Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, çözüm sürecinin, belki son 30 yılda iç barış anlamındaki en büyük iç barış hamlesi olduğunu söyledi.
Davutoğlu, NTV televizyonunda katıldığı bir programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. "Çözüm süreci belki son 30 yılda iç barış anlamındaki en büyük hamledir" diyen Davutoğlu, Türkiye'de iç barışın darbeler ve terör faaliyetleri olmak üzere iki yolla kesintiye uğradığını söyledi. Davutoğlu, PKK, DHKP-C, Esed'le bağlantılı Acilciler gibi birçok yapı olduğunu anımsatan Davutoğlu, "İç barışı tehdit eden bu iki unsur aslında birbirinden beslendi. Yani 12 Eylül darbesinin şartları, Diyarbakır cezaevi ve Doğu'da yaşanan şartlar, bir bakıma terörün doğabileceği bir bataklık oluşturdu. Terör artıkça, bu sefer iç tehdit olgusuyla demokrasiye müdahale arttı" dedi.
Davutoğlu, Türkiye'de demokratikleşme arttıkça ve sorunlar açık kanallarla, başta TBMM olmak üzere bütün toplumsal zeminde tartışıldıkça, terör bataklığının kurumaya ve şiddete dayanarak bir fikir ya da hak talep etmeye olan mazeretin ortadan kalkmaya başladığını belirterek, şunları söyledi:
"TBMM içinde fikirlerinizi açıkça dile getiriyorsanız, siyaset mekanizması içinde rahat bir şekilde bunları tartışıp, hatta çoğu zaman daha önce hayal edilmesi bile zor olan adımlar, siyasi irade tarafından bizzat atılıyorsa, ki hükümet bu konuda olağanüstü hamleler yaptı, o zaman zaten o bataklık kurumaya başlıyor. Ama nihai olarak bütün bu sorunun bitmesi, ikisi birlikteydi, 12 Eylül 1980 darbesi ve arkasından başlayan terör olgusu, şimdi demokrasi arttıkça ve derinleştikçe, teröre bahane teşkil eden sorunlar demokrasi içinde tartışıldıkça, bunun alanı daralıyordu. Bu hamlemizle, aslında büyük bir iç barış psikolojisi oluştu. Mart, nisan, mayıs ayı Türkiye'de son 30 yılın en ümitvar olduğu aylar olarak anılacaktır."
"İç mihraklar olarak bu çözüm sürecini durdurmaya çalışıyorlar"
Davutoğlu, artık Türkiye'de ve dünyada iç politika ile dış politikanın ayrıştığı alanların çok az olduğunu belirtirken, içerde sağlıklı bir demokrasi, geniş özgürlük alanları ve sağlam bir zeminde seyreden ekonomi olduğunda, dış politikanın çok emin adımlarla yürüyeceğini kaydetti.
"Bunlar olmazsa dış politika hamleleriniz daralır, önünüzdeki problemlerle uğraşmaktan çevreyi göremez hale gelirsiniz" değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, 30 yıl içinde terörden ve siyasetten beslenen ekonomik bir sektör oluştuğuna dikkat çekti. Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Kürt sorunu, Kürt vatandaşlarımızla ilgili sorunları istismar ederek tırmanan bir şiddet, onu istismar ederek tırmanan darbe ve bunların iç içe geçtiği bir siyasi sektör alanı ve bir de ekonomik sektör alanı vardı. Uyuşturucudan insan kaçakçılığına kadar çok geniş bir alanda bir ekonomik sektör oluşuyor, bütün bu faaliyetleri finansa edebilecek. Bu sektörde kendisine bir şekilde yer edinmiş olanlar, iç mihraklar olarak, bu çözüm sürecini durdurmaya çalışıyorlar."
-"Skyes Picot dönemi bitti"-
Davutoğlu, "Skyes Picot dönemi bitti, 100 yıllık parantezi kapatmamız lazım" diyerek, Türkiye'nin bütün sınırlara saygı gösterdiğini ama Avrupa Birliği'nde (AB) olduğu gibi sınırları aşan ekonomik ve siyasal birllikteliğin oluşma şansı varsa, bu halkların da birbiriyle kaynaştırılması gerektiğini belirtti. Davutoğlu, şöyle konuştu:
"Zamanla öyle bir psikoloji oluştu ki, sanki bu anlaşmanın hamisi, nöbetini tutması gereken bizmişiz gibi. Bizim Ortadoğu perspektifimiz, barışçıl yollarla bu anlaşmayla üzerimize biçilen daraltıcı elbiseyi, ekonomik, kültürel, siyasi araçlarla açmak, genişletmek ve halkların birbirleriyle kaynaşmasına zemin hazırlayarak bir barış havzası yaratmak. Devlete aidiyet bağlamında Kürtlerin bir sorunu olmadı. Osmanlı'dan, hatta Selçuklu'dan beri gelen bir süreklilik var dönüp baktıkları. Bu anlamda da hiçbir zaman bir ayrıma tabi tutulmadılar, son ulusçu tutumların yol açtığı ayrımlar dışında. Bunun getirdiği doğal aidiyet hissi var. Suni parçalanmayı yok edecek yeni bir perspektif geliştirmek gerekiyor."
Davutoğlu, bölgedeki halkların birbirinden soğutularak ve halklar arasında tarihten kalan acıları sürekli hatırlatarak, parçalanmış haritanın sürmesine psikolojik zemin hazırlandığını dile getirerek, "Türkiye'nin ayağı bir sendelese diye bakanların, aynı zamanda çözüm sürecini de baltalamak için çaba sarfettiğini" söyledi. Davutoğlu, şunları kaydetti:
"Ortadoğu'nun parçalanmış bir coğrafya şeklinde kalmasını isteyen mihraklar, bunları tanımlamayım, bunları ülke olarak zikretmiyorum, ülke içinde çevrelerdir bunlar aynı zamanda, herhangi bir ülkeye 'Türkiye'ye komplo içinde' yaklaşımıyla bakmam ama her ülkede aynen Türkiye'deki o iç sektörden beselenenler gibi, dışarda da değişik ülkelerde bu şekilde oluşmuş çevreler, lobiler var. Bunların bir kısmı haritalar ürettiler Türkiye'yi bölen, Büyük Ortadoğu haritası diye bir şeyler çıkartan çevrelerden tutun da, eski paradigmanın devam edip, 'Türkiye'yle Ortadoğu halkları arasında bir Çin duvarı olsun ve bu soğukluk devam etsin ki, Türkiye'nin güç devşirmesi, diğer halklarla beraber ayağa kalkmasının önüne geçilsin' isteyen mihraklar var, 'yok' demek mümkün değil. Uluslararası bazı yayınlarda da bunu açık şekilde görmek mümkün. Bizim yapmamız gereken, içerdeki bu sektörün olabilecek provakasyonları, dışardan bu yükselişi durdurma çabası içinde olacak mihraklara karşı çözüm sürecini her ne pahasına olursa olsun, hiçbir geri dönüşü olmayacak şekilde nihayete erdirmek ve sadece Türkiye'nin iç barışı için değil Ortadoğu'daki büyük barış projemiz için de önemli bir katkı yapacaktır."
- İsrail'in Suriye'ye saldırısında Türkiye'den bir üssü kullandığına dair iddialar-
Davutoğlu, Türkiye'nin İsrail ile herhangibir askeri operasyonun parçası olmasının söz konusu olamayacağını vurguladı. Bazı yabancı basın yayın organlarında çıkan ve "İsrail'in dün Suriye'ye düzenlediği hava saldırısında Türkiye'den bir üssü kullandığına" ilişkin iddiaları değerlendiren Davutoğlu, "Bu hiçbir karşılığı olmayan, tamamıyla yalan, hiçbir gerçek payı olmayan bir haberdir. Türkiye'yi itibarsızlaştırma, Türkiye'nin halklar nezlinde büyük itibar gören dış politikasını ve yaklaşımını 'sıfırla çarpmak' bu yolla olur. Bu öyle bir şey ki, yalanlıyorsunuz ama o haber orada kalıyor ve sanki o haberin binde bir doğruluk payı varmış gibi, olmasa bile, gündemde tutuluyor. Kullanmak isteyen onu kullanmaya devam ediyor" şeklinde konuştu.
Bunu yapanların, Türkiye'nin gücünü ve itibarını sarsmak isteyen çevereler olduğunu belirten Davutoğlu, bu habere inanıp Türkiye'de yayın yapanların ise ihanet içinde olacaklarını vurguladı. Davutoğlu, Türkiye'nin Suriye konusunda ya da herhangi bir konuda İsrail ile herhangi bir askeri operasyonun parçası ya da işbirlikçisi olması diye bir şeyin söz konusu olmayacağını söyleyerek, "Bunu milyarda bir ihtimal dahi zihninden geçiren, ya Türkiye'yi ya bizim hükümetimizi ya Türk halkının psikolojisini tanımıyordur ya da bunları bilmekle birlikte, göle yoğurtla maya çalınması gibi, 'bir atayım orada suyu bulandırır' şeklinde yapılan haberler" ifadelerini kullandı.
Davutoğlu, benzer şekilde Gezi Parkı olaylarında provokatif yayınlarıyla ön plana çıkan bazı basın organlarında, "Mısır Türkiye'den büyükelçisini çekti" şeklinde bir haber yayınlandığını anımsatarak, "Böyle bir şey olsa, zaten o kadar görünür bir olay ki bu, ya onlar açıklama yapar ya biz açıklama yaparız. Bu haber çıkartılarak iki ülke arasında bir fitne çıkarma çabası ortaya çıktı. Hiç karşılığı olmayan bir haber, bütün gece arkadaşları çalıştırdım, bir karşılığı var mı diye; yok. Bu habeleri yayan yayın organları birbiriyle ihtilaflı ülkelerden yayın yaparlar. Nihayetinde hep manipülatif haberlerle sanki 'Türkiye İsail'le işbirliği yapıyormuş' gibi görüntü verip, Türkiye'nin Suriye politikasını itibarsızlaştırma amacındalar. Böyle birşey düşünmek dahi kabul edilemez" dedi.
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Bakan Davutoğlu, Çözüm Sürecini Değerlendirdi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.