Mursi Hakkındaki İdam Kararına Tepkiler - Son Dakika
Son Dakika Logo

Mursi Hakkındaki İdam Kararına Tepkiler

18.05.2015 18:24

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, Mısır'da darbeyle görevinden uzaklaştırılan seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin idama mahkum edilmesine ilişkin, "Batı ülkeleri, demokrasi umutlarını söylüyorlar ama buna rağmen demokrasiye destek olmuyorlar.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, Mısır'da darbeyle görevinden uzaklaştırılan seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin idama mahkum edilmesine ilişkin, "Batı ülkeleri, demokrasi umutlarını söylüyorlar ama buna rağmen demokrasiye destek olmuyorlar. Hatta bu tür otoriter rejimleri destekliyorlar" dedi.

Duran, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mısır'ın seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi'nin de aralarında bulunduğu 122 kişi hakkında verilen idam kararlarının siyasi olduğunu belirtti.

İdam kararının, halkın iradesiyle ve yüzde 52 oy ile seçilmiş olan Cumhurbaşkanına yapılmış darbenin devamında kurulan Sisi rejiminin siyasetinin gereği olduğunu dile getiren Duran, "Dolayısıyla burada bir bağımsız yargının olduğunu varsaymak, doğru olmayacaktır. Burada hukuki bir süreç işlememektedir, siyasi bir süreç işlemektedir" değerlendirmesinde bulundu.

Bu siyasi sürecin üç ayrı boyutta değerlendirilmesi gerektiğine işaret eden Duran, şöyle devam etti:

"İlk boyutta, Mısır'da Müslüman Kardeşler ve devrim yanlısı diğer grupların tasfiye edilme sürecinin devam ettiğini görüyoruz. Bu çerçevede, bölgesel olarak Müslüman Kardeşler ile ilgili bir baskılanma sürecinin yürütüldüğü görülüyor. Çünkü, idam kararı verilenler arasında hem İhvan lideri hem Filistin'de Hamas ile ilgili kişiler var hem de Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi'nin ismi var. Dolayısıyla bu toplu bir şekilde bölgesel olarak İhvan'ı bastırma yönünde bir siyasete doğru gitti. İkinci boyutunda, bu haksızlığa batı toplumunun sessiz kalmasıdır. Darbeye de sessiz kalmışlardı. Ülkelerin bir takım menfaatlerle, çıkarlarla bu tür demokrasi gibi üst değerleri feda etmiş olması çok sıkıntılı bir süreçtir. Çoğu zaman konuşulur, 'Ortadoğu'da niçin batı karşıtlığı bu kadar hızlı yükseliyor' diye. Çünkü batının ortaya koymuş olduğu çift taraflı bir söylem var. Batının 'Ortadoğu'da demokrasi gereksiz bir şeydir, lazım değildir' şeklindeki davranışı, bu bölgedeki halkları oldukça rahatsız ediyor."

Duran, Ortadoğu'daki batı karşıtlığının yeni bir şey olmadığını anımsatarak, "1992'de Cezayir'de İslami Selamet Cephesi de iktidara geldiğinde, yine bir askeri darbe olmuştu. Batılı ülkeler, yine sessiz kalmış ve aksine askeri darbeyi desteklemişlerdi. Aynı şey Sisi ile ilgili de oldu. Dolayısıyla, batı kamuoyunun sessiz kalması, çok sorunlu bir şeydir. 'Körfez ülkeleri de buna sessiz kaldılar. Hatta Sisi darbesini desteklediler' denilebilir. Çünkü bu ülkeler, otoriter ülkelerdir. Halkların tercihlerine dikkat etmeyen ülkelerdir. Halbuki batı ülkeleri, demokrasi umutlarını söylüyorlar ama buna rağmen demokrasiye destek olmuyorlar. Hatta bu tür otoriter rejimleri destekliyorlar" diye konuştu.

"Önümüzdeki dönemde, bu iş baskıyla yürüyecek"

Konunun üçüncü boyutunun ise bölgedeki hakimiyetin silahlı gruplara terk edilme çabaları olduğunu belirten Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bölgedeki demokratik İslami hareketlerin iktidarı elde etmeleri ve ülkelerini yönetmeleri, onların kaderlerine yönelik faaliyetler ortaya koymaları engelleniyor. Böylece bölge kaçınılmaz olarak aşırı selefi grupların, radikal grupların, silahlı grupların eline terk edilmiş oluyor. Dolayısıyla mesele, bölgede demokrasiye inanan güçlerin demokrasiye olan inançlarını kaybetmeleri sürecidir. ve ne yazık ki burada batının sessizliği de büyük bir şekilde buna ivme veriyor. Çünkü biliyorsunuz, demokrasiyi medet olarak gören aşırı hareketler 'bakın gördünüz mü, iktidara bu şekilde gelinemez, gelinse de durulamaz, Cezayir'de gelinemedi. Mısır'da gelindi sanıldı, ama durulamadı. O halde silahlı yöntemden başka bir çözüm yoktur' şeklinde bir noktaya gidecekler. Bu bölgede demokrasi, halkların sandıkla tercihi mümkün olmayacak. Önümüzdeki dönemde bu iş baskıyla yürüyecek. İdam kararları, bunu gösteriyor. Batıdan da destek alarak bunu kolaylıkla sağlayabiliyorlar. Bu, aşırlıkları besleyecek. Bölgedeki aşırılıklara prim veren bir şeydir. ve demokratik hareketlerin, sandığın gündemini alaşağı eden, onu aşağı çeken bir konumdadır."

" Türkiye, otoriter rejimlere 'kral çıplak' diyen konumdadır"

Hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın hem de Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun net bir şekilde Mursi'nin idam kararına yönelik eleştirilerini çok değerli bulduğunu ifade eden Duran, "Çünkü, halkların bu demokratik kaygılarını, isteklerini gündeme getiren başka bir lider yok. Türkiye burada, aslına bakarsanız bölgedeki otoriter rejimlere 'kral çıplak' diyen konumdadır. ve bunu devam ettirmesi gerekir. Aksi takdirde, bölgenin vicdanın seslendirmek, bir takım aşırı hareketlerin eline geçebilir. Bu konuda Türkiye'nin çok önemli bir rol üstlendiğini görüyorum" değerlendirmesini yaptı.

SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran, dünyanın gözünden kaçan bir meseleye de dikkati çekmek istediğini aktararak, "Sanki Mursi ile ilgili karar idam olmasa, diyelim ki 20 yıl hapis olsa, sanki mesele çözülecek. Hayır, çok daha önemli bir mesele var burada. Darbe ile iktidara gelen Mısır yönetiminin gayrımeşru olması söz konusudur. ve burada biliyorsunuz, Türkiye İhvan'ın ve devrim yanlısı siyasilerin serbest kalmaları ve siyasete entegre edilmeleri şartıyla Mısır ile olan normalleşmeyi sağlayacağını açıklamıştır. Bu, bir darbe yönetimine karşı, demokrasiyle yönetilen bir ülkenin demokrasiyi sahiplenmesine bir örnektir. Ümit ederim ki batılı başkentler de bundan ders alıyordur" şeklinde konuştu.

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Mursi Hakkındaki İdam Kararına Tepkiler - Son Dakika


Advertisement