İstanbul'daki 3. "Kck" Davası - Son Dakika
Son Dakika Logo

İstanbul'daki 3. "Kck" Davası

İstanbul\'daki 3. "Kck" Davası
06.12.2013 15:22

BDP Genel Başkanı Demirtaş: ''Anayasa Mahkemesi'ne KCK'dan tutuklu milletvekilleri için başvuru konusunda avukatlar hazırlık yapıyor. Muhtemelen bugün başvurular da gerçekleşebilir. Anayasa ...

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, avukatların, Anayasa Mahkemesi'ne KCK'dan tutuklu milletvekilleri için başvuru konusunda hazırlık yaptığını belirterek, "Muhtemelen bugün başvurular da gerçekleşebilir. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar bireysel başvuru üzerine alınmış, verilmiş bir karar olmakla birlikte emsal teşkil edecek bir karardır" dedi.

Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısındaki büyük duruşma salonunda İstanbul'daki 3. "KCK" davasını takip ettikten sonra açıklama yapan Demirtaş, 2 yılı aşkın bir süredir 44 gazeteciden 20'sinin tutuklu olduğunu söyledi. Kenan Evren'in darbe döneminde bile toplam 32 gazetecinin cezaevine girdiğini ifade eden Demirtaş, bir gecede 44 gazetecinin tutuklanarak cezaevine konulduğunu kaydetti.

Demirtaş, hükümetin, Türkiye'de gazetecilerin gazetecilik yapmak vesilesiyle tutuklu olmadığını söylediğini belirterek, "Hiçbir hukuk devletinde 'gazetecilik yapmak suçtur' diye bir suç olmaz zaten.  Gazeteciyi tutuklamak isteyen kılıfını hazırlar. Şu anda tutuklu olan 62 gazetecinin tamamıyla ilgili emniyette, savcılıkta kılıflar hazırlanmıştır. Bu vesileyle tutuklanmışlardır" dedi.

"Türkiye'de her gazeteci sanık adayıdır"

İçerideki olaya maalesef yargılama demeye dillerinin varmadığını, verilmiş bir siyasi kararın gereğinin yapıldığını savunan Demirtaş, şunları söyledi:

"İçeride, daha önce yapılmış bir kararın usulen siyasal gösterisi yapılıyor. ve bunun adına 'bağımsız yargı' deniliyor. Deliller saçma sapan. Savunma hakkı kısıtlanıyor. Benimle röportaj yapmış olmak, iddianamede suç olarak tanımlanıyor. Gazeteciye sormuşlar, 'Selahattin Demirtaş ile niye röportaj yaptın?' Suç delili olarak dosyaya koymuşlar. Bütün gazeteciler, görüşü ne olursa olsun, hangi medya organında çalışırsa çalışsın dayanışma göstermeniz lazım. Türkiye'de her gazeteci sanık adayıdır. Yarın bir gün sizlerin de içerde olmayacağınızın garantisi yoktur."

BDP olarak, düşüncesi, kimliği ne olursa olsun, baskı altındaki tüm basın emekçileriyle birlikte mücadele etmeyi görev olarak benimsediklerini dile getiren Demirtaş, davadan tahliye kararının çıkmasını umut ettiğini, iki yılı aşkın süredir haksız şekilde "esir alınan" arkadaşlarının serbest kalmasını istediğini söyledi. Demirtaş, yerel seçimler yaklaşırken muhalefet partileri olarak, muhalif medyanın haber yapma, toplumun haber alma hakkını kullanması konusunda önemli bir işlevi olduğunu düşündüğünü anlattı.

Mahkemeden beklentisi olmadığını ve kararların verildiğini söyleyen Demirtaş, "Muhtemelen gizli kapaklı kapılar ardında bu kararlar alınıyor, veriliyor. Şu günlerde dershane tartışmasıyla birlikte ortaya çıkan paralel devlet zihniyetinin mahkemelere yansıdığını çok iyi biliyoruz. Savcılar, yargıçlar, kanun kitaplarına, usul kitaplarına bakarak karar vermiyor. Cemaatin, hükümetin talimatlarıyla beslenerek karar veriyorlar. Birçok mahkeme bu şekilde çalışıyor. Bütün savcıları zan altında bırakmak için söylemiyorum" diye konuştu.

Demirtaş, özel yetkili mahkemeler en adil yargılamayı yapsa bile kararın adil olamayacağını, tahliye kararlarının bile meşruiyetinin olmadığını, hukukta 'özel yetkili' diye bir mahkemenin bulunamayacağını söyledi.

Bir gazetecinin, Anayasa Mahkemesi'nin, Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal ile ilgili bir karar verdiğini hatırlatarak, "KCK'dan tutuklu milletvekilleri için başvurunuz olacak mı?" sorusu üzerine Demirtaş, şunları kaydetti:

"Avukatlarımız bu konuda hazırlık yapıyorlar. Muhtemelen bugün başvurular da gerçekleşebilir. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar tabii ki bireysel başvuru üzerine alınmış, verilmiş bir karar olmakla birlikte emsal teşkil edecek bir karardır. Sadece milletvekilleri açısından da değil. Bütün uzun hükümlü ve tutuklular açısından emsal teşkil etmesi lazım. Tabi mahkemeler Anayasa Mahkemesi'ni ne kadar dikkate alacaklar mesele odur. Çünkü Türkiye'de yargı hiyerarşisi de işlemiyor. Anayasa Mahkemesi Türkiye'nin en üst yargı organıdır. Fakat özel yetkili hakim kendini muhtemelen oranın da üstünde görüyordur. Mesela bu kararı Haşim Kılıç değil de Sayın Başbakan açıklamış olsa herhalde daha etkili olurdu mahkemeler üzerinde. Çünkü mahkemeler siyasi baskıdan daha fazla etkileniyorlar. Anayasa Mahkemesi'ni dikkate almak yerine Başbakan'ı, Adalet Bakanı'nı dikkate almayı kendileri açısından daha kazançlı görüyorlar. İnşallah hukuk işler. Yıllardır işlemeyen hukuk, tutuklu milletvekillerinin şahsında bir kez daha umuda dönüşür diye temennide bulunuyoruz."

Demokratikleşme paketi

Gazetecilerin, "Demokratikleşme paketi Meclis'te, onun için ne söyleyeceksiniz?" sorusu üzerine Demirtaş, "Paket yeni bir şey içermiyor. Paketle ilgili görüşlerimizi belirttik. Yetersiz bir paket, güçlendirilebilirdi. Birkaç madde tartışmalıdır. Bir defa, toplantı ve gösterilerle ilgili yapılan düzenleme, yapılan öneriler, özgürlük alanlarını genişletiyor mu yoksa daraltıyor mu? Paket, Meclis'te daha kapsamlı bir şekilde tartışılmalı ve muhalefetin önerilerine açık olmalıdır. Muhalefetin önerilerine açık olursa bu paketi güçlendirmek mümkün olabilir. Bu haliyle çok da demokrasi paketi diyebileceğimiz, gönül rahatlığıyla savunabileceğimiz bir paket değil maalesef" diye konuştu.

Demirtaş, "KCK davasındaki sanıklar bireysel başvuru yapabilirler mi, onlar için de emsal teşkil eder mi?" sorusu üzerine de şunları söyledi:

"Bütün dosyalarda tabii ki yapılabilir. Ama biliyorsunuz Sayın Hatip Dicle, Kemal Aktaş, Selma Irmak ve bütün tutuklu milletvekillerimiz, belediye başkanları, neredeyse 5 yıla yakındır yargılanıyorlar ve tutuklular. Ceza alırlarsa 4 yıl 6 ay yatacaklar ama şu anda 5 yıl yatmış durumdalar. Yani ceza alsalar devlet onlara borçlu olacak. Mahkemeler maalesef tahliye kararı vermiyor. Ceza hukukunda bir tek karar emsal teşkil eder. Yani herkesin ille de başvurup aynı kararı çıkarması gerekmez. Uzun tutukluluk çoğu zaman genel olarak bütün tutuklular için değerlendirilebilir. Şu mahkemelerden içeri giren çıkamıyor bir daha. Suçlu mu, suçsuz mu, delil var mı, yok mu değerlendirmiyorlar bile. Yani avukatlar savunma yapıyor, mahkemeler, hakimler, savcılar uyuyorlar. Uyuyan hakim, savcıyla yargılama mı yapılır? Buradan adalet mi çıkar? Grup toplantısında da söyledim. Uyumaları, uyanık olmalarından iyi çünkü bunlar uyanıkken ne yapacakları belli değil. Fakat işte insanlar da mağdur oluyorlar. Diyarbakır da aynı şekilde umarım emsal bir karar verir." - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel İstanbul'daki 3. 'Kck' Davası - Son Dakika


Advertisement