Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Anayasa'ya göre Türkiye Cumhuriyeti'nin dört özelliğinin demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirterek, "Bu ilke bugüne kadar değişmedi, bundan sonra da değişmeyecek" dedi.
Başbakanlık Merkez Bina'da Tunus'tan gelen gençleri kabul eden Arınç, demokrasi, hukuk devleti ve laiklikle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Tunus ile Türkiye arasında ortak geçmiş, kültür ve inanç bağları olduğunu ifade eden Arınç, iki ülkenin yıllardır dost olduğunu belirtti.
Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki dönüşümün Tunus'tan başlamasının Türkiye'nin dikkatini çektiğini dile getiren Arınç, Tunus'un demokrasi yolunda güçlü adımlarla ilerlediğini söyledi. İki ülkenin 300 yıldan fazla bir zamandır ortak tarihi paylaştığını ve dostluk temellerinin o dönemde atıldığını anlatan Arınç,
"Bundan sonra daha güçlü beraberlik kuracağımıza, birbirimizle daha çok yardımlaşma içinde olacağımıza inanıyorum" dedi.
Bülent Arınç, Tunus ve Türkiye'nin genç nüfusa sahip olduğuna dikkati çekerek, yüksek oranda genç nüfusun dinamizm, enerji, ideal, samimiyet anlamına geldiğini belirtti. Gençlerin daha samimi olduğunu, geleceği düşünmeden idealleri için kendilerini feda edebildiğini söyleyen Arınç, "Enerji dolu oluyorlar, toplumu hareketlendirebiliyorlar. İnanıyorlarsa, inandıkları için her şeyi göze alabiliyorlar" diye konuştu.
Türkiye'nin genç nüfusu dolayısıyla eğitime büyük önem verdiğinin altını çizen Arınç, bütçeden en fazla eğitime pay ayrıldığını, bugün her şehirde ve bazı ilçelerde üniversite bulunduğunu anlattı.
-"Demokrasiyi en güçlü şekilde yaşatmalıyız"-
Farklı siyasi fikirleri taşımanın zenginlik olduğunu dile getiren Arınç, bunun demokrasilerde de önemli yeri olduğunu kaydetti. Arınç, "Farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul etmek lazım. Farklı olanları yok etmek yerine toplumun onlarla zenginleşeceğini düşünmemiz lazım" dedi.
Anayasa'ya göre Türkiye Cumhuriyeti'nin dört özelliğini demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak sıralayan Arınç, şöyle konuştu:
"Bu ilke bugüne kadar değişmedi, bundan sonra da değişmeyecek. Bununla şunu amaçlıyoruz; demokratik olması, demokrasi ve onun olmazsa olmazı diyeceğimiz çoğulculuk, katılımcılık gibi herkesin alınacak kararlarda söz sahibi olması gibi, herkesin kendi kimliğini rahatlıkla ifade edebilmesi gibi dünyadaki demokrasinin ortak paydasına sahip olmak. Demokrasinin karşılığı totaliter, monarşi sistemleridir. Biz demokrasiyi en güçlü şekilde yaşatmalıyız ki insanlar daha rahat nefes alabilsinler, kendi kimliklerini, düşüncelerini, davranışlarını serbestçe ortaya koyabilsinler. Özgürlükler esas olsun, yasaklamalar istisnai olsun. İfade özgürlüğü olsun, seyahat özgürlüğü olsun, inanç özgürlüğü olsun demokrasinin, Avrupa İnsan Hakları SÖzleşmesi veya BM İnsan Hakları SÖzleşmesi'nin veya doğuştan, Allah tarafından insanlara bahşedilen yaradılışımızla ilgili özgürlüklerin mutlaka tanınması lazım."
-Türkiye'de laiklik-
Arınç, Türkiye'nin hukuk kurallarının geçerli olduğu bir ülke olduğunu belirterek, "Hukuk dışı hiçbir eyleme müsaade etmeyiz. Yürütmenin yani hükümetlerin iktidar gücünün mutlaka hukukla sınırlı olmasını, hukukla denetlenmesini arzu ederiz. Hukuk devleti aynı zamanda bağımsız mahkemelerin tarafsız olmasını da gerektiriyor" dedi.
Türkiye'nin laikliği çok önceden benimsediğini anlatan Arınç, şöyle devam etti:
"Laikliği dinsizlik olarak değil, din ve vicdan özgürlüğü olarak anladığımızı Anayasamıza yazmışız. Yani Anayasamızın gerekçesinde laiklik dinsizlik ya da din dışılık değil, herkesin inancına saygı göstermektir, o inancın gereğini yapmalarına müsaade etmektir. Türk laikliği biraz Fransa'dakine benzer. Oradaki laikliğin, ABD'de, Anglo-Sakson hukukundaki laiklik gibi insanların inansa da inanmasa da düşüncelerinde özgür olmasını, devletin dininin olmamasını, devletin bütün dinlere, mezheplere eşit mesafede olmasını, birbirleri arasında kayırmacılık yapmamasını arzu ediyoruz. Bizim anladığımız manada laiklik, kıyafetiyle, inancıyla, ibadetiyle herkesin inandığını, özgürce yerine getirebilmesidir."
Tunus'un bu konuda geçmişte çok sıkıntılar yaşadığını, benzer sıkıntıların Türkiye'de de yaşandığını anlatan Arınç, "Kadınlarımızın kıyafet özgürlüğü, namaz kılması ve diğer ibadetlere getirilen kısıtlamalar zaman zaman bizim ülkemizde de olmuştur, bunların mücadelesi verilmiştir. Ama şu anda geldiğimiz noktada gerçek laikliğin kıyafetlere, inançlara, düşüncelere, davranışlara, ibadet şekillerine kesinlikle karşı koymamak, onları engellememek olduğunu biliyoruz" diye konuştu.
Sosyal devlet anlayışından da örnekler veren Arınç, fakirlere, işsizlere, engellilere yönelik sosyal yardımları anlattı.
-"Artık sivil hükümetler hükmedecek"-
Arınç, bugünlerde Türkiye'de yeni bir anayasa yapma gayreti olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin askeri darbeler yaşadığını, anayasaların da darbeciler tarafından yapıldığını söyledi. Türkiye'nin hükümetleri döneminde darbelerden, darbecilerden hesap sorduğunu anlatan Arınç, "Yaptığımız Anayasa değişiklikleri ve kanunlarla artık Türkiye'de halkın seçtiği sivil hükümetler hükmedecekler. Asker kendi görevini yapacak. Askerin görevi, ülkenin bağımsızlığını dışarıya karşı muhafaza etmek, içeride de güvenlik hizmetlerinde bulunmak" dedi.
Arınç, şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin batı ülkelerinde olduğu gibi kendi asli görevini başarıyla yapma konusunda önemli bir sınav verdiğini de söyledi.
Arınç, bütün siyasi partilerle hazırladıkları yeni anayasanın yıl sonuna kadar gerçekleşmesi için çalışacaklarını kaydetti.
Türkiye'nin "Arap baharı" sürecinde sadece "değişim ve dönüşümün kaçınılmaz olduğu" şartını öne sürdüğüne işaret eden Arınç, "Halkın demokrasi taleplerine, gösterilerine, istek ve taleplerine silahla ve şiddetle karşılık veremezsiniz. Verirseniz, bu zulüm olur. Dolayısıyla halkı dinleyeceksiniz, taleplerine kulak vereceksiniz ve reform hareketlerini hızlandıracaksınız" dedi.
Arınç, yeni seçimlerle, yeni anayasayla halkın parlamentoda daha etkin bir şekilde yer almasına imkan sağlanması gerektiğini vurguladı.
Tunus'un değişim ve dönüşüm sürecinde örnek ülkelerden biri olduğunu ifade eden Arınç, farklı siyasi hareketlerin doğal olduğunu kaydetti. Bir ülkede siyaset ne kadar güçlü olursa, demokrasinin de o kadar güçlü olacağının altını çizen Arınç, parlamentoya bütün siyasi partilerin ya da fikirlerin yansımasının da parlamentonun gücünü göstereceğini vurguladı.
Arınç, Türkiye'nin Tunus'ta belli bir siyasi parti, hareket ya da ismi değil, tüm siyasi kesimleri muhatap aldığını söyledi.
Türkiye'nin de demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla işlemesini hemen sağlayamadığını ifade eden Arınç, bunun için sabretmek ve reformlar yapmak gerektiğini söyledi. Arınç, Tunuslu gençlere taşkınlık değil, siyasi otoritelerin karar alma süreçlerine olumlu katkı yapmaları tavsiyesinde bulunarak, "Sokak hareketleri devam ederse, yağmalar devam ederse, bağırıp çağırmalar, kırmalar, dökmeler devam ederse bunun sonucunda güvenlik, asayiş ve huzur değil, kaos meydana gelir. Kaos da o ülkeye ve çevresindeki ülkelere zarar verecektir" diye konuştu.
Kendisinin 1985 yılında yaptığı bir konuşmadaki 2 cümleden dolayı "laikliğe aykırı konuştuğu" gerekçesiyle Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından 5 yıl ağır hapis cezasına mahkum edildiğini, ancak kararın bozulduğunu anlatan Arınç, o dönem suç olarak kabul edilen sözlerinin, Türk Ceza Kanunu ve Terörle Mücadele Kanunu'nda yapılan birçok değişiklikle 20 yıl sonra suç olmaktan çıktığını kaydetti. Arınç, "Bazı ülkelerde sabahtan akşama bir değişim olabilir ama bizim gibi ülkelerde bu değişim çok çabuk, hızlı, radikal olmuyor. Sabırlı olmamız lazım" dedi.
Muhabir: Ali Hakan Der
Yayıncı: Selçuk Aval - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç, Tunuslu Gençlerle Buluştu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.