Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, ABD'deki ekonomik duruma ilişkin, "Merkez Bankasının sadece bol miktarda para basıp piyasaya sürmesi yetmiyor. Şirketler güvenmeyince yatırım yapmıyorlar, bankalar güvenmeyince kredi vermiyorlar. Halk bakıyor siyaset ortamındaki kaosa, halk da korkuyor, alışverişini erteliyor" dedi.
Babacan, Uludağ Grand Yazıcı Otel'de düzenlenen Uludağ Ekonomi Zirvesi'nin açılışında, 2008-2009'da başlayan küresel krizin halen devam ettiğini, sadece fazlar değiştirerek sürdüğünü belirterek, bu krizin kökekine inilemediğini söyledi.
Bu krizin çözümü için köklü adımların henüz atılmadığını, tedbirler alınamadığına dikkati çeken Babacan, şöyle konuştu:
"Bugüne kadar yapılan, ağırlıklı olarak merkez bankalarının, likidite operasyonlarıyla, bankalara ve devletlere geçici rahatlık sağlamak, komple çöküşü bir bakıma ertelemek ve hem ülkeler kendi içlerinde hem de özellikle AB'nin kendi içinde mutabakat ve politika arayışları... Şu anda 2008-2009'dan bu yana yaşadıklarımız bunlar. Likidite operasyonları, ülke içlerinde ve Avrupa'nın kendi içindeki ülkeler arasında mutabakat arayışları. Mutabakat arayışları diyorum çünkü, birçok ülkede krizden nasıl çıkılırla ilgili bir mutabakat yok. Dünyanın en büyük ekonomisi ABD. Bakıyorsunuz, henüz bırakın gelecek birkaç yılı, 2012 için bütçelerinin ne olacağı belli değil. Yönetim ile Kongre arasında ciddi görüş ayrılıkları var. Yönetim, 'Bize göre doğrusu budur' Kongre ise 'Biz buna karşıyız' diyor. Bir araya gelip, doğru politika çerçevesi oluşturup, mutabık kalıp, 'Bu krizden çıkış için stratejimiz, atacağımız adımlar, reformlarımız bunlardır' diyemediler henüz."
ABD'de iş dünyasıyla, siyaset çevreleri ve kanaat önderleriyle çok geniş çaplı görüşme ağının kurulduğunu belirten Babacan, "Avrupa'da da öyle Asya'da da öyle. İş dünyası, 'Biz önümüzü göremiyoruz, korkuyoruz. Washington ne yapacağını söylemeyince, biz de yatırımlarımızı, iş planımızı yapamıyoruz' diyor" ifadelerini kullandı.
Babacan, şu anda sadece Amerikan şirketlerinin elinde 3 trilyon dolarlık fazla kullanamadıkları nakit bulunduğunu, bankalarının elinde buna yakın kullanamadıkları nakit var olduğunu vurgulayarak, "Merkez Bankasının sadece bol miktarda para basıp piyasaya sürmesi yetmiyor. Şirketler güvenmeyince yatırım yapmıyorlar, bankalar güvenmeyince kredi vermiyorlar. Halk bakıyor siyaset ortamındaki kaosa, halk da korkuyor, alışverişini erteliyor. Yapacağı belki bir otomobil ya da ev alımını, hatta günlük alışverişini bile erteliyor" diye konuştu.
Halk, tüketici, şirketler bankalar durunca ekonominin de durduğuna dikkati çeken Babacan, Avrupa'da da durumun farklı olmadığını bildirdi.
-"Ciddi siyasi liderlik eksikliği var"-
Avrupa Merkez Bankasının, görülmemiş oranda likidite operasyonları yaptığını dile getiren Babacan, şöyle devam etti:
"En son operasyonda piyasaya sürdüğü likiditenin yüzde 80'i ertesi gün Avrupa Merkez Bankasına tekrar döndü. Likidite ihtiyacı olan, Avrupa Merkez Bankasından temin ediyor, fazlası olan Merkez Bankasına gönderiyor. Bankalar, birbirlerine likit açma konusunda son derece tereddütlü, birbirlerine güvenmiyorlar. 27 ayrı hükümet, 27 ayrı meclis, yüzlerce siyasi parti, koalisyonlar, azınlık hükümetleri, hükümetler ile meclis arasındaki farklı görüşler, bütün bunlar, Avrupa'nın birçok ülkesinde toparlanmayı sağlayamayan, toparlanmanın gecikmesini, ertelenmesini getiren en büyük problemler. Siyasi karar mekanizmalarındaki aksaklıklar, şu anda küresel ekonomi açısından en büyük tehdit, en büyük risk kaynağı. Ciddi siyasi liderlik eksikliği var. 'Kardeşim, doğrusu budur. Bırakın şu bunu, kısa vadeli endişeleri. Bu ülke için doğru olan budur, bunu yapıp geçiyoruz' diyebilen lider, Batı dünyasında çok çok azaldı."
-"Kaos ortamındaki Avrupa'nın en sağlam
ekonomisi olarak Almanya gösteriliyor"-
Almanya'nın bir önceki başbakanıyla bir yemekte bir araya geldiğinde yapılan konuşmayı paylaşan Babacan, "Bana, 'Öyle reformlar yapacağım, iş gücü piyasasıyla ilgili rekabetle ilgili' dedi. Bu konuda eleştirileceğini belirtip,
'Bir gün birinin Almanya'da bunları yapması gerekiyor. Kendi siyasi geleceğimden fedakarlık yapma pahasına bu adımları atacağım' dedi ve yaptı. Kaos ortamındaki Avrupa'nın en sağlam ekonomisi olarak Almanya gösteriliyor" ifadelerini kullandı.
Ali Babacan, rekabet gücünü koruyan, cari fazla üreten, işçilik maliyetlerinin Avrupa'da nispeten düşük olduğu bir Almanya'nın yakaladığı başarının bugün elde edilmediğini vurgulayarak, "Zamanında vizyonel bir devlet adamının siyasi liderin korkmadan attığı adımın sonucunu bugünkü yönetim yaşıyor. O gün alınan kararların faydasını görüyor Almanya. Pek çok ülkede bu olmuyor. Kendi siyasi bekasından fedakarlık yapıp da 'Ülkem için doğru olan budur, bunu yapacağım' deyip adım atan lider sayısı maalesef çok az dünyada" dedi.
Bunun için, kısa vadeli politikalar, bugünü kurtarma politikaları, 'Seçime kadar gidelim de seçimden sonra ne olursa olsun' türü yaklaşımların krizin bir türlü çözülememesine yol açtığını belirten Babacan, bugüne kadar uygulanan likidite tedbirleri, merkez bankalarının üstlendiği fonksiyonların zaten mecburen atılması gereken adımlar olduğunu söyledi.
Ali Babacan, bunları eleştirmediklerini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bunlar merkez bankaların mecburen yaptığı ve elindeki tek enstrümanla gerçekleştirdiği politikalar. Merkez bankalarının en iyi bildiği iş, para basmaktır. Fazla yapabilecekleri bir şey de yoktur. Bunu bol bol yaptılar. Bu, hükümetleri asla rehavete sevk etmemeli. Asla hükümetler, sırtını merkez bankasına dayayıp, 'nasılsa çarklar dönüyor, ekonomik büyüme yavaşladı ama olsun bir çöküş de yaşamadık biraz daha devam edelim' dememeli. Bu son derece riskli tutum. Pek çok ülkede bütçe tedbirleri gerekiyor, bütçe açığını hızla düşürmek gerekiyor, kamu borç stokunu düşürmek gerekiyor. Rekabet güçlerini artırmaları, reformlar yapmaları gerekiyor, bankalarına çeki düzen vermeleri gerekiyor. Er ya da geç şu anda borç sorunu yaşayan, yüksek bütçe açığı olan ülkelerde vergiler yükselmek zorunda kalacak."
- "Japon halkının 17 trilyon dolarlık finans varlığı var"-
Japonya'nın satış vergisini iki yıl içinde, iki kademede 5 puan birden artıracağını açıkladığını vurgulayan Babacan, şöyle devam etti:
"Baktılar ki borç, milli gelirin yüzde 250'si. Bugüne kadar Japon halkı, devletine güvenmiş. Devleti ne kadar kağıt çıkarırsa almış. Japon halkının 17 trilyon dolarlık finans varlığı var. İtalya'da, İspanya'da olup bitenleri gördükten sonra Japon halkı da sorgulamaya başlamış durumda, 'Biz bunları alıyoruz ama Yunanistan, İtalya gibi bizim devlet de gün gelir de bunu ödeyemez mi acaba' diye soru işareti oluşmaya başladı. Yüzde 250'lik borcu ancak devletine çok sadık ve güvenen milletle sağlarsınız. Bunun da sürdürülebilirliği gittikçe riskli tablo arz ediyor. Dolayısıyla Japonya, Avrupa, ABD olsun dünyanın en iyi ekonomilerinde önümüzdeki dönemde ağır vergi yükü gelecek, kamu yatırımlarında kesinti yapmak zorunda kalacaklar. Bu da büyümeyle ilgili uzun süreli baskı oluşturacak, bütün bu ekonomilerin üzerinde."
Babacan, Güney Amerika, Latin Amerika ve Japonya dışındaki Asya'da ekonomik aktivitenin gayet hızlı bir şekilde geliştiğini belirterek, üretim kalitesi ve teknolojinin yükseldiğini, ticaret hacminin arttığını ve yeni oluşan dünya dengelerinde ekonomik gücün hızla batıdan doğuya doğru kaydığını, kayacağını gördüklerini bildirdi.
Dünyanın ekonomik ağırlık merkezinin doğuya doğru kayacağına dikkati çeken Babacan, "Bunun etkisini uluslararası kuruluşlarda görüyoruz. Uluslararası Para Fonu'nda (IMF) şimdi hisse yapıları değişiyor. 24 kişilik yönetim kurulundaki Avrupalıların sandalye sayısı azalıyor. Hisseler tekrar değiştiriliyor. 1. tur hisse operasyonu bitirildi. 2. tur hisse operasyonları yapılıyor. Türkiye'nin hissesi artıyor gelişmiş ekonomilerin hisseleri düşüyor. Bunun Dünya Bankasına yansımalarını yakın zamanda göreceğiz" diye konuştu.
- BURSA
Son Dakika › Yerel › Uludağ Ekonomi Zirvesi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.