
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞLIĞININ ASLİ UNSURLARIYIZ. BUNUN İÇERİSİNDE AZINLIK STATÜSÜ, FARKLI DİNLERE MENSUP OLMAK BİR FARKLI YERDE DURMAKTADIR"
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye genelindeki 161 azınlık vakfının Esma Sultan Yalısı'nda verdiği iftar yemeğine katıldı. Arınç'ın yanı sıra İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, Amerika Başepiskoposu Dimitrios, Rum Ortodoks Patriği Bartholomeos, Türkiye Ermeni Cemaati Temsilcisi Aram Ateşyan, Hahambaşı İsak Haleva, Ortodoks Süryani Cemaati temsilcisi Yusuf Çetin, Süryani Katolik temsilcisi Yusuf Sağ, Musevi Cemaati temsilcisi Sami Hervan, Vakıflar Genel Müdürü Yusuf Beyazıt ve çok sayıda davetli katıldı.
Arınç, burada yaptığı konuşmada, "Siyasi ve hukuki tahrik sebebiyle azınlık statüsü tanınmış olabilir, farklı inanç mensupları olduğumuz için ruhani liderler sizleri temsil ediyor da olabilir, etnik kökenlerimiz de farklı olabilir, ama biz bu ülkede yüzyıllardır birlikte yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları olarak bulunan, aynı tarihin, aynı kültürün mensupları, evlatları olarak yaşıyoruz. Biz birlikte Türkiye'yiz. Bunu rahatlıkla inanarak ve güvenerek söylüyorum" dedi.
"BİZ BİRLİKTE TÜRKİYE'YİZ"
Arınç, "Biz kendi orucumuzu biliyor ve ramazanı özlemle bekliyoruz. Gündüzleri belli ölçüler içinde oruçlu olmayı farz biliyoruz, akşam iftarımızı yapıyoruz, gece de sahura kalkıyoruz ve içinde çok bereketli ayları, yılları taşıyan gece ve gündüzlerin olduğuna inanıyoruzö şeklinde konuştu. Arınç, ?Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz, inançlarımız, ibadetlerimiz elbette birbirine benzeyecek. Ama bizler için, Müslümanlar için bu ramazan ayı sonunda bayram olduğundan, onu hak eden insanlar için çok önemli. Ramazanı özlemle bekliyoruz. Herkesin yüzü gülüyor. Fakirler daha çok hatırlanıyor, yoksullara daha çok sevgi gösteriliyor, komşuluklar ve arkadaşlıklar daha da pekişiyor, insanlar iftar sofralarında hem akraba hem komşularını konuk ediyorlar. Ramazan günleri bizde daha çok hoşgörünün, sabrın, müsamahanın, barışın,kardeşliğin, sulh ve sükunun hakim olduğu günlerdir. Bu yüzden ramazan hepimizindir. Hepimizin ramazanını tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı.
Dinlerde Allah'a, peygamberlere inancın olduğunu, bütün dinlerin ortak hedefinin, insanın daha mükemmel yaşayabilmesi, huzur bulabilmesi, tanrısını tanıyabilmesi, insanlarla dostluk ve arkadaşlık kurabilmesi ve mutluluğu birlikte paylaşabilmesi olduğunu anlatan Arınç, ?Hedef insandır. İnsana odaklı bir inanç manzumesi içerisindeyiz. Birbirimizi kabullenmek, birbirimize saygı göstermek ve birbirimizle bütünleşmek mecburiyetindeyiz. Siyasi ve hukuki tahrik sebebiyle azınlık statüsü tanınmış olabilir. Farklı inanç mensupları olduğumuz için ruhani liderler sizleri temsil ediyor da olabilir,etnik kökenlerimiz de farklı olabilir, ama biz bu ülkede yüzyıllardır birlikte yaşayan, Türkiye Cumhuriyeti'nin vatandaşları olarak bulunan, aynı tarihin, aynı kültürün mensupları, evlatları olarak yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyet vatandaşlığının asli unsurlarıyız. Bunun içerisinde azınlık statüsü, farklı dinlere mensup olmak bir farklı yerde durmaktadır. Biz birlikte Türkiye'yiz. Şu topluluk, Türkiye'de statüleri, konumları, inançları ne kadar farklı olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlığında birleşen, bu memleketi var eden asli unsurlar olarak hepimiz birlikte Türkiye'yiz" diye konuştu.
"CEMAAT VAKIFLARININ YAŞAMASI GELİŞMESİ, GÜÇLENMESİ TEMEL HEDEFİMİZDİR"
Arınç, Büyükada Rum Yetimhanesi, Heybeliada Ruhban Okulu ve diğer konularla ilgili olarak, "Önümüzde engeller varsa bunların bir kısmı Anayasa Mahkemesinin, bir kısmı başka engellerin önümüze çektiği sınırlardır. Bunlar sebebiyle çok haklı olan talepleri yerine getirmekte zorluklarla karşılaştığımızı itiraf etmeliyim ama bunları aşacağız, aşmanın gayreti içindeyiz" dedi. Arınç, vakıflar konusunun önemine değinerek, "Cemaat vakıflarının yaşaması gelişmesi, güçlenmesi temel hedefimizdir. Hastaneler,okullar ve benzerleri cemaat vakıflarının meydana getirdiği nadide eserlerdir. Bunlar da Türkiye'nin zenginliğidir. Bunların sahip olduklarını kendilerine teslim etmek hakperestliğin de bir gereğidir" şeklinde konuştu.
Arınç, Vakıflar Kanunu yeni şekliyle 3 yıl önce çıkarken TBMM'de yapılan tartışmaları hatırlatarak, "Sanki olmayan bir hakkı veriyormuşçasına, sanki yurt dışından Türkiye'yi istila etmek için gelmiş insanlar nazarıyla cemaat vakıflarının mal edinmesine, kendilerine layık oldukları hak ve imkanların verilmesine şiddetle itiraz edenler vardı. Henüz gerekçeli karar açıklanmadı ama 3 ay önce Anayasa Mahkemesi, CHP'nin yaptığı müracaatın biri dışında 8 maddenin iptalini reddetti.Biri de süratle yerine getirilecektir, özle ilgili değildir. Hem Meclis içindeki muhalefetin bize yönelttiği itirazlar hem de Anayasa Mahkemesine gidiş bir bakıma da çok yararlı oldu. Hak, haklının en mukaddes malıdır. Bize de düşen onu vermek, yerine getirmektir. Ne söylenirse söylensin, ne kadar itiraz edilirse edilsin, ne kadar suçlanırsak suçlanalım, cemaat vakıfları ve bu insanların bizden taleplerini mutlaka karşılayacağız. Bunun üzerine bu kanun çıktı. Haklarınızı size sonuna kadar vermek bizim boynumuzun borcudur, bu bizim görevimizdir" dedi.
Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
?Yüzyıllardır sizin elinizde, hizmetinizde bulunan, ancak belli sebeplerle edinemediğiniz birtakım mameleki size vermek hukukun gereğidir. Bunun gereğini yapmak için AİHM kararını beklemeye hiç gerek yoktur.Bunu biz vermeliyiz ki AİHM'e giderek, oradan gelecek kararla biz bunu zorla yapmış olmayalım. Bize düşen, hukuka dayalı bir hukuk devleti olmanın gereği, bu hakları önüyle arkasıyla, sağıyla soluyla mükemmel bir şekilde sunabilmektir.Bunu yapacağız, bunun gayreti içinde olacağız, sizin de yardım ve desteklerinizle... Ben, cemaat vakıfları ve diğer talepleriniz konusunda her şeyi onların üzerine bina etmeyeceğim. Bunları sıkı sıkıya takip etmenin sözünü veriyoruz."
"BİR DİNİ TOPLULUK KENDİ DİNİNİN DAHA İYİ ÖĞRETİLMESİ İÇİN DİN ADAMI YETİŞTİRME TALEBİNDE BULUNUYORSA LAİK DEVLETE DÜŞEN O TALEBİ KARŞILAMAKTIR"
Arınç, cemaatlerin talepleriyle ilgili çalışmaların devam ettiğini vurgulayarak, ?Önümüzde engeller varsa, bu engellerin bir kısmı geçtiğimiz onlarca yıl öncesinden yaşanan olumsuzluklar karşılığında, bir kısmı Anayasa Mahkemesinin, bir kısmı başka engellerin önümüze çektiği sınırlardır. Bunlar sebebiyle çok haklı olan talepleri yerine getirmekte zorluklarla karşılaştığımızı itiraf etmeliyim. Sadece bu konularda değil. Bizimde toplumumuz için uygun gördüğümüz özgürlüklerin daha güçlendirilmesi konusunda attığımız adımlar nasıl engellerle karşılaşıyorsa, inanın sizin de taleplerinizin önünde böylesine yasal, pek çoğu da psikolojik, siyasi engeller var. Ama bunları aşacağız. Bir dini topluluk kendi dininin daha iyi öğretilmesi için din adamı yetiştirme talebinde bulunuyorsa, bu konudaki eksikliğini bize iletiyorsa, laik devlete düşen o talebi karşılamaktır. O talebi en uygun şekilde karşılamaktır ki, o dinin ibadetini yapmak isteyen insanlar bilerek yapsınlar, en ehliyetli ağızlardan, dillerden öğrenmiş olsunlar. Böyle bir talebin karşısında hukukun her zaman egemen olacağına yürekten inanıyoruzö ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Güncel › Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı Arınç: 'Biz Birlikte Türkiye'yiz' Devlet Bakanı Ve Başbakan Yardımcısı Arınç: 'Biz Birlikte Türkiye'yiz' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.