(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, CHP'de yaşanan mutlak butlan sürecine ilişkin, "Siyaset, yargı sopasıyla dizayn edilemez. Mesele burada asla CHP meselesi değildir. Yarın birisi gelse, eskiye dair benzer bir itirazla bir mahkeme kararı alsa ve bunu AK Parti için mevzu etse, o zaman AK Parti'nin bugüne kadarki bütün tasarrufları boşa mı düşecektir? Çıkardığı kanunlar geçersiz mi sayılacaktır" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Niğde'de partisinin halk buluşması öncesi gazetecilerle bir araya geldi. CHP'de yaşanan mutlak butlan sürecini değerlendiren Ağıralioğlu, "Eğer bu tehlikeli yol bir kez açılırsa; yarın AK Parti'nin yahut başka bir partinin bu açılan yoldan mağdur olmaması, hissesine huzursuzluk ve karışıklık düşmemesi mümkün değildir" dedi. Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
"Önümüzdeki süreçte seçim ister zamanında yapılsın ister erkene alınsın, artık adı net bir şekilde erken seçimdir. Çünkü olağan zamana kalmış olan süre, zaten erken denecek kadar azdır. Yani seçim 2027'de de yapılsa, 2028'in içinde de yapılsa, bu sonbaharda da yapılsa, önümüzdeki takvim en fazla bir buçuk senedir. Bunun daha berisi zaten doğrudan erken seçimdir. Milletimize şunu kesinlikle vadetmeliyiz: Adalet, her şeyin yegane teminatı olmak zorundadır. Bir ülkede adalet, en zayıfların en kuvvetlilerden hakkını almasına nezaret edemiyorsa, o ülkede adalet yok demektir. En zayıflar en kuvvetlilerden hesap soramıyorsa, memlekette en çok ezilenler o en kudretli olanlara itiraz edecek adil bir merci bulamıyorsa, o ülkede adalet gerçekleşmemiş demektir. Dolayısıyla bizim siyasetçiler olarak asıl vazifemiz memlekete mutlak bir adalet vadetmek ve adaletin tıkır tıkır çalışacağı bir ülke inşa etmektir."
CHP yönetimi hakkında çıkan mutlak butlan kararına dair partimizin açıklamasını daha önce yapmıştık. Burada CHP'den çok daha mühim olan şey, siyaset kurumunun itibarını ve varlığını korumaktır. Hukuki olarak yapılan bir yanlış, siyaset kurumunu boşa düşürüyorsa, adaletin terazisini bozuyorsa, milletin sandığa olan güvenini zedeliyorsa ve seçmeni siyasete ya da siyasetçiye küstürüyorsa, herkesin bu vahim sonuçları göz önüne alması lazım. Burada her iki tarafa da büyük bir mesuliyet düşüyor. İktidarın da çok büyük mesuliyeti var. İktidar bugün ucu kendisine dokunmuyor, kendisine zarar vermiyor diye bu tür yanlışlara müdahale etmez, bu tür hukuksuzluklara itiraz etmezse, yarın aynı şeylerin kendi başlarına da gelebileceğini unutmamalıdır. Yani biz burada aslında siyaset kurumunu korumalıyız; millet iradesini, sandığı, demokrasiyi ve hukuku korumalıyız. Biz parti olarak bununla ilgili duruşumuzu net bir şekilde ortaya koyduk: Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları, yargının bu tarz müdahaleleriyle boşa düşürülmemelidir. Biliyorsunuz, Yüksek Seçim Kurulu'nun kararları yargı denetimine götürülemez. Bunun tek bir sebebi vardır; o da millet iradesini ve seçmenin sandığa attığı oyu koruma hassasiyetidir. Bir kere mazbata verilmiştir; o saatten sonra diğer usulsüzlüklerle ilgili çalışacak mekanizmalar zaten kanunda bellidir. Eğer bu tehlikeli yol bir kez açılırsa; yarın AK Parti'nin yahut başka bir partinin bu açılan yoldan mağdur olmaması, hissesine huzursuzluk ve karışıklık düşmemesi mümkün değildir.
Millet iradesini bu tarz ısmarlama yargı kararlarıyla terbiye etmeye kalktınız mı, yahut yargıya siyaseti dizayn etmesi için bu kadar geniş bir müdahale alanı açtınız mı, milletin buna nasıl bir tepki vereceği siyasi hafızamızda çok net mevcuttur. Bu topraklarda millet, her zaman mağdur edilen tarafa destek olmuştur. Bu durum Adnan Menderes döneminde de böyle olmuştur, en son bizzat Sayın Cumhurbaşkanı'nın şahit olduğu ve yaşadığı o hukuksuz süreçlerde de böyle olmuştur. Siyasi yasaklar gelmiştir ama o siyasi yasakları veren mahkemeler asla güçlenmemiştir; aksine, kendisine haksız yere yasak verilen liderler ve kadrolar güçlenmiştir. Partiler kapatılmıştır ama kapatanlar değil, kapatılan o gelenekler ve kadrolar güçlenerek sandıktan çıkmıştır. Önü kesilenler, engellenenler her zaman milletin vicdanında büyümüştür. Yargı eliyle yapılan bu müdahalelerin hiçbirinde ne yargı kurumu güçlenmiştir ne müdahaleyi yapan odaklar güçlenmiştir ne de önü kesilmek istenenler zayıflamıştır.
Dolayısıyla, yakın siyasi tarihin hafızasında bu haksızlıklara en çok yer edinmiş olan tarafı, bizzat Tayyip Bey'in kendisi temsil ediyor. Tayyip Bey'in ve hükümetin bu işlere biraz bu tarihi hafızayla bakması lazım. Siyaset, yargı sopasıyla dizayn edilecek bir alan değildir. Siyasetin terbiye hattını oluşturacak tek şey millet iradesidir, kanundur ve kuraldır. Yani mesele burada asla CHP meselesi değildir. Bu hukuksuzluk yarın bir başkasının başına da gelse, bizim başımıza da gelse, AK Parti'nin başına da gelse biz yine aynı şeyi söyleriz; geçmişte de aynısını söyledik. Biz bu dik duruşu '367 krizi' yaşandığında da gösterdik, AK Parti'ye kapatma davası açıldığında da aynı şeyi savunduk. Çünkü ilke her zaman ilkedir.
Siz bugün kalkmış 3 yıl önceki kurultaydan bahsediyorsunuz. Bu kurultaya bağlı bütün sonuçlar ortadan kalkıyor şimdi; hatta belediye seçimleri bile boşa çıkıyor. Yarın birisi gelse, eskiye dair benzer bir itirazla bir mahkeme kararı alsa ve bunu AK Parti için mevzu etse, o zaman AK Parti'nin bugüne kadarki bütün tasarrufları boşa mı düşecektir? Çıkardığı kanunlar geçersiz mi sayılacaktır? Yani böyle bir mantık ne demektir, bunu kabul etmek mümkün müdür? Şimdi dikkat edin; eğer birisine itiraz edilip bir gerekçeyle meşruiyet sorunu oluşturulduğunda hukuk kalkıp 'Ben bunu mutlak butlan sayıyorum' derse, o zaman geriye dönük olarak açılmış bu tehlikeli yoldan yapılan tüm uluslararası anlaşmalar, imzalanmış sözleşmeler, bürokratik atamalar ve çıkarılmış kanunların hepsi boşa düşer. İşte bu yüzden bu tarz müdahaleler devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz."
Son Dakika › Güncel › Ağıralioğlu: Siyaset yargı sopasıyla dizayn edilemez - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?