Cumhurbaşkanı Gül: Bölgesel ve Küresel Barış, Meşruiyet Temelli Düzenlerin Teşkilinden Geçmektedir - Son Dakika
Son Dakika Logo

Cumhurbaşkanı Gül: Bölgesel ve Küresel Barış, Meşruiyet Temelli Düzenlerin Teşkilinden Geçmektedir

Cumhurbaşkanı Gül: Bölgesel ve Küresel Barış, Meşruiyet Temelli Düzenlerin Teşkilinden Geçmektedir
08.01.2014 20:34

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni ve işleyen küresel bir düzen arayışının hala devam ettiğini belirterek, "Gerçek anlamda bölgesel ve küresel barış, her bir ülkede meşruiyet temelli düzenlerin teşkilinden geçmektedir" dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yeni ve işleyen küresel bir düzen arayışının hala devam ettiğini belirterek, "Gerçek anlamda bölgesel ve küresel barış, her bir ülkede meşruiyet temelli düzenlerin teşkilinden geçmektedir" dedi.

Cumhurbaşkanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, Kara Harp Okulu'nu ziyaret eden Cumhurbaşkanı Gül'ü Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hulusi Akar törenle karşıladı. Karışlama töreninin ardından Gül, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel ve karşılamada hazır bulunanlarla okul binası girişinde hatıra fotoğrafı çektirdi. Daha sonra Şeref Defteri'ni imzalayan Cumhurbaşkanı Gül, KHO Komutanı Tümg. Yılmaz Uyar'dan okul ile ilgili brifing aldı. Brifingin ardından Cumhurbaşkanı Gül'e meç ve şilt hediye edildi.

-"DÜNYADAKİ EKONOMİK GÜÇ MERKEZİ, ASYA'YA DOĞRU KAYMAKTA"-

Gül, Harbiyelilere hitaben yaptığı konuşmada, yeni ve işleyen küresel bir düzen arayışının hala devam ettiğini, Türkiye'nin ise çevresinde ve bölgesinde birçok tehdit ve fırsatla aynı anda yüzleştiğini söyledi. "Türkiye'nin ulusal güvenliğini ve savunma stratejisini belirlerken küresel sistemi, bölgesel dinamikleri, yeni güvenlik konseptini ve Türkiye'nin uluslararası düzendeki konumunu iyi değerlendirmek gerekir" diyen Gül, gerçek anlamda çok kutuplu bir uluslararası güç dengesinin artık bulunmadığını; ancak tamamen kutupsuz bir dünya düzeninden söz etmenin de mümkün olmadığını dile getirdi. ABD de dahil olmak üzere hiçbir güç küresel sisteminin, tek başına belirleyecek konumda olmadığını vurgulayan Gül, şöyle konuştu:

"İkinci Dünya Harbi'nden sonra ortaya çıkan Soğuk Savaş düzeninin iki kutuplu dünyası ABD ve SSCB, yarım asır bile olmadan çökmek zorunda kalmıştır. Dünyadaki ekonomik güç merkezi ise, Trans-Atlantik dünyadan Asya'ya doğru kaymaktadır. Küresel ekonomi, zaman zaman ciddi krizlerle boğuşmak zorunda kalsa da yine kendisini toparlamasını bilmektedir. Yüzyıllar önce dünyanın üretim merkezi Çin ve Hindistan tarafıydı; daha sonra Sanayi Devrimi'nin gelişmesiyle birlikte İngiltere, Avrupa'ya kaydı. Oradan büyük teknoloji ve bilimin önderliği ile ABD. Bugün hala bu şekilde dünya üretiminin, bilimin ve teknolojinin merkezi haline geldi. Ama eğilim şu ki: Bu, tekrar sanki doğuya dönüşü tamamlayacak şekilde Hindistan, Çin şeklinde ekonomik merkez kaymaya başladı. Ekonomik merkez kayınca, siyasi merkez de onu takip edecektir. Özetle ifade etmek gerekirse, tek çekim merkezi bulunmayan bir küresel siyasal sistem ve ağırlık merkezleri çeşitlenen ekonomik ve kültürel bir düzen ortaya çıkmıştır."

-"ORTADOĞU'DAKİ KİMLİK SİYASETİ, TÜRKİYE'Yİ OLUMSUZ ETKİLER"-

Ortadoğu'da etnik, dini ve mezhep temelli kimlik siyasetlerinin öne çıktığı bir dönemin başlamasının, önemli bir dinamik olduğuna dikkat çeken Gül, "Bu da ulus-devletleri yeni sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bundan şüphesiz ki, etkilenecek olan ülkelerden biri de biziz. Bu noktayı da dikkatli bir şekilde takip etmemiz gerekir. Bu nedenle, bölgeyi uzun yıllar boyunca etkisi altına alacak bir istikrarsızlık ve çatışma dönemine girdiğimizi görüyorum. Bu istikrarsızlık ve çatışma döneminin değişik şekillerde ortaya çıkarak uzun bir süre devam edeceğini; bölgede istikrar, güvenlik ve normalleşmenin sağlanmasının çok uzun yıllar alacağını da tahmin ediyorum" dedi.

-"BİR ÜLKENİN MEŞRU BİR ŞEKİLDE YÖNETİMİ DEMOKRASİYLE OLUR"-

Gül, gerçek anlamda bölgesel ve küresel barışın, her bir ülkede meşruiyet temelli düzenlerin teşkilinden geçtiğini vurgulayarak, şunları söyledi:

""Bir ülkenin meşru bir şekilde yönetimi nasıl olur?' dediğinizde, bugünkü çağda ona verdiğimiz cevap demokrasidir. Meşruiyetin temeli bugün demokrasiden geçmektedir. Demokrasi dediğimiz aslında milli iradedir. Bunu biraz daha genişletecek olursak, demokratik hukuk devletlerinin kurulmasıdır, düzenlerin böyle olmasıdır ve demokratik hukuk devleti dediğimizde de, çok partili sistem; adil, serbest, düzgün seçimler; kuvvetler ayrılığı prensibi çerçevesinde herkesin yetki ve sorumluluklarının belli olması; bu düzen içerisinde "check-balance' dediğimiz denge sistemlerinin olup bunların bir ahenk içerisinde yönetilmesidir. Bunun dışındaki rejimler eninde sonunda ya acı çekerek veyahut tecrübeli liderlerin inisiyatifinde demokrasiye geçeceklerdir. İstikrar, güvenlik, bölgelerdeki iş birliğinin altında da bu vardır. Bu sadece bir ülke için geçerli değildir. Bulunduğunuz bölgede eğer böyle bir ortam varsa, o zaman tehlikeler yok olmaktadır. Bugün Avrupa'da sınırların kalkmasının sebebi budur. Eminim ki, siyasi tarihinizde okuyorsunuz; İngiltere ile Fransa arasında "Yüzyıl Savaşları' vardır. Fransa ile Almanya arasında milyonlarca insanın ölümüne sebep olan yıkımlar, savaşlar vardır. Neticede derslerini aldıkları için geldikleri noktada demokratik rejimleri kurmuşlar ve o sınırların kalktığı, gümrüklerin olmadığı bir düzene geçilmiştir."

-"KÖKLÜ BİR DEVLET GELENEĞİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORUZ"-

Türkiye'nin köklü bir devlet geleneğine ve medeniyet mirasına ev sahipliği yaptığına dikkat çeken Gül, şunları ifade etti:

"Diğer tüm güçlü devletler gibi, bunu yaparken, sahip olduğumuz tüm güç unsurlarından uygun bir bileşimle istifade etmek kararlılığında olmalıyız. Bu açıdan öncelikli hususun, Türkiye'nin güç parametrelerinin sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi olduğunu düşünüyorum. Türkiye'nin güç parametreleri dediğimizde önce itibarlı, güçlü ve halkının müreffeh olabilmesi için demokratik hukuk standartlarının yüksek olması gerekir. Aslında bu bize Atatürk'ün "muasır medeniyetlerin üstünde' diye işaret ettiği noktadır. İkinci olarak, güçlü bir ekonomisinin olması gerekir. Üçüncüsü de güçlü bir ordusunun, silahlı kuvvetlerinin olması gerekir. Eğer birinciyi demokratik ve hukuk standartlarının yüksekliği ve ekonomiyi yumuşak güç olarak tarif edersek geniş anlamda, buna askerî gücü de eklediğimizde işte o zaman bir ülke hem güçlü olur, hem itibarlı olur, hem de halkı mutlu olduğu gibi etrafına ışık saçan bir ülke haline de gelir. Örnek alınacak bir ülke haline de gelebilir. Bütün bu tanımlamalardaki esas hedef, ülkemizi içinde bulunduğumuz geniş coğrafyada, stratejik, tarihi ve kültürel derinliğe sahip bir merkez ülke yapmak, örnek alınacak bir ülke yapmak. Aslında itibar buradan gelir. Bir ülkeye dışarıdan baktığınızda örnek alınacak başarıları varsa, o zaman itibarlıdır. Bu bölgede geçmişi bu kadar köklü olan başka ülke yoktur. Hiçbir ülkenin Harp Okulu yoktur ki, övünebileceği böyle bir müzesi olsun. O bakımdan Türkiye'nin böyle bir sorumluluğu vardır. Aynı zamanda küresel düzende etkin bir aktör konumuna da yükselmemiz gerekir."

Gül, konuşmasının ardından Kara Harp Okulu Yerleşkesinde incelemelerde bulunarak faaliyetler ve tesisler hakkında bilgi aldı. Kara Harp Okulu Dekanlığı Savunma Bilimleri Enstitüsü'nü ve yabancı dil sınıflarını da gezen Gül, daha sonra tabur yemekhanesine geçerek öğle yemeğini Harbiyeliler ile birlikte yedi.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Cumhurbaşkanı Gül: Bölgesel ve Küresel Barış, Meşruiyet Temelli Düzenlerin Teşkilinden Geçmektedir - Son Dakika


Advertisement