CHP İzmir İl Başkanı Güç: İzmir'in Kaderi AKP'nin Siyasi Keyfine Bırakılamaz - Son Dakika
Son Dakika Logo

CHP İzmir İl Başkanı Güç: İzmir'in Kaderi AKP'nin Siyasi Keyfine Bırakılamaz

11.11.2025 20:22

CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, “İzmir’e yatırım yapmayan bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız” diyerek, Körfezden çöpe, ulaşımdan yoksulluğa kadar birçok sorunun merkezi hükümetin ihmalinin sonucu olduğunu söyledi. Güç, "İzmir’in kaderi AKP’nin siyasi keyfine bırakılamaz. Bu şehrin hakkını hep birlikte savunacağız" dedi.

(İZMİR) - CHP İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, "İzmir'e yatırım yapmayan bir siyasi anlayışla karşı karşıyayız" diyerek, Körfezden çöpe, ulaşımdan yoksulluğa kadar birçok sorunun merkezi hükümetin ihmalinin sonucu olduğunu söyledi. Güç, "İzmir'in kaderi AKP'nin siyasi keyfine bırakılamaz. Bu şehrin hakkını hep birlikte savunacağız" dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, kentteki basın mensuplarıyla bir araya geldi. İl başkanlığı binasında gerçekleşen basın toplantısında Güç, ülke ve kent gündemine dair değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin zor bir dönemden geçtiğini belirten Güç, "Bu dönemin ağırlığını en çok hisseden şehirlerin başında İzmir geliyor. Ancak bu tablo bizi asla umutsuzluğa sevk etmiyor, aksine bize tarihi bir sorumluluk yüklüyor. Bunun bilinciyle hareket ediyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana net bir hedef koyduk: Halktan Gelen Güçle, İzmir'den Türkiye'ye umudu büyüteceğiz. Bu doğrultuda çok güçlü bir şekilde yeniden yapılanma gerçekleştirdik. İl yönetimimizi; liyakati önceleyen, sorumluluk almaktan kaçmayan, görevin ağırlığını taşıyabilen, bilgisini, emeğini ve birikimini ortaya koyan arkadaşlarımızla oluşturduk. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Yönetimi, AKP kadrolarında gördüğümüz gibi koltuktan güç alanların değil; koltuğa güç veren, bulunduğu makama değer katan insanların oluşturduğu bir yapıdır. Bu bizim için sadece bir tercih değil, bir siyasi zorunluluktur. Çünkü biz bu dönemi; Türkiye'nin kaderini belirleyecek bir dönem olarak görüyor, iktidar yürüyüşü dönemi olarak adlandırıyoruz. Kurulan 16 komisyonumuzun, her biri kendi alanında çalışan, veri üreten, analiz yapan, rapor hazırlayan ve bu raporları bize siyasal yol haritası olarak sunan aktif bir mekanizmaya dönüştürdük. İzmir örgütü sadece kendi işini yapan bir örgüt değil; iktidar hazırlığını taşıyan bir örgüttür. Bugün ülkemizin yaşadığı sorunların büyüklüğü, hepimize tarihi bir sorumluluk yüklüyor" dedi.

"İzmir Örgütü iktidar yürüyüşünü omuzlayan bir örgüt yapısı ile ilerleyecek"

"Örgütümüzü yalnızca İzmir'in sorunlarına yoğunlaşan bir yapı olarak değil; Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidar yolunu açacak ana kadrolardan biri olarak konumlandırıyoruz" diyerek sözlerini sürdüren Güç, şunları kaydetti:

"Her yönetici arkadaşım bunu içselleştirdi: Biz sadece il yönetimi değiliz. Türkiye'nin geleceğini hazırlayan bir siyasi partiyiz. Bugün halk bize açıkça şunu söylüyor: 'Artık Türkiye'yi Cumhuriyet Halk Partisi yönetsin.' Biz de bu talebi, bu beklentiyi, bu sorumluluğu omuzlarımızda taşıyoruz. Parti politikalarımız artık iktidara hazırlanan bir vizyonla şekilleniyor. Genel Merkezimizin ürettiği politikaların tamamı artık muhalefet refleksiyle değil, ülkeyi yönetme iradesiyle hazırlanıyor. Biz İzmir'de bu vizyonun en güçlü ayağıyız. Yeni dönemde İzmir Örgütü; üreten, raporlayan, sorumluluk alan ve iktidar yürüyüşünü omuzlayan bir örgüt yapısı ile ilerleyecek. Bu büyük yürüyüşün sorumluluğunu hep birlikte taşıyoruz."

"İzmir'e yatırım yapmayan bir siyasi yaklaşımla karşı karşıyayız"

İzmir'in sorunlarının yerelden değil, merkezi hükümetin ihmal ve engellemelerinden kaynaklandığını da belirten Güç, "İzmir'in bugün yaşadığı sorunları konuşurken çok açık bir gerçeği ortaya koymak zorundayız: İzmir'in temel sorunlarının neredeyse tamamı yerel yönetimlerin çözebileceği sorunlar değildir. Çünkü bu sorunların çözüm yetkisi, kaynakları ve karar mekanizmaları merkezi hükümetin elindedir. İzmir'i cezalandıran, İzmir'in önünü tıkayan, İzmir'e yatırım yapmayan bir siyasi yaklaşımla karşı karşıyayız. Bu gerçek özellikle Körfez, çöp, ulaşım ve sosyal yoksulluk gibi başlıklarda 'çıplak biçimde' ortaya çıkıyor" dedi.

"İzmir'e karşı siyasi ayrımcılık uygulanıyor"

Kentteki sorunlar üzerinden sözlerini süren Güç, şunları kaydetti:

"Körfez sorunu 50–60 yıllık bir sorun, yetkisi ve çözümü tamamen merkezi hükümette olan bir sorun. İzmir Körfezi sorunu bugün ortaya çıkmış bir sorun değildir. Bu sorun 50–60 yıllık köklü bir çevre sorunudur. Bu sorun yerel yönetimlerin isteğiyle çözülebilecek bir sorun değildir. Çünkü yetki, bütçe ve karar tamamen merkezi hükümettedir. Körfez sorununda 3 kritik yetki yine bakanlıklara bağlı kamu kurumlarındadır; Körfezin temizlenmesi için gerekli tüm çevresel izinleri verme yetkisi bakanlıktadır. Dip taraması, derin deniz deşarjı, akıntı yönetimi, balçık rehabilitasyonu… Hiçbirini İzmir Büyükşehir kendi başına yapamaz. Halkımız bilsin: Belediyenin bu konuda 'izin almadan' adım atma şansı yoktur. Körfezi kirleten tüm unsurların denetlenmesi bakanlığın görevidir. Nehirlere karışan fabrika atıkları, Körfeze giren gemilerin atıkları, sanayi bölgelerinin atık denetimleri, endüstriyel sıvı atıkların kontrolü… Bu yetkilerin tamamı bakanlıktadır. Yani belediyenin müdahale edemediği, cezai işlem uygulayamadığı, denetimini yapamadığı alanlardır. Körfezi kirleten süreçleri denetleyen yerel değil, devlettir. Devlet yapmıyorsa kurumun suçu değil, iktidarın tercihidir. Bu kadar devasa bütçeli bir iş, sadece merkezi hükümet eliyle yapılabilir. Körfez temizliğinin maliyeti 100 milyar lirayı aşmaktadır. Bu ölçekte bir yatırım: Merkezi bütçe ister, devlet kaynakları ister, ulusal çevre programları ister. Yerel yönetim bu yükün altına fiziki, hukuki, mali olarak giremez. Devlet kendi iktidar olduğu illerde nasıl yatırımlar yaptıysa ve İzmit Körfezi nasıl devlet eliyle temizlendiyse, İzmir Körfezi için de aynı yaklaşım zorunludur. Devlet, İzmit Körfezi'ni temizlerken İzmir Körfezi'ni neden kaderine terk ediyor? Neden İzmir'e 50 yıllık sorunu çözmek için tek bir devlet yatırımı yapılmıyor? Cevap net: Bu iktidarın İzmir'e karşı yıllardır uyguladığı siyasi ayrımcılıktır. Yani İzmir halkına olan sorumluluğu yerine getirmemektir.

"İktidar, İzmir'in çöp sorununu çözmek için gerekli adımı atmak istemiyor"

İzmir'in çöp sorununu bitirecek Atık Yakma Tesisi teknik olarak hazırdır. 2016'da ilk izni alınmış ancak başlatılan süreçler maalesef merkezi hükümetin ağır ve siyasileşmiş bürokrasisi tarafından ilerlememektedir. Ne eksik? ÇED izni. Bu süreç nasıl ilerliyor? Devlete bağlı birçok kurum ile ilerliyor. Yıllardır bekletiliyor. Bu iktidar, İzmir'in çöp sorununu çözmek için gerekli adımı atmak istemiyor. Sonra dönüyor belediyeleri suçluyor. Bu yaklaşım İzmir'e haksızlıktır, bu şehri sevmemektir.

"Trafiği kötü yapan belediye değil, yatırım yapmayan hükümet"

İzmir'in trafik yükünü azaltacak en önemli yatırım bellidir: 2. Çevre Yolu. Karayollarının yapması gereken bu yatırım, 15 yıldır raflarda bekliyor. Bu yol olmayınca: Kuzeyden güneye gelen araçlar şehir içine girmek zorunda kalıyor, ana arterler kilitleniyor, İzmir'in trafik yükü belediyenin değil, devletin sorumluluğu yapmadığı için oluşuyor. Ama bakanlık yapmıyor. Sonra çıkıp 'İzmir'in trafiği kötü' diyorlar. Trafiği kötü yapan belediye değil, yatırım yapmayan hükümettir."

"Bu şehrin hakkını hep birlikte savunacağız"

Kentteki yoksul mahalleleri de sayan Güç, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin sosyal devlet görevini yerine getirdiği söyledi. İktidar, İzmir'e dair hiçbir sorumluluğunu yerine getirmediğini de kaydeden Güç, "İzmir çalışıyor, İzmir çözmek istiyor, ama merkezi hükümet engelliyor. Biz buradan şunu açıkça söylüyoruz: İzmir'in kaderi AKP'nin siyasi keyfine bırakılamaz. Bu şehrin hakkını hep birlikte savunacağız" dedi.

"Bunu yapacak tek güç, Cumhuriyet Halk Partisi"

Türkiye'nin içinden geçtiği ağır ekonomik, sosyal ve siyasi tabloya değinen Güç, "Bugün Türkiye'nin içinde bulunduğu tablo; rastlantı değil, kader değil, doğal süreç hiç değil. Bu tablo bir tercihin, bir yönetim anlayışının, bir yanlış düzenin eseridir. Türkiye bu düzeni hak etmiyor. Bu düzeni değiştirecek güç Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Türkiye bugün büyük bir dönüşümün eşiğindedir. İnsanlar artık geçinemiyor, barınamıyor, eğitim alamıyor, adalete güvenemiyor. Bu düzen sürdürülemez. Bu düzen değişmelidir. O değişimi yapacak olan, bu kadrolar, bu örgüt, bu parti; yani Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Biz, devleti yeniden akılla yöneteceğiz, ekonomiyi yeniden bilime emanet edeceğiz, liyakati geri getireceğiz, siyasi kutuplaşmayı bitireceğiz, halkın sesine göre siyaset üreteceğiz. Çünkü bu ülke yeniden ayağa kalkacaksa; bunu yapacak tek güç, Cumhuriyet Halk Partisi'dir" ifadeleri kullandı.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Yerel CHP İzmir İl Başkanı Güç: İzmir'in Kaderi AKP'nin Siyasi Keyfine Bırakılamaz - Son Dakika


Advertisement