Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması

01.02.2013 23:33

'marti' değil, parti kardeşim.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bizim ki

'marti' değil, parti kardeşim. Adalet ve Kalkınma Partisi. Adalet de güzel kalkınma da güzel. Bir itirafta bulunayım, kalkınmamız çok iyi ama adaletin biraz daha desteği ihtiyacı var. Adaletin sarayları var ama adaletin kendisini biraz arıyoruz, bulmaya çalışıyoruz" dedi.

Arınç, partisinin Bursa il başkanlığı tarafından düzenlenen "Siyaset Akademisi"nde yaptığı konuşmada, AK Parti'nin hizmete endeksli bir siyaseti benimsediğini ve bizzat icra ettiğini, bunun karşılığının ise 10 yıldır devam eden ve 11. yılına giren kesintisiz iktidarları olduğunu söyledi.

"Bunun bir benzeri var mı- En azından son 60 yıllık siyasi hayatımızda. 1950 seçimlerinden bu yana yoktur" diyen Arınç, bunun sırrının ise AK Parti'nin ilkelerine sahip çıkması olduğunu vurguladı.

Arınç, bir süre önce yapılan kabine değişikliğinde 4 bakanın görevlerini devretmesini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Başka hiçbir partinin ağzına almadığı bir şeyi biz bizzat, fiilen uyguluyoruz; yarışmacı siyaset. Başka partilerde böyle değil, ön açık olmaz, lider oligarşisi vardır, onun bir çevresi vardır, o çevrenin içinde olmadıkça sizin önünüz kapalıdır. CHP'de birisi geçen günlerde işte 'Atatürk'ten sonra da Ecevit'ten sonra da en güçlü lider benim liderimdir' demiş. Şimdi onun internetteki cevaplarını yolda gelirken epeyce inceledim. En hafif tabiriyle üç beş kişi ona 'bu, yalakalıktan başka bir şey değildir' diyor. Yani Atatürk ile birisini kıyaslarken bula bula birisinin ismini zikretmesi, o partilerdeki maalesef zafiyetlerin ne hale geldiğini bize gösteriyor, çünkü buna acımak lazım."

Siyasi partilerde değişim ve dönüşümün hayati önemde olduğunu, dönüşemeyen partilerin ortadan kalktığını ifade eden Arınç, AK Parti'nin bu konuda en radikal kararı alan parti olduğunu belirtti.

-"Birilerinin hesap yaptığını da biliyorum"-

Arınç, partisinde üç dönem üst üste milletvekilliği yapanın artık en azından bir dönem ara vermesi gibi bir kuralın olduğuna değinerek, şöyle konuştu:

"Kendi koltuklarına yapışmak adına bu yaptığımızı görmezden gelen, küçümseyen bazı siyasetçiler de var. En güçlü olduğunuz zamanda 'Bana Allah'a ısmarladık' diyebiliyorsanız, 'Benim arkamdan gelecek çok daha güçlü arkadaşlarım var, milletvekilliği, bakanlık onların da hakkı' diyebiliyorsanız, bunu herkesin alkışlaması lazım. Çok şükür AK Parti bugün Genel Başkanıyla Başbakanıyla Türkiye'nin bugüne kadar gelmiş en güçlü Başbakanı olarak dost düşman herkesin kabul ettiği bir noktada 'yeter artık, benim sürem doldu, ben gidiyorum...' Farz edin her türlü ihtimal olabilir ama biz kendi irademizle milletvekili de olsak belediye başkanı da olsak 'arkadaşlarımıza bu imkanı vereceğiz' diyebiliyoruz.

Önümüzde yine böyle bir değişim yaşanacak, en azından mecburi bir değişim yaşanacak ve ben şahsen çok mutluyum. 5 dönemdir milletvekilliği yaptım, Fazilet'te, Refah'ta, 3 dönem de AK Parti'de. Elbette bana 'git' diyen biri yok. En güçlü zamanımda ben diyorum ki; 'Ne güzel bir kural artık ara vermek gerekiyor, biz ona belki ara vermek diyoruz' yani tüzükteki tabiriyle ama biz artık siyasete de günü geldiğinde bir nokta konulması gerektiğine inanıyoruz. Bu canlı organizmayı zinde tutmamız için her şeyden önce böyle bir değişime ihtiyacımız var. Ben bunda samimiyim ve çok önceden de 'bu dönemin sonunda artık bize Allah'a ısmarladık yerimize yeni güçlü arkadaşlarımız gelsin' diyoruz. Siyasetçiler önce kızıyorlar bana hem de kendi partimin içinden, 'Ya niye böyle önceden söylüyorsun kardeşim.' Söylemezsek sonra sağdan soldan girersiniz, fikrimizi değiştirirsiniz yahu. Şimdiden söyleyelim de herkes ona göre tedbirini alsın."

Tedbirini başka türlü alanların da olduğunu dile getiren Arınç, şunları söyledi:

"(Tedbirini alsın) deyince başka türlü tedbirini almaya kalkanlar da var tabii. 'Bu adam nasıl olsa gidecek, şu kadar sene sonra meydan bize kalacak' diye birilerinin hesap yaptığını da biliyorum. Gidecek olmaktan dolayı da hiçbir endişe duymuyorum. İnsanlar bir yere tutunup kalmamalı, hiçbir hesabı olmamalı, gideceği zamanı bilmeli ve arkasına tekme vurarak değil, en güçlü olduğu zamanda

'ben kendim karar verdim, bana Allah'a ısmarladık' diyebilmeli. Bu noktada hepimizin fedakar, ön açıcı olmamız gerekiyor. Kocaman bir kaya gibi yolları kapatmanın alemi yok."

-"Selahhaddin Eyyubi Üniversitesi'nin kurulması"-

Arınç, dün akşam TBMM Genel Kurulu'ndaki çalışmalar sırasında çok mutlu olduğu bir olay yaşadığına da değinerek, TBMM'de, Diyarbakır'da Selahhaddin Eyyubi Üniversitesi'nin kurulmasına karar verildiğini belirtti.

Selahhaddin Eyyubi'nin adına Diyarbakır'da bir üniversitenin kurulmasının fevkalade önemli olduğunu vurgulayan Arınç, "Bunun hükümetimiz döneminde olması, 170. üniversite olarak ilan edilmesi fevkalade önemlidir. Dün dikkat ettim, bazı partiler bizim dışımızda bazı eleştiriler getirse bile sonunda 'Hayırlı olsun' dediler. Bu da Selahaddin'in büyüklüğünü gösteriyor. Selahaddin mi Selahattin mi tartışması oldu komisyonda da sonunda Selahaddin'e karar verdiler. Bu karar üzerinde özenle durduk. İnşallah Zehra Üniversitesi'ni de Van merkezinde kurmak nasip olur" dedi.

-"Televizyon dizilerindeki gibi ifadelerle konuşmak yok"-

AK Parti'nin kimliğinin güzel bir kimlik olduğunu dile getiren Arınç,

"Muhafazakar olmak ne demek- İşte Sultan Selahaddin'i, Atatürk'ü, milli mücadele kahramanlarını, maneviyat dünyamızın büyüklerini sevmek demek" ifadesini kullandı.

Arınç, dili iyi konuşmak ve zenginliğinden istifade etmek gerektiğine işaret ederek, şöyle dedi:

"Tabii bu kısa mesajlardaki dili kastetmiyorum. 'Nbr' ne haber, 'slm' selam, 'ok' okey demekmiş, böyle saçmalıklar olmaz. Biz konuşurken, 30, 40, 100, 400 kelimeyle değil, en azından 25 bin kelimeyle konuşacağız. Türkçe öyle zengin bir dildir ki 70 bine yakın kelime vardır... Güzel kelimelerle konuşacaksınız, argo veya böyle kısa cümlelerle televizyon dizilerindeki gibi ifadelerle konuşmak yok. Konuştuğunuz zaman, bülbül gibi şakıyacaksınız, bir su şırıltısı kadar zarif olacaksınız."

Aile hayatının çok güçlü olmasını istediklerini, çünkü muhafazakar bir düşünceye sahip olduklarını ifade eden Arınç, "Aile çok önemlidir. Nikahsız birliktelikler dışarıda ama nikah ve evlilikler... Allah nasip ediyorsa, imkanı da varsa mutlaka insanları yanlıştan koruyacak, nesillerin çoğalmasına yol açabilecek, insanların mutlu ve huzurlu yaşamasına yol açabilecek çok önemli faktörlerdir. Bunun için elbette gerekli tedbirleri almak da hükümetin, sosyal alanda çalışanların da önemli bir görevidir" diye konuştu.

-"Kurban olduğum Allah bize veriyor, biz de millete veriyoruz"

Arınç, AK Parti'nin her iki kişiden birinin oyunu aldığını ve bunu muhafazakar demokrat kimliğiyle elde ettiğini belirterek, "Muhafazakar demokrat kimliğin yüzde 60'lara tırmandığını da son anketler bize gösteriyor. AK Parti yüzde 53'lerde, 54'lere yakın, CHP 24-25'ler bandında, bazılarına göre biraz daha altında, diğer parti yüzde 12'ler 11'ler seviyesinde, beriki de 6-7'ler, en yüksek çıkan oy oranıyla. Demek ki ortak paydası güçlü olan bir siyasi kimliğe sahibiz" dedi.

Türkiye ekonomisinin önemli başarılara imza attığını, IMF'ye olan borçtan sadece 500 milyon dolar kaldığını ve bunu aheste aheste ödediklerini dile getiren Arınç, "Şimdi IMF'nin kendisi krizde. Türkiye IMF'ye 5 milyar dolar kredi açacak. Çok şükür, veriyoruz, veriyoruz, veriyoruz. Kurban olduğum Allah bize veriyor, biz de millete veriyoruz" ifadesini kullandı.

-"Milletin tam damarına girmişiz"-

Arınç, 1071'in bin sene sonrasını düşündüklerine dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"Bunu düşünmek bile heyecan verici. Bunu kim düşünüyor- CHP'de, MHP'de bunu düşünen var mı- Bunlar zaman tünelinde kalmış partiler. Eskimiş, köhnemiş, kendi içinde hala kendilerini tarif edemez, zavallı durumdalar. Bu millet ne istiyor, neye inanıyor hala bilmiyorlar. Bu millet için çalışmayı hayatlarında hiç yapmadıkları için bizim çabalarımızı başka türlü yorumluyorlar. Biz Türkiye'de

'inşallah bu terör bitecek, bitsin, bitmeli' diyoruz, onlar hala 30 sene öncenin laflarıyla bizi eleştirmeye çalışıyorlar. Zaman tünelinde kalmışlar, çıkamıyorlar çıkmaları da mümkün değil. Dolayısıyla yüzde 50'ler yüzde 60 olacaksa Allah'ın izniyle biz milletin tam damarına girmişiz, milletin damarını yakalamışız, o ne istiyorsa biz de onu istiyoruz."

-"Adaletin kendisini biraz arıyoruz"-

Definecilerden zengin olanı görmediğini, siyasette de böyle meraklı insanlar olduğunu belirten Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, şunları kaydetti:

"(Ah bir genel başkan olsam, benim de bir levham olsa), 'püskevitim olsa' diyen var işte 'benim de bir levham olsa' diyen var. Geçenlerde bizim torun internete girmiş, 'püskevitim olsa' diyor ya Sayın Bahçeli, onun üzerine çocukları çıkarmışlar konuşturuyorlar. Bizim torun daha 9-10 yaşlarında çocuk, benim bulamadığım yerlerden bulmuş, hem dinledik hem güldük hem sevindik. Kötü bir şey de söylememiş Bahçeli ama, 'Püskevitim olsa' diyen adamlar varsa Türkiye'de, 'Benim de bir partim olsa, bir eksiğim kalmasa' diyenler de var. Ama bizim ki 'marti' değil, parti kardeşim. Adalet ve Kalkınma Partisi. Adalet de güzel kalkınma da güzel. Bir itirafta bulunayım, kalkınmamız çok iyi ama, adaletin biraz daha desteği ihtiyacı var. Adaletin sarayları var ama adaletin kendisini biraz arıyoruz, bulmaya çalışıyoruz. Adalet kutup yıldızı gibi insan yolunu kaybetse, ona bakıp yolunu bulacak, adalet de tam olacak inşallah. Ondan da kurtuluş yok."

(Bitti)

Muhabir: Haluk Yüksel

Yayıncı: Murat Taydaş - BURSA

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Başbakan Yardımcısı Arınç Açıklaması - Son Dakika


Advertisement