AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Bu dinlemeler, Emniyet, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, TÜBİTAK, yargı gibi kurumlar içinde o malum örgütün mensupları tarafından yapıldı. Düşünebiliyor musunuz, TÜBİTAK gibi kurum, merkezinde bu dinlemeleri yapıyor ve siz burası güvenli hattır diye öyle zannediyorsunuz. Halbuki güvenli hat diye bir şey söz konusu değil. Güvenli hat diye söylenen bu kriptolu telefonlar, bunu inşa eden, tesis eden, üreten, imal eden yer tarafından merkezde dinleniyor, orada depolanıyor. Ondan sonra da bu veri depolamaları, son olaylardan sonra görüyoruz ki bunlar kopyalanıp, çalınıp götürülüyor" dedi.
Başbakan Erdoğan, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlenen, "Yerel Medya ile Buluşma" programına katıldı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının ulusal ve uluslararası manada son derece gizli ve mahrem görüşmeler yaptığına işaret eden Erdoğan, "Enerji Bakanımız, Kıbrıs konusundan tutunuz, tahkim konularına, nükleer enerji yatırımlarından tutunuz petrol ithalatına, doğalgaz ithalatına kadar çok önemli konularda görüşmeler yapıyor. Elektrikte bir sentlik bir artışın Türkiye'ye maliyeti nedir biliyor musunuz, arkadaşlar? 400 milyon dolar. Enerji Bakanımızın dinlenmesinin, pazarlıkların sızdırılmasının, Türkiye ekonomisine nasıl bir maliyet yükleyeceğini, sizlerin takdirine sunuyorum" dedi.
Türkiye'de birçok ihaleler yapıldığına işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:
"Bu ihalelerde, diyelim ki bir tanesi saf dışı bırakılmış ve şahsıma müracaatı olabilir veya oluyor. Ben de kendisine 'Dava aç' diyorum. Dava neticesinde o ihalenin iptali çıkıyor. Burada bu ülkenin, bu devletin 100 milyon, 200 milyon dolar kazancı oluyor. Bu telefon görüşmesini dahi dinleyecek kadar bunlar seviyesiz. Bu paralel yapının içerisinde bu denli bu ülkenin, bu milletin menfaatini hiçe sayan tipleri gördük bu arada. Bir hukuk devletinde böyle şeyler yaşanamaz. Bakın biz, 'Medya, anayasa ve yasaları ihlal ediyor' dediğimizde 'Hükümet basın özgürlüğünü kısıtlıyor' diye kampanya yapılıyor. 'Yargı içinde anayasa ve yasaları çiğneyenler var' dediğimizde 'Hükümet yargıya müdahale ediyor' diye kampanya yapıyorlar. 'İnternete düzenleme getireceğiz' dediğimizde 'Hükümet internete sansür getiriyor' diye aynı şekilde asılsız iddialarla ortaya çıkıyorlar."
Özgürlüğün, hiç kimseye anayasa ve yasaları çiğneme hakkı vermeyeceğine işaret eden Erdoğan, özgürlüğün bir insanın özgürlük alanının bir başka insanın özgürlük alanının sınırına kadar olduğunu vurguladı. Erdoğan, "Eğer o sınırı tecavüz ediyorsanız o zaman siz özgürlük ihlali yapmış olursunuz. Bunu görmek durumundayız. Özgürlük, kimseye başkalarını dinleme, bunları kaydetme, bunları yayınlama yayınlama hakkı vermez. İnsanları hukuksuzca dinlemek, sonra da bu dinlemeleri servis etmek, en başta insan hakkı ihlalidir" dedi. Bu durumun en başta insanın kendisine, değerlerine, inançlarına aykırı olduğunu vurgulayan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
"Yeryüzünde hiçbir din, hiçbir mezhep, hiçbir kültür, iki kişi arasındaki konuşmanın üçüncü bir kişiye aktarılmasına, hatta kitlelere ulaştırılmasına cevaz vermez. Dikkatinizi çekiyorum, bu olaylar içerisinde sadece dinleme de yok, aynı zamanda görüntüleme de var. Hele hele bu görüntüleme, ahlaki değerleri tamamen yok farz eden, yani bir ailenin mahremine girecek kadar olan, aile dışında ilişkileri dahi görüntülemek suretiyle bunu da sosyal medyadan yayınlama hakkını size bir internet anlayışı veriyorsa kusura bakmayın ben böyle bir interneti kabul etmiyorum. Çünkü bu, bir ülkenin tüm değerlerinin yok farz edilmesidir. Aile gibi kutsal bir müessesenin yok edilmesidir. Meşru, gayrimeşru... Gayrimeşru ilişki kuran, meşru birlikteliği dağıtır. Öyle mi? Gayrimeşru yapıyorsa o da zaten ayrıca... Ama bunu yayınlanma hakkını, kalkıp da kimse elde edemez. Bu dinlemeler, Emniyet, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, TÜBİTAK, yargı gibi kurumlar içinde o malum örgütün mensupları tarafından yapıldı. Düşünebiliyor musunuz, TÜBİTAK gibi kurum, merkezinde bu dinlemeleri yapıyor ve siz burası güvenli hattır diye öyle zannediyorsunuz. Halbuki güvenli hat diye bir şey söz konusu değil. Güvenli hat diye söylenen bu kriptolu telefonlar, bunu inşa eden, tesis eden, üreten, imal eden yer tarafından merkezde dinleniyor, orada depolanıyor. Ondan sonra da bu veri depolamaları, son olaylardan sonra görüyoruz ki bunlar kopyalanıp, çalınıp götürülüyor. Aynı şeyi, Bilişim İletişim Teknolojisi Başkanlığında da yapıyorlar."
-"Birçokları böyle tehdit edildi, hala bu tehdit var"
Dinlemelerin hukuk adına, Türkiye adına, Türkiye'nin huzuru, güvenliği, istikbali adına yapılmadığını bildiren Erdoğan, dinlemelerin bir örgüt adına, örgütün çıkarları adına, o örgütü kontrol eden devlet ya da uluslararası çevreler adına yapıldığını anlattı. Erdoğan, şu değerlendirmeleri yaptı:
"Bu örgüt de güya bir dini yapı, güya bir hizmet yapılanması. Ben, imam hatip lisesinde okudum, dinimi az da olsa elhamdülillah bilirim. Benim dinim, böyle gayri meşru bir işe her ne sebeple olursa olsun asla hoş bakmadı ve hoş bakmaz. Devlet içine sızacaksınız, emniyet, yargı gibi kurumlarda sinsice örgütleneceksiniz, insanların telefon konuşmalarını dinleyecek, mahrem kayıtlarını alacak, sonra bununla şantaj yapacaksınız, haraç toplayacaksınız. İş adamlarına gidip, 'Eğer bize şu kadar destek verirsen, şurada şu yurdu yaparsan, okulu yaparsan sana teşekkür ederiz, şükranlarımızı bildiririz ama böyle bir destek vermezseniz o zaman elimizde böyle böyle kasetin var.' Birçokları böyle tehdit edildi, hala bu tehdit var. Ama benim dinimde böyle bir şey asla ve asla yoktur. Bırakınız İslamı, hiçbir dinde böyle bir alçaklığa, böyle bir ihanete meşruiyet bulamazsınız."
-"Bindirilmiş kıta mantığını kabul etmeyen bir genel başkanım"
"Ellerinde ne varsa döksünler ortalığa, neleri varsa sürsünler. Daha önce yaptıkları gibi, bugün de istedikleri montajı yapsınlar, istedikleri kurguyu, dublajı yapsınlar, piyasaya sürsünler. Biz, bundan korkmuyoruz" diyen Erdoğan, milletin de onlara prim vermediğini söyledi. Meydanların her şeyi çok açık net söylediğini ifade eden Erdoğan, yaptığı 14 mitingde de bunu gördüğünü, mitinglere tarihi katılımlar olduğunu dile getirdi.
Ankara'ya kapanıp kalan bir genel başkan veya başbakan olmadığını, Türkiye'nin 81 ilini defalarca gezdiğini anlatan Erdoğan, bugüne kadar örneğini görmediği bir muhabbet ve coşkuya şahit olduğunu bildirdi. Birilerinin meydanlardaki kalabalığın montaj olduğunu iddia ettiğine işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
"O montaj olduğunu ifade edenleri ben davet ediyorum, buyursunlar bizim mitinglerimize katılsınlar. Bir siyasi partinin genel başkanı da olabilir, çay da ikram edebilirim, buyursun gelsin, yerinde görsün. Kendi memleketinde nasıl bir miting yaptığımızı biz kendilerine çok açık net aynen izletebiliriz. Bunun montaj olmadığını da bizzat kendi teşkilatı mensupları bizzat görmüştür. O insanları miting meydanlarına taşıdığımızı iddia edenler de var. Hiç hoşlanmadığımız şey, arkadaşlarım da bilir, bindirilmiş kıta mantığını kabul etmeyen bir genel başkanım. Çünkü meydanda reel yapıyı, gerçek yapıyı görmek için her zaman teşkilatımıza bu yasağı getiririm. Asla bir il, bir diğer ile taşınmayacak. Her ili kendi ilinde görmek istiyorum. Bugüne kadar da bu çalışmaları hep bu şekilde yaptık, bu şekilde de devam ettiriyoruz."
- Ankara
Son Dakika › Politika › AK Parti Yerel Medya ile Buluşma' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.