Dervişoğlu: Üniter Yapı İçin Güçlü Denge Gerek - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dervişoğlu: Üniter Yapı İçin Güçlü Denge Gerek

14.06.2026 15:47

İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, üniter devlet için parlamenter denge ve hukuk devleti vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Üniter yapıyı korumak, güçlü bir parlamenter denge mekanizmasıyla mümkündür. Yoksa üniter devletin içi boşalır, merkezi otorite keyfileşir ve o keyfiliği engelleyecek kurumsal güvenceler ortadan kalkar" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin 13-14 Haziran tarihlerinde Ankara'daki bir otelde düzenlediği 'İyilik İçin Adalet: Türk Hukuk Çalıştayı' kapanış programına katıldı. Programda Dervişoğlu'nun yanı sıra akademisyenler, hukukçular, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve partililer yer aldı. Dervişoğlu, söz konusu çalıştay sonucu hazırlanacak Türk Hukuku Vizyon Belgesi'nin ilerleyen günlerde kamuoyuyla paylaşılacağını ifade ederek, "Bu belgenin her maddesi, bu salonlarda yaşanan tartışmanın, bu insanların tecrübesinin ve bu milletin acıyla kazanılmış derslerinin özüdür. Bu çalıştayda, Türkiye'nin devlet yapısına ilişkin temel tercihler masaya yatırıldı. Üniter devlet yapısı, tartışmasız bir uzlaşma zemini olarak teyit edildi. Türkiye'nin coğrafi, tarihi ve toplumsal gerçekliği, üniter devlet anlayışını yalnızca bir tercih değil, bir zorunluluk olarak ortaya koymaktadır. Ancak bu uzlaşının hemen ardından şu tespit de yapıldı; üniter yapıyı korumak, güçlü bir parlamenter denge mekanizmasıyla mümkündür. Yoksa üniter devletin içi boşalır, merkezi otorite keyfileşir ve o keyfiliği engelleyecek kurumsal güvenceler ortadan kalkar. Katılımcılar, şu 3 temel hattı çizdi; yürütmenin yasamaya karşı gerçek anlamda sorumlu olması, Cumhurbaşkanlığının tarafsız ve partisiz bir kurum olması ve Meclis'in onay makamı değil, gerçek anlamda yasa yapan ve denetleyen bir kurum olması. Bu 3 unsur bir arada olmadığında, sistemin adı ne olursa olsun hukuk devleti zarar görür" diye konuştu.

'TÜRKİYE'NİN KAMU İHALE MEVZUATINA İLİŞKİN TESPİTLER, SON DERECE ÇARPICI'

Çalıştayda, 'hukuk devleti' kavramının teorik çerçevesi ile uygulamalarının ele alındığını kaydeden Dervişoğlu, "Hakkını talep etmek, bir bireyin salt kendine karşı değil, topluma karşı da görevidir. Bu cümle, hukuk devleti revizyonu tartışmasının merkezinde yer alır. Hukuk devleti, vatandaşın hakkını talep edebildiği, bu talebin meşru ve işler mekanizmalar aracılığıyla karşılandığı düzendir. Bu talep susturulduğunda ya da karşılıksız kaldığında, hukuk devleti yalnızca bir isimden ibaret kalır. Oturumda öne çıkan somut bulgular; AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararlarına uyumun, sistematik bir mekanizmadan yoksun olması, anayasal hak güvencelerinin ikincil mevzuatla fiilen daraltılması ve en önemlisi, 'hukuk devleti' söyleminin bazen hukukun araçsallaştırılmasını meşrulaştırmak için kullanılmasıdır. Mali hukuk oturumu, belki de çalıştayın en somut ve en teknik tartışmalarının yaşandığı bölüm oldu. Türkiye'nin kamu ihale mevzuatına ilişkin tespitler, son derece çarpıcıydı. Kamu İhale Kanunu'nun yürürlüğe girişinden bu yana eklenen istisna hükümlerinin sayısı ve kapsamı, yasanın ruhunu fiilen tersine çevirmiştir. Şeffaflığı esas alan bir kanun, şeffaflığı devre dışı bırakan istisnalar dizisine dönüşmüştür. Sayıştay'ın denetim yetkisinin fiili sınırları, bu oturumda ayrıca ele alındı. Bazı kamu kurumları ve kamu iktisadi teşebbüsleri üzerindeki Sayıştay denetiminin daraltılmış olması, hesap verebilirlik mekanizmasını işlevsizleştiren temel bir sorundur. Kamu parasının nereye gittiğini bağımsız biçimde denetleyen bir kurumun olmadığı yerde, yolsuzluk için zemin hazırlanmış olur. Türkiye'nin bu alandaki reform gündemi, hem bir siyasi tercih hem de ekonomik zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır" ifadelerini kullandı.

'ÖZGÜRLÜK VE KALKINMA, BİRBİRİNİ BESLEYEN KAVRAMLARDIR'

1961 Anayasası döneminde 'kurumsal denge' anlayışının görece güçlü biçimde uygulandığını kaydeden Dervişoğlu, "Anayasa Mahkemesi, bu dönemde gerçek anlamda denetleyici bir işlev gördü. Üniversiteler özerkliğini korudu ve basın, görece bağımsız çalıştı. Bu dönem idealize edilmemelidir ama içinden öğrenilecek somut dersler vardır. Kurumsal dengenin işlediği dönemlerde Türkiye'nin ekonomik, sosyal ve kültürel gelişme hızı, kısıtlı özgürlüklerin olduğu dönemlerle kıyaslandığında belirgin biçimde daha yüksektir. Özgürlük ve kalkınma, zıt değil; birbirini besleyen kavramlardır. Kamuoyuyla paylaşacağımız Türk Hukuku Vizyon Belgesi'nin öndeyişi olan rapor, bu çalıştayın ilk somut meyvesidir. Ama bu belgenin değeri yalnızca içeriğiyle değil, nasıl kullanılacağıyla ölçülecektir. Her büyük belgede 3 kritik sınav vardır. Birinci sınav, meşruiyettir. Bu belge, bir siyasi partinin kararı değildir; Türkiye'nin hukuk dünyasının bütün paydaşlarının iki günlük yoğun çalışmasının ürünüdür. 2'nci sınav, sürdürülebilirliktir. Türkiye'de pek çok iyi niyet belgesi yazıldı ama pek azı uygulandı. Bu belgenin kaderi farklı olacaksa, iki şart gerekmektedir. Birincisi, belgeyi sahiplenecek güçlü bir savunuculuk ağı olarak bu salondan çıkan her isim kendi alanında bu belgenin takipçisi ve uygulayıcısı olmalıdır. İkincisi, somut bir izleme mekanizması olarak, belgenin önerilerinin hayata geçirilip geçirilmediğini değerlendiren, kamuoyunu haberdar eden bir yapı kurulmalıdır. Üçüncü sınav ise siyasi etkidir. Bu belge, yalnızca akademik bir referans metni olarak rafta beklemeyecek, Türkiye'nin yaklaşan siyasi döneminde, anayasa tartışmaları, seçim hukuku reformu ve yargı bağımsızlığı meselelerinde referans noktası olacaktır. Ben bunun siyasi sorumluluğunu alıyorum" dedi.

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Dervişoğlu: Üniter Yapı İçin Güçlü Denge Gerek - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement