Başbakan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Birbiriyle sanki ayrıymış gibi duran değişik terör odakları tarafından adeta eş zamanlı ve koordineli bir saldırı ile karşı karşıyayız" dedi.
Yılmaz, TRT Haber televizyonunda katıldığı canlı yayında gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.
Terör saldırılarıyla ilgili bir soru üzerine Yılmaz, "Birbiriyle sanki ayrıymış gibi duran değişik terör odakları tarafından adeta eş zamanlı ve koordineli bir saldırı ile karşı karşıyayız" ifadesini kullandı.
Siyasi partilerin teröre karşı ortak bir tavır sergilemesi gerektiğinin altını çizen Yılmaz, "Birlik beraberlik içerisinde topyekun bir tavır geliştirdiğimizde terörü yapanlar ve arkasındaki yapılar 'artık bu terör Türkiye'ye işlemiyor' diyecekler. İnşallah önümüzdeki dönemde bu tablo da gerçekleşecektir. Maalesef zaman zaman bazı siyasilerin, bazı organizasyonların bu saldırıları siyasi ranta dönüştürmeye çalıştıklarını görüyoruz. Bu gerçekten üzüntü verici. Bu konuyu siyaset üstü görmemiz lazım" değerlendirmesinde bulundu.
Terörden en büyük darbeyi Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesindeki vatandaşların aldığına dikkati çeken Yılmaz, Türkiye'nin bu hastalıktan kurtulmasını istediklerini söyledi.
Yılmaz, demokrasinin ve kalkınmanın düşmanının terör olduğunu, özgürlüklerin yaşanmasını engellediğini ifade ederek, terörün olduğu yerde ticaretin ve turizmin de darbe yediğini belirtti.
- "Bir hükümete, bir devlete 'katil' demek çok ağır bir suç"
Terör saldırılarının devlet tarafından yapıldığı iddialarını da değerlendiren Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bir hükümet kendi ülkesinde huzursuzluk çıksın ister mi? Bunu söyleyenlere sormak lazım, hangi delile, hangi bilgiye dayanarak bunu söylüyorsunuz? Tam aksine bu tür söylemler terör örgütünün değirmenine su taşıyor. Ben bunları çok haksız buluyorum. Bir hükümete, bir devlete 'katil' demek çok ağır bir suçtur. Bu suçlamayı yapanların çıkıp bunu ispat etmeleri lazım. Bunun ne bir delili ne de akli bir gerekçesi var. Geçmişte Türkiye'nin tarihinde 'derin devlet' dediğimiz yasa dışı oluşumlar, çeteleşmeler oldu ama bugün Türkiye demokratik bir devlet. Halen bu eski Türkiye'nin kodları ile konuşanlar bugünkü Türkiye'ye yazık ediyorlar. Ben bunu siyasi sorumsuzluk olarak görüyorum. Bu tür argümanlar ortaya koyanlar ve halkı böyle galeyana getirmeye çalışanlar kargaşaya yol açarak daha büyük bedeller ödenmesine sebep oluyorlar."
Yılmaz, çözüm sürecinin özü itibarıyla doğru bir süreç olduğunu belirterek, terör örgütünün bu sürece riayet etmediğini, gençleri dağa sevk ettiğini, daha fazla silahlanmaya gittiğini, çözüm sürecini de yaygın ve sistemli bir şekilde istismar ettiğini söyledi.
Amaçlarının vatandaşın huzur ve emniyetini sağlamak olduğunun altını çizen Yılmaz, "Devletimiz, hükümetimiz kamu düzenini sağlama konusunda son derece kararlı. Bu mücadeleyi yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz. Ancak bir taraftan da demokratik kazanımlarımızı da titizlikle koruyoruz, koruyacağız. Demokrasimizi de temel hak ve özgürlüklerimizi de daha ileriye taşıyacağız. Burada da muhatabımız bütün toplumdur" ifadelerini kullandı.
"Kader seçimi"
Yılmaz, "Kader seçimi" şeklinde nitelendirdiği 1 Kasım seçimlerinin, "AK Parti tek başına iktidar olacak mı, olmayacak mı" gündemiyle yapılacağını belirterek, Türkiye'nin bir yol ayrımında olduğunu söyledi.
Türkiye'nin dünya ekonomisinde çok farklı bir yerde olduğuna dikkati çeken Yılmaz, bu tablonun devam etmesi gerektiğine inandıklarını kaydetti.
Yılmaz, şu anda ikinci nesil reformları gündeme getirdiklerinin altını çizerek, Türkiye'nin gelecek 4 yıla bakıldığında ciddi bir fırsat penceresi ile karşı karşıya olduğunu dile getirdi.
Bu "4 altın yılı" değerlendirerek Türkiye'ye sınıf atlatmak gerektiğini belirten Yılmaz, ekonomide yüksek teknolojiye dayalı, bilgi tabanlı, katma değeri yüksek ekonomiye geçiş yapmak, sosyal devleti daha fazla kurumsallaştırmak, demokraside eksiklikler varsa onları çok daha yüksek standartlara taşımak gerektiğini vurguladı.
Yılmaz, seçimden sonra 2019 yılına kadar olan dönemi "hayati" gördüğünü ifade ederek, "Bu dönemi koalisyon yapıları, kargaşa ve çekişme ile harcarsak, Türkiye'nin 10-20 yılını kaybederiz" dedi.
AK Parti'nin seçim beyannamesi
Yılmaz, 7 Haziran'daki seçimlerin ardından AK Parti'nin seçim beyannamesini güncellediklerini söyledi. Diğer partilerden farklı olarak sadece yapacaklarını değil yaptıklarına da beyannamede yer verdiklerini anlatan Yılmaz, "Yine diğerlerinden farklı olarak AK Parti beyannameleri hep hükümet programlarına temel olacak şekilde hazırlanır" diye konuştu.
Çiftçiler, emekliler, gençler, asgari ücretliler gibi bütün toplumsal kesimleri kucaklayan vaatlerde bulunduklarını dile getiren Yılmaz, bunların dışında da çok sayıda vaatlere sahip olduklarını kaydetti.
"Sandıkta bir insana baskı yapmak irade hırsızlığıdır"
Sandık güvenliği konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, seçimlerde sandık güvenliğini sağlama noktasında çok daha hassas davranacaklarını dile getirdi.
"Sandıkta bir insana baskı yapmak, onun iradesini ipotek altına almaya çalışmak irade hırsızlığıdır" diyen Yılmaz, bunu yapan kimselerin insana saygısının olmadığının altını çizdi.
Seçmene baskı yapıldığı takdirde buna herkesin karşı çıkması gerektiğini belirten Yılmaz, "Baskıyla alınan oyun kıymeti de yoktur, size bir temsil gücü vermez" diye konuştu.
" Suriye'deki gidişata dur denilmeli"
Suriye'de yaşananlara ve bu ülkeye yönelik politikalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Yılmaz, Suriye'nin, Türkiye'nin bulunduğu bölgede kanayan bir yara konumunda olduğunu söyledi.
Suriye'deki mevcut rejimin bütün bölge için bir istikrarsızlık kaynağı oluşturduğuna dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:
"Burada sadece Suriye'de olan insanların mücadelesi yok. Bölgesel ve küresel aktörler de işin içinde. Suriye adeta bunların güç mücadelelerinin yapıldığı bir alana dönüştü. Ben, en kısa sürede bunun bitmesini temenni ediyorum. Burada, bütün uluslararası toplumun, Birleşmiş Milletler'in, AB'nin, bütün dünyadaki belli bir güce sahip ülkelerin artık bu gidişata bir dur demesi lazım."
Yılmaz, Antalya'da gelecek ay yapılacak G20 Zirvesi'ne ilişkin soru üzerine, G20 ülkelerinin dünya ekonomisinin yüzde 85'inden fazlasını oluşturduğuna işaret etti. Bu açıdan bakıldığında Türkiye'nin bu yıl dönem başkanı olmasının daha da önem kazandığını vurgulayan Yılmaz, "Herkes Türkiye'nin, dönem başkanlığını başarılı bir şekilde yürüttüğünü ifade ediyor" dedi.
Dünya ekonomisinin durumunun iç açıcı olmadığını, Türkiye'nin bulunduğu bölgede de çeşitli sorunlar yaşandığını anlatan Yılmaz, "Bütün bunlara rağmen Türkiye ekonomisi, bu yıl yüzde 3 büyümeyi başaracak inşallah" değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, dünyada birçok ülke istihdam kayıpları yaşarken Türkiye'nin istihdamını artırmasının önemine dikkati çekti.
Son Dakika › Ekonomi › Başbakan Yardımcısı Yılmaz Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.