AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Fransa'nın
22. faslın açılmasına ilişkin açıklamasının AB'den olumlu haberlerin unutulduğu
dönemde "ilaç gibi geldiğini" belirterek, "Ama şu da bilinmeli ki böyle bir
işaret geldi diye zil takıp oynamıyoruz" dedi.
Bağış, TBMM'de düzenlenen Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu'nun 71.
toplantısında konuştu.
Konuşmasına "Sevgililer gününü bir sevgi ülkesinde geçirmeye karar vermiş
bütün yabancı konuklarımıza tercihlerinden dolayı teşekkür ediyorum" diye
başlayan Bağış, hükümetin işbaşına geldiği 2002 yılından bugüne kadar 2 bin
mevzuat çıkardığını, meclisin 31 karar aldığını, tüm bunlar için 142 birleşim,
597 oturum yapılarak 43 bin 594 sayfa tutanak tutulduğunu söyledi. Bağış, "Şunu
gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki şu anda Avrupa Birliği üyesi ülkelerin
parlamentolarında dahi bu performansı yakalayabilecek başka bir yasama organı
mevcut değildir. Açık söylüyorum, Türkiye 14 Şubat 2013 tarihi itibarıyla Avrupa
Birliği standartlarına tarihinde en yakın olduğu dönemdedir" dedi.
"Biz Avrupa Birliği sürecimize reform perspektifinden bakıyor ve süreci
asla karşımıza çıkarılan siyasi engellere endekslemiyoruz" diyen Bağış,
Türkiye'nin kendi ilerleme raporunu hazırladığını hatırlattı ve şöyle devam etti:
"Bu rapor, hem Avrupa Birliği değerlerini, hem de üyelik sürecimizi
istismar eden çarpık zihniyetlere de Türkiye'nin meydan okumasıdır. Bu
reformların resmi müzakere sürecine yansımasını istemek en tabii hakkımızdır. Bir
yılda yaptıklarımızı 270 sayfaya sığdırmaya çalıştık, ancak 2,5 yılda bir fasıl
bile açamadık. Başbakanımızın süreçteki tıkanıklıklar nedeniyle uzun zamandır ara
verdiği AB Büyükelçileriyle yemekli toplantıyı Pazartesi günü düzenlemesi
Türkiye'nin bir kararlılık mesajıydı. Kararlılığımızın yanı sıra İrlanda Dönem
Başkanlığı sırasında müzakerelerde ilerleme olacağı yönündeki beklentimizin
mesajını da vermiş olduk.
Sayın Başbakanımız, AB üyesi ülkelerin büyükelçilerine Türkiye olarak süreci
yeniden hızlandırmak noktasında son derece kararlı olduğumuzu, ancak asıl önemli
olanın Avrupa Birliği tarafının bu iradeyi göstermesi olduğuna işaret ettiler.
Biz artık AB'den somut adımlar, somut kararlar bekliyoruz. Yemekte de söyledim.
Fasıl açılırsa AB büyükelçilerimiz yemeği yemeye devam eder. Şüphe olmayan bir
şey daha var ki Türkiye'nin ne müzakere sürecindeki siyasi engellerin daha fazla
sürmesine, ne de 5 dönem başkanlığından sonra bir 6'ıncısının da fasıl açılmadan
kapanmasına tahammülü yoktur."
-"Müzakere sürecine bu haber can suyu verdi"
Bağış, Fransa'nın 22. faslın açılmasına ilişkin dün yaptığı açıklamayla uzun
bir aranın ardından AB kanadından olumlu ve somut bir haber aldıklarını ifade
ederek, "Hollande yönetiminin Sarkozy yönetiminin gölgesinde kalmayı tercih
etmeyeceğini düşünüyorduk, Salı günü bu yönde ilk mesajı aldık. Başbakanımızın
uyarıları etkisini gösterdi. Nihayet uzun bir aradan sonra AB kanadından
aklıselim yönünde bir hareket eğilimi baş gösterdi" dedi.
Bağış, şunları kaydetti:
"Fransa'nın 22'inci faslı açma yönündeki iradesini elbette memnuniyetle
karşılıyoruz. Artık AB'den olumlu bir haber duymayı unuttuğumuz bir dönemde,
Fransa'dan gelen işaret adeta ilaç gibi geldi. İlerleme kelimesiyle yan yana
gelmeyi unutan müzakere sürecine bu haber can suyu verdi. Ama şu da bilinmeli ki
böyle bir işaret geldi diye zil takıp oynamıyoruz. Memnuniyetimizin,
beklentilerimizi ve AB'nin yükümlülüklerini gölgeleyemeyeceğinin anlaşılmasını
istiyoruz. Ölümü gösterip sıtmaya razı eden yaklaşımlar Türkiye'nin kapısından
olduğu gibi geri dönecektir. Türkiye'nin bu mesajdan duyduğu memnuniyet ülkemize
karşı yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi bir rehavete sebep olmasın. Eğer
tek bir fasıl üzerinden böyle bir rehavet havası oluşursa bunun sonu hem rezalet,
hem felaket olur. Bizim için bu sadece yeni bir başlangıçtır, bu başlangıcın
devamı gelmelidir. Her 2-3 yılda bir fasıl açarak, sürecin amacına hizmet
edemeyeceğimiz açıktır. Her işin tamamlanması gereken makul bir süresi vardır.
Müzakereler de aynı şekilde, makul süresi, kuralları ve ilkeleri olan bir
süreçtir."
-"Türkiye 18 ayda 15 faslı açabilecek durumda"-
Bağış, Türkiye'nin İrlanda'nın dönem başkanlığında birçok faslı hemen
açabilecek durumda olduğunu ifade ederek, "Esasen, siyasi blokajların kalkması
halinde Türkiye, 12 ayda 10 faslı, 18 ayda ise 15 faslı açabilecek durumdadır.
Özellikle, Enerji Faslının bir üyenin tek taraflı vetosu nedeniyle açılamıyor
olması, AB'nin kendi ayağına kurşun sıkması, bindiği dalı kesmesi gibi bir
şeydir" dedi.
"Siyasi blokajlara artık bir son verilmelidir" çağrısı yapan Bağış, şöyle
devam etti:
"AB şunu bilmelidir ki AB'nin Türkiye'nin önüne koyduğu siyasi blokaj,
kendi geleceğini bloke etmesi demektir. Türkiye'yi sabır ve tahammül testine
maruz bırakan Avrupa Birliği, şunu bilmelidir ki kendisi de Türkiye'nin üyeliği
konusunda bir samimiyet testiyle karşı karşıyadır. Avrupa Birliği Türkiye'ye
verdiği sözleri, altına imza attığı belgeleri unutmaktan ve unutturmaya
çalışmaktan artık vazgeçmelidir. Birlik, kendi geleceğini burnunun ucunu dahi
göremeyen çarpık zihniyetlere teslim etmemelidir.
Bugün Türkiye'nin AB'ye olan ihtiyacı olduğu kadar AB'nin de Türkiye'ye
ihtiyacı olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Türkiye elbette ki kendi stratejik
tercihleri ve tepkileri gereği her zaman değerlendirmesini yapacaktır. Fakat daha
da önemlisi Avrupa için de karar vakti gelmiş çatmıştır. Türkiye bu açıdan,
hiçbir aday ülkenin maruz bırakılmadığı süreçlere tabi tutulmasına rağmen, sabır
ve sebat göstererek iyi niyetini her daim göstermiştir. Avrupa eğer Türkiye'nin
dinamizminden ve genç nüfusundan faydalanmak niyetinde ise 'bedava öğle yemeği'
hayalinden biran önce vazgeçmelidir. Türkiye her daim oyalanacak, kapıda
bekletilecek kadar önemsiz ve kabiliyetsiz bir ülke değildir. Türkiye-AB
ilişkileri de sürekli ertelenecek, engellenecek, ötelenecek kadar değersiz
değildir."
Muhabir: Tuğrul Çam
Yayıncı: Ali Eyvaz - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Türkiye-Ab Karma Parlamento Komisyonu Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.