(Geniş Haber) Davutoğlu: Biz Savaş İstemiyoruz - Son Dakika
Son Dakika Logo

(Geniş Haber) Davutoğlu: Biz Savaş İstemiyoruz

(Geniş Haber) Davutoğlu: Biz Savaş İstemiyoruz
14.09.2013 15:05

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kanada Dışişleri Bakanı John Baird ile İstanbul Condrad Otel'de bir araya geldi.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Kanada Dışişleri Bakanı John Baird ile İstanbul Condrad Otel'de bir araya geldi. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Davutoğlu ile Baird basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan Davutoğlu, Türkiye-Kanada arasındaki ilişkileri bir kez daha ele alma imkanı bulduklarını ifade ederek, "Zaten geçen hafta G20 Zirvesi'nde kendileriyle görüşme yapma imkanı olmuştu. İki ana gündem maddemiz oldu. Birisi, ikili ilişkilerimiz, diğeri de başta Suriye olmak üzere ve ululararası alandaki gelişmeler. İkili ilişkilerimiz, geçen seneki ziyaretimizden bu yana büyük bir ivme kazandı. Türkiye ve Kanada NATO, G20'de birlikte çalışan iki müttefik ülke. Aslında bazı konjönktürel ve doğrudan ilişkilerimizle alakalı olmayan konuların etkisi olmamış olsaydı, şu anda ilişkilerimiz çok daha ileri düzeyde olacağı inancımız tamdı. Şimdi biz birlikte bu ilişkileri daha ileri bir düzeye getirebilmek için neler yapabileceğimizi ele aldık. Dış ticaret hacmimiz 2.5 milyar dolar civarında, Kanada'nın Türkiye'deki yatırımları 460 milyon dolar, 200 bin Kanadalı da Türkiye'yi ziyaret ediyor turist olarak. Bu rakamların süratle artacağından eminiz. Öncelikle serbest ticaret anlaşması müzakerelerinin hemen başlamasını arzu ediyoruz" diye konuştu.

SURİYE'DEKİ KATLİAMLAR BİR AN ÖNCE DURDURULMALIDIR

Türkiye ile Kanada'nın Suriye konusunda ortak bir yaklaşıma sahip olduğunu vurgulayan Bakan Davutoğlu, "St. Petersburg'da yaptığımız görüşmelerde de Suriye'de sivil halka karşı yürütülen katliamı güçlü şekilde kınadık birlikte. Son kimyasal silah saldırısıyla bir insanlık suçu işlendiğini ve mutlaka bu kimyasal silah saldırısı konusunda sorumluların uluslararası hesap verilebilirliğinin ve sorgulanabilirliğinin yerine getirilmesinin gerektiğini birlikte açıklamıştık. Bugün de tekrar teyit ettik, Suriye'deki katliamlar bir an önce durdurulmalıdır. Kimyasal silah saldırısından sorumlu olanlar mutlaka cezalandırılmalıdır. Tabi ki, son inisiyatifte, kimyasal silahların herhangi bir ülkede tasfiye edilmesi olumlu bir gelişmedir. Hepimiz bundan mutlu oluruz. Ancak, bu kimyasal silah saldırısı olmadan insanların katledilmesine cevaz (izin) verecek şekilde yorumlanmamalıdır. Şu ana kadar katledilmiş olan 100 bin insanın katliamından sorumlu olanların sorumluluklarından kurtulmasına da yol açmamalıdır. Bu anlamda da Türkiye ile Kanada birlikte aynı kanaatlere sahiptir. Biraz sonra öğle yemeğimde de diğer bölgesel konuları istişare etmeye devam edeceğiz" dedi.

ULUSLARARASI TOPLUMUN BU KONUDA ÇOK NET BİR TUTUM İÇİNDE OLMASI LAZIM

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin silahlarını deklare etmek için bir ay süre istemesine ilişkin, "Daha ilk günden itibaren bu son inisiyatif başladığında korktuğumuz buydu. Yani, sürekli zamana oynayarak Suriye rejimi işlediği suçu örtmeye, unutturmaya ve sanki pozitif bir gündem içinde davranıyormuşçasına zaman kazanmaya çalışması. Ellerindeki kimyasal silahların envanterini herhalde biliyor olmaları lazım. Bunun için bir aylık süreye nasıl ihtiyaç oluyor? Biz o zaman değişik vesilelerle de bunu deklare ettik. Kimyasal silahların dünyadan, yeryüzünden silinmesi insanlığın geleceği açısından çok güzel bir haberdir, kimse buna karşı çıkamaz. Hangi ülke bunu, ne gerekçeyle yaparsa yapsın biz destek veririz. Ama bunu 'Yapıyorum' diye görünüp, bir taraftan ki, bu inisiyatif başladıktan sonra Suriye hava kuvvetlerinin hava bombardımanında artışlar görüldü, bunu fırsat bilip, uluslararası toplumu böyle meşgul edip, öbür taraftan sanki scud füzesi kullanmak ya da uçaklarla bombardımanda bulunmak suç değilmiş gibi, onlara devam etmek ve uluslararası toplumu bunlarla oyalamak kabul edilemez. Uluslararası toplum bu konuda çok net bir tutum içinde olması lazım. İki şeyi tekrar vurgulamak isterim; evet, bu kimyasal silahların öyle veya böyle tasfiyesi Suriye halkı için de, bölgemiz için de güzel bir haberdir. Ama bir, bu geçmiş işlenen suçları ortadan kaldırmaz. O bin 700 kadın, çoluk, çocuğun, zavallı masumun kimyasal silahlarla ne şekilde öldüğünü gösteren videoları seyrettikten sonra eğer bu zulüm karşılıksız kalırsa, bundan sonra başka aktörler de önce kimyasal silah kullanıp, sonra da 'Teslim ediyorum' diyerek, böyle bir sorumluluktan kaçınmış olurlar. İkincisi de, şu sonucu doğurmamalıdır; kimyasal silahları daha bir ay içinde deklarasyonda bulunacak, teslimi ne kadar sürecek? O zaman zarfında kimyasal silah dışındaki silahlarla insanların öldürülmesini mazur gösterecek bir yeni durumun ortaya çıkması da kabul edilemez. Onun için çok açık olarak, Türkiye olarak biz her zaman kimyasal silahların tasfiyesini destekleriz ama bu konuda da uluslararası toplumun Suriye rejiminin her zaman yaptığı zaman kazanma taktiklerine de boyun eğmemesini, teslim olmamasını bekleriz" diye konuştu.

SURİYE'DEKİ TARAFLARA ÇAĞRIDA BULUNUYORUZ

Bugünkü gazetelerde yer alan Halep'te El Kaide'li militanların yaptığı infaz fotoğrafları sorulunca Bakan Ahmet Davutoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve biz hükümet olarak değer odaklı bir dış politika ve yaklaşım sergiliyoruz. Bir yanlış iş, şu veya bu tarafça yapıldığında hiç bir şekilde sessiz kalmadık, o yanlış işe 'Yanlış' demekten de çekinmedik. Bugün gazetelerde gördüğümüz bazı resimler bizim perspektifimizde şiddetle kınanması gereken tablolardır. Hiç bir şekilde mazur gösterilemez. Bu noktada bizim herhangi bir şekilde çifte standart içinde olmamız söz konusu değildir. İnsanlık onuruna ve bu anlamda verilen mücadeleye gölge düşüren her türlü yanlış uygulamayı açıktan tenkit ederiz, kabul edilemez buluruz. Fakat onun yanında bu tür resimleri, buradan hareketle Suriye halkının haklı mücadelesine gölge düşürmeye çalışmak ve sanki bütün muhalifler böyle davranıyormuş gibi kanaat sergilemek Suriye rejiminin kimyasal silah kullanması dahil uyguladığı şiddeti mazur göstermeye çalışmak da bir propaganda taktiği olarak değerlendirilmelidir. Kesinlikle aşırı grupların uyguladığı bu yöntemlere karşı net bir tutum sergiliyoruz ve bunları kabul edilemez buluyoruz, kınıyoruz. Bunların tekrar etmemesi konusunda bütün Suriye'deki taraflara çağrıda bulunuyoruz. Fakat buradan hareketler kimse Suriye halkının ve masum Suriyeli sivillerin şu ana kadar yüzbinlercesinin ölümüne ve milyonlarcasının mülteci haline düşmesine sebep olan uygulamalara da bunlar mazeret teşkil etmez. Ülkemizde bulunan 500 bin Suriyeli kardeşimizin hepsi Suriye rejiminin baskısı dolayısıyla kaçmak zorunda kalanlardır" dedi.

BİZ SAVAŞ İSTEMİYORUZ

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, önümüzdeki hafta gerçekleşecek olan BM Genel Kurulu'nda nelerin gündem olacağı sorulunca, "New York'ta her sene bir konu diğerlerine göre biraz daha öne çıkar. Bu sene de Suriye gündemin ana maddesini oluşturacak. Bütün toplantılarda bu konuları ele alacağız. Çünkü Suriye'de süregiden savaşın durdurulamamasının bedelini en fazla Suriye halı ve Türkiye gibi komşu ülkeler ödüyor. Şu ana kadar BM Güvenlik Konseyi'nde hiç bir karar çıkamamış olması aslında bütün bu son dönemde artan şiddetin en önemli sebeplerinden biridir. Eğer BM Güvenlik Konseyi vaktinde Suriye rejimine doğru mesajları göndermiş olsaydı belki şu anda ölen yüz bin kardeşimizin çoğu yaşıyor olacaktı. Kimyasal silah saldırısında ölen kardeşlerimiz kesinlikle yaşıyor olacaktı. Biz bu uluslararası gündemde BM'de bunları ele alacağız. Şu kanaat yanlıştır, maalesef Türkiye'de muhalefet de, Beşar Esad'ı kınayamayanlar da, şu anda sanki Türkiye veya bu savaşı durdurma çağrısında bulunanlar savaş istiyormuş gibi bir kanaati yaymak istiyorlar. Biz savaş istemiyoruz. Biz hiç bir dış müdahaleye de şimdiye kadar çağrıda bulunmadık. Ama ne diyoruz; savaş durdurulsun, şu anda bir savaş var. Biz burada bu basın toplantısını yaparken, rejim hava kuvvetleri Suriye'nin değişik yerlerini bombalıyor, onbinlerce insan sınırlarımıza veya başka bir ülkenin sınırlarına doğru hareket halinde, bir çok çocuk yetim kaldı, kadın dul kalıyor ve şu anda saldırılar devam ediyor. Şimdi sanki Suriye'de her şey güllük gülistanlık da savaş yeni başlayacakmış gibi bir tablo ile rejimin suçlarını örtmeye çalışmak rejimle işbirliği yapmaktır. Kimse hedef saptırmasın. Kimse bu konuda Türkiye'nin vicdanı tutumunu başka şekilde lanse etmeye çalışmasın. Herkesin öncelikli vazifesi bu vahşetin durdurmaktır. Biz bu vahşetin durdurulması çağrısında bulunmaya devam edeceğiz. BM'de temel çağrımız bu olacak. Bizim yaptığımız savaşa dur çağrısı ve böylesi katliamları sürdüren rejime de bir anlamda en net mesajla bunun durdurulması çağrısıdır. BM Genel Kurulu'nda da bütün temaslarımızda ana odak konusu bu olacaktır" diye konuştu.

G20 GÖRÜŞMELERİNDE BİRAZ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMIŞTIM

Kanada Dışişleri Bakanı John Baird de, geçtiğimiz 2.5 yıl içinde iki ülke arasında gelişen ilişkilerden mutlu olduğunu kaydederek, "Türk Büyükelçiliği'ne yapılan saldırıyı yakinen gördüm. İlk defa modern terörizmin Kanada topraklarına saldırıda bulunduğuna tanıklık ettim. Dolayısıyla orada hayatını kaybetmiş olanları anmanın ötesinde, beraber çalışmamıza ilişkin taahhütümüzü de yinelemek açısından çok önemli bir fırsat diye düşünüyorum. Hem bu bölgede hem de dünyanın geri kalanında terörizmle olan mücadelemizin devam edeceğine olan kararlılığımız, kimsenin şüphe duymaması gereken bir kararlılıktır" diye konuştu.

Bugünlerde dünyada çok önemli bir sorunla iştigal edildiklerini söyleyen Baird, sözlerine şöyle devam etti: "Esad'ın kimyasal silah kullanıp, kullanmadığı. G20 görüşmelerinde St. Petersburg'da biraz hayal kırıklığına uğramıştım. Bir araya geldiğimizde daha güçlü ve kararlı bir kınama çıkmamasından dolayı büyük bir üzüntü yaşamıştım açıkçası. Türkiye'nin, bu noktadan göstermiş olduğu liderliği büyük bir takdirle karşılıyorum. Kimyasal silahların kullanılmasına dönük olarak yapmış olduğumuz eleştiriler ve kınama hakikaten bizler için çok büyük bir gurur vesilesiydi. Diplomatik çabaları ve diplomatik kanallarla bu çatışmayı barışçıl bir çözüme ulaştırma ve Suriye halkının acılarını dindirme noktasındaki girişimleri büyük bir memnuniyetle karşılıyorum. Ama sizlerle ve hükümetinizle hemfikirim, Esad yapmış olduğu saldırılar ve işlemiş olduğu insanlık suçlarından dolayı sorumlu tutulmalıdır. Yalnızca 100 bin kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan bu iç savaşla değil, ama geçen hafta özellikle bu kimyasal silah saldırısı neticesinde hayatlarını kaybetmiş 400 kişinin de anısının canlı tutulması ve hesabının sorulması şarttır. Bu silahlarla 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana mücadele ediyoruz. Bir kaç kere kullanıldı bu silahlar dünya çapında. Ama 21. yüzyılda artık bu silahların kullanılabilmesine ilişkin olumlu bir mesaj vermekten kesinlikle kaçınmamız gerektiğini düşünüyorum. Sivil halka karşı bu silahların kullanıldığını gösteren videolar çok rahatsız ediciydi. Artık biz dünya çapında bu silahların kullanılmasının hiç bir şekilde hesabının sorulmayacağına ilişkin bir mesaj yollamamalıyız diye düşünüyorum. Silahlı kuvvetler bünyesinde olsun ya da sivil halka yönelik olsun, hiç farketmez kimyasal silahların kullanılması tamamen yasaklanmalı ve kınanmalıdır. Sayın Davutoğlu'nun görüşlerine tamamen katılıyorum. Dünyada bu noktada daha kuvvetli bir siyasi iradeyi ortaya koymamız gerektiğini düşünüyorum."

ESAD'IN YAPTIKLARINDAN DAHA MEŞRU DEĞİLLER

El Kaide'nin yaptığı infazı gösteren fotoğraflarla ilgili olarak Baird de, "Esad 30 günlük bir süre istedi, belli düzenlemeleri yapabilmek ve kitle imha silahlarını devredebilmek için. Fakat, bu absürd ve aptalca bir girişimdir. Bu kişi, bir hafta önce kimyasal silahları olmadığını ifade eden bir kişidir. Kendisine böyle bir imkan verilmesi meşru değildir, haklı görülmemelidir. 30 günlük bir süre istemesi kesinlikle gerçekçi değildir. Ama bu sabah gördüğümüz fotoğraflarla ilgili olarak şunu söyleyebilirim ki; geçtiğimiz 2 yıl içerisinde Sayın Davutoğlu'yla bir araya geldik ve Kanada'da da onurlu halklar olarak, radikal aşırıcılarla ilgili ciddi endişelerimiz vardı ve bir kısmının muhalefet kisvesi altında olduğunun da bilincindeydik. Orada sürekli gerçekleşen bu şiddet eylemlerinin bizleri derinden yaraladığını ve endişelendirdiğini söylemek istiyorum. Esad'ın taktiklerinden daha iyi değiller. Esad'ın yaptıklarından daha meşru değiller, o şiddete dönük eylemler ve hepsini kınıyorum" diye konuştu. Baird, Suriye'deki kimyasal silahların bertaraf edilmesi konusunda ABD ile Rusya arasındaki olası işbirliğine Kanada olarak katılıp katılmayacakları sorulunca, "Kanada ve Türkiye ABD'nin ve Başkan Obama'nın bu girişimlerini desteklediği biliniyor. Esad'ın kimyasal silahları kullanmaktan sorumluluğunu bertaraf edemeyeceği noktasında hemfikir olduğumuzu da ifade etmek istiyorum" dedi.

TY - İstanbul

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel (Geniş Haber) Davutoğlu: Biz Savaş İstemiyoruz - Son Dakika


Advertisement