Balkan, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi'nde Gümrük Birliği'nin korunmasını istedi
AB Daimi Temsilcisi Yaprak Balkan, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi'nde Gümrük Birliği ile AB sanayisi arasındaki bütünleşmenin korunmasını istedi. Balkan, Türkiye'nin sürece en başından dahil edilmesi gerektiğini, içe kapanma ve korumacılığın çözüm olamayacağını söyledi.
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) Daimi Temsilcisi Büyükelçi Yaprak Balkan, Türkiye ve AB'nin birbirine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirterek, Türkiye'nin Gümrük Birliği aracılığıyla Avrupa sanayisiyle kurduğu bütünleşmenin Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi kapsamında korunması gerektiğini söyledi.
Balkan, Brüksel'de Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi kapsamında, "Avrupa'da Üretim mi, Avrupa ile Üretim mi? Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi Yeniden Ele Alınıyor" başlıklı oturumda konuştu.
Son dönemde çalışmalarının büyük kısmının, kamu alımlarında ve desteklerinde Avrupa'da üretilen ürünlere öncelik verilmesini öngören "Made in Europe" yaklaşımına odaklandığını anlatan Balkan, ortaklarını olgulara ve bilimsel verilere dayanan argümanlarla ikna etmek için gece gündüz çalıştıklarını vurguladı.
Balkan, köklü değişimlerin yaşandığı bir dönemden geçildiğini, Avrupa kıtasının savaş, enerji tedarikindeki kesintiler, öngörülemeyen gümrük tarifeleri ve devlet destekli aşırı sanayi kapasitesi gibi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Bu ortamda "Avrupa'da üretilen" veya "Avrupa ile üretilen" tartışmasının ortaya çıktığını anımsatan Balkan, "Ancak böyle bir ortamda bir şey açık, Türkiye ve AB, birbirine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor." dedi.
AB'nin daha dayanıklı bir sanayi altyapısı oluşturma ve karbonsuzlaşmayı hızlandırma hedefini Türkiye'nin de paylaştığını dile getiren Balkan, "Bu hedefleri bütünüyle destekliyoruz. Ancak bu amaçlar doğrultusunda ilerlerken kendimizi zayıflatmamaya, bu tehlikeli dünyada her iki tarafı çok daha rekabetçi hale getiren değer zincirlerini zayıflatmamaya dikkat etmeliyiz." ifadelerini kullandı.
"Gümrük Birliği'nin kazanımları korunmalı"
Balkan, Gümrük Birliği'nin 30 yıldır pazarları birbirine bağladığını ve sanayi alanındaki kuralları birbirine yaklaştırdığını hatırlattı.
Gümrük Birliği'ni tesis eden 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı'na işaret eden Balkan, kararın sanayi mallarında gümrük vergilerinin ve tarife dışı engellerin kaldırılmasını öngördüğünü belirtti.
Balkan, Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi'nin endişe ettikleri yönde şekillenmesi halinde mevcut taahhütlere aykırı sonuçlar doğurabileceğini savunarak, en önemli argümanının bu olduğunu söyledi.
Türkiye ile AB'nin birlikte oluşturduğu Gümrük Birliği'nin, teknik uyumun ve ticari bağların korunması gerektiğini vurgulayan Balkan, ikili ticaretin dengeli yapısının ilişkilerin sürdürülebilirliğine katkı sağladığını dile getirdi.
AB'nin Türkiye'yi güçlü ve güvenilir bir ortak olarak görmesi gerektiğini belirten Balkan, geçen yıl ikili ticaret hacminin yaklaşık 207 milyar avroya ulaşarak rekor kırdığını, doğru kararlarla bu hacmin artmaya devam edebileceğini söyledi.
Balkan, yalnızca otomotiv sektöründeki ticaretin 54 milyar avroya ulaştığına işaret ederek, bunun toplam ticaretin yaklaşık dörtte birini oluşturduğunu ve Türkiye'nin AB otomotiv sanayisinin üçüncü büyük ihracat pazarı olduğunu kaydetti.
Sanayilerin birbirine derinden bağlı olduğunu vurgulayan Balkan, Türkiye'deki araç üretiminin yaklaşık yüzde 70'inin büyük Avrupalı üreticilerin doğrudan yatırımlarına veya ortak yatırımlarına dayandığını anlattı.
Balkan, bir otomobili oluşturan parça ve bileşenlerin yarısından fazlasının AB'den ithal edildiğini belirterek, Türkiye'de üretilen araçların Avrupalı tedarikçilerin, mühendislerin ve teknoloji sağlayıcılarının emeğini de bünyesinde barındırdığını söyledi.
Bu üretimin her iki tarafta talep, yatırım ve istihdam oluşturduğunu ifade eden Balkan, "Sanayi Hızlandırıcı Yasa Önerisi'nde Türkiye'nin Gümrük Birliği aracılığıyla AB ile sahip olduğu kendine özgü ilişki, düzenlemenin bütününde tam olarak dikkate alınmalı. Eğer bu yasa, kapsama alınabilecek ortakları belirleyecekse Türkiye mutlaka en başından itibaren dahil edilmeli." yorumunu yaptı.
Şirketlerin öngörülebilirliğe ihtiyaç duyduğuna dikkati çeken Balkan, milyarlarca avroluk yatırım yapmadan önce gelecekte hangi kuralların uygulanacağını bilmeleri gerektiğini vurguladı.
Balkan, "Düzenleme çerçevesinde tanınan statü, uygulamaya da yansımalı. İlgili menşe şartlarının karşılandığı her durumda, Türkiye'de üretilen araçlar eşdeğer muamele görmeli." diye konuştu.
Üçüncü ülke ürünlerine ilişkin endişeler
Balkan, üçüncü ülke ürünlerinin Türkiye üzerinden AB'ye gireceği yönündeki iddiaları "şehir efsanesi" olarak nitelendirerek, bu endişelerin yersiz olduğunu verilerle anlatmaya çalıştıklarını söyledi.
Türkiye'nin, geçerli kuralları aşmaya çalışan üçüncü ülke üretimi için arka kapı haline gelmeyeceğini vurgulayan Balkan, Türk sanayisinin de haksız rekabet ve aşırı kapasite nedeniyle ciddi baskılarla karşı karşıya olduğunu belirtti.
Büyükelçi Balkan, her iki pazarda adil rekabeti koruyacak koordineli bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Türkiye'nin kamu alımlarında AB şirketlerine karşılıklılık sağlamak istemediği yönündeki iddialara da değinen Balkan, Türkiye'de temmuz ayında çıkarılan bir yasanın AB ile kamu alımları alanında yapılacak bir anlaşmaya ilişkin sürece katkı sağladığını anlattı.
Bu alandaki müzakereleri desteklediklerini ve bir an önce müzakerelerin başlamasını istediklerini belirten Balkan, karşılıklılığın da sağlanacağını söyledi.
Türkiye'nin dışlanmasının Avrupalı şirketlerin yatırımları ve istihdamı üzerindeki etkilerini de muhataplarına anlattıklarını aktaran Balkan, otomotiv şirketlerinin üst yöneticilerinin de Türkiye'nin sürece dahil edilmesi için temaslarda bulunduğunu kaydetti.
"İçe kapanma ve korumacılık çözüm olamaz"
Balkan, gelecekteki işbirliğinin ortak araştırma, ileri üretim, daha temiz malzemeler, bataryalar, döngüsellik ve becerilerin geliştirilmesi gibi alanlara odaklanması gerektiğini söyledi.
Kamu alımlarında yeni fırsatların önünün açılmasının da önem taşıdığını belirten Balkan, bu alanda pazarların karşılıklı olarak açılması için çalışıldığını ifade etti.
Balkan, "Bence asıl fırsat da burada yatıyor. Avrupa'nın teknolojik ve sanayi kapasitesini, Türkiye'nin güçlü üretim altyapısıyla, bu salonda da gördüğümüz girişimcilik kapasitesiyle ve son derece bütünleşmiş tedarik zincirleriyle bir araya getirmek." dedi.
Günümüzün birbirine bağlı küresel ekonomisinde "Avrupa'da üretilen" yaklaşımının tek başına yeterli bir cevap olamayacağını vurgulayan Balkan, "İçe kapanma ve korumacılık çözüm olamaz." değerlendirmesinde bulundu.
Sizin düşünceleriniz neler ?