
Hasan Öymez - Ülkelerindeki iç karışıklıktan kaçarak Türkiye'ye gelen Suriyelilerin konuk edildiği Hatay Yayladağı'ndaki çadır kentin sessizliğini, sınırın öte yanına düşen bombaların gürültüsü bozuyor.
Geçen yıl nisan ayında Suriye'de başlayan olayların giderek şiddetlenmesi nedeniyle çareyi Türkiye'ye kaçmakta bulan yaklaşık 80 bin Suriye vatandaşının kulağı Suriye'den gelecek haberlerde.
Misafir olarak ağırlandıkları Türkiye'de, geride bıraktıkları yakınlarının ve evlerinin akıbetini merak eden Suriyeliler'in rahat etmesi için her ayrıntıyı düşünen Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı, yardım hizmetlerini henüz Türkiye'ye giriş yapmamış, sınırın sıfır noktasında bekleyen Suriyelilere temel insani yardım dağıtarak başlatıyor.
Suriye'deki iç karışıklığın geçmesini kendi topraklarında sınırın yanı başında bekleyenlere günlük gıda, temizlik ve giyim yardımı aralıksız yapılıyor. Türkiye'de bir süre kaldıktan sonra tedavisini yaptırıp geri dönmek isteyen Suriye vatandaşlarının battaniye, yatak yorgan gibi yardım malzemelerini de yanlarında götürmelerine izin veriliyor.
-Sessizliği bomba sesleri bozuyor-
Sınıra yakın alanlarda kurulan çadır kentlerdeki Suriyeliler'in, başta güvenlik olmak üzere, barınma ve gıda ihtiyaçlarını karşılamak görevliler 24 saat çalışıyor.
Yayladağı 2 nolu Çadır Kent'te barınan yaklaşık 2 bin 400 Suriyeli Türkmen ile tercümansız anlaşan AFAD görevlileri, onlara "misafir özeni" gösteriyor. Çadır kent sakinleri, büyük bir aile gibi birlikte hareket ediyor. Çadırlardaki sessizliği, sınıra yakın köylere düşen bombaların gürültüsü bozuyor. Sabırla ülkelerine dönecekleri günü bekleyen Suriyeliler, her fırsatta Türkiye'ye teşekkür ediyor.
-Çadır kentte Selçuklu bayrağı-
Neredeyse her çadırda Türk bayrağı ve Suriyeli muhaliflerin kullandığı
"yeni Suriye bayrağı"nın asılı olduğu çadır kentte Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nun bayrağı dikkati çekiyor.
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde eğitim gören Suriyeli Türkmen Malik Karadirek, Lazkiye ile Türkiye sınırı arasındaki bölgede yoğun olarak yaşayan Bayır- Bucak Türkleri'nden olduklarını belirterek, "Bizler, Büyük Selçuklu İmparatorluğu'ndan bu yana bu bölgedeyiz. Büyük Selçuklu bayrağı bizim için çok önemli. Kimliğimizi o bayraktan alıyoruz" dedi.
Tıp fakültesini bitirdikten sonra "Yeni Suriye"de görev almayı planladığını söyleyen Mahir Karadirek, "Suriye'de olaylar başladığında ben Ankara'da üniversiteye yeni başlamıştım. Suriye'den katliam haberlerini alıyordum ama dağa sığınan aileme ulaşmakta güçlük çekiyordum. Esed yönetiminin öteden beri Suriyeli Türkmenler'e uyguladığı baskı yüzünden Suriye'ye de giremiyordum. O sarsıntı döneminde derslerimi ihmal ettim. Ancak ailemin Hatay'a giriş yaptığını duyunca buraya koştum" diye konuştu.
-Çadır kentin " Abdullah Gül'ü"-
Çadır kentte, Suriye uyruklu misafirlernin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti doğumlu sakinler de var. Çadır kentte doğan bebekler nüfus cüzdanlarını Türkiye'den alıyor.
Esed ordusunun köylere yönelik bombardımanı başlayınca hamile olmasına rağmen 3 çocuğunu sırtına alarak önce dağlara sığınan sonra da Türkiye sınırına gelen Fatıma Abdullah, 4. çocuğunu Türkiye'de dünyaya getirmiş. Adı da soyadı da Aldullah olan 40 günlük bebek, çadır kentin "Abdullah Gül'ü" olarak anılıyor. Adını Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den alan minik Abdullah gibi, Recep Tayyip, Tayyip Erdoğan, Emine ve Tenzile isimleri de Türkiye'de doğan Suriyeli çocuklara sıkça verilen isimler arasında.
-"Buraya kaçmaktan başka çaremiz kalmadı"-
Çadır kentin en yaşlılarından olan Hatice Molla ise Yayladağı sınırındaki dağların ardından yükselen dumanlara bakarak hüzünleniyor. Esed ordusunun Lazkiye yakınlarındaki tepelerdeki Türkmen köylerine yönelik bombardımanını izleyen 81 yaşındaki Hatice teyze, 4'ü kız 3'ü erkek 7 çocuğu ve 14 torunuyla birlikte Türkiye'ye gelenlerin en yaşlılarından. Oğullarının sırtında dağlara çıkan ve 2 geceyi dağlarda geçirdikten sonra Türkiye sınırına gelen Hatice teyze, o günleri şöyle anlatıyor:
"Bacaklarımdan zaten rahatsızdım ama mecburen dinlene dinlene yürüdüm. Buraya kaçmaktan başka çaremiz kalmadı. Evlerimiz, toprağımız, tarlalarımız, traktörlerimiz, hayvanlarımız kaldı. Duyduğumuza göre evimize bomba düşmüş, traktörümüz yanmış. Gelmeden önce hayvanlarımızı 10'da 1'i değerine alelacele satıp kaçtık. Çocukların çamaşırlarını bile alamadık. Aklımız orada. İnşallah tez zamanda Esed'in zulmü bitecek, vatanımıza döneceğiz."
Türkmenler'in yaşadığı çadır kentin "muhtarlığını" ise Bayır-Bucak kasabasının imamlarından Muhammed Acuz yapıyor. Çadır kentteki herkesi tanıyan Acuz, daha önceki görevi imamlığı burada da sürdürüyor.
Her konuda Acuz'la görüş alışverişinde bulunan AFAD yetkilileri, çadır kentte yaşayanları "Kültürleri aynı bizim gibi. Kanaatkar insanlar, hiç şikayet etmiyorlar. Çok sakin ve sessizler. Çevreyi temiz tutuyorlar. Bizden bir şeyler istemeyi ayıp görüyorlar. 2 bin 400 kişiyi 4-5 personelle idare edebiliyoruz. Çünkü onlar bize yardımcı oluyorlar" sözleriyle anlatıyor.
-24 saat "misafir" hizmeti-
Suriyelilerin Türkiye'ye en çok giriş yaptığı illerden Hatay'da, tüm devlet kurumları özel birimler oluşturmuş. Valiliğin koordine ettiği ekipler, yaralıların tedavisi, hastaların bakımı başta olmak üzere güvenliklerinin sağlanması, iaşelerin temini için izin yapmadan çalışıyor.
Yayıncı: Tolga Özgenç - HATAY
Son Dakika › Güncel › Çadır Kentte, Memleketinin Bombalandığını İzlemek - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.