Deik Olağan Genel Kurulu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Deik Olağan Genel Kurulu

Deik Olağan Genel Kurulu
22.12.2012 14:44

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anamuhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendilerine "siyasete giriş dersi" vermeye kalktığını, ancak kendisinin sürekli o dersten bütünlemeye kaldığını ifade ederek, "Ama biz, 40 yıldır bu"...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anamuhalefet partisi CHP'nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendilerine "siyasete giriş dersi" vermeye kalktığını, ancak kendisinin sürekli o dersten bütünlemeye kaldığını ifade ederek, "Ama biz, 40 yıldır bu siyasetin içindeyiz. Hem teorik olarak içindeyiz hem pratik olarak içindeyiz. Biz kuvvetler ayrılığını çok çok iyi biliriz" dedi.

Erdoğan, Swissotel'de düzenlenen Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Olağan Genel Kurulu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Şeb-i Arus merasimi vesilesiyle gittiği Konya'da, Konya Ticaret Odası ve Konya Sanayi Odası tarafından düzenlenen ödül töreninde iş adamlarıyla bir araya geldiğini, 10 yıllık süreç içinde bürokratik oligarşinin getirdiği engelleri örneklerle anlattığını hatırlattı.

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu kuvvetler ayrılığı denilen olay var ya, işte o geliyor sizin önünüze bir engel olarak dikiliyor. Bizim bu ifadelerimizi aldılar, önüne, arkasına bakmadan, hangi bağlamda, nasıl kullandığımı görmeden bir haftadır bunun üzerinde bir fırtına kopardılar. Dün akşam iki televizyon kanalının müşterek yaptığı canlı yayında da açıkladım. İşte bakın, bu da, muhalefetin ve medyanın eski hastalıklarından. Geçmişte bunu hemen her siyasetçiye yaptılar. Bir konuşmanın, bir cümlenin içinden cımbızla çektikleri ifadeyi aldılar, son derece art niyetli şekilde bu ifadeler üzerinden senaryolar ürettiler. Şimdi anamuhalefet partisinin Genel Başkanı çıkıyor, kendince bize siyasete giriş dersi vermeye kalkıyor. Malum kendisi sürekli o derste takılıp kaldı, sürekli bütünlemeye kalıyor, siyasete giriş dersinden bir türlü geçer not alamıyor. Ama biz, 40 yıldır bu siyasetin içindeyiz. 40 yıl. Hem teorik olarak içindeyiz hem pratik olarak içindeyiz. Biz kuvvetler ayrılığını çok çok iyi biliriz. Üstelik biz, kuvvetler ayrılığını, onların bildiği gibi değil, bir demokraside olması gerektiği şekilde biliriz. Zira anamuhalefetin zihniyet itibariyle geçmişini karıştırdığınızda, onlar kuvvetler ayrılığını savunan bir zihniyet değil, onlar kuvvetler birliğini savunmuşlardır bu ülkede çok partili döneme kadar."

-"Yasamayı bir erk olarak kabul etmiyorlar"-

Başbakan Erdoğan, geçen günlerde bir genel başkan yardımcısının güzel bir tespitte bulunarak, "Onlar, 1960 askeri müdahalesinden beri, kuvvetler ayrılığı denildiğinde, bir şey anlıyor. Hava Kuvvetleri, Kara Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri anlarlar" dediğini anlattı.

Anamuhalefet partisinin yasamayı bir erk, bir kuvvet olarak kabul etmediğini ifade eden Erdoğan, "Zira 1960'ta da, bugün senei devriyesi Menderes ile ilgili olarak, onlar 28 Şubat'ta da yasamaya müdahale etmek suretiyle alkış tuttular, çanak tuttular. Yürütmeyi bir erk, bir kuvvet olarak kabul etmezler, zira, merhum Adnan Menderes ve arkadaşları idam edilirken, bunlar ellerini ovuşturdular, sessiz, tepkisiz kaldılar. Yargıyı da bunlar bir erk, bir kuvvet olarak kabul etmediler, yıllarca yargıyı, kendi arka bahçeleri, kendi yedekleri olarak gördüler. Bunun bedelini ödeyenlerden bir tanesi de benim. Biz bunları çok iyi tanırız, çok iyi biliriz" ifadelerini kullandı.

-Kuvvetler ayrılığı-

Başbakan Erdoğan, kuvvetler ayrılığı denilip, sivil ve askeri bürokrasinin bu kuvvetlere tahakküm kurmasına karşı çıktıklarını anlatarak, şunları kaydetti:

"Biz, kuvvetler ayrılığı denilip, yargının yasama ve yürütmeye tahakküm etmesine karşı çıktık. Biz, yıllar boyunca, kuvvetler ayrılığı denilip, yürütmenin yargının yedeğine girmesine ya da yargıyı yedeğine almasına karşı çıktık. Sadece şu 10 yıl içinde, hem biz hem de sizler, siz iş adamları, kuvvetler ayrılığının tam anlamıyla işlemiyor olmasının çok ağır bedelini ödedik, ödediniz. Bana şikayete gelen sizlersiniz. 'Şurada şöyle engelleniyoruz, burada şöyle engelleniyoruz' diye.

TÜPRAŞ'ın, TEKEL'in, Şeker Fabrikaları'nın, limanların özelleştirilmesinde yargı devreye girdi, kimi zaman iptal, kimi zaman geciktirmek suretiyle ağır bedeller ödetti. Galataport ihalesinde, aynı şekilde yargı devreye girdi, yerindelik denetimiyle yürütmenin alanına müdahale etti. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Anayasa değişikliğinde aynı şekilde yargının yasamaya müdahalesine şahit olduk. Yıllar yılı cumhurbaşkanlığı seçimi, birinci ve ikinci turda Meclis'te yeterli çoğunluk alınamazsa ondan sonra en fazla oyu alan Cumhurbaşkanı seçilirdi. Ama bunlar buna da 'olmaz' dedi. 'Ne olacak-' dedik. 'Halka gideceğiz'. 'Peki' dedik. Bunu da kabul ettik. Halka gidilmesine yönelik olarak şimdi aynı zihniyet 'Halkla olmaz, tekrar Meclis'te seçim yapalım' diyor. Yaklaşıyor ya cumhurbaşkanlığı seçimi."

Anayasa değişikliğinin 411'le Meclis'ten geçtiğini ancak Anayasa Mahkemesi'nin ona da müdahale ettiğini kaydeden Erdoğan, "Yargı, denetim hakkına sahiptir. Hangi açıdan- İdari noktada uygun mu, var mı yok mu- Ama siz her şey yerindeyse, hakikaten hukuka uygunsa kalkıp da bunu yok farz edemezsiniz. Ama onlar bunu yapıyor. Bütün bu süreçlerde susan, tepkisiz kalan, onaylayan, hatta Danıştay'ın, Anayasa Mahkemesi'nin bahçesine çadır kuran, orada sürekli nöbet tutan muhalefet, bugün bize kuvvetler ayrılığı dersi vermeye kalkışıyor" diye konuştu.

-"Böyle bir anlayış bize demokrasi dersi veremez"-

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, anamuhalefet partisinin, demokrasi ve sivilleşme adına, bugüne kadar attığı ilk ve tek adımın, "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sloganını, "Mustafa Kemal'in yurttaşlarıyız" şeklinde değiştirmek olduğunu ifade ederek, "Sivilleşme adına geldikleri nokta bu. Eskiden 'askeriyiz' diyorlardı, şimdi 'yurttaşıyız' diyorlar. Sivilleşme de demokratikleşme de bunların anlayışında yok. Böyle bir anlayış bize demokrasi dersi veremez" değerlendirmesinde bulundu.

(Sürecek)

Muhabir: Çiğdem Pala

Yayıncı: Sibel Ertürk Kurtoğlu - İSTANBUL

Kaynak: AA

Advertisement