Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, bazı olumsuzluklara odaklanarak, Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'in geleceğine ilişkin karamsar bir bakış açısı sunmanın yanlış olacağını ifade ederek, "Bu hataya düşmemeli, bölge halklarının ne istediğini doğru anlamalıyız" dedi.
Başbakan Erdoğan, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (AİKB) 22. Guvernörler Kurulu'nun yıllık toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, yoksulluğun azaltılması, hayat şartlarının iyileştirilmesi ve ekonomik büyümenin sağlanmasının canlı bir özel sektör gerektirdiğini söyledi.
Türkiye'nin ekonomik büyümesindeki en önemli dinamiğin özel sektör yatırımları olduğunu vurgulayan Erdoğan, AİKB'nin, üye ülkelerdeki özel sektöre sağladığı sermaye, bilgi ve ortaklık imkanlarının önemli düzeyde olduğunu bildiklerini, bu vesileyle AİKB'nin bölgesel ve küresel değişimlere uyum sağlama çabalarını takdirle karşıladıklarını kaydetti.
Erdoğan, Kosova'nın da AİKB'ye üye olmasından büyük memnuniyet duyduklarını belirtti.
Türkiye'nin, "genişleyen ve bölgesinde önde gelen uluslararası finans kuruluşlarından olan" AİKB'nin faaliyetlerine olan desteğini sürdüreceğini aktaran Erdoğan, AİKB'nin, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da sürmekte olan değişim ve dönüşüm sürecine destek olma noktasında benimsediği aktif ve öncü rolü takdirle karşıladıklarını dile getirdi.
Erdoğan, bu sabah "dönüşüm sürecinde" bulunan ülkelerin hükümet başkanlarının katılımıyla Güney ve Doğu Akdeniz ülkelerindeki iş ve yatırım imkanlarını ele aldıkları yüksek düzeyli bir etkinlik gerçekleştirdiklerini hatırlatarak, "Toplantımızda bu hükümetlerin politika önceliklerini dinledik. Bu toplantı, söz konusu hükümetlerin öncelikli reformlarının AİKB tarafından nasıl daha iyi desteklenebileceğini göstermek açısından yararlı oldu" diye konuştu.
-"Bölgedeki dönüşüm"-
Başbakan Erdoğan, bölgedeki dönüşüm sürecinin, esasen bir demokratikleşme süreci olduğunu ifade ederek, bölgede tarihin normal akışına kavuşmasının, bölge halklarının 21. yüzyılla buluşması anlamına geldiğini ve bunun artık otokratik sistemlerden demokratik sistemlere geçişin bir adımı olduğunu, halkların iradesinin egemen olduğu bir döneme geçiş anlamı taşıdığını anlattı.
Kuzey Afrika, Ortadoğu ve Akdeniz havzasında tarihi gelişmelere şahitlik edildiğini kaydeden Erdoğan, "Artık insanoğlu 'Ben insanım, benim iradem iktidar oluyor' diyor. Bölgedeki gelişmeler değerlendirilirken unutulmamalıdır ki, demokratikleşme uzun soluklu çaba gerektiren bir süreçtir ve bu süreçte iniş çıkışlar yaşanması son derece tabiidir. Önemli olan tabloyu görebilmektir. Bazı olumsuzluklara odaklanarak, bölgenin geleceğine ilişkin karamsar bir bakış açısı sunmak yanlış olacaktır. Bu hataya düşmemeli, bölge halklarının ne istediğini doğru anlamalıyız" ifadelerini kullandı.
Bölgedeki bazı hükümetlerin acil mali kaynak ihtiyacı içinde bulunduğuna dikkati çeken Erdoğan, şöyle konuştu:
"Uluslararası finansal yardım, bu ülkelerin likidite darlığına ve bankacılık krizine girmesini engelleyebilir. Uluslararası toplum, mali krizlerin önlenmesi ve beraberinde siyasi krizlerin ortaya çıkmaması için sorumluluk almalı ve bölge hükümetlerine azami desteği sağlamalıdır. AİKB yıllık toplantısının bu konudaki çabalara ivme vereceğine olan inancımı ifade etmek istiyorum. Türkiye, bölgedeki demokratikleşme ve dönüşüm sürecini desteklemeyi sürdürecektir. Bu konudaki siyasi irademizi ve kararlılığımızı çeşitli vesilelerle dile getirdik. Dünya kamuoyunun iyi bildiği bu tutumumuz, bölgeyle ortak tarihi ve kültürel bağlarımız ışığında son derece tabii karşılanmalıdır. Bölgenin ortak bir kaderi paylaştığına inanıyoruz. Bu anlayışla demokratik yollarla iş başına gelmiş yönetimlere önyargısız biçimde yaklaşarak, olabilecek azami desteği sağlamak gayretindeyiz. Gayemiz, sadece ve sadece bölgede kalıcı barışın, refahın, istikrarın temin edilmesidir. Açıkçası, Türkiye'nin güvenlik, huzur ve istikrarının, bunun yanında Avrupa'nın güvenlik, huzur ve istikrarının, tüm bölgenin durumu ile birebir paralel olduğunu biliyor ve görüyoruz."
Öyle ülkeler var ki, aslında verilebilecek bir miktar destekle ve yardımla geleceğin demokratik ülkesini, çok daha rahatlıkla kurabilecektir. Ona yapılacak yardım için duvara tırmandıracak olursak, bu zulüm olur. Biz kendilerine finansmanı nasıl yöneteceğinin ipuçlarını verebilirsek, altyapıda, üst yapıda ne gibi adımlar atmasının yollarını göstermede yardımcı olabilirsek ve bununla ilgili kendilerine vereceğimiz destekler, inanıyorum ki onları geleceğe yürütür ve onlar geleceğin çok daha güçlü ülkeleri arasına girebilir. Biz bu dünyada zayıf ülkelerle yürümek istemiyoruz. Biz güçlenen ülkelerin sayısının çoğalmasının ve zayıf ülkelerin de süratle güçlenmesinin yolunu açmanın gayreti ve anlayışı içindeyiz."
-"Son taksiti salı günü ödüyoruz"-
Başbakan Erdoğan, konuşmasında Türkiye ile IMF ilişkilerine de değindi. Erdoğan, ülkeyi 10 yıl önce IMF'ye 23,5 milyar dolar borçla devraldıklarını ifade ederek, o günden bugüne, IMF ile stand-by anlaşması yapmadıklarını anlattı.
Erdoğan, "Niye yapmadık- Çünkü bizden başka şey istediler. Bize siyaset öğretmek istediler. Ben siyasetçiyim. Ben siyaseti siyasetçiden öğrenirim veya dinlerim. Bir memurdan siyaset dersi almam. Kendilerine bunu anlattım. 'Eğer bize parasal destek verecekseniz verin. Borcumuzu ödediğimiz zaman sizler bize başka bir şey söylemeyin. Borcumuzu ödemiyorsak gereğini yapın' dedik. 'Şu reformu yapacaksınız, bu reformu yapacaksınız...' dediler. 'Kusura bakmayın, biz sizinle artık anlaşma imzalamıyoruz' dedik. Borçlarımızı ödedik, ödedik, ödedik, son taksiti salı günü ödüyoruz, IMF'e olan 23,5 milyar dolarlık borç kapanıyor, bitiyor" diye konuştu.
Merkez Bankası'nın döviz rezervinin, göreve geldiklerinde 27,5 milyar dolarken bugün 135 milyar doların üzerine çıktığını dile getiren Erdoğan, "Aynı şekilde Borsa İstanbul, 1'e 9 katladı. Böyle bir noktaya geldi. Tüm bunlar güçlenen bir ekonominin sinyalleridir" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin dünyada ekonomik krizin olduğu dönemde yatırımlara ara vermediğini kaydeden Erdoğan, 3. havalimanı hakkında bilgi verdi. Erdoğan, bunun güçlü Türkiye'nin, istikbal vadeden Türkiye'nin adımı olduğunu söyledi.
-Kanal İstanbul-
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kanal İstanbul Projesi'ne de değinerek, projenin çok farklı ve modern olacağını, İstanbul Boğazı'nın da çevre tehdidinden kurtulacağını belirterek, "Kanal İstanbul ile hem gelir noktasında hem de şehircilik noktasında çok farklı bir adımı atacağız. 42 kilometre uzunluğunda bir kanal olacak. En üst düzeyde 500 metre genişliğinde bir kanal olacak ve bu kanalla da inanıyorum ki İstanbul bir marka şehir olarak dünyada yerini alacak" diye konuştu.
Erdoğan toplantının, dünya ve Avrupa ekonomisinin geçmekte olduğu bu hassas dönemde, ortak konuların ele alınması ve çözüm yollarının tartışılması için çok önemli bir fırsat olarak gördüklerini söyledi.
Katılımcıları İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, "Bu bir fırsattır. Sakın İstanbul'u gezmeden, dolaşmadan geri dönmeyin. Bizim tarihi, kültürel merkezlerimizi görün; alışveriş yapmak isterseniz güzel merkezlerimiz var, oralara da gidebilirsiniz" dedi.
(Son) - İSTANBUL
Son Dakika › Güncel › Aikb 22. Guvernörler Kurulu Toplantısı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.