Küresel ana akım medya, Gazze'ye yönelik saldırılarını sürdüren İsrail'i, sürekli "tehdit altında" olan, "kendini savunan" ve "terörle mücadele eden" bir kurban olarak sunarak, mağdur gibi yansıtan bir anlatı inşa etti.
Anadolu Ajansının (AA), küresel ana akım medyanın haberlerinde Filistinlilerin nasıl temsil edildiğini incelemek amacıyla hazırladığı "Küresel Medyada Filistinliler" başlıklı dosya haberin üçüncü bölümünde, Gazze'ye saldırılarına aralıksız devam eden İsrail'in uluslararası medya tarafından nasıl "mağdur" ve "kurban" olarak yansıtıldığı ele alındı.
İsrail yönetimleri, yıllardır "kurban" rolünü etkili biçimde kullanarak uluslararası siyasette ayrıcalıklı bir konum elde ederken, bu imajın güçlenmesinde medya belirleyici rol oynadı.
Ana akım medya kuruluşları, İsrail'i sürekli "tehdit altında yaşayan" bir aktör olarak sunarken, İsrail'in saldırılarını çoğu zaman "savunma" ve "terörle mücadele" çerçevesinde aktardı.
7 Ekim 2023'teki saldırıyı "Yahudi katliamı", "Hamas terörü", "İsrail'in 11 Eylül'ü", "vahşet" ve hatta "soykırım" gibi ifadelerle aktaran medya, İsrail'in "savunmasız" ve sürekli tehdit altında olduğu algısını pekiştirdi.
Bu süreçte Filistinliler "terörist" ve "barbar" olarak etiketlenirken, yaşadıkları acılar ve maruz kaldıkları yıkım büyük ölçüde görünmez kılındı. Buna karşılık İsraillilerin hikayeleri ayrıntılı biçimde ve uzun süre gündemde tutuldu.
Örneğin Economist'in 23-29 Mart 2024 tarihli sayısı "İsrail yalnız" manşetiyle yayımlanırken "İsrail'in sürekli terör tehdidi altında olduğu" ve "Yahudilerin yok edilmek istendiği" yönündeki algı güçlendirildi. Haberde, İsrail'in "kendisini hedef alan teröristlere karşı meşru bir savunma savaşı yürüttüğü" ifadesi yer aldı.
New York Times'tan sızdırılan bir iç yazışmada, gazetecilerden, İsrail'in eylemlerini tanımlarken "soykırım", "etnik temizlik", "işgal edilmiş bölge" ve "katliam" kelimelerini kullanmamalarının istendiği ortaya çıktı.
İsrail'in "kendini savunduğu" anlatısı
İsrail, 7 Ekim saldırısının hemen ardından Gazze'ye yönelik geniş çaplı saldırılar başlatırken, medya kuruluşları bu saldırıları büyük ölçüde "kendini savunma", "terörle mücadele" ve "operasyon" olarak tanımladı.
Küresel medya, İsrail yönetimi ve Batılı siyasetçiler tarafından sürekli dile getirilen "İsrail'in kendini savunma hakkı vardır." söylemini yaydı.
"Savunma" söylemi, İsrail'in yasa dışı eylemlerini perdeledi ve işgal gerçeğini görünmez kıldı.
Soruyla sorgulama: "Hamas'ı kınıyor musunuz?"
İsrail'in yoğun saldırıları sürerken medya, Filistin'e destek verenleri "Hamas'ı kınıyor musunuz?" sorusuyla sorguladı.
Filistin'e destek veren siyasetçiler, akademisyenler, sanatçılar ve aktivistler, röportajlarda ve canlı yayınlarda ısrarla "Hamas'ı destekliyor musunuz?", "Hamas'ı kınıyor musunuz?" ya da "Hamas şiddetini eleştiriyor musunuz?" gibi sorularla karşı karşıya bırakıldı.
Muhatapları savunma pozisyonuna iten bu soru, en çok Filistin'in Londra Büyükelçisi Husam Zomlot'a soruldu.
Zomlot, CNN ve Sky News yayınlarında bu soruya, "İki milyon Filistinli 16 yıldır Gazze'de rehin tutuluyor. İsrailli yetkililere bunu hiç sordunuz mu?" sorusuyla karşılık verdi. Bunun üzerine her iki kuruluş da "Zomlot, Hamas'ı kınamayı reddetti" başlığıyla haber yaptı.
Benzer şekilde İngiliz İşçi Partisinin eski lideri Jeremy Corbyn ve eski Yunanistan Maliye Bakanı Yannis Varoufakis gibi isimler de "evet" ya da "hayır" dayatmasıyla sorgulandı ve "Hamas yanlısı" olarak sunuldu.
Söz konusu soru, tarafsız gazetecilikten ziyade Filistinlileri ve onları destekleyenleri gayrimeşru göstermeye yarayan suçlayıcı bir araca dönüştü.
İşgale karşı çıkanlara "Yahudi düşmanı" suçlaması
İsrail, işlediği suçlara yönelik eleştirileri "antisemitizm" ve "teröre destek" suçlamalarıyla bastırmaya çalışırken, ana akım medya bu söylemin taşıyıcısı haline geldi.
Gazze'deki katliamlara karşı gösterilen meşru tepkiler, "Yahudi karşıtı nefret", "Hamas'a destek" ya da "terör yanlısı" olarak etiketlenirken, "Nehirden denize Filistin" sloganı, kefiye takmak, Filistin bayrağını simgeleyen karpuz gibi semboller "Yahudi düşmanlığı" ile ilişkilendirildi.
İsrail'i eleştiren Yahudi aktivistler, sanatçılar ve iklim aktivisti Greta Thunberg gibi isimler de "İsrail ve Yahudi düşmanı" olmakla suçlandı.
İsrail yanlısı lobilerin hazırladığı ve "antisemitizmin yükseldiği" iddiasını öne süren raporlar, medya tarafından sorgulanmadan gündeme taşınırken, bu söylem birçok ülkede Filistin destekçisi çevrelere yönelik baskıların artmasına, ifade ve gösteri özgürlüğünün kısıtlanmasına zemin hazırladı.
Son Dakika › Güncel › Küresel Medyada Filistin: İsrail'in Kurban İmajı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?