33. Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgeseller göçü, aidiyeti ve emeği anlattı - Son Dakika
Son Dakika Logo

33. Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgeseller göçü, aidiyeti ve emeği anlattı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
33. Adana Altın Koza Film Festivali\'nde belgeseller göçü, aidiyeti ve emeği anlattı

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgesel gösterimleri göç, aidiyet, emek ve doğa mücadelesini farklı hikayelerle perdeye taşıdı. Volkan Üce'nin '2m²', Musa Ak'ın 'Tuzdan Hayaller' ve 'Hızır 7 Gün' gösterimlerinin ardından söyleşiler yapıldı.

(ADANA) – 33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgeseller; göç, aidiyet, emek ve doğa mücadelesini farklı hikayeler üzerinden perdeye taşıdı. Volkan Üce'nin yönettiği "2m²" ile Musa Ak'ın "Tuzdan Hayaller"in gösterimlerinin ardından söyleşiler gerçekleştirildi. Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri arasında yer alan "Hızır 7 Gün" de seyirciyle buluştu.

33. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali'nde belgesel gösterimleri, farklı coğrafyalardan insan hikayelerini seyirciyle buluşturmaya devam ediyor. Festivalin Belgesel Özel Gösterim bölümünde, Volkan Üce'nin yönettiği, Vildan Erşen'in yapımcılığını üstlendiği "2m²" seyirciyle buluştu. Gösterimin ardından yönetmen Volkan Üce ve yapımcı Vildan Erşen'in katıldığı söyleşiyi kültür sanat gazetecisi Hilal Solmaz yönetti.

"2m²", Avrupa'da yaşayan göçmenlerin ölümden sonra nereye ait oldukları sorusunun peşine düşüyor. Filmin merkezinde, yıllarca fabrikada çalıştıktan sonra cenaze hizmetleri alanına yönelen Tayfun bulunuyor.

Filmin adı da Tayfun'un Avrupa'da yaşayan göçmenlerin mezar yeri sorununa ilişkin sözlerinden geliyor. Avrupa'da ev satın alabilen ve mülkünü çocuklarına bırakabilen göçmenlerin, mezar yerlerini çoğu zaman ancak belirli sürelerle kiralayabilmesine dikkat çeken Tayfun, "Yerin üstünde yüzlerce, binlerce metrekareyi almışken yerin altında da iki metrekareyi verin bize ki ömür boyu burada kalalım" diyor.

Üce, filmin adının daha açıklayıcı olması yönünde öneriler aldığını ancak "2m²" isminde ısrar ettiğini belirterek, filmin farklı ülkelerde de aynı adla gösterilmesini istediğini anlattı. Kovid-19 döneminde televizyonda gördüğü Tayfun'un hikayesinden etkilendiğini anlatan Üce, karakterine sosyal medya üzerinden ulaştığını söyledi. Uzun yıllar fabrikada çalışan Tayfun'un cenaze işçiliğine yönelmesinin ardında ise bir iş arkadaşının ölümü bulunuyor. Katıldığı cenaze töreninde her ayrıntıyı organize eden cenaze görevlisini gören Tayfun, iki yıl boyunca gündüz fabrikada çalışıp akşamları eğitim alarak cenazecilik diploması alıyor.

Film, ölüm gibi ağır bir meseleyi mizahla yan yana getirirken, Avrupa'daki göçmenlerin ölümden sonra da devam eden aidiyet sorununu tartışmaya açıyor. Üce, filmde Tayfun'un mizahını korurken karakteriyle alay etmemeye özellikle dikkat ettiğini, "Onu komik göstermek başka bir şey, onunla alay etmek başka bir şey" sözleriyle anlattı. Filmin çarpıcı bölümlerinden birini ise cenazelerin ülkeler arasında taşınması oluşturuyor. Tayfun'un "Sen yolcu değilsin, kargosun" sözleriyle anlattığı süreçte, cenazenin taşınma bedelinin ağırlık üzerinden hesaplanması, ölümün ardından insan bedeninin bir nakliye hesabının parçasına dönüşmesini gözler önüne seriyor.

"TUZDAN HAYALLER" GÖRÜNMEYEN EMEĞİ ANLATIYOR

Festivalin Belgesel Özel Gösterim bölümünde seyirciyle buluşan Musa Ak'ın "Tuzdan Hayaller" belgeseli ise Sivas'ın Zara ilçesine bağlı Tuzlagözü Köyü'ndeki geleneksel tuz üretimini ve bu üretimin ardındaki emeği anlatıyor.

Gösterimin ardından Hilal Solmaz'ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide Musa Ak, filmin çıkış noktasının "görünmeyen emek" olduğunu söyledi. Gündelik yaşamda sıradan bir tüketim maddesi olarak görülen tuzun son derece zahmetli bir üretim sürecinden geçtiğine dikkati çeken Ak, köyde geleneksel üretimi sürdüren son ustalardan Turan Usta'nın ardından bu işi devam ettirecek insan sayısının giderek azaldığını anlattı.

Belgesel, tuz üretiminin yanı sıra göçü ve giderek boşalan köy yaşamını da görünür kılıyor. Ak, köyde kış aylarında yalnızca birkaç ailenin kaldığını, geçmişte köyün temel geçim kaynağı olan tuzlanın değişen çalışma koşullarıyla birlikte eski yapısını kaybettiğini söyledi.

"HIZIR 7 GÜN" ULUSAL BELGESEL FİLM YARIŞMASI'NDA

Festivalin Ulusal Belgesel Film Yarışması finalistleri arasında yer alan Salih Tuncer Singin'in yönettiği "Hızır 7 Gün" ise Karadeniz'de bir köyün doğasını, denizini ve yaşam alanlarını koruma mücadelesini perdeye taşıdı.

Singin, gösterimin ardından gerçekleştirilen söyleşide filmin başlangıçta planlanmış bir proje olmadığını anlattı. Pandemi sonrasında çevresindeki birçok insanın başka ülkelere göç ettiğini gözlemlediğini söyleyen yönetmen, İstanbul'da müzisyenlik yaptıktan sonra köyüne dönen Şerafettin Çaylı'nın hikayesinin kendisinde "tersine göç" ve aidiyet üzerine bir merak uyandırdığını belirtti.

Filmin karakterlerinden Şerafettin Çaylı ise köyde verilen mücadeleyi "sessiz sakin kocaman bir direniş" sözleriyle tanımladı. Çaylı, şehirden köye dönüşünü bir borç ödeme olarak gördüğünü belirterek köylere sahip çıkılması gerektiğini söyledi.

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.