Soma Madenci Aileleri Adalet İstedi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Soma Madenci Aileleri Adalet İstedi

12.05.2026 13:53

Soma'da 2014'teki maden faciasının 12. yılında aileler adalet talebinde bulundu.

Haber: Osman BEKAR

(MANİSA) - Soma'da 13 Mayıs 2014'te 301 işçinin yaşamını yitirdiği facianın 12. yılında, madenci aileleri adalet talebini yineledi. Oğlu Uğur Çolak'ı faciada kaybeden Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, yargı sürecini eleştirip Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı'nın tahliyesini istedi. Anne Gülsüm Çolak da, "Dünyaya getirdik, büyüttük ama onlara güzel bir gelecek hazırlayamadık diye sanki kendimizi suçluyoruz" diye konuştu.

Soma'da 13 Mayıs 2014'te 301 işçinin hayatını kaybettiği maden faciasının 12'nci yılında, Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak'tan "adalet çağrısı" geldi. Çolak, ANKA Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada, aradan geçen 12 yılda adaletin tesis edilemediğini ifade etti. Acılarının devam ettiğini dile getiren Çolak, bunun bir nedeninin "arayıp da bulamadıkları adalet" olduğunu söyledi.

Adalete güvenlerinin kalmadığını belirten Çolak, "Adil yargılama sürecinin olmadığı, hakimlerin, savcıların ve mahkeme başkanlarının değiştirildiği bu süreçte çıkan kararlar biz aileleri asla tatmin etmedi" dedi.

Yargıtayın kararı üzerine "formaliteden" de olsa Soma Asliye Ceza Mahkemesi'nde kamu görevlilerinin yargılandığını anlatan Çolak, "Ama burada verilen cezalar da çok gülünç cezalardı. Bunu da zaman aşımına uğratarak Soma dosyasını kapatmış oldular. Bundan dolayı bizim adalete asla ama asla güvenimiz kalmadı. Adalet bizim çocuklarımızdan biri gibi 13 Mayıs 2014'te göçük altında kaldı" diye konuştu.

"ÇOCUKLARIMIZIN CENAZELERİNİ BİR HAFTA İÇİNDE ZOR ÇIKARIP TESLİM ETTİLER"

"İşçi katliamlarının artık olmaması gerektiğini vurgulayan" Çolak, sözlerini şöyle sürdürdü:"

"Öyle bir yüzyılda yaşıyoruz ki teknolojinin had safhada olduğu bir dönemde ilkel şartlarda madencilik ve çalışma hayatının olmaması gerektiğini biliyoruz. Övünüyorlar, falanca ülkede bir maden kazası olsa 'Biz olsaydık 24 saatte çıkarırdık' diyenler, bizim çocuklarımızın cenazelerini bir hafta içinde zor çıkarıp teslim ettiler. Onu da zaten devlet kanadından değil, yakın maden komşumuz İmbat Madencilik'ten Gökalp Bey'in uğraşları sonucunda alabildik. Çocuklarımızın cenazelerini Kırkağaç'taki soğuk hava depolarında adeta balık istifi yapılmış vaziyette teslim aldık. Çocukların birçoğunu tanıyamadık. Çünkü çıkan metan gazı patlaması sonucu birçoğu tanınmayacak durumdaydı. Ben kendi oğlumu dahi elindeki dövmesinden zor tanıdım. Aileler sadece eşlerini, evlatlarını, kardeşlerini, babalarını kaybetmediler; aynı zamanda sağlıklarını da kaybettiler. Çünkü burada çok büyük bir psikolojik yıkım vardı. Gerek siyasal iktidarın baskısı, gerek çevre baskısı, gerek tarikat ve mürit baskıları insanları çok etkiledi. Sokağa çıkamadığımız zamanlar oldu ama biz her şeye rağmen örgütlü bir şekilde sokağa çıkmayı bildik, hak ve adalet aramayı bildik. Gerçekten çok zor bir 12 yıl geçti bizim için."

Başkan Çolak, hala tazminatlarını alamayan aileler bulunduğunu bildirdi ve bazı ailelerin tazminatlarının avukatlar tarafından zimmetlerine geçirildiğine öne sürdü.

Şu anda Soma maden faciasına ilişkin kazada tutuklu kimse kalmadığını vurgulayan Çolak, mağdur ailelerin tazminat davalarının istinafta bekletildiğini aktardı. Duruma anlam veremediklerini ifade eden Çolak, ailelerin zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını söyledi. Çolak, olayda hayatını kaybeden madencilerin ailelerinin ölüm aylıklarıyla geçinmeye çalıştıklarını ve çocuklarını okutmak için tarım işçiliği yaptıklarını vurguladı.

"SADECE EVLATLARIMIZI DEĞİL, ADALETİ DE KAYBETTİK"

Açıklamasının devamında yargı süreçlerine değinen Çolak, şunları söyledi:

"Adaleti kaybetmemizin sebeplerinden biri de yargılama sürecinin son aşamasına gelinmesine rağmen mahkeme başkanının değiştirilmesiydi. Özellikle bu davaya özel olarak atanan bir isim vardı. 2011 yılında Elbistan Çöllolar Maden Ocağı'nda meydana gelen toprak kaymasında 11 kişi hayatını kaybetmişti ve 9 kişi hala toprak altında. O dosyaya bakan dönemin Mahkeme Başkanı Salih Pehlivan bizim dosyaya atandı. Şaibeli kararlar vermiş bir mahkeme başkanının bizim dosyaya atanmasıyla bugün artık hiçbir tutuklunun kalmadığı bir süreç yaşandı. Ama bugün hala 301 madencinin hak ve adalet mücadelesini veren, halkın oylarıyla milletvekili seçilmiş, halkın avukatları Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay'ın tutuklu olmasına akıl sır erdiremiyoruz. Can Atalay ve Selçuk Kozağaçlı Soma dosyasının en önemli avukatlarından biriydi. Çünkü dosyanın en ağır yükünü onlar taşıyordu. Bugün Hatay halkının oylarıyla seçilmiş bir milletvekilinin milletvekilliğini düşürdüler. Yetmediği gibi 4 yıldır da tutuklu tutuyorlar. Çünkü Can Atalay'ın yeri tecrit altında Silivri Cezaevi değil, halkın hakkını ve adaleti savunacağı yer olmalıydı."

"MÜCADELEMİZ SOMALARIN, ERMENEKLERİN, İLİÇLERİN BİR DAHA YAŞANMAMASI İÇİN"

Madenci ailelerinin mikrofon uzatıldığında konuşmaması, bence bazı kesimlerin baskısı altında kalmalarından kaynaklanıyor. Çünkü Soma, her ne kadar İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi büyükşehir olmasa da ilçeler bazında çok kozmopolit bir şehir. Nasıl 70'li yıllarda Türkiye'den Almanya'ya madenci göçü olduysa, Soma da kırsaldan ve vasıfsız iş gücünden göç alan bir şehir oldu. Bunun en büyük sebebi madencilikte erken emeklilik imkanıydı. İnsanlar bu yüzden Soma'yı tercih etti. Bu insanlara mikrofon uzatıldığında şu korku vardı, 'Ben konuşursam işimden olur muyum? Devlet kurumları ya da işveren beni dışlar mı? Çocuğum okulda dışlanır mı?' Maalesef birçok aile bu korkularla sustu ve hala da bu sıkıntıları yaşıyor. 12 yıldır verdiğimiz adalet mücadelesi, biliyoruz ki ne 301 madencimizi ne de iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş emekçilerimizi geri getirebilir. Bizim mücadelemiz, bir daha 301'lerin, Ermeneklerin, Şirvanların, Amasraların, İliçler olmaması, insanlar çalışırken iş yerinde öldürülmemesi içindir. İnsanların çalışırken ölmediği, insan hayatının çıkarılan madenlerden daha değerli olduğu bir düzenin kurulması umuduyla."

"BEN ANNELER GÜNÜ'NÜN KUTLANMASINI İSTEMİYORUM"

Madende yaşamını yitiren Uğur Çolak'ın annesi Gülsüm Çolak da oğlunun ölümünün 12. yılı dolarken adalet mücadelesini sürdürdüklerini belirtti. Çolak, 301 işçinin hayatını kaybettiği maden kazasının davalarında kanun ve yasaların aileleri rahatlatmadığını, bazı adalet savunucularının hala içeride olduğunu söyledi. Oğlunun iki çocuğunun şimdi büyüdüğünü ve adalet arayışlarının devam ettiğini vurgulayan Çolak açıklamasında şunları söyledi:

"Ben Anneler Günü'nün kutlanmasını istemiyorum. Çünkü anne olsaydık, çocuklarımızın bir nebze olsun adaletini yerine getirtebilirdik. Ama biz bunu yapamadık. Dünyaya getirdik, büyüttük ama onlara güzel bir gelecek hazırlayamadık diye sanki kendimizi suçluyoruz. Ben Anneler Günü'nü sevmiyorum. Buradan Cumhurbaşkanı'na da sesleniyorum, 301'in anneleri 12 yıldır hep ağlıyor. Cumhurbaşkanı'ndan temennim şu; Can Atalay'ın da, Selçuk Kozağaçlı'nın da anneleri ağlamasın. Masum yere yatan tutukluların anneleri ağlamasın diyorum. Eğer onları çıkarırlarsa, bizler için Anneler Günü işte o zaman olacak. Soma halkı adalete sahip çıksaydı, şu anda hiç kimse adalet diye haykırmıyor olurdu. Özelleştirme diye konuşulmazdı. 'Madenler satılıyor, el değiştiriyor' denilmezdi. 'İşçiler atılıyor' denilmezdi. Bizim orada adaleti almamız gerekiyordu. Ama Soma halkı bizim sadece seyrimize baktı. Esnaflar 'Biz adalet istiyoruz' deyip kepenk kapatsaydı, işçiler 'Biz işe gitmiyoruz, 301'in adaletini arıyoruz' deseydi; şu anda gerçekten biz adalet arıyor olmazdık."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Soma Madenci Aileleri Adalet İstedi - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement