İstanbul'da hamileliği sırasında lösemi tanısı konulmasına rağmen riskleri göze alarak bebeğini dünyaya getiren Zeynep Beyaz, doğumdan sonra aylar süren tedavinin ardından sağlığına kavuştu.
Büyükçekmece'de yaşayan 27 yaşındaki Beyaz, yüksek ateş, halsizlik ve nefes darlığı şikayetleriyle Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'ne başvurdu. Yapılan tetkikler sonucunda Beyaz'a akut lösemi tanısı konuldu.
Hastalığın hızlı ilerleyen ve acil tedavi gerektiren bir tür olduğunun belirlenmesi üzerine doktorlar zamanla yarışa girdi. Ancak Beyaz'ın hamileliğinin ileri haftalarında olması, tedavi sürecini daha da kritik hale getirdi.
Kadın doğum ve hematoloji uzmanlarının birlikte yaptığı değerlendirmede, Beyaz'ın hastalığının tedavisine hemen başlanması gerektiği, doğumun da belirli bir haftaya kadar geciktirilebileceği öngörüldü. Beyaz ise hayatını riske atma pahasına bebeğini dünyaya getirmek istediğini doktorlara iletti.
Gebeliğin 29. haftasında sezaryen doğum gerçekleştirildi. Prematüre olarak dünyaya gelen ve Aras ismi verilen bebek kuvöze alındı.
Annenin lösemi tedavisine ise doğumdan 3 gün sonra hematoloji servisinde başlandı. Yüksek riskli hastalık nedeniyle yoğun kemoterapi uygulanan anne, zorlu bir tedavi sürecinden geçti.
İlk aşamada uygulanan tedaviye rağmen hastalıkta kalıntı bulguların devam etmesi üzerine ikinci basamak tedaviye geçildi. Bu sürecin ardından hastada tam remisyon sağlandı.
Kemik iliği nakli için uygun donör bulunamaması üzerine Zeynep Beyaz'a aile içinden yarı uyumlu nakil gerçekleştirildi. Başarıyla tamamlanan nakil sonrası Beyaz, sağlığına kavuştu.
"Bebeğin güvenli doğumunun sağlanabileceği haftaya kadar tedavi sürecini yönetmeye çalıştık"
Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Kemik İliği Nakil Ünitesi Görevli Hekimi Doç. Dr. İstemi Serin, AA muhabirine, hastanın hematoloji kliniğine kadın hastalıkları ve doğum kliniğinden yönlendirildiğini söyledi.
Hastanın gebelik döneminde ciddi enfeksiyonları ve kan tablosunda bozuklukları olduğunu belirten Serin, yapılan tetkikler sonucunda akut lösemi tanısı koyduklarını ve tedavi sürecini multidisipliner şekilde yönettiklerini vurguladı.
Serin, "Hasta bize geldiğinde gebeliği söz konusuydu. Bu süreçte kadın hastalıkları ile birlikte değerlendirdik, bir süre takip ettik. Özellikle bebeğin güvenli doğumunun sağlanabileceği haftaya kadar tedavi sürecini yönetmeye çalıştık." dedi.
Sürecin ilerleyen aşamasında hızlı bir doğum kararı alındığını aktaran Serin, "Ciddi enfeksiyonlar ve kan tablosundaki bozulmalar sebebiyle hızlı bir doğum süreci gelişti. Sonrasında akut lösemi önündeki tıbbi literatürün bize sağladığı primer tedaviye başladık." diye konuştu.
Serin, yaşanan sürece ilişkin şunları kaydetti:
"28. haftada yatışı olup 29. haftada bebek alınmak zorunda kaldı. Gebelik süreci ve lösemi oldukça komplike bir süreç. Gebeliğin hangi haftasında olduğu son derece önemli. Burada sadece tıbben değil aileyle birlikte de karar vermek gerekiyor. Normal hayatını sağlayabileceği bir haftada olduğu için gebeliğin uygun haftalarda tıbben sonlandırılması ve çocuğun yaşar vaziyette dünyaya gelmesi bizim için en önemli süreç oluyor."
Doç. Dr. Serin, hastanın riskli bir lösemi grubunda yer aldığına işaret ederek, birinci basamak tedavinin yanıtının iyi olmadığını, ardından ikinci basamak tedaviye geçildiğini belirtti.
Tedavi döneminde donör arayışında bulunduklarını anlatan Serin, "Akraba içi veya yurt içi ve yurt dışı taramalarda uygun donör bulamadık. Bu sebeple de 'remisyon' dediğimiz hastalıksızlık durumu elde edilince akraba içi yarı uyumlu naklini yaptık. Hasta şu an iyi. Hem yeni jenerasyon dizileme ile gösterdiğimiz genetik bir mutasyonu kalmadı. Kemik iliği de oldukça iyi durumda." ifadelerini kullandı.
"En büyük şansım, mucizem bebeğim oldu"
Anne Zeynep Beyaz ise kan tahlillerinde bozukluk tespit edilmesi, yüksek ateş, titreme ve yorgunluk şikayetlerinin artması üzerine hastaneye başvurduğunu söyledi.
Yürürken çok fazla nefes nefese kaldığını ancak bu durumun hamilelikten kaynaklandığını zannettiklerini vurgulayan Beyaz, hastanede çok hızlı bir şekilde lösemi tanısı konulduğunu ifade etti.
İlk etapta önerilen akıllı ilaç tedavisini hamileliği nedeniyle kabul etmediğini dile getiren Beyaz, bu sürecin ardından doktorların oluşturduğu konseyde durumun ciddiyetinin kendisine anlatıldığını ve doğumun ardından hızlıca tedavi sürecine başlandığını kaydetti.
Beyaz, bebeğinin yaklaşık 45 gün kuvözde kaldığını belirterek, "Normalde bebeği görmem belki mümkün olmayabilirdi ama moral olsun diye belli günlerde görmemi sağladılar. Çok şükür, çok mutluyum, iyi ki buraya gelmişim." dedi.
Anne olarak zor bir karar süreci yaşadığının altını çizen Beyaz, şöyle devam etti:
"Bir gün önce kalp sesini duyuyorsun, bir gün sonra bütün hayatın değişiyor. Çocuğunla kendi yaşamın arasında, iki can arasında kalıyorsun. Anne olmak çok farklı bir şey. O an sadece onu düşündüm, onu istedim. Çocuğumun gelişim dönemine baktık, kilosuna baktık. Doktorlar güven verdi, sonrasında sezaryene karar verdik. Allah'a bıraktık ikimizi de. O da doktorlara emanetti, ben de. Bebeğimi ilk gördüğümde, 'Benim mi?' dedim. Çok küçüktü. Onun nefes aldığını, yaşadığını bilmek, onun hayat mücadelesi bana daha çok güç verdi. O iyi olunca ben daha çok güçlendim. En büyük şansım, mucizem bebeğim oldu. 'Annesiz bir bebek nasıl olabilir, ona benden daha iyi kim bakabilir?', onu düşünüyorsun. O bir emanet bana, Allah'ın emaneti. Bütün güvenim oydu kendime karşı."
Zeynep Beyaz, tedavi sürecinde sağlık çalışanlarının ilgisinin moralini yüksek tuttuğunu, doktorların yaklaşımı ve bilgilendirmelerinin de güven verdiğini sözlerini ekledi.
Son Dakika › Güncel › Lösemi ile Mücadele Eden Anne Sağlığına Kavuştu - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?