Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bizim hiç kimseye meşruiyet kazandırmak gibi bir gayemiz yok, olamaz. Türkiye Cumhuriyeti devleti terör örgütleri karşısında, vandallar, yağmacılar karşısında, paralel ihanet şebekeleri karşısında boyun eğmez, böyle bir görüntünün ortaya çıkmasına izin vermez" dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki beşinci muhtarlar toplantısında yaptığı konuşmada, 12 yılı aşkın süre içinde, karşılarındakileri çok yakından tanıdıklarını, defalarca sözlerini çiğnediklerini, verdikleri sözden döndüklerini, başka şeyler söyleyip, dönüp arkada başka şeyler yaptığını, hepsini görüp yaşadıklarını belirtti.
"Çözüm Süreci eğer bugünlere kadar geldiyse, açık söylüyorum, onlara rağmen geldi. Bölücü terör örgütüne, onların temsilcilerine rağmen buraya kadar geldi. Eğer onların bu samimiyetsizlikleri, bu ikiyüzlülükleri karşısında, biz farklı tepkiler ortaya koysaydık, Türkiye 'Çözüm Süreci' diye bir umudu hiçbir zaman yaşamayacaktı" diyen Erdoğan, 6-8 Ekim tarihlerinde milleti sokağa davet edenin kim olduğunu sordu.
Milletin ve muhtarların bunu bildiğini dile getiren Erdoğan, "Ondan sonra yalana başladılar; 'biz böyle bir şey yapmadık'. Ne yapmadın ya... Sokağa davet ettin. Sokakta kendileri için hak aradılar. Şimdi çıkmışlar utanmadan, sıkılmadan, 'Cumhurbaşkanı çözümün karşısında' diye tezvirat yapıyorlar. Cumhurbaşkanı çözümün yanında mı karşısında mı, geriye dönüp 12 yıllık döneme bakarsın görürsün" dedi.
- "İkiyüzlülerle yol yürüyemez"
Bu ülkede Kürt demenin, sokakta Kürtçe konuşmanın ve Kürtçe türkü ve şarkı söylemenin yasak olduğunu; annenin evladı ile cezaevinde Kürtçe konuşamadığını; bölgede seyahat etmenin, yaylaya, mezraya gitmenin yasak olduğunu; yolun, öğretmenin, okul, hastanenin, doktorun olmadığını dile getiren Erdoğan, bunların hepsini kendilerinin çözdüğünü söyledi.
Erdoğan, 2002'de başında bulunduğu partinin iktidara geldiğinde, bölgedeki kanaat önderlerine, sivil toplum kuruluşlarına bu meseleyle ilgili ne yapılması gerektiğini sorduğunu belirterek, konuşmasında şunlara yer verdi:
"Bana bir şey söylediler. Çok enteresan; olağanüstü hali kaldırın yeter başka hiç bir gerekmez dediler. O zaman Başbakan Sayın Abdullah Gül'dü. İki ayda olağanüstü hal kaldırıldı. İki ay. Hükümet güvenoyu aldı 28 Kasım'da. 30 Kasım'da ise olağanüstü hal kaldırıldı. Biz verdiğimiz sözün arkasında böyle dururuz. Bununla kalmadık. Faali meçhul cinayetler dönemini sona erdirmekten, işkence ile mücadele, Kürtçe televizyondan, seçmeli Kürtçe derse. Seçmeli Kürtçe dersi şu anda var. Üniversitelerde de lise ve ortaokullarda da var. Çocuklara isim verilmesinden, yerleşim birimlerinin adlarına kadar, her alanda tarihi önemli adımlar attık."
Türkiye'nin tüm geri kalmış, geri bırakılmış yerleri gibi bu bölgede de çok büyük yatırımlar gerçekleştirildiğinin altını çizen Erdoğan, yol, su, elektrik, okul, hastahane, her alanda Batı'da ne varsa Güneydoğu'da, Doğu'da da aynı hizmetlerin verilebilmesini sağladıklarını söyledi.
Erdoğan, sosyal yardımlarla hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamamasını, temel ihtiyaçlarından mahrum kalmamasını temin ettiklerini vurgulayarak, sözlerini söyle sürdürdü:
"Önce 'demokratik açılım' diyerek, sonra 'milli birlik ve kardeşlik projesi' diyerek, ardından 'Çözüm Süreci' diyerek, bu çalışmaları bütünlük içinde yürüttük ve bugünlere geldik. Bütün bunları birileri bizi zorladığı için, mecbur bıraktığı için değil, bölgedeki kardeşlerimizin de bu ülkenin birinci sınıf vatandaşı olduğuna inandığımız için, onlar bizim ezeli ve ebedi kardeşimiz olduğu için yaptık.
Elbette ülkenin her meseli gibi, bu meselede tümüyle ortadan kalkmış, her şey güllük gülistanlık olmuş değil ama biz Türkiye'nin tüm meseleleriyle birlikte, bu meseleyi de çözme irademizin sonuna kadar arkasındayız. Kürt kardeşimin, Türk kardeşimin, Arap kardeşimin, ülkemdeki tüm etnik unsurların ne sorunu varsa, Alevinin, Sünninin, işçinin, sanayicinin, gencin, yaşlının ne sorunu varsa, Allah'ın izniyle hepsini de çözeceğiz.
Zira Çözüm Süreci bir iki etnik unsurun değil, bir veya iki bölgenin değil, Çözüm Süreci tüm milletimizin ve tüm Türkiye'nin ortak meselesidir. Kim çözümde yanımızda olursa onunla yürürüz. Ama ikiyüzlülerle, güvenilmezlikleri defalarca ispatlanmış olanlarla asla yol yürüyemez.
Bizim hiç kimseye meşruiyet kazandırmak gibi bir gayemiz yok, olamaz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terör örgütleri karşısında, vandallar, yağmacılar karşısında, paralel ihanet şebekeleri karşısında boyun eğmez, böyle bir görüntünün ortaya çıkmasına izin vermez. Eğer itiraz ediyorsam, bazı yanlışlara dikkat çekiyorsam bunu, bugüne kadar yaşananları yakından bilen biri olarak yapıyorum ve bu ülkede paralele, paralel yapılanmaya dikkat çekerek yapıyorum. Bir şeyi daha özellikle söylüyorum: Paralel devlet yapılanmasının özellikle bizlere yönelttiği şu andaki çağrılara bakarsanız, işte bunlar nerelerle, nasıl paslaştıklarını, gayet iyi bir şekilde ortaya koyuyor. Eğer eleştiriyorsam, bunu ülkem adına yapıyorum, milletim adına yapıyorum, çözüm adına, kardeşlik adına, barış adına yapıyorum. Biz dertliyiz. Dert adamı söyletir. Bu ülkenin ve bu milletin derdini, sızısını içimizde hissettiğimiz için konuşuyor, söylüyor ve yol göstermeye çalışıyoruz."
-"Ben cumhurun başkanıyım"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, meselesi ikbal olanların, kendilerini anlayamadığını ve anlamayacağını vurgulayarak, "Meselesi koltuk olanlar bizi anlayamadı ve anlayamaz. Ucuz kahramanlık sevdalıları bizi anlayamadı, anlayamaz. Biz, Allah'ın izniyle şahsi meseleleri işin içine katmadan hükümetimizle, devletimizle bu işi çözeceğiz" dedi.
Erdoğan, muhalefete çağrıda bulunarak, konuşmasına şöyle devam etti:
"Muhalefet çözüme katkı sağlayacaksa buyursun sağlasın. STK'ların, ilim ve fikir adamlarının yapıcı katkısı varsa, buyursun bunu versinler. Ama kimse şahsi hırslarını, ideolojik saplantılarını, çatışma senaryolarını, çözüm sürecinin önüne koymasın. Biz bu meseleyi çözmekte kararlıyız. Çözüm süreci benim sorumluluğumda başlamış ve bugünlere gelmiş bir süreçtir. Bundan sonraki gelişmelere ilişkin söz söylemek, değerlendirme yapmak, teklifte bulunmak, herhalde benim hem hakkım hem de vazifemdir.
Birileri çıkmış ne diyor; 'artık tek adamsın. Yanında kimse yok'. ya bunlar çok zavallı ya. Ben cumhurun başkanıyım. Ben bu milletin başkanıyım. Büyüklerimizin güzel bir lafı var, çok güzel bir laf; 'Kendini bil, haddini bil, neslini bil'. Ama bunlar da hiçbirisi yok. Her zaman söylüyorum. Gayret bizden, tevfik Allah'tan, niyet hayır, inşallah akıbet de hayrolacak."
-Muhtar Bilgi Sistemi tanıtıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının başında İçişleri Başkanlığı tarafından muhtarlara bir sunum yapılarak, Bakanlık bünyesinde kurulan "Muhtar Bilgi Sistemi"nin tanıtıldığını söyledi.
Artık yeni bir döneme girildiğini ifade eden Erdoğan, toplantının ardından verilecek yemekte muhtarların her birinin önünde Muhtar Bilgi Formu olacağını bildirdi. Erdoğan, aynı formun tanıtımı gerçekleştirilen ve internet üzerinden ulaşabilecek sistemde de mevcut olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle tamamladı:
"İster masanızdaki formu ister internetteki formu doldurarak, diğer kurumlarla ilgili taleplerinizi, ihtiyaçlarınızı, beklentilerinizi ve şikayetlerinizi Bakanlığımıza bildirebilirsiniz.
Bakanlığımız, tüm bu talepleri, sizlerin adına oluşturduğu bir heyetle takip edecek, neticelendirecek ve sizlere de neticesini bildirecek.
Bir kez daha Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ne, milletin evini teşrifiniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Mahallelerinizdeki, köylerinizdeki her bir kardeşime selamlarımı, saygılarımı, muhabbetlerimi iletmenizi rica ediyorum. 'Allah, yar ve yardımcımız olsun' diyorum.
(Bitti)
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanlığında Muhtarlar Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.