- "(Ek parasal sıkılaştırma) Bu bir gün de yapılabiliyor ve gayet etkili olabiliyor"
-"Bankalarımız 2 milyar dolar civarında rezerv opsiyonlarından kullandılar ve ROM, tam olarak çalışması gerektiği gibi çalıştı"
"Şu anda Türkiye hazinesi, Türkiye devleti, borcunu vakti geldiğinde tıkır tıkır öder"
Giresun Ticaret ve Sanayi Odası'nca (GTSO) düzenlenen para politikaları konulu konferansta konuşan Başçı, yılın ilk çeyreğinde ekonomik büyüme toparlanmaya başladığını belirterek, yılın ikinci çeyreğinde toparlanmanın hız kazanmasının beklendiğini söyledi.
Başçı, enflasyonun ağustos ayından itibaren baz etkisinin katkısıyla düşmeye başlayacağını vurgulayarak, cari açığın orta vadeli program öngörüleriyle uyumlu seyrettiğini kaydetti.
TCMB'nin küresel risklerin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için elindeki araçları en uygun şekilde kullandığını dile getireren Başçı, şöyle konuştu:
"Küresel ekonomik gelişmeler oldukça dikkati çekici. Dünyadaki trend büyümedeki yavaşlama şeklinde. Bütün dünyada büyüme yavaş bir şekilde devam ediyor. Ekonomiler büyüyor ama büyümenin hızı yavaşlamış durumda. Gelişmiş ülkelerde bu daha da dikkat çekici, sıfıra doğru büyüme hızları iniyor. 2008'de yaşadığımız küresel kriz öncesinde gelişmekte olan ülkelerin büyüme hızları yüzde 8'e yakın seyrederken yakın zamanda yüzde 4-5 aralığında bir yere oturdu. Buna Çin de dahil."
Başçı, Avrupa'daki sorunun hala çözülemediğine dikkati çekerek, Avro bölgesinde işsizlik oranlarının artmaya devam ettiğini ve yüzde 12'nin üzerinde seyrettiğini, İngiltere'de işsizliğin aşağıya doğru bir hareket göstermediğini kaydetti.
Dünya için ortalama büyüme tahminlerine de değinen Başçı, "2012 Aralık ayı için büyüme tahmini 2,6. Amerika'da 1,9'luk bir büyüme bekleniyor. Avro bölgesinde eksi 0,1 bekleniyormuş, o eksi 0,5'e revize edilmiş. Yunanistan'ın ise 5 yıldır sürekli ekonomisi küçülüyor ve yüzde 5'lik bir küçülme bekleniyor. Japonya yukarı doğru revizyonu olan nadir ülkelerden biri. Çin'de yine aşağı doğru bir revizyon var. Türkiye'de ise 3,9 bekleniyordu ve 3,9 olarak devam ediyor. Yani aşağı doğru bir revizyon yok" diye konuştu.
Başçı, küresel enflasyona vurgu yaparak, gelişmiş ülkelerde enflasyonun ciddi bir düşüş sergilemeye başladığını, bunun da bir tedirginlik yarattığını belirterek, şunları kaydetti:
"Yakın zamanda enflasyon kademeli olarak düşmeye başladı şu an 1,5-2 arasında bir yerde. Daha da tedirginlik veren gösterge 10 yıl vadeli enflasyon beklentileri, tarihinin en düşük seviyelerine yaklaştı. 'Gelecek 10 yılda Amerika'da enflasyon ne olur?' sorusuna piyasa '1,42' diye cevap veriyor. Deflasyon riski tam olarak bertaraf edilememiş durumda. İşsizliğe ilişkin kaygılar da devam ediyor. Emtia fiyatlarında yatay ve dalgalı bir seyir izleniyor. Yaz aylarının sonlarına doğru emtia fiyatları eksi olmaya başlayacak. Oradan da enflasyonu düşürücü bir etki gelecek. Aşağı yukarı baz etkisi diye açıklayabileceğimiz şey bu."
Gelişmekte olan ülkelerde ise enflasyonun yüzde 5 civarında seyrettiğini ve tedirginlik verecek bir durumun söz konusu olmadığını vurgulayan Başçı, "Gelişmiş ülkeler enflasyondaki aşırı düşüşü önlemek için politika faizlerini nerdeyse sıfıra kadar indirmişlerdi ve oralarda devam ediyor. Gelişmekte olan ülkeler de büyümedeki yavaşlamayı dikkate alarak faiz oranlarını kademeli bir şekilde düşürdüler. Yüzde 5'ler seviyesinde gelişmekte olan ülkeler faiz oranları var. Türkiye de aşağı yukarı buna yakın bir yerde" şeklinde konuştu.
Faiz indirme nedenlerinin birbirinden farklı olduğunu, gelişmiş ülkelerin deflasyona girmemek için çok sert bir faiz indirimi yaptıklarını belirten Başçı, gelişmiş ülkelerin ise "Faiz farklarını daha makul bir seviyeye çekelim, aşırı değer kazanmayı bertaraf edelim, aynı zamanda büyümeye de yardım edelim" mantığıyla faizleri indirdiğini söyledi.
Başçı, Avrupa'da uzun yıllar boyunca avroya geçişten sonra bütün ülkelerin borçlanma faizlerinin aşağı yukarı aynı olduğunu belirterek, Lehman krizinden sonra farklılaşmanın ortaya çıkmaya başladığını kaydetti.
Avro Bölgesine üye bir ülkenin temerrüde düşüp düşmeyeceğinin sorgulandığını ifade eden Başçı, şunları söyledi:
"Yunanistan borcunun tamamı ödenmedi ve yeniden yapılandırıldı, bir kısmı ödenecek mi ödenmeyecek mi o tartışılıyor. Bu yüzden faiz oranları çok yükseldi. Ekonomik değişkenlerin hepsi etkileniyor ama en çok da istihdamı etkiliyor. İstihdamı etkilediği zaman da gençlerin işsizlik oranı artırıyor. Bir şirket tecrübeli elemanı genelde işten çıkarmaz, genç elemanı işten çıkarır. Yeni eleman alımları durduğu zaman gençleri işe almayacak. Dolayısıyla genç işsizlik fırlıyor. Çok sert bir faiz yükselişi, işsizlikle ilgili böyle bir sorunu ortaya çıkarıyor."
Başçı, bunun Yunanistan ve İspanya'da çok net görüldüğünü anlatarak, "Her iki gençten biri işsiz. Portekiz ve İtalya'da da işsizlik oranları artmaya devam ediyor. Bir miktar İrlanda'da iyileşme var" diye konuştu.
"Türkiye hazinesi, borcunu tıkır tıkır öder"
Başçı, Türkiye'de yıllarca ısrarla uygulanan disiplinli maliye politikaları sayesinde "Türk hazinesi, devleti şu anda borcunu ödeyebilir mi?" sorusunun geride kaldığını vurgulayarak, "Şu anda Türkiye hazinesi, Türkiye devleti, borcunu vakti geldiğinde tıkır tıkır öder" dedi.
Kamu borcu sürdürülebilirliğiyle ilgili Türkiye'nin riskinin geride kaldığına işaret eden Başçı, şunları anlattı:
"Gelişmiş ülkelere göre baktığınızda her ülkenin kendi gelirine, gayri safi hasılasına oranla borç yükü nedir diye baktığınızda en yüksek Japonya'dadır. Japonya'da yüzde 230'un üzerinde kamu borç yükü var. İtalya yüzde 100, ABD yüzde 100'ü geçti, Fransa, Kanada, İngiltere, Almanya, İspanya kamu borç yükleri Türkiye'dekinden daha fazla. Gelişmekte olan ülkelere göre Türkiye'nin durumuna bakıldığında orta bir yerde yer alıyor. Gelişmekte olan ülkelere baktığınızda durum gelişmiş ülkelere göre daha iyi."
"Sıfıra yakın reel faiz Türkiye tarihinde bir ilk"
Başçı, Türkiye'nin risk primi göstergesine dikkati çekerek, "Göstergede, ABD 10 yıl vadede dolar bazında kaça borçlanıyor, Türkiye 10 yıl vadede dolar bazında kaça borçlanıyor, buna bakıyorsunuz. Aradaki farka baktığınızda yakın zamanda tarihsel olarak en düşük seviyelere düştü. Burada net bir şekilde kredibilite artışını görüyorsunuz" diye konuştu.
Türkiye'de reel faizin sıfıra yakın seyrettiğini belirten Başçı, bunun Türkiye'nin tarihinde bir ilk olduğunu dile getirdi.
Başçı, faizi indirdikçe piyasaların, Merkez Bankası'nın doğru bir iş yaptığını anladığını ve Türk Lirası'nın daha fazla değer kaybetmediğini, istikrar kazandığını ifade ederek, "O ortamda doğru karar faizi indirmekti. Ondan sonra da politika faizini hiç artırmadık" dedi.
"ROM, tam olarak çalışması gerektiği gibi çalıştı"
Yakın zamanda politika faizinde arka arkaya birkaç tane indirim yaptıklarını hatırlatan Başçı, piyasalarda tekrar küresel bir tedirginlik oluştuğunu belirterek şunları ifade etti:
"Buna karşı da biz dedik ki; 'kısa süreli ek parasal sıkılaştırma yapabiliriz' tedirginliği biraz almak için. Dolayısıyla bu defa bir gün süre ile ek parasal sıkılaştırma yaptık. Ne zaman? Dün. Bir gün süre ile ek parasal sıkılaştırma... Dün politika faizinden fonlama yapmadık. Bugün tekrar politika faizinden fonlama yapmaya başladık. Demek ki bu bir günde yapılabiliyor ve gayet etkili olabiliyor."
Döviz rezervlerine ilişkin de değerlendirmede bulunan Başçı, altın dahil döviz rezervlerine bakıldığında burada yakın zamanda çok ciddi bir artış olduğunu ve bu artışın temel sebebinin rezerv opsiyonu mekanizması (ROM) olduğunu söyledi.
Bu dengeleyici mekanizmanın çalışacağını epeydir söylediklerine dikkati çeken Başçı, "Geçtiğimiz küresel çalkantılı dönemde bu mekanizma çalıştı ve bankalarımız 2 milyar dolar civarında rezerv opsiyonlarından kullandılar ve döviz rezervlerimiz bir miktar azaldı. Tam olarak çalışması gerektiği gibi çalıştı."
Başçı, altın rezervlerinde de benzer bir rezerv opsiyon mekanizması olduğunu ve altın rezervlerinden çok fazla çekiliş olmadığını dolayısıyla altın rezervlerinin tarihi seviyelere yakın olarak devam ettiğini bildirdi.
Döviz rezervlerinde artışın ikinci bir nedeninin de ihracatçılara kullandırılan reeskont kredileri olduğunu aktaran Başçı, şunları anlattı:
"Bunun birkaç faydası var. İhracatçılarımıza kısa vadeli finansman sağlıyoruz. 4 ay vadeli bir finansman imkanı bu. Şu şekilde kullandırıyoruz; ihracatçımıza TL veriyoruz. Onu dövize endeksli olarak izliyoruz. 4 aylık dönem sonucunda döviz olarak, dolar olarak geri istiyoruz. Faizi de libor. Biz Eximbank'a liborla veriyoruz. Eximbank'ta 0,75 üzerine kar payı koyuyor o şekilde ihracatçılarımıza kullandırıyor. Geri dönüşleri dolar olduğu için buradan döviz satın alıyoruz, ihracatçımızdan döviz satın almış oluyoruz. Bugün itibariyle 3,8 milyar dolar bakiyesi var. Günlük 50 milyon dolar ortalama Merkez Bankası satın alıyor ihracatçılardan. Bu şekilde ocak ayından itibaren ihracatçılarımızdan 10 milyar doların üzerinde bir döviz satın almış olduk. Bu gelmeye devam ediyor. Her gün 50 milyon dolara yakın parayı rezervlerimize ekliyoruz. Gerektiği zamanda rezervlerimizden kullanabiliyoruz."
Yurt içi nihai talepte bir toparlanma göründüğüne dikkati çeken Başçı, "İlk çeyrek verilerinde net bir şekilde bu gözüküyor. Dolayısıyla cari açıkta yukarı yönlü trend göreceğiz. Bu zaten orta vadeli programda (OVP) görülmüştü.
Dolayısıyla yurt içi nihai talep hem büyümeye katkı veriyor ama aynı zamanda da dış açığı artırıyor. Onun biz kademeli olmasına gayret ediyoruz. Cari açıkla Aralık 2013 OVP öngörüsü 60 milyar doların biraz üzerinde. Şu anda 50 milyar doların biraz üzerinde 12 aylık bir cari açık var. Kademeli bir şekilde bunun 60 milyar dolara ilerleyeceğini tahmin ediyoruz. Çünkü iç talepteki toparlanma oldukça güçlü."
- İstanbul
Son Dakika › Ekonomi › Merkez Bankası Başkanı Başçı Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.