Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu

Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu
30.10.2013 12:18

Adalet Bakanı Ergin: "Temel hak ve özgürlükler korunarak terörle mücadele edilmesi, hukuk devleti olmanın ve insan haklarına saygılı olmanın bir gereğidir" "Terörün uluslararası boyutu ve ...

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, temel hak ve özgürlüklerin korunarak terörle mücadele etmenin, hukuk devleti olmanın ve insan haklarına saygılı olmanın bir gereği olduğunu belirterek, "Terörün uluslararası boyutu ve kimi ülkelerin örtülü destekleri, terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle yürütülemeyeceğini ve başarı sağlamanın kolay olamayacağını ortaya koymaktadır. Bunun için çok yönlü stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir" dedi.

Ergin, Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, geçmişten bugüne insan hakları ve özgürlük düşüncesinin her zaman var olduğunu ancak tarihsel süreç içinde farklılıklar gösterdiğini söyledi.

Bazı dönemlerde özgürlük ve insan hakları kavramlarının iyi bir şekilde uygulandığını, bu uygulamaların etkileri ve örnek olma özelliklerinin bugüne değin ulaştığını aktaran Ergin, "Ancak kimi dönemlerde de özgürlükler, baskıcı ve zorba yönetimlerin tahakkümü altında adeta yok olmuştur. Şurası bir gerçek ki, tarihsel süreç içerisinde adaletsizlik ve keyfiliklerin özgürlük alanlarını daraltmaları, buna karşı mücadele etmeyi adeta zorunlu kılmıştır. Cesaretle başlayan ve belli hakların elde edilmesiyle devam eden süreçlerin sonunda, günümüzün çağdaş toplumlarında hak ve özgürlükler hukuksal yollarla kurumsallaşmıştır. Dünya savaşlarından sonra da kişi özgürlükleri uluslararası mesele haline gelmiş ve uluslararası sözleşmelerle özgürlükler yasal altyapılara kavuşturulmuştur" diye konuştu.

Ergin, terörizme karşı mücadelenin, demokratik bir düzen içerisinde, hukuk kurallarının dışına çıkılmadan yürütülmesinin hem teröre bulaşmamış bireylerin hak ve özgürlüklerinin korunması hem de terörü haklı gösterme ve ona doğrudan ya da dolaylı olarak "meşru" zemin oluşturma çabalarının önlenmesi bakımından önem taşıdığını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanan devletlerin terörle mücadelesi, güvenlik paradigmasının ölçülülük ilkesine dayandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Oysa otoriter ve totaliter devletlerin terör algılaması ve mücadele yöntemleri bu tür kaygıları göz ardı eder. Bu nedenlerle demokratik devletlerin terörle mücadele politikaları her zaman hak ve özgürlüklerin muhtemel ihlalleri ile ilgili eleştirilere maruz kalmıştır. Kuşkusuz bu tür itirazlar, bireylerin huzur ve barış ortamında yaşama, temel hak ve özgürlüklerinin keyfi ve ölçüsüz kısıtlamalara tabi tutulmaması amacına yöneliktir. Devletin güvenlik hizmeti sağlayan birimlerinin önceden belirlenmiş hukuk kuralları içerisinde yetki ve güç kullanması, bu anlayışın bir sonucudur. Hukuku olmayan terör örgütlerini hukuk kuralları içerisinde kalarak etkisizleştirmek şüphesiz kolay değildir. Ancak temel hak ve özgürlüklerin korunarak terörle mücadele edilmesi, hukuk devleti olmanın ve insan haklarına saygılı olmanın bir gereğidir. Terörün uluslararası boyutu ve kimi ülkelerin örtülü destekleri, terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle yürütülemeyeceğini ve başarı sağlamanın kolay olamayacağını ortaya koymaktadır. Bunun için çok yönlü stratejilerin geliştirilmesi gerekmektedir. Ancak çok yönlü mücadele stratejileri geliştirilirken dahi, temel hak ve özgürlükler alanının demokratik bir toplumda korunması gereken düzeyi göz ardı edilemez. Teröre karşı koyarken, masum bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edilmemesi için kurumsal özen ve dikkatin üst seviyede tutulması oldukça önemlidir."

Terörle mücadelede güvenliğin, özgürlüğün alternatifi değil destekçisi olduğunu vurgulayan Ergin, "Güvenlik içindeki insan özgürce kendi potansiyelini geliştirebilir, hak ve özgürlüklerden yararlanabilir. Güvenlik feda edilerek özgürlük sağlanamayacağı gibi özgürlüklerin olmadığı yerde de güvenlikten söz edilemez. Toplumda asayiş ve güvenliğin sağlanması adına özgürlükler toptancı hesaplarla feda edilemez. Öyle olsaydı özgürlüğün en çok hissedildiği ülkeler en güvensiz ülkeler, en güvenli ülkeler de özgürlüğün en az yaşandığı ülkeler olurdu ama öyle olmadığını biliyoruz. Terörle mücadele ederken, özgürlük ve güvenlik arasındaki bu etkileşimi göz önünde bulundurmak ve ölçülü güç kullanmak, terör örgütlerinin propaganda kanallarını etkisizleştirecektir. Bu bakış aynı zamanda kamuoyunun, terörle mücadelede devlet politika ve kurumlarına güvenini de arttırmaktadır" ifadelerini kullandı.

Türkiye, terörün bitirilmesine dönük çok yönlü çabaların yürütüldüğü bir süreçten geçmektedir"

Adalet Bakanı Ergin, terörün bir handikap olarak hep Türkiye'nin önünde durduğunu, kimi zaman ülkeyi tıkama noktasına getirdiğini anlatarak, "Terörün ülkemiz nezdindeki yıpratıcı ve tahrip edici etkisine rağmen, devlet olmanın gereği olarak vatandaşlarımıza karşı birtakım sorumluluklarımız vardır. Bir yandan terörü durduracak önlemleri almak, diğer yandan ise dünyanın hızla ilerleyen daha özgürlükçü yapısına ayak uydurmak. Terörün önünü tıkarken, yıllarca sekteye uğramış ve geri kalmış demokrasinizi de işler hale getirmelisiniz. Bu, devlet olarak tüm reflekslerinizin dikkatli ve aynı zamanda etkin olarak kullanmanızı gerektiren bir dengeyle mümkün olmaktadır" diye konuştu.

Hükümetin terörü bitirmek için "Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi"ni, sonrasında da çözüm sürecini hayata geçirdiğini hatırlatan Ergin, şöyle devam etti:

"Bu iki önemli adım, bahsettiğim dengeyi kurma noktasında bir milattır. Yıllarca görmezden gelinerek ya da yanlış yaklaşımlarla adeta bir çığ gibi büyüyen terörün tam merkezine birliği ve kardeşliği oturttuk. Bu hükümetimizin özgürlük ve demokrasi noktasında daha ilk günden attığı adımların doğal bir tezahürü olarak ortaya çıktı. Terörden doğrudan ya da dolaylı olarak etkilenen vatandaşların hak taleplerini de dikkate alarak, özgürlüklere engel teşkil düzenlemelere son verdik. Türkiye, terörün bitirilmesine dönük çok yönlü çabaların yürütüldüğü bir süreçten geçmektedir. Bu süreç bir yandan hazırlanan demokratikleşme paketleri ve yasal değişiklikleri kapsadığı gibi, alınan güvenlik önlemlerinde anlayış ve standart değişikliklerini de kapsamaktadır. Bu süreçte, aynı topraklar üzerinde binlerce yıldır süren birlikte yaşama iradesi pekiştirilmekte, farklılıklar ülkemizin zenginlikleri olarak bir kez daha vurgulanmaktadır. Evrensel hak ve özgürlükler, taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar, katılım müzakerelerini başlattığımız ve aday ülke olduğumuz Avrupa Birliği müktesebatı süreçteki referanslarımızdandır. Bu süreç, Türkiye'nin ulusal düzeyde toplumsal ve demokratik uzlaşma kültürünü güçlendirmeyi hedeflemekte, ülkemizin bölgesel ve küresel ölçekte de bir huzur ülkesi olmasını amaçlamaktadır. Hükümet olarak, terörle mücadelenin arka planını oluşturan ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasi sorunlarıyla ilgili çözümler üretmekte, yeni yasal düzenlemeler yapmakta ve terörle mücadele alanında geçmişte gösterilen gayretleri aynı kararlılıkla devam ettirmekteyiz."

Ergin, terörle mücadele mevzuatını bugüne kadar pek çok kez gözden geçirip, demokratik standartları yükseltmek, hak ve özgürlüklerin alanını daha da genişletmek amacıyla pek çok yasal değişikliği hayata geçirdiklerini kaydetti.

"Türkiye'nin terörle mücadelede gerçekleştirdiği çalışmalar, ilerleme raporlarına olumlu yansıyor"

Türkiye'nin terörle mücadelede gerçekleştirdiği çalışmaların, ilerleme raporlarına olumlu adımlar olarak yansıdığına işaret eden Ergin, "2013 AB İlerleme Raporu, yargı reformu paketleri ve pek çok tedbiri terörün sona erdirilmesi amacıyla başlatılmış çalışmalar kapsamında güven arttırıcı adımlar olarak nitelemiştir.    Türkiye, terörle mücadeleyi yurt içinde çok boyutlu olarak sürdürürken uluslararası işbirliğinde de çözüm odaklı, somut sonuçlar elde etmeye yönelik çalışmaları hızlandırmış bulunmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında, örgütlerin önemli finans kaynakları ve lojistik desteklerinin kesilmesi noktasında ciddi sonuçlar alınmıştır. 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' felsefesi, terörle dahi mücadele ederken temel hak ve özgürlükleri koruma ve geliştirme idealimizi yansıtmaktadır. İnsan odaklı bu yaklaşımın, demokrasimizin daha da güçlenmesini ve kökleşmesini sağlayacağına inanıyoruz. Terörle mücadelede özgürlük ve güvenlik dengesini korumak, terör örgütlerinin uyguladıkları şiddete gerekçe olarak gösterilen tezlerin dayanaklarını da ortadan kaldırmakta ve şiddetin demokratik taleplerin dile getirilmesinin bir aracı olmaktan çıkmasına vesile olmaktadır. Hükümet olarak başlattığımız demokratikleşme ve çözüm sürecini kendi hesaplarına başka amaçlar için kullanmak ve sabote etmek isteyen çevrelerin olabileceği bilincindeyiz. Bunlara karşı da ülkemizde, demokrasi ve hukukun diliyle gerekli cevabı hep birlikte verebilecek kapasite ve olgunluğun mevcut olduğuna inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Özgürlüklerin genişletilmesi ve terör gibi arızi çıkışların önünün alınmasının, güçlü ve büyük devlet olmanın göstergelerinden olduğunu vurgulayan Ergin, "Türkiye herşeye rağmen geçmişten gelen devlet tecrübesiyle bu dengeyi korumayı bilmiş, bundan sonra da gerek hak ve özgürlüklerin genişletilmesinde gerekse de terörün önünü alacak önlemler noktasında birini diğerine kurban etmeden büyümesini ve güçlenmesini sürdürecektir. Daha güzel, daha özgür ve daha güçlü bir Türkiye için daha yapacak çok işimiz olduğunun farkındayız. Terörün ve gözyaşının olmadığı, özgürlüklerin ve hakların önündeki tüm engellerin kalktığı müreffeh bir dünyanın hayal olmadığını da biliyoruz" diye konuştu.

Sempozyum

Uluslararası Hukuk ve Adalet Vakfı ile Türkiye Adalet Akademisi'nin, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Türkiye Noterler Birliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla düzenlediği Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu'na, çoğunluğunu hakim, savcı ve akademisyenlerin oluşturduğu 300 kişi katılıyor. Sempozyumda, 36 ülkeden 85 yabancı konuk da yer alıyor.

İki gün sürecek sempozyumun ilk gününde "Liberal demokrasilerde terörizmle mücadele", "Sosyal ve siyasi bağlamda terörizm" konuları ele alınacak. İkinci günde ise "İnsan hakları ve anayasa", "Terörizmle mücadelede özgürlüğün korunmasına yönelik uluslararası işbirliği" konuları masaya yatırılacak. - İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Terörle Mücadelede Özgürlük ve Güvenlik Dengesi Uluslararası Sempozyumu - Son Dakika


Advertisement