Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış: "Biz Türkiye'nin AB üyeliği için artık destek konuşmalarının yapıldığı platformları değil, tarihin konuşulduğu platformları istiyoruz"
"Bu kadar tarihi boyutları olan, bu kadar derinlemesine ilişkilerimiz olan Fransa'nın,
Türkiye'nin AB sürecine Fransız kalmasına üzülüyoruz"
"Türkiye'nin eksenini değiştiği iddiası büyük bir palavradır"
"Kıbrıs sorunu, Kıbrıs'ın ve Yunanistan'ın üyeliği için engel teşkil etmezken, Türkiye'nin üyeliği için niye engel teşkil etsin?"
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin AB üyeliği için "artık destek konuşmalarının yapıldığı platformları değil, tarihin konuşulduğu platformları" istediklerini belirtti. TÜSİAD ve Boğaziçi Enstitüsü (Institut du Bosphore) tarafından "Türkiye ve Dünya: Yeni Oyuncular, Yeni Vizyonlar" ana temasıyla düzenlenen "Boğaziçi Semineri"ne onur konuşmacısı olarak katılan Bağış, İstanbul'un barışın, hoşgörünün ve diyaloğun merkezi olduğunu söyledi. Bağış, seminerin Türkiye'nin AB tarafından, Avrupa'nın da Türkiye tarafından daha iyi algılanması için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, Türkiye ile Fransa arasındaki bağları güçlendirmenin de herkesin ortak görevi olduğunu ifade etti.Ön yargının "çok maliyetli bir hastalık" olduğunu kaydeden Bağış, "Bu ön yargıları kaldırmanın, yok etmenin uzun vadede bize çok büyük faydaları olacaktır" dedi.
"BUGÜN ARTIK FRANSA'DA BİLE TÜRKİYE'DE ÜRETİLEN ARABALAR SATILIYOR"
Egemen Bağış, Türkiye ile Fransa ilişkilerinin beş asırlık mazisi olduğunu ve bu dostluğun bundan sonra da devam edeceğini anlatarak, "Bazı konularda yüzde 100 anlaşamayabiliriz. Ancak anlaştığımız konular anlaşamadıklarımızdan çok daha fazla. Bugün bütün aramızdaki farklı bakışlara rağmen ikili ekonomik ilişkimiz potansiyelin belki yarısını bile yansıtmıyor. Yine de Türkiye'nin en önemli ekonomik dişlilerinden birini oluşturuyor. Güçlü bir ekonomik ilişkimiz var. Bugün artık Fransa'da bile Türkiye'de üretilen arabalar satılıyor" diye konuştu.
SARKOZY'NİN TÜRKİYE ZİYARETİ
Cumhuriyetin kuruluşunda Fransa'nın çok büyük etkisinin olduğunu hatırlatan Bağış, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz hala Fransa'nın etkilerini hep birlikte yaşıyoruz. Bundan sonra da yaşayacağız. En son Sayın Başbakanımızla Paris'e gittiğimizde, Sayın Cumhurbaşkanı Sarkozy, Türkiye'ye atfettiği önemi 'Ben Türkiye'yi sıradan bir
ülke olarak görmüyorum, adeta bir kıta olarak değerlendiriyorum ve Türkiye ile işbirliğimizi çok önemsiyorum' demişti. Yıllar sonra Türkiye'ye Kasım ayında yapacağı ziyareti çok büyük bir heyecanla beklediğini söylemişti. Biz de
kendisini büyük bir heyecanla bekliyoruz. Çünkü en son Türkiye'ye geldiği 20-30 sene öncesinden bu yana Türkiye çok değişti. Türkiye'nin artık hem ekonomik gücüyle, hem sosyal dinamizmiyle Avrupa'nın birçok ülkesinden daha Avrupalı
olduğunu Sayın Sarkozy'nin bizzat gelip görmesi vaktinin geldiğine ben de inanıyorum. G-20 başkanlığı öncesinde yapacağı bu ziyaretin kendisinin Türkiye'nin AB süreci ile ilgili düşüncelerinde de yeni bir renk yaratacağına, yeni bir bakış açısı kazandıracağına yürekten inanıyorum."
"BİZ AB SÜRECİNDE AYRICALIKLI BİR MUAMELE İSTEMİYORUZ"
Egemen Bağış, AB sürecinde ayrıcalıklı bir muamele istemediklerini vurgulayarak: "Bizden evvelki ülkeler hangi süreçten geçtiyse, aynı süreçten geçmek istiyoruz. Ayrıcalıklı sorunlar da istemiyoruz. Biz AB'deki dostlarımızdan bizim avukatımız olmalarını da beklemiyoruz, adil olmalarını, haktan ve gerçekten yana olmalarını bekliyoruz. Bazen bu kadar tarihi boyutları olan, bu kadar derinlemesine ilişkilerimiz olan Fransa'nın, Türkiye'nin AB sürecine Fransız kalmasına üzülüyoruz. Türkiye'nin AB süreci birçok açıdan çok önemli. Bana sorarsanız Berlin Duvarının yıkılması kadar önemli. Berlin Duvarında bazı fiziksel engeller ortadan kalktı, ama Türkiye'nin AB'ye üye olduğu gün zihinsel duvarlar ortadan kalkacak. Bu zihinsel duvarları, bu ön yargıları ortadan kaldırmanın zamanı geldiğine inanıyorum. Biz Türkiye'nin AB üyeliği için artık destek konuşmalarının yapıldığı platformları değil, tarihin konuşulduğu platformları istiyoruz. Çünkü, Avrupalıların artık Türkiye'yi üye olarak almanın maliyetlerini hesaplarken, Türkiye'yi dışarıda bırakmanın maliyetini de hesaplamaya başlamalarını istiyoruz. Her geçen gün Avrupa'nın Türkiye'ye olan ihtiyacının artığını onlar da fark edecek."
"BİZ ORTAK GELECEĞİMİZİ AB ŞEMSİYESİ ALTINDA GÖRÜYORUZ"
Türkiye'nin ekseniyle ilgili tartışmaların yaşandığı bir dönemden geçildiğine işaret eden Bağış, "Türkiye'nin ekseni ilke ve dürüstlüktür. Türkiye bu ekseninden hiçbir zaman kaymamıştır. Türkiye'nin eksenini değiştiği iddiası bana sorarsanız büyük bir palavradır. Türkiye Doğu ile Batının kesişme noktasıdır" diye konuştu. Bağış, dünyanın kutuplaşmasının AB ruhuna da aykırı olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün dünyanın kutuplaşması farklı kamplara bölünmesi AB vizyonuyla uyumlu olmaz. Bunun için dünyanın Türkiye'nin bu barış rolünü çok net bir şekilde algılanması gerekir. Biz yıllardır iktidar olsun muhalefet olsun her zaman söylüyoruz, Türkiye'nin yönü batı olmuştur diyebiliyoruz. Peki Avrupalılar Avrupa'nın yönü hakkında bu kadar açık ve net taahhütte bulunabiliyorlar mı? Bence artık Avrupa'nın kendi eksenini de tartışması gerekir. Biz ortak geleceğimizi AB şemsiyesi altında görüyoruz. Bu yüzden yeni bir dünya düzeni kurulursa Türkiye o düzende yerini alır ve bizim öngörümüz o düzen AB üyeliğidir. Biz uluslararası sistemin her dediğini yerine getiren şımarık çocuklara değil, fikrini söyleyen tartışan, ama alınan kararların arkasında duran bir ülke olarak Türkiye'nin önemini Avrupa'nın da algılamasını bekliyoruz. "Avrupalıların kafalarını netleştirmelerini ve uzlaşının sağlanmasını istediklerini anlatan Bağış, "Bir yandan Türkiye'nin içerisinde de Türkiye'nin AB reformlarını kitleyip sonra da 'Hükümet acaba AB hevesinden vazgeçti mi?' diye sorgulayanları da ben gerçekçi bulmuyorum. Türkiye'nin AB sürecini kitleyen muhalefet partilerimizin de biraz kendi vizyonlarını sorgulamaya başlamaları vaktinin geldiğine inanıyorum."
"KIBRIS'TA AB SAMİMİ OLMALI"
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Kıbrıs'ta sorunun ortadan kalkması için her şeyden önce "AB'nin samimi olması" gerektiğini söyledi. Bağış, TÜSİAD ve Institut du Bosphore tarafından "Türkiye ve Dünya: Yeni
Oyuncular, Yeni Vizyonlar" ana temasıyla düzenlenen "Boğaziçi Semineri"nde, Enstitünün Bilim Kurulu Eş Başkanı Kemal Derviş'in sorularını yanıtladı. Türkiye olarak en önemli önceliği, Avrupa ile ilişkilere, AB sürecine verdiklerini ifade eden Bağış, ABD ile olan ilişkilerin de çok önemine vurgu yaptı. Bağış, şöyle devam etti: "ABD de Türkiye'nin AB üyelik sürecini çok önemsiyor. Orta Doğu ile doğumuzdaki ülkelerle ilişkilerimiz tabii ki çok önemli, ama onlar da Türkiye'nin
AB sürecini çok önemsiyor. Bugün Suriye'de, Suudi Arabistan'da, İran'da, Malezya'da, Endonezya'da insanlar, Türkiye'nin AB sürecinden çok büyük beklenti içerisinde. Türkiye'nin AB sürecini sadece 1,5 milyarlık İslam alemi değil,
kendini Batıdan kopmuş, izole edilmiş hisseden 3,5 milyarlık bir insanlık alemi çok yakından takip ediyor."
Bağış, Kıbrıs konusuyla ilgili Fransa'nın Avrupa İşleri Bakanı Pierre Lellouche'un sözlerine atıfta bulunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Kıbrıs ile ilgili, Pierre, enteresan bir cümle kurdu. Kıbrıs'ta, Türk askerinin üye bir ülkeyi işgal ettiğini söyledi. Buna katılmamız mümkün değil. Kıbrıs'ta askeri olan tek ülke biz değiliz. Kıbrıs'ta Yunanistan'ın da askerleri var. İngilizlerin de orada bir üssü var. Eğer bu askerlerin çekilmesi topyekun olacaksa, gelin bunu konuşalım. Annan Planı kabul edilmiş olsaydı, ki Annan Planını Türk tarafı kabul etti, adadaki Türk askerinin sayısı 600'e, Yunan
askerinin sayısı 950'ye düşecekti. Beş yıl sonra, yani bu yıl, bir referandumla da bütün askerler tamamen ortadan kalkacaktı. Annan Planına yüzde 66 ile 'Evet' diyen Türk tarafı hala ambargolarla cezalandırılıyor, Annan Planına yüzde 76 ile 'Hayır' diyen Rumlar üç gün sonra AB'ye üye olarak kabul edildi. Kıbrıs sorunu, Kıbrıs'ın ve Yunanistan'ın üyeliği için engel teşkil etmezken, Türkiye'nin üyeliği için niye engel teşkil etsin? Türkiye başvurduğunda da Kıbrıs sorunu
vardı, müzakere tarihi aldığında da Kıbrıs sorunu vardı, Yunanistan üye olduğunda da Kıbrıs sorun vardı, Kıbrıs üye olduğunda da Kıbrıs sorun vardı. Kıbrıs'ta sorunun ortadan kalkması için AB'nin bir kere samimi olması gerekir. AB, 26 Nisan 2004'te oy birliğiyle Fransa'nın da oyu ile bir karar aldı. 'Kuzey Kıbrıs'a uygulanan izolasyonlar ortadan kalkacak' dedi. Aradan geçen süre içerisinde bu kararı uygulayan sadece bir tane AB üyesi ülke var. Kuzey Kıbrıs'a direkt ticaret
yapan, serbest dolaşım hakkını vatandaşlarına tanıyan bir tek AB üyesi ülke var. O ülkeyi yalnız bırakmayın, o ülke de Güney Kıbrıs'tır. Güney Kıbrıslılar, Kuzey Kıbrıs'a zırt pırt gidip gelebilirler, direkt ticaret yaparlar, alışveriş yaparlar, ama diğer AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs ile aynı ilişkiye girmesine, aynı fırsatlardan faydalanmasına da karşı çıkarlar. Bu kadar bir tezat, bu kadar çifte standart dünyanın başka hiçbir yerinde görülmüş değil."Bağış, dün Kıbrıs'ta olduğunu hatırlatarak, birtakım üst düzey görüşmeler yaptığını ve herkesin çözümden yana hazır olduğunu ifade ettiğini belirtti.
Bağış, "Adil bir çözümden yana, siyasi eşitliğe dayalı iki taraflı, iki kesimli bir çözümden yanalar. Gelin bunu hep birlikte gerçekleştirelim" diye konuştu.
Son Dakika › Güncel › 2Bağış, 'Biz Ortak Geleceğimizi Ab Şemsiyesi Altında Görüyoruz' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.