Terörden arındırılan Kefrun Kalesi dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor - Son Dakika
Son Dakika Logo

Terörden arındırılan Kefrun Kalesi dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor

01.09.2019 11:50  Güncelleme: 11:56

Terörden arındırılan Kefrun Kalesi dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor Terörden arındırılan Kefrun Kalesi havadan görüntülendi Tarihi kale yıllarca teröristlerin kamp olarak kullanılmasından tamamen arındırıldı Burası Babadağ değil terörden arınan Kefrun Kalesi 3 ilin üçgeninde bulunan...

Terörden arındırılan Kefrun Kalesi dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor

Terörden arındırılan Kefrun Kalesi havadan görüntülendi

Tarihi kale yıllarca teröristlerin kamp olarak kullanılmasından tamamen arındırıldı

Burası Babadağ değil terörden arınan Kefrun Kalesi

3 ilin üçgeninde bulunan Kefrun Kalesi, dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor

Tarihi kale definecilerin hedefi oldu

DİYARBAKIR - Diyarbakır, Muş ve Bingöl üçgeninde bulunan, birçok medeniyete ev sahipliği yapan Kefrun Kalesi, terörden arınarak dağcı ve yamaç paraşütçülerin ziyaretini bekliyor.

1990 yıllarında terör örgütü PKK'nın yuvası haline gelen, daha sonra düzenlenen başarılı operasyonlar sonucu PKK'lı teröristler tamamen kaleden atılarak bölgede huzur sağlandı. Yaklaşık 1 kilometre yüksekliğine sahip olan Kefrun Kalesinin, şimdilerde definecilerin hedefi olduğunu söyleyen bölge halkı turizme, doğa sever ve yamaç paraşütçülerine kazandırılmasını bekliyor.

"Burası dağcılar için bulunmaz bir yer"

Kulp ilçesi Konuklu Köyü Muhtarı Vural Zümrüt, kalenin tarihi bir geçmişe sahip olduğunu ve bir kilometre yüksekliği ile dağcılar için bulunmaz bir yer olduğunu söyledi. Zümrüt, "Kale mezrası çok tarihi bir geçmişe sahiptir, burada Roma, Bizans, Acem ve Osmanlı olmak üzere hepsinin tarihi buradan geçmiş. Kim ne zaman sıkışmış, dara girmiş ise bu kaleye gelmiş, bu kale sayesinde düşmanlara karşı kendini ayakta tutmuş. Burada Sarnıçhane dediğimiz kuyular var, ne kadar derinliğe sahip bilmiyoruz, yalnız bu kuyularda birçok insanların hayatını kurtarmaya yardımcı olmuş. Burası son 20 yıl PKK tarafından abluka altına alındı, burada çok güzel mağaralar var, PKK konuşlandıktan sonra devlet tarafından arındırıldı, daha sonra karakol yapıldı. Yılardır kimse uğramıyor ve şuanda burası sahipsiz, biz buranın doğaya açılmasını, turizme kazandırılmasını istiyoruz. Burası dağcılar için bulunmaz bir yer, bu kaylar bir kilometre yüksekliğe sahip, paraşüt ile uçmak için çok güzel yerlerimiz de var. Ben birçok yer gezdim fakat böyle güzel bir yer görmedim, Cumhurbaşkanımız ve tüm yetkililere çağrımız burayı turizme kazandırılmasıdır" dedi.

"Böyle bir yüksek kale Türkiye'de yok"

Konuklu köyü Kale mezrası sakini Hasan Polat ise, böyle bir yükseklikte kalenin Türkiye'de olmadığını ve turizme kazandırılması gerektiğini dile getirdi. Polat, "Buranın tarihi tahminen on bin yıl önce Bizanslar tarafından bu kale yapılmış. Türkiye coğrafyasında çok büyük bir tarihe sahip, üzerinde 13 tane sarnıç var, bunlardan biri cezaevi, diğer kuyular ise su için. Eskiden devletler bir birine saldırırken, burada o zaman bulunan devlet sarnıçlarla içecek su ile kendini korumuş. 13 tanesi ne kadar derinlikte biz bilmiyoruz, o zamanlar çok tarihi ve ya belki dünyada eşi bulunmayan bir yeşillik atılmış ve bu yeşilliğin kalınlığı tahminen 15 santim civarındadır. Bu sarnıçlar suyun kurumasını engelliyor ve suyu muhafaza ediyor. Yetkililere çağrımız burasının turizme kazandırılması, bizim ve Türkiye için çok faydalı olur, böyle bir yüksek kale dünyayı bilmem ama Türkiye'de yok" diye konuştu.

Kefrun Kalesi

Diyarbakır, Muş ve Bingöl üçgeninde bulunan ve Kulp ilçesinin 10 kilometre güneydoğusunda yer alan doğal kayalık üzerinde inşa edilen Kefrun Kalesi, Doğu Romalılar döneminde güvenlik amacıyla müstahkem bir kale konumuna getirilmişti. Kulp'a adını veren Derebeyi Kulpo'nun da bu kaleyi kullandığı bilinmektedir. Eyyubiler ve Artuklular döneminde kullanılan kale daha sonraki dönemlerde Kulp Beyliği'nin merkez kalesi olarak kullanılmış. İlk başlarda Acemlerin elinde bulunan kale daha sonra Rumelilerin eline geçmiş, Osmanlı devrine dayanan bu yıllarda, Atabeyliler Rumelilerle savaşarak bu kaleyi almış, Osmanlılar her tarafta adalet sağlanması için bu kaleyi de kendine bağlamıştır. Bu kale Mirek Mir Muhammed tarafından yönetilmiş, kale şimdiki görünüşüyle iki parça şeklinde ayaktadır. Atabeylilerden kalan tam 13 tane kuyu ve hendek bulunmaktadır. Bu kuyular taşın içine kazılarak yapılmış ve derinliği henüz tespit edilememiş, yöre insanı bunlara sarıç ismini vermektedir. Bu sarnıçlar içine yağmur sularıyla dolmakta, suyun üzeri iddiaya göre tamamen bilinmeyen ve bu bölgede görülmeyen otlarla kaplı. Bu otlar suyu dış etkenlerden korumakta ve yaklaşık 15 santim kalınlığında oluşmakta. Bunların tohumlarının Atabeyliler tarafından atıldığı söylenmektedir.

Kaynak: İHA

Son Dakika Genel Terörden arındırılan Kefrun Kalesi dağcı ve yamaç paraşütçülerini bekliyor - Son Dakika


Advertisement