KONDA araştırması: COP31'in Türkiye'de yapılacağını duyanların oranı sadece yüzde 10

KONDA'nın 10-14 Eylül'de 2 bin 568 kişiyle telefonla yaptığı araştırma, Kasım 2026'da Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek COP31 zirvesinin bilinirliğinin çok düşük kaldığını gösterdi. Zirvenin ne olduğunu bilenler yüzde 5'te kalırken, iklim değişikliğinden endişeli olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 71'e çıktı; katılımcıların yüzde 77'si ise güneş ve rüzgar yatırımlarına öncelik verilmesini istiyor.
KONDA tarafından 2 bin 568 kişiyle gerçekleştirilen "COP31 ve Enerji" araştırmasına göre, katılımcıların yüzde 90'ı COP31'in Kasım 2026'da Türkiye'de düzenleneceğinden haberdar olmadığını belirtti. COP31'in Türkiye'de yapılacağını duyanların oranı yüzde 10'da kalırken, katılımcıların yalnızca yüzde 5'inin COP31'in ne olduğu hakkında bilgi sahibi olduğu görüldü.
Araştırmanın, 10-14 Eylül tarihleri arasında KONDA Aracılı Paneli'ne gönüllü olarak katılan kişilerle yapılan telefon görüşmeleri üzerinden gerçekleştirildiği belirtildi. İklim krizine ilişkin risk algısını ve Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 Zirvesi'ne yönelik kamuoyu bilincini ele alan çalışma, zirvenin bilinirliği ile Türkiye'nin iklim politikalarına yönelik değerlendirmelerde önemli bir iletişim ve güven eksikliği bulunduğuna işaret etti.
10 KİŞİDEN 7'Sİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN ENDİŞELİ
Araştırmanın sonuçlarına göre, iklim değişikliğinin insan faaliyetlerinden kaynaklandığını düşünenlerin oranı yüzde 79 olurken, yüzde 17'si bunun doğal bir süreç olduğunu belirtti. İklim değişikliği konusunda endişeli veya çok endişeli olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 71 olarak kaydedildi. Bu oran, Kasım 2025'te yapılan araştırmaya göre 7 puanlık artış gösterdi. Buna karşılık, "çok endişeliyim" diyenlerin oranı aynı dönemde yüzde 21'den yüzde 16'ya geriledi.
İklim değişikliği en çok hava kirliliği (yüzde 72), afetlerin artması (yüzde 69) ve olağandışı mevsim olaylarının çoğalmasıyla (yüzde 56) ilişkilendirildi.
Önümüzdeki iki yıl içinde yaşanması en olası görülen olaylar arasında orman yangını, sel ve kuraklık gibi afetlerden zarar görme ihtimali yüzde 44 ile ilk sırada yer aldı. Katılımcıların yüzde 37'si susuzluktan, yüzde 34'ü sağlık sorunlarından, yüzde 30'u ise olağandışı yağış, kar veya dolu gibi hava olaylarından zarar görme ihtimalinden endişe duydu.
İklim mücadelesinde en çok güven duyulan kesim yüzde 54 ile bilim insanları oldu. Bilim insanlarına duyulan güvenin 2022 yılına kıyasla yaklaşık 2 puan arttığı kaydedildi. Araştırma kurumları ise yüzde 11 ile en çok güvenilen ikinci kesim olarak öne çıktı.
YÜZDE 44'E GÖRE TÜRKİYE HİÇ ÇABA GÖSTERMİYOR
Araştırmaya göre, katılımcıların yalnızca yüzde 13'ü Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede "yeterli çaba" gösterdiğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 43'ü yürütülen çalışmaları "yetersiz" bulurken, yüzde 44'ü Türkiye'nin bu konuda hiç çaba göstermediği görüşünü dile getirdi. Bu görüşteki katılımcıların oranı 2023'te yüzde 56 iken, 2026'da yüzde 44'e geriledi. Çaba gösterildiğini ancak bunun yetersiz kaldığını düşünenlerin oranı ise aynı dönemde yüzde 33'ten yüzde 43'e yükseldi.
Katılımcıların yüzde 77'si, Türkiye'nin enerji politikasında güneş ve rüzgar yatırımlarına öncelik verilerek bu alandaki yatırımların hızlandırılması gerektiğini düşünüyor. Daha fazla kömür madeni açılmaması gerektiğini belirtenlerin oranı ise yüzde 78 olarak kaydedildi. Ayrıca katılımcıların yarısı, yeni kömür santrallerinin Türkiye'nin COP31'e yönelik liderlik hedefiyle çeliştiği görüşünü taşıyor.
Elektrik üretiminde tercih edilen enerji kaynakları arasında yüzde 80 ile güneş, yüzde 63 ile rüzgar öne çıkarken, kömürden üretilen elektriği tercih edenlerin oranı yüzde 3'te kaldı. Katılımcıların yaşadıkları yerlere yakın bölgelerde kurulmasına en olumlu yaklaştığı santraller güneş ve rüzgar santralleri oldu. En fazla karşı çıkılan enerji santralleri ise yüzde 68 ile nükleer santraller ve yüzde 56 ile kömür santralleri olarak kaydedildi.
Katılımcılara, Türkiye'nin iklim politikasını hangi sonuçları bilmeleri halinde destekleyecekleri de soruldu. Katılımcıların yüzde 57'si temiz hava ve halk sağlığına katkıyı, yüzde 36'sı enerji faturalarının düşmesini, yüzde 30'u ise enerjide dışa bağımlılığın azalmasını belirtti. Yeni istihdam yaratılması yüzde 23, Türkiye'nin dış politikadaki etkisinin güçlenmesi ise yüzde 11 oranında tercih edildi.
COP31'DEN BEKLENTİ: ENERJİ DÖNÜŞÜMÜ VE AFETLERE UYUM
Türkiye'nin COP31'de öncelik vermesi istenen başlıklar arasında yüzde 45 ile yenilenebilir enerjiye geçişin hızlandırılması ilk sırada yer aldı. Sel, kuraklık ve orman yangınları gibi afetlere uyum kapasitesinin artırılmasını isteyenlerin oranı yüzde 35 oldu. Fosil yakıtlardan çıkış için takvim belirlenmesini öncelikli görenlerin oranı yüzde 12, iklim finansmanına erişim ve destek konusuna öncelik verilmesini isteyenlerin oranı ise yüzde 8 olarak kaydedildi.

Sizin düşünceleriniz neler ?