Prof. Dr. Boran, whiplash yaralanmasının günler sonra belirti verebileceğini söyledi

Prof. Dr. Burak Orhan Boran, trafik kazalarındaki whiplash yaralanmalarında kırık veya kayma olmasa da belirtilerin günler sonra çıkabileceğini söyledi. Boran, uzun süre araç kullananlarda boyun fıtığı riskine dikkat çekerek sürücülere 6 öneri verdi.
BEYİN ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Burak Orhan Boran, sürücülerin araç kullanırken boyun sağlığını korumak için alabilecekleri önlemleri anlattı. Prof. Dr. Boran, "Günlük yaşamın önemli bir parçası haline gelen uzun süreli araç kullanımı, boyun sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle trafikte sık yaşanan dur-kalklar, yanlış sürüş pozisyonu ve araç içindeki titreşimler boyun omurgasında mikrotravmalara yol açabiliyor. Trafik kazalarında görülen 'whiplash' yani kamçı yaralanmalarının yanı sıra, uzun süreli ve tekrarlayan mikrotravmaların da boyun fıtığı gelişiminde rol oynayabiliyor" dedi.
Trafik kazalarında boyun bölgesinde meydana gelen yaralanmaların önemli bir bölümünü, boynun ani ve sert biçimde ileri-geri hareket etmesiyle ortaya çıkan 'whiplash' yaralanmaları oluşturduğunu belirten Medicana Bahçelievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü'nden Prof. Dr. Burak Orhan Boran, trafik kazalarında kemik yapılarda kırık veya belirgin bir kayma bulunmadığında yaralanmanın gözden kaçabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Boran, "Whiplash yaralanmalarında kemik yapılarda herhangi bir kırık veya kayma görülmeyebilir. Buna karşın bağ dokuları ve intervertebral diskler gibi yumuşak dokularda yaralanmalar meydana gelebilir. Bu nedenle bazı hastalar kaza sonrasında hemen değil, birkaç gün hatta bazı durumlarda birkaç hafta sonra boyun ağrısı, hareket kısıtlılığı veya farklı şikayetlerle hekime başvurabiliyor" diye konuştu.
'WHİPLASH YARALANMASI GÜNLER SONRA BELİRTİ VEREBİLİR'
Whiplash yaralanmasının şiddetinin kişiden kişiye değişebildiğini belirten Prof. Dr. Boran, hastaların önemli bir bölümünün ilaç tedavisi, uygun süre ve koşullarda boyunluk kullanımı veya fizik tedavi gibi yöntemlerle iyileşebildiğini, ancak bazı hastalarda daha ileri tedavilere ihtiyaç duyulabildiğini söyledi. Prof. Dr. Boran, "Bu tür yaralanmalarda doğru değerlendirme ve uygun tedavi büyük önem taşıyor. Hastaların önemli bir kısmında zaman içerisinde belirgin iyileşme sağlanırken, bir bölümünde daha uzun süreli yakınmalar devam edebiliyor. Bu nedenle özellikle trafik kazası sonrasında ortaya çıkan ve geçmeyen boyun ağrılarının 'nasıl olsa geçer' düşüncesiyle göz ardı edilmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
'BOYUN FITIĞINDA YALNIZCA BÜYÜK TRAVMALAR DEĞİL, MİKROTRAVMALAR DA ÖNEMLİ'
Boyun sağlığı açısından yalnızca büyük trafik kazalarının değil, günlük yaşamda tekrarlanan küçük travmaların da önem taşıdığını belirten Prof. Dr. Boran, "Whiplash yaralanması bu yelpazenin bir ucunu oluştururken, diğer ucunda bu travma tipiyle ilişkili rahatsızlıklar bulunuyor. Boyun fıtığının oluşumunda yalnızca büyük çaplı travmaların değil, servikal intervertebral disklere zaman içerisinde uygulanan mikrotravmaların da rolü bulunuyor. Trafikte araç kullanırken tekrarlanan dur-kalk hareketleri sırasında baş ve boyun bölgesi sürekli olarak küçük hızlanma ve yavaşlama hareketlerine maruz kalıyor. Bu hareketlerin uzun süre ve sık tekrarlanması, boyun omurgasındaki yapılara mekanik yük bindirebiliyor. Ayrıca araç kullanım süresinin de boyun sağlığı açısından dikkate alınması gerekir. Günde dört saatten fazla araç kullanan kişilerde boyun fıtığı riskinin daha yüksek olduğunu gösteren çalışmalar bulunuyor. Burada yalnızca direksiyon başında geçirilen süre değil, kişinin oturma pozisyonu, aracın özellikleri, yol koşulları ve maruz kalınan titreşim de önem taşıyor. Dolayısıyla uzun süre araç kullanmak zorunda olan kişilerin hem sürüş pozisyonlarını hem de mola düzenlerini gözden geçirmeleri gerekiyor" diye konuştu.
'ARAÇ TİTREŞİMİ DE BOYUN OMURGASINI ETKİLEYEBİLİYOR'
Boyun sağlığı açısından göz ardı edilen faktörlerden birinin de araç içerisindeki titreşim olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Boran, titreşimin süresi ve şiddetinin önem taşıdığını belirtti. Prof. Dr. Boran, "Bir sandalyede iki saat oturmak ile çalışan bir aracın koltuğunda iki saat oturmak fizyolojik olarak aynı değildir. Araç hareket halindeyken vücut sürekli olarak farklı düzeylerde titreşime maruz kalır. Özellikle titreşimin belirli bir düzeye ulaşması ve maruziyet süresinin uzaması, omurga üzerindeki mekanik yükü artırabilir. Uzun mesafe araç kullanan, özellikle titreşime daha fazla maruz kalan meslek gruplarıyla ilgili yapılan bazı çalışmalarda da omurga sorunları açısından artmış risk bildirilmiştir" dedi.
'DİREKSİYON BAŞINDA BOYUN SAĞLIĞINI KORUMAK İÇİN 6 ÖNERİ'
Araç kullanırken yapılacak bazı düzenlemelerle boyun bölgesine binen yükün azaltılabileceğini belirten Prof. Dr. Boran, sürücülere şu önerilerde bulundu:
"Koltuk açısını doğru ayarlayın. Araç koltuğunun çok dik veya çok geriye yatık olması, baş ve boyun bölgesinin doğal pozisyonunu bozabilir. Koltuk sırtlığının yaklaşık 100 derece olması ve sürücünün rahat, destekli bir pozisyonda oturması tercih edilmelidir.
Kafalığı doğru konumlandırın. Koltuk başlığı yalnızca konfor sağlayan bir parça değildir. Özellikle ani çarpışmalarda baş ve boynun kontrolsüz hareketini sınırlamaya yardımcı olur. Bu nedenle kafalık, başın arka bölümünü uygun şekilde destekleyecek yükseklikte ve konumda olmalıdır.
Aynaları doğru ayarlayın. Aynaların sürücünün mümkün olan en geniş görüş alanını sağlayacak şekilde ayarlanması, kör noktaları kontrol etmek için başın sürekli ve aşırı şekilde çevrilmesi ihtiyacını azaltır. Bu da uzun sürüşlerde boyun üzerindeki gereksiz hareketleri azaltabilir.
Görme kusurunuzu ihmal etmeyin. Görme problemi olan kişilerin araç kullanırken uygun gözlük veya kontakt lens kullanması önemlidir. Daha iyi görebilmek amacıyla baş ve boyun pozisyonunu sürekli değiştirmek, uzun süreli sürüşlerde boyun kaslarında gereksiz yük oluşturabilir.
Araç seçiminde titreşimi de göz önünde bulundurun. Özel bir iş gereği zorunluluk bulunmadığı durumlarda, şehir içi kullanıma uygun ve daha düşük titreşim düzeyine sahip araçların tercih edilmesi boyun ve omurga sağlığı açısından avantaj sağlayabilir.
Uzun yolda düzenli mola verin. Uzun mesafeli yolculuklarda yaklaşık iki saatte bir mola verilmesi, araçtan inerek kısa süre yürünmesi ve vücudun pozisyon değiştirmesi önemlidir. Mola sırasında boynu zorlayacak ani veya sert hareketler yerine hafif hareketlerle kasların rahatlatılması tercih edilmelidir."
'BOYUN AĞRISINI GÖRMEZDEN GELMEYİN'
Boyun ağrısının her zaman boyun fıtığı anlamına gelmediğinin altını çizen Prof. Dr. Boran, "Boyun ağrısı; kas spazmından disk problemlerine kadar pek çok farklı nedene bağlı olabilir. Özellikle trafik kazası sonrasında başlayan boyun ağrısı, kollara yayılan ağrı, uyuşma, karıncalanma veya güç kaybı gibi belirtiler varsa hekime başvurulması gerekir. Erken değerlendirme, sorunun doğru şekilde ortaya konulması ve uygun tedavinin planlanması açısından önemlidir" diye konuştu.
Sizin düşünceleriniz neler ?