8. Büyükelçiler Konferansı - Son Dakika
Son Dakika Logo

8. Büyükelçiler Konferansı

14.01.2016 21:25

Dünya İnsani Zirvesi'nden Sorumlu Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Stephen O'Brien, Dünya genelinde 125 milyondan fazla insani yardıma muhtaç kişinin olduğuna ve 60 milyondan fazla kişinin ise evlerini terk etmek zorunda kaldığına dikkati çekerek, "Şu an eşi benzeri görülmemiş bir insani kriz yaşanıyor" dedi.

Dünya İnsani Zirvesi'nden Sorumlu Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Yardımcısı Stephen O'Brien, Dünya genelinde 125 milyondan fazla insani yardıma muhtaç kişinin olduğuna ve 60 milyondan fazla kişinin ise evlerini terk etmek zorunda kaldığına dikkati çekerek, "Şu an eşi benzeri görülmemiş bir insani kriz yaşanıyor" dedi.

Ankar'da düzenlenen 8'inci Büyükelçiler Konferansı'nın, "İnsani Sorunlar: Kapsamlı Bakış" paneline katılan O'Brien, İstanbul ve Diyarbakır'da meydana gelen terör saldırılarında hayatını kaybedenlere taziyelerini bildirerek, terörü kınadı.

Dünyanın çeşitli yerlerinde devam eden insani krizleri bitirmek ve dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek için gösterilmesi gereken ortak çabaya değinen O'Brien, 8. Büyükelçiler Konferansı'nın bu yılki teması olarak "Kriz Yönetimi ve İnsani Çözümler" başlığının seçilmesini de bu yönde atılan önemli adımlardan biri olarak değerlendirdiğini söyledi.

BM Dünya İnsani Zirvesi'nin, 23-24 Mayıs'ta Türkiye'nin ev sahipliğinde İstanbul'da yapılacağını hatırlatan O'Brien, "Böyle bir toplantıyı gerçekleştirmek için İstanbul'dan daha güzel bir yer hayal edemiyorum. Medeniyetler beşiği, tarih ve kültür şehri İstanbul, böylesine önemli bir toplantı için en mükemmel mekan" dedi.

"Hep birlikte zirveyi başarıya ulaştırabiliriz" ifadesini kullanan O'Brien, dünya genelinde 125 milyondan fazla insani yardıma muhtaç kişinin olduğuna ve 60 milyondan fazla kişininse evlerini terk etmek zorunda kaldığına dikkati çekerek, "Şu an eşi benzeri görülmemiş bir insani kriz yaşanıyor" dedi.

O'Brien, tüm dünyanın, Türkiye'nin Suriyeliler için yaptıklarını takdirle izlediğini söyleyerek, "Türkiye, dünyanın en fazla sığınmacı kabul eden ülkesi" ifadesini kullandı.

2'inci Dünya Savaşı'ndan bu yana dünyanın en büyük insani krizle karşı karşıya olduğunu hatırlatan O'Brien, Suriye, Irak, Güney Sudan ve Yemen başta olmak üzere tüm bölgede büyük bir çalkantı yaşandığını belirtti.

Suriye'nin Madaya kasabasında yaşanan açlık dramına da değinen O'Brien, "Daha birçok Madaya'ların olduğunu unutmamalıyız. Şiddet olayları ve düşmanlık, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde, Libya'da, işgal altındaki Filistin'de devam ediyor. Aşırıcı hareketler, dünyada ıstırap ve korkuya neden oluyor. Boko Haram gibi örgütler, sivillere karşı insanlık suçu işliyor" şeklinde konuştu.

Kaynaklarının çok büyük bir kısmını çatışmalardan etkilenen insanların ihtiyaçlarını karşılamakta kullandıklarını belirten O'Brien, iklim değişikliğinin neden olduğu doğal felaketlerin daha sık ve daha ağır şekilde seyrettiğini belirtti.

İklim değişikliği nedeniyle ortaya çıkan El Nino gibi doğa olaylarının da insani krizlere neden olduğunu hatırlatan O'Brien, doğa olaylarının Kenya, Sudan gibi ülkelerde büyük yıkımlara yol açtığını, yaşanan can kayıplarının yanında 300 bin kişinin evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.

-"Dünya artık güç paylaşımı yapmalı"

Panelin katılımcılarından Columbia Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Jeffrey Sachs, dünya genelinde yaşanan şiddet ve savaş ortamlarından ülkelerin artık "süper güç" olmayı değil güç paylaşımı yapmayı seçerek kurtulabileceğini belirtti.

Sachs, Paris, İstanbul ve bugün de Cakarta'da yaşanan saldırıların korkunç olduğunu belirterek, terörizme karşı çabaların ülkelerin "işbirliği içinde olmasıyla" sonuç verebileceğini aktardı.

"ABD, Irak savaşında bölgedeki tüm şeytanları kamçıladı"

Dünyada Suriye, Yemen, Güney Sudan ve Filistin gibi ülkelerdeki krizlerin politikanın bu bölgelerdeki iflası olarak yorumlayan Sachs, Amerika'nın 2002'deki Irak savaşında "bölgedeki tüm şeytanları kamçıladığını" belirtti.

Bölgedeki tüm bu şiddetin birer birer yayıldığını ifade eden Sachs, Güney Sudan'ı da hatırlatarak oradaki sivil savaşın, büyük bir insani krizi tetiklediğini aktardı.

Libya'nın da savaşı seçen coğrafyalardan olduğunu söyleyen Sachs, buna da Kaddafi'nin devrilmesinden sonraki süreçte daha iyi bir rejimin gelmemesinin sebep olduğunu ifade etti.

Yaşanan kaotik ortamların, "Rejimi değiştirme" düşüncelerinden oluştuğunun altını çizen Sachs, "Tüm bu rejim değişikliği süreçleri, sivil halklara büyük zararlar verdi. Ben Yemen'de tüm krizin başlamasından önce bölgeye yaptığım ziyarette bölgedeki tehlikenin potansiyelini gördükten sonra Amerika'daki çalışmalarımda ortaya koyduğum raporların ilgi görmediğini farkettim. Bu ilgisizliğin sebebi büyük ülkelerin Yemen gibi ülkeleri 8'inci kategori ülkeler gibi görmesinden kaynaklanıyor. Böyle ülkelerin dünya siyasetinde çok alt sıralarda olması nedeni ile yaşanan insani krizler unutuluyor. Ancak biz yine de adım adım yayılan bu savaş ile mücadele etmekten vazgeçmemeliyiz" şeklinde konuştu.

Sosyal bilimlerde en önemli kural gereği, istikrarın olmaması durumunda kaosun oluştuğunu vurgulayan Sachs, sorulması gereken sorunun 'tüm bu kaosu ve politik vakumu nasıl tersine döndüreceğiz' olduğunu söyledi.

Günümüz dünyasında artık kazanmak yada kaybetmenin geçerli olmadığını, tek gerçekliğin "işbirliği" olduğunu ifade eden Sachs, bazı ülkelerin artık başka ülkelerin rejiminin değişmesi ya da o ülkeleri kimin yöneteceği tartışmalarını bırakıp artık ortak çözümlerin parçası olması gerektiğini aktardı.

Dünyada rejimlerin değişmesi yada liderlerin ortadan kaldırılması kararını verecek üst akılda bir ülkenin olmadığını savunan Sachs, artık Türkiye gibi ülkelerle bu güç paylaşımının yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Günümüz krizlerinde güç paylaşımı, sivilleşme, karşılıklı hakların korunması konularının öne çıkarılması gerektiğini, dünyada barış ve istikrar oldukça diğer parametrelerinde kendi doğal ortamlarında gelişebileceğini aktaran Sachs, "Geleceğin dünyası, büyük ülkelerin, Afrika'yı bir savaş bölgesi olarak değil, Ortadoğu'yu bir silah pazarı olarak değil de bir market, bir ekonomik partner olarak görmeye başlaması ve bilim sanayinin de paylaşılacak bir ortak miras olmaya başlaması ile güçleneceğine, bunun için de barışın en gerekli şart olduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

Panelde konuşan katılımcılardan bir diğeri olan İngiltere Oxford Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Margaret Olwen MacMillan da, 2016'ya dünya genelinde çok büyük insani krizlerle girildiğini söyledi.

MacMillan, "Bir tarihçi olarak kötümser olmak istemiyorum ama 2016'ya girince daha iyi bir dünya beklerken, İstanbul'da ve Cakarta'da bazı terör olayları oldu. İnsanlık olarak çözülmesi gereken çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduğumuza dair işaretleri bu yılın başında da gördük" dedi.

-"Başkan Putin'in tutumlarını çok endişe verici olarak buluyorum"

Kanadalı Tarihçi MacMillan, "Tarih belki bize gelecekle ilgili çok net rehberlik yapmayacak ama karşılaştığımız zorluklara karşı geçmişten çıkardığımız dersler ile nasıl mücadele edebileceğimiz konusunda yardımcı olacak" diyerek, "Çok büyük zorluklarla oluşturulan uluslararası hukuk kuralları bazı önde gelen ülkeler veya insanlar tarafından tersine çevriliyor. Örneğin, Başkan Putin'in tutumlarını çok endişe verici olarak buluyorum. Çünkü kendisi kısa vadeli çıkarlar için uluslararası kuralları riske atıyor. Ben bunu çok endişe verici olarak görüyorum" ifadelerini kullandı.

Dünyadaki etnik ve dinsel ayrımcılığın geldiği boyutlara da dikkat çeken MacMillan, "Maalesef bundan sonra hem Müslüman hem Hintli olamazsınız. Çünkü bazı Hindu fanatikler bunu imkansız hale getiriyorlar. Artık, hem Müslüman hem Fransız da olamazsınız. Yine hem Müslüman hem de Macar olamazsınız, çünkü Macaristan'daki aşırı sağcılar bunu engelleyecek. Bütün bunları çok endişe verici buluyorum" diye konuştu.

Küreselleşmenin olumlu sonuçlarının yanı sıra dezavantajlarının da olduğunu belirten MacMillan, genç insanların daha önce hiçbir fikri olmadığı ve dünyanın diğer ucundaki ideolojilere bağlanmasını da buna örnek gösterdi.

McMillan, İngiltere'den DAEŞ terör örgütüne katılanların İslam dini hakkında çok az veya hiçbir bilgisi olmadığına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"DAEŞ'e katılan bazı genç İngiliz cihatçılar bölgeye gitmeden önce Müslüman bile değillerdi. Ne zaman DAEŞ'e katıldılar, birden Müslüman oldular. Bütün bunlar, bu kişilerin dini ne kadar anladıkları, algıladıkları hakkında da bizlere bir fikir verebilir"

Panel, Büyükelçilerin katılımcıları sorularının ardından sona erdi.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel 8. Büyükelçiler Konferansı - Son Dakika


Advertisement