4. İstanbul Finans Zirvesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

4. İstanbul Finans Zirvesi

4. İstanbul Finans Zirvesi
18.09.2013 12:25

Başbakan Yardımcısı Babacan:(2) "Senaryo ne olursa olsun, gelişmekte olan ülkelerin dinamizmi, nüfus yapısı ve rakabet gücü çok büyük üstünlük" "Sadece nicelik olarak hangi ülkenin yüzde kaç büyüdüğü değil, ama büyümenin niteliği de bundan sonraki dönemde herkesin dikkat etmesi gereken önemli bir unsur"

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, senaryo ne olursa olsun, gelişmekte olan ülkelerin dinamizminin, nüfus yapısının ve rakabet gücünün çok büyük üstünlük olduğuna işaret ederek, "Yeter ki gelişmekte olan ülkeler akılcı, makroekonomik politikalar uygulasınlar" dedi.

Anadolu Ajansı'nın (AA) resmi iletişim sponsoru olduğu ve "Kalıcı Büyümenin Finansmanı" temasının işlendiği 4. İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan Babacan, gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Babacan, Fed Başkanı Ben Bernanke'nin 22 Mayıs'ta Fed'in varlık alımlarını azaltacağını açıklamasından daha önce kendisinin 7 Mayıs'ta yaptığı açıklamayı hatırlatarak, şunları anlattı:

"Oradaki ifadelerimi size aynen okuyorum, demişim ki, 'Bugünün likidite bolluğuna asla aldanmayın. Gün gelip de bu likidite çekilmeye mecburen başlandığı zaman da gelişmekte olan ülkelerin çok dikkatli olması gerekiyor ve o güne de bugünden hazır olmak gerekiyor. Biz de Türkiye olarak kendi politikalarımızı uygularken bunlara çok dikkat etmek zorundayız.' Daha bu dalgalanma başlamadan, Fed Başkanı açıklama yapmadan önce biz bunu söylemişiz ve bugünlerin geleceğini, her kurumun, her gelişmekte olan ülkenin buna hazırlıklı olması gerektiğini kayda düşmüşüz."

Konuşmasında gelişmekte olan ülkelerdeki genel tablo hakkında bilgiler aktaran Ali Babacan, Çin'de ciddi bir reform ihtiyacı olduğunu en üst yönetimin de artık ortaya konulduğunu söyledi.

Çin'in yeni yönetiminin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı ile görüşmeler yaptığını hatırlatan Babacan, Başbakan Li ile yaptıkları toplantıda Türk ve Çin ekonomilerine ilişkin değerlendirmede bulunduklarını, Çin'de özellikle finans sistemi, sosyal güvenlik sistemi ile alakalı reformların önemli olduğunu dile getirdi.

Babacan, cari açık ile bütçe açığının aynı anda oluşunun, gelişmekte olan ülkelerden biri olan Hindistan ekonomisini olumsuz etkilediğini belirterek, Brezilya ve Endonezya'nın da bundan önceki büyüme rakamlarına nazaran önümüzdeki dönemde daha düşük bir büyüme trendine gireceği görüşünü paylaştı.

Senaryo ne olursa olsun, gelişmekte olan ülkelerin dinamizminin, nüfus yapısının ve rakabet gücünün çok büyük üstünlük olduğuna işaret eden Babacan, "Yeter ki gelişmekte olan ülkeler akılcı, makroekonomik politikalar uygulasınlar, gerekli reformları zamanında gecikmeden yapabilsinler ve eğitim, yoksullukla mücadele, gelir dağılımı gibi sosyal politikalarında da dikkatli olsunlar" diye konuştu.

-"Büyümenin kalitesi önemli"-

Büyümenin kalitesinin de çok önemli olduğuna işaret eden Babacan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Sadece nicelik olarak hangi ülkenin yüzde kaç büyüdüğü değil ama büyümenin niteliği de bundan sonraki dönemde herkesin dikkat etmesi gereken önemli bir unsur... Büyümenin kalitesi derken, büyümeye sadece ekonomik bir gösterge ve sadece rakamsal boyutuna baktığımızda o ekonominin yapısıyla ilgili fazla bilgi vermediğini kastediyorum. Bir ülke yüzde 3, bir ülke yüzde 7 büyümüşse yüzde 7 büyüyen ülke çok iyi iş çıkarmış diyebiliyor muyuz acaba?"

Babacan, büyümenin 3 önemli unsuru bulunduğuna vurgu yaparak, bunların finansal, sosyal ve çevresel sürdürülebilirlik olduğunu, çoğu ülkede siyasetin kısa vadeye odaklanabildiğini dile getirdi.

Sürdürülebilirlik unsurlarının zaman zaman gözardı edilebildiğine işaret eden Babacan, finansal sürdürülebilirliği şu şekilde açıkladı:

"Büyümenin niteliğine baktığımızda, büyüme kamu sektöründen mi geliyor yoksa, özel sektörden mi geliyor? Büyüme tüketerek mi yoksa yatırım harcamalarıyla mı oluyor? Büyüme iç tasarrurlara dayanan bir büyüme mi yoksa dış kaynağa bağlı bir büyüme mi? Büyümenin sonucunda kamunun borç stoğu, şirketlerin borcu nereye gidiyor? Finans sisteminin kaldıracı bankaların bilanço büyüklükleriyle sermayesini mukayese ettiğimizde bilanço yapıları, hane halkının borçluluk oranı nereye gidiyor? Tüm bunları beraberce değerlendirilmesi önemli, bunlara dikkat edilmezse, büyümenin finansal sürdürülebilirliği ile ilgili riskler her an karşınıza çıkabilir."

Ali Babacan, finansal sürdürülebilirlikte Türkiye'nin tercih ettiği tabloyu ise şöyle özetledi:

"Mevcut tablodan değil, olması gereken tablodan bahsediyorum. Öncelikle tüketime değil, özel sektörün kamunun yatırımlarına bağlı bir büyüme... Kamunun değil, özel sektörün yatırımda, harcamada ağırlıklı olduğu bir büyüme yapısı...Tüm devlet gelirlerimizin milli gelire oranı yüzde 27, OECD ortalaması yüzde 34 ama OECD ülkeleri arasında yüzde 50'nin üzerinde olan ülkeler var. Biz bu yüzde 27'nin büyümemesini istiyoruz. Çünkü bizim petrol, doğalgaz gelirimiz yok, tek gelirimiz vergi... Daha çok vergi alıp daha çok harcama yapan bir devlet olmak istemiyoruz."

İç talebe değil, dış talebe, ihracata dayalı büyümenin de çok önemli bir unsur olduğunun altını çizen Babacan, "Türkiye ancak ürettikçe, yüksek katma değerli ürettikçe, ürünlerini, hizmetlerini dünya pazarına daha çok sattıkça gerçek anlamda sıhhatli büyümeye sahip olacak" dedi.

Babacan, büyümenin kamu bilançosu, bankaların bilançosu, reel sektör bilançosu, hane halkı bilançosu üzerindeki etkilerinin dikkate alınmasının gerekliliğini, kısa vadeli büyüme planının ileride riskler oluşturabileceğini belirterek, "Bir bakıma büyümenin faturasını gelecek nesillere borç stoKu olarak bırakmamalıyız" ifadelerini kullandı.

-"Büyümenin uzun vadede, doğal kaynaklar üzerindeki etkileri dikkate alınmalı"-

Büyümenin sosyal sürdürebilirliğini de "Büyümenin, toplumun tüm kesimlerine adil bir refah olarak yansıması" olarak açıklayan Babacan, şunları kaydetti:

"Bazı ülkelerde çok hızlı büyüme oluyor ama görüyoruz zengin daha zengin, fakir daha fakir olup gelir dağılımı açılıyor. İşte bu büyümenin sosyal sürdürülebilirliği üzerinde riskler oluşturuyor. Yine yoksullukla mücadele, her ekonomik programın çok önemli sosyal ayağı olmak zorunda. Eğitimde, sağlıkta ve adalet sistemlerinde mutlaka büyümeyle paralel olarak iyileştirmelerin topluma yansıması önemli... Sosyal güvenlik sistemlerinin, sosyal adalet ilkesine uygun şekilde reforme edilmesi ve çalışanların haklarının korunması... Bütün bunlar bir ülkedeki büyümenin sosyal yapıla beraber sürdürülebilir olmasının önemli koşulları."

Çevresel sürdürülebilirlik konusunda da katılımcıları bilgilendiren Babacan, bu üçüncü boyutun, kriz döneminde tamamen ihmal edildiği yorumunda bulundu.

Babacan, çevreyle ilgili yapılan pek çok toplantıdan artık fazla sonuç alınamadığını belirterek, "Ülkeler kendi uyguladıkları çizgiye kilitlenmiş durumda ve gelecekte kolektif olarak dünyanın daha riskli bir ortama girdiği gerçeği olduğu gibi ortada olmasına rağmen bu konuda küresel boyutta yeterince işbirliği göremiyoruz. Büyümenin uzun vadede, doğal kaynaklar üzerindeki etkilerinin mutlaka dikkate alınması gerekiyor, nesiller arasındaki adalet sağlanmalı" değerlendirmesinde bulundu.

- İstanbul

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi 4. İstanbul Finans Zirvesi - Son Dakika


Advertisement