SAMÜ'de gelir adaletsizliği dersinin ardından Mehmet Muş'a fahri doktora verildi - Son Dakika
Son Dakika Logo

SAMÜ'de gelir adaletsizliği dersinin ardından Mehmet Muş'a fahri doktora verildi

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
SAMÜ\'de gelir adaletsizliği dersinin ardından Mehmet Muş\'a fahri doktora verildi

SAMÜ'de 2026-2027 Akademik Yılı açılışında ilk dersi AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş verdi; Muş, dünyada gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğin arttığını söyledi. Törende Muş'a akademik cübbe giydirildi, fahri doktora beratı ve belgesi takdim edildi.

AK Parti Samsun Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş, Samsun Üniversitesi'nde (SAMÜ) 2026-2027 Akademik Yılı'nın ilk dersini 'Küresel Gelir Adaletsizliği' başlığıyla verdi. Muş, dünyada gelir ve servet dağılımındaki eşitsizliğin giderek arttığını söyledi.

SAMÜ Ballıca Kampüsü'nde, 2026-2027 Akademik Yılı Açılışı ve AK Parti Samsun Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Mehmet Muş'a fahri doktora tevcih töreni düzenledi. Törene Samsun Valisi Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekilleri Mehmet Muş ve Yusuf Ziya Yılmaz, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, SAMÜ Rektörü Prof.Dr. Mahmut Aydın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektörü Prof.Dr. Fatma Aydın, İl Emniyet Müdürü Faruk Aydın, ilçe kaymakamları, ilçe belediye başkanları, siyasi parti il başkanları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

Akademik yılın ilk dersini veren Mehmet Muş, küresel gelir adaletsizliğinin tarihsel gelişimi ve günümüzde ulaştığı boyutlar hakkındaki görüşlerini öğrencilerle paylaştı. Dünyada nüfus ile üretimden alınan pay arasında ciddi fark bulunduğunu ifade eden Muş, küresel borç stokunun da yüksek seviyelere ulaştığını söyledi.

'EŞİTSİZLİK DAHA DA ARTMIŞ VAZİYETTE'

Gelir adaletsizliğini ölçen göstergeler bulunduğunu belirten Muş, "Dünya nüfusunun yüzde 14'ünü barındıran az gelişmiş ülkelerin dünya üretiminden aldığı pay yüzde 1'nin altındadır. Çok büyük bir yatırım bankasının 2026 raporuna göre, dünya yetişkin nüfusunun en zengin yüzde 1,5'lik kısmı servetin yüzde 50'sini elinde tutuyor. En fakir yüzde 42'lik kesimin ise dünya piyasasından aldığı pay sadece yüzde 0,6. Dolayısıyla yaşadığımız dünyanın bir özeti. Küresel borç stoku, yani kamu, şirketler, bireyler, fabrikalar, herkesin bu küresel borç stoku olarak tanımlanıyor. 2026'nın ilk yarısında 365 trilyon dolara ulaşmış durumda. 3.4 milyar insanın yaşadığı ülkelerde faizi ödenen para eğitim ve sağlığa ayrılandan çok daha fazla. Dünya bu şekilde bir durumla karşı karşıya ve bunun çözümü için tartışmalar, yeni yeni yapılıyor. Gelir adaletsizliğini ölçen bir rakam vardır. Sıfıra yaklaştıkça işsizlik azalır. Büyüdükçe bire yaklaştıkça eşitsizlik artar. İlk 1820 yılında tutulmaya başlamıyor bu istatistik. O zaman daha az gelişmiş, hukuk çok işlemiyor. Şeffaflık daha az diyeceğimiz dünyadan bugüne geldik. Çok daha dijitalleşmiş, çok daha gelişmiş bir dünyadayız. Rakamlara baktığımız zaman eşitsizlik daha da artmış vaziyette" dedi.

Sanayi devrimiyle birlikte kitlesel üretimin arttığını ve fabrika sahiplerinin zenginleştiğini anlatan Muş, "Sanayi devriminin yapılmasıyla beraber kitlesel üretim artıyor, fabrika sahipleri ortaya çıkıyor. Fabrika sahipleri zenginleşirken, burada emek koyan işçiler bu zenginleşmeden yeteri kadar pay alamıyorlar. Küresel anlamda ne oluyor? Bu ülkelerin içerisinde böyle ama bir de ülkelerin kendi mukayeselerinde ne oluyor? Burada sanayi devriminin gerçekleştiren ülkelerle bunu başaramayan ülkeler arasında ciddi şekilde bir gelir farkı oluyor ve 1910'da bu zirveye ulaşıyor. Gelir adaletsizliği de ile aynı şekilde zirveye ulaştığı yılları yaşıyoruz. 1914'te birinci dünya savaşı yaşanıyor, ikinci dünya savaşı yaşanıyor ve 2008'e kadar iki dünya savaşının yıkımını dünya inşa ederek bugünlere geliyor" diye konuştu.

'İNSANLARIN EKONOMİDEN ALDIĞI PAY ARTMIYOR'

ABD üzerinden ekonomik verileri değerlendiren Muş, "2008 dünya krizinden bugüne kadar dünya ticareti bazen yavaşladı, bazen arttı ama arzu ettiği bir yere maalesef gidemedi. Amerika Birleşik Devletleri ile alakalı örnek vermek istiyorum. Neden buradan vermek istiyorum? Çünkü verileri, dataları çok iyi. Akademisyenlerin çalışmaları çok fazla olduğu için erişimi daha kolay onların verilerine. Ücretli çalışanların gayrisafi milli hasılattan aldıkları pay 1970'te yüzde 58. 2024 yılında bu yüzde 51'e düşüyor. Aslında dünya gelişiyor, ekonomi büyüyor ama insanların aldığı pay ekonomiden artmıyor, düşüyor. Aynı dönemde dünya genelinde borsa şirketlerinin piyasa değeri 1975'te dünya pastasının yüzde 27'siyken, 2025'te dünya pastasının yüzde 148'ine çıkıyor. Şimdi şirketler çok hızlı büyüyor, çok fazla büyüyor ve değerleri üretilen milli gelirin bile üzerine çıkmış vaziyette. Bunu düşük ve orta gelirli ülkeler de izliyor. Onlar gelişmiş ülkeleri biraz daha arkadan takip ediyorlar ama takip ediyorlar ve onlar da bu işe süreç içerisinde, zaman içerisinde giriyorlar" dedi.

Küresel finans piyasalarındaki büyümeye de değinen Muş, "Gerçek üretim ekonomisinden az önce söylediğim gibi bu türev piyasaları var ve buradan çok ciddi karlar elde ediliyor. Bu türev piyasaları biliyorsunuz ileri tarihli sözleşmeler, tahvil, konu, dövize dayalı varlıkları oluşturan bütün piyasaya dönüyor. Bunların toplam değeri 2025 yılında 952 trilyon dolara ulaşıyor. Peki gayrisafi milli hasılatı ne kadar? 118 milyon dolar. Yani bu türev varlıkların değeri reel ekonominin 8 katı. 2003 yılında bu aradaki fark 3 kattı. Yani reel ekonomi bu türevlerin arasındaki fark 3 kat. Şimdi 8 kat. 10 kat olduğu bir zaman var, o da 2008 yılı. Zaten onda da kriz oldu. Dolayısıyla normal finansal hayatta, bugün ekonomik koşullarda, bugün üniversitelerde okutulan pek çok derste bu normal karşılanabilir. Yani bu türev piyasaları normal, reel ekonomi üzerinde olması lazım. Ama yaşadığımız hadiseler bize aslında bunun çok normal olmadığını gösteriyor. Bu şunu getiriyor, gelir, servet bir yerde toplanıyor. Çok küçük biraz bir azınlığın önünde birikiyor. ve çok büyük bir kesim bu servetten çok az bir pay alıyor. Bugün istediğiniz ülkeye gidelim. Bütün dükkanlar ürün dolu. Marketler her taraf dolu ve onları almak isteyen yüz binlerce, milyonlarca insan var. Bir taraf satmakta zorlanıyor, diğer taraf almakta zorlanıyor. Burada bir tuhaflık sizce de yok mu? Büyük bir tuhaflık var ve bu değişimi sağlayan bir şey var. Buna para diyoruz. Dolayısıyla buranın bölüşümünde problem olduğu için bugün maalesef türev piyasalarını Amerikan 30 yıllık tahvillerini bütün dünya takip etmek zorunda. 2004 yılından beri en yüksek orana ulaşmış vaziyette şu an tahviller yüzde 6'ya yaklaşmış vaziyette" diye konuştu.

Konuşmaların ardından SAMÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Aydın tarafından Mehmet Muş'a akademik cübbe giydirildi. Muş'a fahri doktora beratı ve belgesi verdi.

Kaynak: DHA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.