AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Açıklaması

AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Açıklaması
12.10.2012 09:02

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, değişime her zaman direnç olduğunu belirterek, "AB sürecimiz de Türkiye'nin tarihinin en önemli değişim projesidir."

Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci

Egemen Bağış, değişime her zaman direnç olduğunu belirterek, "AB sürecimiz de

Türkiye'nin tarihinin en önemli değişim projesidir. Ama o dirençlere ve baskılara

rağmen biz 'durmak yok, reforma devam' demek zorundayız" dedi.

Bakan Bağış, İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) ekim ayı meclis toplantısında

konuk oldu. İTO Meclisi üyelerinin çeşitli konulardaki yaptıkları sunumları

dinledikten sonra kürsüye çıkan Bağış, İTO'nun 130 yıllık tarihinin kendisine

verdiği mesuliyet çerçevesinde Türkiye'nin her konusuyla ilgili olduğunu söyledi.

Sözde Ermeni soykırımı iddialarına verilecek cevaplarla ilgili sunum için,

bu sorunla günbegün mücadele etmiş bir kişi olarak İTO'nun önerilerinin tamamının

altına imzasını atabileceğini ifade eden Bağış, "2015 yılında sözde soykırım

olayının 100. yılını gündeme getirmek için dünyanın her yerinde aktif çalışan bir

Ermeni lobisi var. Ama bu yıl, tartışılmayan, herkesin kabul ettiği, bütün

tarafların da kendi kusurlarını benimsediği Balkan Savaşı'nın 100. yıl dönümü ve

maalesef bunu dünya kamuoyuna getirme konusunda biraz yavaş, biraz eksik, biraz

zayıf davranıyoruz" diye konuştu.

Bundan 100 yıl evvel Balkanlarda çok acı olayla yaşandığını ve bugün bunu

gündeme getirenin olmadığını dile getiren Bağış, konuşmasına şöyle devam etti:

"Geriye dönüp baktığımızda aslında bizim eğitim ve kültür sistemimizin bize

getirdiği çok büyük, çok önemli özelikler var. Biz bunları gerçekten önemsiyoruz.

Mütevazi olmak, kendimizi övmemek... Annelerimiz bizi 'Aman kendini övme, bırak

başkaları övsün. Ağır ol, molla desinler' diye yetiştirdikleri için biz ne

acılarımızı ne başarılarımızı paylaşma konusunda çok fazla ön planda olmayı

sevmeyiz millet olarak. Acılarımızı içimize atarız, mutluluklarımızı kendi

mütevazi kutlamalarımızla geçiştiririz. Ama rekabet etmek zorunda olduğumuz,

mücadele etmek durumunda olduğumuz uluslararası platformlarda işler biraz farklı

yürüyor.

Uzun yıllar yurt dışında yaşamış olmanın getirmiş olduğu özgüvenle bazen

Türkiye'ye, Türkiye'nin değerlerine, inançlarımıza laf atanlara hakettikleri

cevabı vermeye çalışıyorum ama onda bile kendi kendimi sorguluyorum bazen, 'Çok

fazla ileri mi gittim?' diyorum. Bizim bu soykırım iddialarına cevap verme

konusunda mütevazılığı bir kenara bırakıp biraz tarihi öğretme konusunda çok

önemli işler yapmamız lazım. İTO'nun bununla ilgili ayrı bir komisyon kurmuş

olmasını ve burada dile getirilen öneriler çok önemsiyorum ve içtenlikle teşekkür

ediyorum. Bugün 130 yılık tecrübesiyle, savaşları ve krizleri yaşamış, bir

birikime sahip olmuş Odamızın Türkiye'nin her meselesine eğilmesi çok önemli."

İstanbul, Türkiye'nin en önemli vitrini, en önemli markası ve en önemli

şehirlerinden bir tanesi. Bu şehirde 800 yılı aşkın bir süredir camiler,

kiliseler, havralar birlikte insanlığa huzur vermişler. Dünyada iki kıta üzerine

kurulu başka şehir yok. İçinden nehir geçen çok şehir vardır ama içinden deniz

geçen tek dünya şehri İstanbul. Dünyanın en eski alışveriş merkezi de

Kapalıçarşı'dır. Ticaretin, pazarlık kavramının, müzakerenin icat edildiği bir

şehirde yaşıyoruz. Onun için İTO gerçekten çok tarihi bir misyona sahip. O tarihi

misyon çerçevesinde hem ülkemizin hem bölgenin bütün konularına eğilmesi zaten

konumu gereği çok doğal."

-"Demokrasimizi güçlendiren en önemli unsur da AB yolunda attığımız reform

adımlarıdır"-

Türkiye'nin artık farklı bir noktaya gelmeye başladığının altını çizen

Bağış, şunları kaydetti:

"Büyüme oranlarımızda, ekonomimizde yaşanan süreçte bugün batımızdaki

ülkelerin ilham kaynağı haline geldik. Bugün Türkiye'nin ortalama yaşı 29.

Almanya'nın ortalama yaşı 45. Uzun vadede Türkiye'nin onlar için ne kadar önemli

olduğunu aslında entelektüel çevreler dile getirmeye başladı. Bizde de bu özgüven

var. Ama doğumuzdaki ülkeler için de demokrasimizle insan hakları

standartlarımızla, serbest pazar ekonomisine olan bağlılığımızla ilham

kaynağıyız. Bugün eğer Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı sabahın 2'sinde

Kahire'ye indiğinde 20 bin kişi tarafından karşılanıyorsa sadece boyuna posuna

olan sevgilerinden değil, aslında kendi ülkeleri için arzu ettikleri özellikleri

taşımasından dolayı o muhabbete o sevgiye kavuşuyoruz.

Çünkü o insanlar hayatlarını riske atarak meydanları doldurup gösteriler

yaparken ne talep ettiler? Türkiye gibi olmayı talep ettiler. Demokrasi, insan

hakları, serbeste pazar ekonomisi istediler. Çocuklarına daha aydınlık yarınlar,

daha iyi eğitim sistemi, daha iyi okullar istediler. Peki Türkiye'nin ortak

tarihine, ortak kültürüne, ortak inancına, ortak coğrafyasına rağmen bu

ülkelerden kat kat farklı olmasının, ileride olmasının sebebi neydi? En önemli

yumuşak gücümüz olan demokrasimizdi. Demokrasimizi güçlendiren en önemli unsur da

AB yolunda attığımız reform adımlarıdır.

Türkiye rahmetli Menderes'in 1959'da o ilk başvuruyu yapmasından bu yana çok

önemli aşamaları geride bıraktı. Bundan 15-20 yıl öncesine kadar bu ülkede

insanlar etnik kökenini dile getirmeye, farklı etnik dillerde konuşmaya, farkı

lehçelerde şarkı dinlemeye korkardı. Kasetler el altından, masa altından kaçak

üretilip satılırdı ve yasakken daha fazla satılırdı. Bu ülkede Devlet Güvenlik

Mahkemeleri vardı. Bu ülkede TRT yönetim kurulu üyelerinden birinin Türk Silahlı

Kuvvetleri mensubu olması kanunen şarttı. Yüksek Öğretim Kurumunun yani

üniversitelerimizin yönetiminden sorumlu olan YÖK'ün yöneticilerinin bir kısmının

TSK tarafından belirlenmesi gerekirdi. Bu ülkede sizler bazen yurt dışına

giderken çok az miktarda dövizle çıkardınız ama bavullar dolusu malzemeyle geri

dönerdiniz. Birçok saçma kurallar, bir çok yanlışlar AB yolunda atılan reform

yasalarıyla adımlarıyla Türkiye'de düzeltildi. Mükemmel olduğumuzu da iddia

etmiyoruz. Hala eksikliklerimiz var ama onları çözmek için de çok ciddi bir

çabamız var."

-"Türkiye'nin bir yere kaydığı yok. Türkiye olduğu yerde"-

Bugüne kadar yaptıkları ve son 10 yılda TBMM'de kabul edilen yasalar

sıralandığında Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin görüldüğünü söyleyen Bağış,

şöyle konuştu:

"Bu reform, demokratikleşme, zenginleşme ve şeffaflaşma sürecimizin bir

başka adı da AB sürecimiz. O AB sürecimiz de bizi bugün bölgenin en çağdaş

ülkelerinden bir haline getirdi. Bir yandan kendi değerlerimizden hiçbir şekilde

feragat etmiyoruz. Ki Başbakanımızın Libya'da yaptığı konuşma bence tarihi bir

konuşmadır. Bir Cuma namazı sonrası Libya'da kendini dinlemeye gelen 30 bin

kişiye dönüp 'Sakın laiklikten korkmayın. Ben de sizin gibi ibadet ettim, sizin

gibi inançlı bir Müslümanım ama demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinin

Başbakanıyım. Laik olmak dinsiz olmak anlamına gelmez, tam tersi laiklik

dileyenin dilediği inanca dilediği kadar inanabilmesinin güvencesidir' demesi,

Türkiye'nin ne kadar farklı bir ülke olduğunu, Türkiye'nin, doğunun en batılı,

batının da en doğulu ülkesi olduğunu ortaya koyuyor. İstanbulumuz bugün

Avrupa'nın en Asyalı şehri iken Asya'nın da en Avrupalı şehridir. Bizim biri

uğruna diğerinden feragat etme gibi bir lüksümüz de yoktur böyle bir beklenti

içine de hiç kimse giremez.

'Türkiye'nin ekseni nerede, nereye kayıyor' diye tartışılıyor. Türkiye'nin

bir yere kaydığı yok. Türkiye olduğu yerde. Ama olduğumuz yer, bizim çok tarihi,

çok kritik, çok stratejik bir yer. Biz hem doğuluyuz hem batılıyız hem kuzeyliyiz

hem güneyliyiz. Bütün bu özelliklerimizi birlikte kullanarak Türkiye'nin son 10

yılda kişi başına düşen gelirini 3 kat artırabilen, ticaretini 3 kat artırabilen,

otoyollarını 3 kat artırabilen, hastanelerini, okullarını, havaalanlarını, uçağa

binen insan sayısını kat kat artırabilen bir ülke olabildi. Bu yüzden kimileri

Türkiye'nin bu reform sürecini durdurmak için içeride ya da dışarıda direnç

gösterebilirler. Değişime her zaman direnç vardır. AB sürecimiz de Türkiye'nin

tarihin en önemli değişim projesidir. Ama o dirençlere ve baskılara rağmen biz

'Durmak yok, reforma devam' demek zorundayız. Bizim atmamız gereken çok önemli

adımlar var."

(Sürecek)

Muhabir: Mücahid Eker/Ahmet Hacifazlioğlu

Yayıncı: Hülya Ertan - ISTANBUL

Kaynak: AA

Son Dakika Ekonomi AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış Açıklaması - Son Dakika


Advertisement