya başta olmak üzere gelişmiş ülkelerin payı genel olarak azalma eğilimdedir" ifadesine yer verildi.

Küresel ekonominin giderek daha fazla bütünleşmesiyle, ekonomik ve mali kriz risklerinin daha sık gündeme geldiğine dikkat çekilen planda, krizlerin küresel boyut kazandığı ve derinleştiği vurgulandı.

Gelişmiş ülkelerdeki büyüme hızına ek olarak gelişmekte olan ülkelerin büyümesinin yavaşlaması nedeniyle uzun dönemde küresel ekonominin ortalama büyüme hızının düşmesinin beklendiğine işaret edilen planda, gelişmiş ülkelerdeki yüksek borç oranları ile bankacılık ve finansman yapısındaki sorunların makroekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme açısından tehdit oluşturduğu tespitine yer verildi.

Planda, Türkiye'nin kalkınma sürecinin başarıyla devam etmesi için büyümenin yüksek oranda ve sürdürülebilir bir yapıda sağlanması, tasarrufların artırılarak yatırımların ve büyümenin finansmanında dış kaynaklara bağımlılığın azaltılmasının önemine değinildi.

-Finansal piyasalar ve sermaye akımları

Sermaye hareketlerine ilişkin değerlendirmelerin de bulunduğu planda, sermaye akımlarının yükselen ve gelişmekte olan ülkelerde büyümeyi ve kalkınmayı desteklemekle birlikte, finans piyasaları zayıf ve ekonomileri kırılgan olan ülkelerin sermaye akımlarından olumsuz etkilendiği ifade edildi.

Kriz sonrasında finans piyasalarıyla bağlantılı olarak ortaya çıkan sorunların, bu alanda uluslararası düzeyde yeni düzenlemeler yapılması ve sıkı kurallara bağlanmış bir denetim yapısı oluşturulması ihtiyacını doğurduğuna vurgu yapılan planda, önümüzdeki dönemde bu ihtiyacın daha da belirginleşeceği belirtildi.

Türkiye'nin son 10 yılda mali piyasaların düzenlenmesi, denetimi, gözetimi ve yasal altyapının oluşturulması anlamında önemli mesafe katettiğine işaret edilen raporda, şu ifadeler kullanıldı:

"Görece güçlü bankacılık ve finans yapısına sahip olmakla birlikte, Türkiye'de sermaye akımlarının olumsuz etkilerini en aza indirebilmek için finansal piyasaların daha da güçlendirilmesi ve derinleşmesinin sağlanması, orta vadede mali disiplinin ve finansal istikrarın korunması, yüksek cari açık riskinin azaltılması ve ülkemizin uluslararası yeni düzenlemelere uyum kapasitesinin artırılması gereklidir. Türk finans sektörünün büyüme potansiyeli, mali piyasaların küresel düzeyde faaliyetlerini yoğunlaştırmasını ve bankalarımız başta olmak üzere mali kurumlarımızın uluslararası rekabete hazırlıklı olmasını gerektirmektedir. Gelişmekte olan piyasalara yatırımcı ilgisinin giderek artmasının ülkemize kazandırabileceği en büyük kaynaklardan birisi Körfez bölgesindeki sermayenin ülkemize çekilmesi olabilecektir". - Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi 10. Kalkınma Planı'nda 'Körfez Sermayesi' Vurgusu - Son Dakika


Advertisement