Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, İslam dünyasında yaşanan krizlerin, siyasi ve askeri gerilimlerin, mezhep ve meşrebe dayandırılmak istenen çatışmaların, İslam dünyasının güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığını belirterek, "Bu olayların büyüyerek geri dönülemez bir noktaya gelmesi durumunda, İslam dünyasında insani, toplumsal, dini ve mezhebi açılardan kalıcı parçalanmalar yaşanması kaçınılmaz olacaktır" dedi.
"Dünya İslam Bilginleri Barış, İtidal ve Sağduyu İnisiyatifi" toplantısının açılışında konuşan Erdoğan, insanlık tarihi bir değerlendirmeye tabi tutulduğunda acılarla dolu pek çok olayla karşılaşıldığını, çoğunlukla din ve etnik temele dayanan savaşların, hala günümüzde de devam ettiğini anlattı.
Bağdat, Gazze, Şam ve dünyanın pek çok şehrinin sokaklarının, yağdırılan bombalarla tarumar edildiğini, insanlık onurunun zedelendiğini ifade eden İşler, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Yaşadığımız çağda İslam dünyasını ve bütün dünyayı tehdit eden önemli problemler mevcuttur. Batı'da yükselen aşırı sağ, yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve antisemitizm, ne yazık ki hala belli kesimlerin, tarihin acı tecrübelerinden ders çıkaramadığını göstermektedir. Bu nedenle başka soykırımlar olmasını engellemek, katliamların ve halen şahit olduğumuz insanlığa karşı işlenen suçların önüne geçebilmek için gerekli bilinci yaratmak din, dil ve ırk farkı olmaksızın hepimizin ortak vazifesidir. Hem İslam ülkelerini hem de diğer ülkeleri tehdit eden ortak tehlike ırkçılık, mezhepçilik ve farklı görüşleri dışlamaktır. Bütün ülkeleri tehdit eden ortak tehlike için tüm dünya ortak bir tavır geliştirmek zorundadır. Başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, diğer uluslararası kuruluşlar bu tehlikenin tüm dünyayı sarmasından önce tedbir almalıdır."
İşler, başta İslam olmak üzere dinlerin, aralarındaki farklılıklara rağmen insanlığın kurtuluş ve mutluluğunu amaç edindiğine işaret ederek, özellikle semavi dinlerin temel mesajlarında barış, esenlik ve insanların birbirlerine saygılı olmaları gibi hususların önemli yer tuttuğunu söyledi.
Esasen dinlerin, hem iç hem de dış barışı tesis eden en kadim olgular olduğunu dile getiren İşler, "Bu imkanı iyi kullanamazsak insanoğlunun dünyevi çıkarlar için birbirini yok etmesini, insanın bir diğer insanın kurdu olmasını önleyemeyiz. Hepimizin bildiği gibi Kur'an, farklılıkların doğallığını kabul eder ve hatta dillerin ve renklerin farklı olmasının Allah'ın varlığının delillerinden olduğunu ifade eder. İşte bu nedenle bizler farklılıkları zenginlik kabul eden bir medeniyetin evlatlarıyız" diye konuştu.
"Tekbir getirerek kardeşini hunharca öldürmek nasıl anlayışın ürünüdür?"
Başbakan Yardımcısı İşler, İslam dünyasında yaşanan krizlerin, siyasi ve askeri gerilimlerin, mezhep ve meşrebe dayandırılmak istenen çatışmaların, İslam dünyasının güvenliğini tehdit edecek boyutlara ulaştığını belirtti.
Son olarak Musul başta olmak üzere Irak ve Suriye ekseninde yaşanan kaos ortamının, gerilimi daha da tırmandırdığını anlatan İşler, şöyle devam etti:
"Bu süreçte üretilen karşılıklı şiddet içerikli beyanlar, cihat ilanları, mukaddes mekanların tahribine dönük tehditler, insan kaçırma ve öldürmeler, yaklaşmakta olan kitlesel faciaların ön sarsıntıları mesabesindedir. Bu olayların büyüyerek geri dönülemez bir noktaya gelmesi durumunda, İslam dünyasında insani, toplumsal, dini ve mezhebi açılardan kalıcı parçalanmalar yaşanması kaçınılmaz olacaktır. Şüphesiz, Müslüman kimliği, her türlü mezhebi, meşrebi, coğrafi, etnik, siyasi ve politik aidiyetin üstündedir. Hiçbir yapı, İslam kardeşliğini ve vahdetini bozmaya yönelik çalışmalara izin vermemelidir. Kur'an ve sünnet, insanların birbirine canını, kanını, malını ve ırzını dokunulmaz kılmıştır. Haksız yere bir insanın kanını dökmek, dini bakımından en büyük cürüm olarak kabul edilmiş ve bir insanın ölümü tüm insanlığın ölümüyle eşdeğer görülmüştür. Hal böyleyken tekbir getirerek kardeşini hunharca öldürmek nasıl anlayışın ürünüdür?
Bütün dini temsilcilerin ve din mensuplarının böyle bir anlayış ve sorumluluk içinde hareket etmesi, farklı kimlikler arasında önyargısız iletişim ve karşılıklı anlayış kapısını açık tutması, inanıyorum ki insanlar arasındaki şiddet ve çatışma ortamının yerini karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı işbirliğine terk etmesine yol açacak, dünyanın daha güvenli, huzurlu ve yaşanılır olmasını sağlayacaktır."
Konuşmaların ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Yardımcısı İşler ve Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, 32 farklı ülkeden gelen din alimleriyle aile fotoğrafı çektirdi.
Toplantı, cumartesi günü yayımlanacak sonuç bildirgesi ile sona erecek. - İstanbul
Son Dakika › Güncel › İslam Alimlerinin İstanbul Buluşması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.