
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, çözüm sürecine ilişkin, "Biz örgütün taleplerine 'evet' demek veya o talepleri 'baş üstüne' diyerek karşılamak noktasında değiliz. Hiçbir zaman olmadık" dedi.
Arınç, A Haber televizyonunda canlı yayında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Çözüm süreci ve bu kapsamdaki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Arınç, süreçte yaşananlara ilişkin kendi değerlendirmelerini yapmalarının olağan bir durum olduğunu söyledi.
Hükümetin çözüm sürecinin başarıyla tamamlanması için kararlı olduğunu belirten Arınç, "Biz kendi açımızdan kararlıyız. Biz sizin artık silah bırakmanızdan ve bu toprakları terk etmenizden başlayarak, bundan sonrasını ancak konuşabiliriz noktasındayız. Onun bir gerçekleşmesi lazım" dedi.
Arınç, "Süreçte iki tarafında adımlar atması gerekiyorsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bu süreçte atacağı ilk adım nedir, ne olmalıdır-" sorusu üzerine ise "Biz bir defa örgütün taleplerine 'evet' demek veya o talepleri 'baş üstüne' diyerek karşılamak noktasında değiliz. Hiçbir zaman olmadık. Ancak Türkiye'de demokratikleşme, açılım, milli birlik ve kardeşlik konusunda özellikle kendilerini Kürt kimliği ile ifade eden yurttaşlarımıza karşı her zaman Anayasa'yı, temel insan haklarını esas alarak pek çok şeyler yaptık" diye konuştu.
Bu hakları vermeyi bir lütuf olarak görmediklerini vurgulayan Arınç, ancak özel statü veya buna benzer siyasi taleplerin ise hiçbir zaman kabul edebilecekleri konular olmadığını vurguladı. Arınç, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
"Elbette öncelikle onların adım atması lazım. Çünkü silah onlarda, eylemleri onlar yapıyorlar ve bu eylemlerde kan dökülüyor. Masum insanlara varıncaya kadar terörün ateşi herkesi sardı. Dolayısıyla siz silahı bırakmadıktan sonra sizinle görüşerek, nihayetinde hangi noktalarda beraber olacağımızı veya hangi noktalarda sizin bazı talepleriniz varsa bunları karşılayacağımız noktasında hiçbir şeyi peşinen konuşmak durumunda değiliz. Önce onlar kendilerine verilen bu görevi yerine getirmeleri lazım. Çünkü elinde silah olan kişiyle hiçbir şey konuşulmaz, ona ancak o silahın karşılığıyla mukabil edilir. Terörle mücadele dediğimiz noktada hiçbir zafiyetimiz yok."
Arınç, terörle mücadele kapsamında Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Emniyet teşkilatının artık komuta kademesiyle bizzat alanda olduğunu, Ankara'dan, masa başından, bölgedeki harekatlara müdahil olma devrinin artık geçtiğini, bunun da büyük bir moral kaynağı haline geldiğini söyledi.
Arınç, iktidarın hukuk içinde bir mücadele yürüttüğünü bu nedenle halkın desteğinin de arkasında olduğunu belirtti.
- "Tuzak soru ve cevaplarla toplumun hassasiyetlerini kaşımak doğru değil"-
Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ın "İmralı tutanakları" olarak basına yansıyan haberdeki "hepimiz özgür olacağız" ifadesinin hatırlatılması ve
"Öcalan bu sözleriyle bir talep mi dile getiriyor" şeklindeki soru üzerine de Arınç, "İnanmış bir konuya veya inanmış gibi görünüyor. Bu yola iyi niyetle çıkmışsa bir insan ve kendisiyle yol arkadaşlığı yapmış olanları da ikna etmeye çalışıyorsa, onların itirazlarını karşılamak için bazı şeyler konuşmuş olabilir.
'Hepimiz özgür olacağız' sözünü yorumlayacak bir noktada değilim ama onun 40 tane anlamı olabilir" değerlendirmesinde bulundu.
Bu sözün "Öcalan çıkacak" şeklinde yorumlanmaması gerektiğini belirten Arınç, ancak bazı medya kuruluşlarının bu tür yaklaşımlarla halkın duyarlılıklarını kör etmeye çalıştıklarını kaydetti.
"Terör örgütü elebaşı Öcalan'ın 21 Mart öncesi televizyonlardan talimat vereceği" şeklinde bir iddianın da ortaya atıldığını aktaran Arınç, şunları söyledi:
"Öcalan, adada, ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkum. Kendisiyle görüşmek için sadece Adalet Bakanlığının milletvekillerine izin verdiği bir statüde. Televizyonların önüne geçecek bütün dünyaya bir mesaj verecek, böyle bir saçmalığı, böyle olmayacak bir meseleyi birisi uydurmuş olabilir ama Bahçeli'ye sorulduğunda bunu elinin tersiyle itmesi gerekirken, bunun üzerine bir cevap inşa etmesi, Haluk Koç'a sorulunca onun bir cevap vermeye çalışması fevkalade yanlış. Bunun olmayacağını herkesin bilmesi lazım. Böyle bir gelişmenin kesinlikle yaşanmayacağını herkesin bilmesi lazım ama böyle tuzak sorularla ve cevaplarla toplumun hassasiyetlerini kaşımak doğru değil. Dün Sayın Haluk Koç'un bir sözü,
'İmralı hapşırıyor, buradaki siyasetçiler nezle oldum diyor'. Ne kadar küçümseyici, ne kadar küçültücü bir söz. Sayın Başbakanımızın gribal bir enfeksiyonla evinde istirahate çekiliyor olmasını, Öcalan'ın hapşırmasına bağlayan bir siyasetçi. Keşke hekim olarak kalsaydı da siyasete hiç girmeseydi. Bunlar çok çirkin, yakışıksız şeyler."
-"Her şeye rağmen biz bu yolda devam edeceğiz"-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın artık sorunun çözülmesi için çabaladığını, bunu da büyük bir risk alarak yaptığını belirten Arınç, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Biz 'baldıran zehiri içmeye hazırız' diyen bir Başbakanın bu süreçte ne kadar acı ve ıstırap çektiğini herkesin bilmesi lazım. Yüzde 50 oyla iktidar olmuş ve 50'den de aşağıya hala oy oranı düşmeyen bir partinin Genel Başkanı, başının derdi mi yok ki böyle bir süreci başlatıyor- Herkesten eleştiri alacağını bile bile, büyük bir risk alarak. Önümüzde 1 yıl sonra seçimler olduğunu da bile bile niye böyle bir yola çıkıyor- Acaba Kılıçdaroğlu, böyle bir yola çıkar mıydı- Bahçeli için kesinlikle mümkün değil. Niye 30 yıldan beri hiçbir siyasetçi bunu göz almadı- ve Sayın Erdoğan bu gücüyle, bu inancıyla, 'her şeye rağmen ülkeme barış getirmek, silahları susturmak istiyorum, annelerin gözyaşlarını dindirmek istiyorum' diye yola çıkıyor, birisi de diyor ki 'Öcalan hapşırdı, bizimki de hasta oldu evine gitti', ne kadar çirkin şeyler. Zor bir iş içerisindeyiz ama başaracağımıza inanıyoruz. Hiç bu kadar optimist olmamıştık. Herkesin de öyle olması lazım"
Arınç, daha önce "barış süreci başlamalı, Öcalan muhatap alınmalı" diyen basındaki bazı çevrelerin şimdi ise süreci eleştirdiğini, sürecin başarılı olacağının görülmesi ve halkın verdiği kredinin yüksek olmasının fark edilmesi üzerine böyle bir yaklaşım sergilendiğini belirterek, "Her şeye rağmen biz bu yolda devam edeceğiz. Çalışmalarımızı büyük bir itinayla götürüyoruz. İstihbarat teşkilatımız 'siyasetin bu konuya hakim olması zamanı geldi' dediği anda hükümetimiz de parlamentomuz da devrededir" dedi.
-"Sevinmemek herhalde kıskançlıktan başka bir şey değil"
Terör örgütünce kaçırılan kamu görevlilerinin serbest bırakılırken terör örgütü yöneticileriyle el sıkışmadıkları hatırlatılarak, değerlendirmesinin de sorulduğu Arınç, şöyle konuştu:
"Kendilerini 2 yıldan beri elinde tutan, sağlık şartlarından, aileleriyle görüşmekten mahrum bırakan ve kendilerine esir muamelesi yapan insanlara, özellikle o Reşadiye'deki askerlerimize karşı yapılan saldırının emrini verdiği söylenen bir insana güler yüz göstermeleri, el sıkmaları herhalde beklenemezdi. Bu çok doğal bir durum. Teşekkür edecek noktada değiller. Ama biz sonuç itibarıyla bu arkadaşlarımıza kavuşmaktan en az onların anneleri, eşleri kadar, çocukları kadar seviniyoruz. Bu konuyu kimse başka türlü yorumlamasın. Acıyı ve sıkıntıyı biz çekiyoruz. Bize düşen onları kendi ellerimizle alıp buraya getirebilmek. Ama biz onların hayatlarını düşündük. Onların ayaklarına diken batmasın istedik. Bir çatışmada hayatlarını kaybetmesinler istedik. Bugüne kadar sadece gözetledik ve kolladık. Şimdi bir sebep ortaya çıktı ve onlar anavatana geldiler. Bundan dolayı sevinmemek herhalde kıskançlıktan başka bir şey değil."
Arınç, Hatay'ın Reyhanlı ilçesi Cilvegözü Sınır Kapısı'ndaki saldırıyı gerçekleştirenlerin yakalanışına ilişkin "Filmlere konu olacak operasyon" dediğinin ifade edilerek, operasyonun nasıl gerçekleştiğinin sorulması üzerine olayla ilgili ciddi bir soruşturma yürütüldüğünü söyledi. Patlamayı gerçekleştiren kişilerin ayaklarındaki çorabın rengine kadar ayrıntılı analizler yapılarak bir ay süren çalışma gerçekleştirildiğini anlatan Arınç, son yıllardaki en başarılı operasyonlardan biriyle olayın faillerinin yakalandığını belirtti.
Olayın yargı aşamasında olduğunu, bu yüzden ayrıntıların paylaşılamayacağını dile getiren Arınç, Emniyet Genel Müdürlüğü ve İçişleri Bakanlığını kutladı.
-Tutuklu gazetecilerin durumu-
Tutuklu gazeteciler konusunda bir çalışma olduğunu söylediği ancak daha sonra böyle bir çalışma olmadığının belirtildiği ifade edilerek, "Tutuklu gazetecilerle ilgili bir çalışma var mı yok mu, yoksa bu başka bir çalışmanın bölümü mü" sorusu üzerine Arınç, "Yanlış anlamaları bekli de maksatlı yapıyorlar. Çünkü üzerinde durduğumuz tek konu 4 Yargı Paketi'dir" dedi.
Arınç, 4. Yargı Paketi'nin pek çok demokratik düzenlemeyi içeren bir çalışma olduğunu belirterek, bundan istifade edebilecek basın mensupları olduğunu, daha önce ifade ettiğinin de bu olduğunu ancak yeni bir düzenlemeymiş gibi algılandığını söyledi.
(Sürecek)
Muhabir: Seval Güler
Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç.'Biz Örgütün Taleplerine 'Evet' Demek veya O Talepleri 'Baş Üstüne'... - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.