Almanya'da Berlin Hür Üniversitesinde görev yapan siyaset bilimci Prof. Dr. Hajo Funke, Almanya'nın Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinin 2027-2028 dönemi geçici üyeliğine seçilememesinin, Alman dış politikasında izlenen çifte standartlarla bağlantılı olduğunu söyledi.
Almanya, 3 Haziran'da BM Genel Kurulunda yapılan BM Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçimlerinin ilk turunda, Portekiz ve Avusturya'nın gerisinde kalarak 2027-2028 dönemi için Batı Avrupa ve Diğerleri Grubu'na ayrılan iki sandalyeden hiçbirini kazanamamıştı.
Portekiz 134, Avusturya ise 131 oy alarak BM Güvenlik Konseyi üyeliğine seçilirken, Almanya 104 oyda kaldı.
Alman basınında ülkenin seçilememesi "rezalet" ve "ağır yenilgi" olarak nitelendirildi.
Berlin Hür Üniversitesinden siyaset bilimci Prof. Dr. Funke, Almanya'nın BM Genel Kurulundaki seçim yenilgisini ve ülkenin dış politikasını AA muhabirine değerlendirdi.
"Alman dış politikasının yenilgisi"
Funke, Almanya'nın geçici üyeliğe seçilememesini önceden beklediğini belirterek, "Bu, Alman dış politikasının yenilgisidir." dedi.
Bunun yalnızca Dışişleri Bakanı Johann Wadephul için değil, aynı zamanda dünya siyasetinde kritik bir dönemde görev yapan Almanya Başbakanı Friedrich Merz açısından da bir yenilgi olduğunu kaydeden Funke, şöyle konuştu:
"Bence bunun, Alman dış politikasının izlediği çifte standartlarla ilgisi var. Yani savaş suçlarını içeren, özellikle (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu'nun Gazze'de, şimdi de Lübnan'ın güneyinde ve uluslararası hukuka aykırı şekilde İran'a karşı yürüttüğü savaşlara yönelik hiçbir eleştiri yok."
Funke, buna karşılık Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşın uluslararası hukuka aykırı olduğunun her koşulda eleştirildiğini ifade etti.
Uluslararası hukukun BM açısından taşıdığı önemin bilinciyle, bunun hayata geçirilmesi için aktif diplomasi yürütülmesi gerektiğini belirten Funke, deneyimli Alman diplomatların ve New York'ta görev yapan diplomatların da bu görüşte olduğunu söyledi.
Bu nedenle hem İsrail hükümetine hem Rusya hükümetine hem de Ukrayna hükümetine itidalli davranmaları yönünde aktif diplomatik girişimlerde bulunulması gerektiğini kaydeden Funke, "1945'ten bu yana yaşanan en kötü krizler ve savaşlar sırasında diplomasi ve siyasi irade eksikliği görülüyor." değerlendirmesinde bulundu.
Gelecekte Alman hükümetinin İsrail politikasına ilişkin nasıl bir sonuç çıkaracağının sorulması üzerine Funke, Almanya'nın İsrail ile yürüttüğü yakın askeri ve siyasi işbirliğini sorgulaması ve özellikle Netanyahu'nun politikalarının yol açtığı sürekli savaş eğilimlerini "çok tehlikeli" olarak nitelendirmesi gerektiğini ifade etti.
Almanya'nın, İsrail'in güvenliğini "Bunu yapmaya devam etmeyin" diyerek de savunabileceğini belirten Funke, şu değerlendirmede bulundu:
"Savaşlara son verin, uzlaşın. Bu uzlaşma önerileri Amerikan hükümeti ve Lübnan hükümeti tarafından geliyor. Eleştirel yaklaşmak istemediğim İran hükümeti bile, örneğin Rusların ancak özellikle Çinlilerin baskısı altında uzlaşmaya hazır. Felaketin daha da yayılmaması, hatta bir dünya savaşına dönüşmemesi için şimdi uzlaşma zamanıdır."
"Almanya'nın dış politikası büyük ölçüde zayıflamıştır"
Funke, BM Genel Kurulundaki seçim sonucunun Almanya'nın uluslararası itibarını nasıl etkileyeceğine ilişkin soruya da Almanya'nın son dönemde dile getirdiği güç ve etki iddiaları açısından sonucun bir başarısızlık olduğunu belirterek, şu yanıtı verdi:
"'Biz şimdi çok güçlüyüz, en güçlü askeri güç olacağız, dünyanın üçüncü büyük ekonomisiyiz ve bu nedenle uluslararası kurumlarda çok daha büyük bir etkiye ihtiyacımız var' şeklindeki iddialı açıklamalar açısından bu sonuç bir fiyaskodur. Hepsi feci şekilde başarısız oldu."
Almanya'nın dış politikasının güç kaybettiğini savunan Funke, "Almanya'nın dış politikası büyük ölçüde zayıflamıştır." dedi.
Avusturya Dışişleri Bakanı'nın, Avrupa Birliği'ndeki (AB) genel eğilime rağmen Ukrayna konusunda uzlaşmadan yana bir tutum sergilediğini ifade eden Funke, "Bu akıllıca bir politikadır. Bu akıllıca bir diplomasidir. Alman Dışişleri Bakanı'ndan bu konuda hiçbir şey duymadık." ifadelerini kullandı.
Almanya'nın İsrail politikasında değişikliğe gidip gitmeyeceğine ilişkin soruya da Funke, dış politikanın değişmesi gerektiğini vurgulayarak, mevcut Şansölye Friedrich Merz'in liderliğinde bunun gerçekleşeceğine dair şu aşamada bir işaret görmediğini söyledi.
Funke, Almanya'da eski Başbakan Angela Merkel döneminde olduğu gibi, eski ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ın Çin politikasında izlediği yaklaşımı örnek göstererek, dış politikanın sivil cesaret ve gerçekçilik temelinde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Siyaset bilimci Funke, BM Genel Kurulundaki oylamanın ardından bazı siyasetçilerin Almanya'nın BM'ye yaptığı mali katkıları azaltması yönündeki çağrılarının hatırlatılması üzerine ise, "BM'ye yapılan katkıların azaltılması, Almanya'nın da ihtiyaç duyduğu uluslararası diplomasinin zayıflaması anlamına gelir." değerlendirmesinde bulundu.
Son Dakika › Güncel › Almanya'nın BM Üyeliği Yenilgisi - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?