Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Hiç ağlamayan, Allah'ın nasip etmediği varlıklar da vardır. Ben mesela son kimyasal gazı kullananların hiç ağlamadığını düşünürüm" dedi.
Arınç, Habertürk Televizyonu'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu.
"Başbakan'ın, ölen Esma'ya babasının yazdığı mektubu okurken ki göz yaşlarını duygulanarak izledik. İzlerken sizin duygularınız nasıl oldu? Muhalefetin tepkisi de oldu. Kılıçdaroğlu, 'ağlayan adam, çaresizliktir, bu bir zavallılıktır' dedi. Muhalefetin tepkisiyle bunu değerlendirebilir misiniz" sorusu üzerine Arınç, "Bazı insanların bu tür garip, acınacak, üzülecek tepkiler vermesi çok yanlış. Ben bunlara şahsen üzülüyorum" diye konuştu.
Ağlamanın insani bir durum olduğunu ifade eden Arınç, şöyle devam etti:
"Biraz mahrametle, biraz şefketle ilgili, insani bir vasıf. Ama bilirim hayvanlar bile ağlar. Öyle söylüyorlar. Çünkü merhamet ve şefkat hayvanlar için de vardır. Yavrusunu, civcivlerini aslana parçalatmamak için bir tavuğun bile boğuştuğunu görürsünüz. Küçücük bir varlık büyük canavarlara karşı kendi ailesini, kendisini, yavrusunu korumak için kahramanca çarpışır. Yani bu fıtri duyguyu Canab-ı Hak mahlukata vermiş, mahlukat da üzüldüğü zaman ağlar, ağlayabilir, hatta sevindiği zaman sevinç gözyaşları dökebilir. Çok tabii şeyler bunlar. En çok benimle ilgili söylendiği için ben bu işin mağduruyum. Ben yapmacık bir insan değilim, duygusal bir insanım. Başbakanımız daha metin bir insan, daha cesur, daha katı. Ağlamamak için biraz da kendisini zorlayan bir insan. Ben basit olaylar karşısında bile zaman zaman duygulanabiliyorum. Bundan dolayı bazen şikayetçiyim. Yerli yersiz keşke böyle bir şey olmasaydı diyorum kendime. Ama bu planlayarak olmaz. Yani insan yapay olarak gülebilir ama yapay olarak ağlamak çok zor bildiğim kadar."
Manisa'daki "ağlayan kaya" hikayesini anlatan Arınç, şunları söyledi:
"Kayanın ağladığı bir yerde, mahlukatın ağladığı bir yerde bir insan Başbakan değil, kraliçe olsa bile, kral olsa bile ağlar. İnsani bir duygu, fıtri bir duygu, bütün bunları bir zafiyet olarak görmek de neyin nesi? Kahkaha atabilirsiniz, televizyonlarda var kahkaha programı yapan efekte bile ihtiyaç duymadan kahkaha atıyor. Öyle ünlenmiş bazı bayan sunucular var, şimdi herkes bilecektir onları. İyi ama ben böyle yapay ağlayanlarına rastlamadım. Şimdi 'ben hiç ağlamam' diyen insana ben acırım. Sende hiç mi merhamet yok kardeşim, sende hiç mi vicdan yok, sende hiç mi şefkat yok, sen ne biçim adamsın ya? Sen ne biçim kadınsın, sen niçin ağlamıyorsun, sende bir rahatsızlık mı var, gözyaşı eksikliği mi var, gözyaşın mı kurudu, niye ağlamıyorsun? Yani merhamete, şefkate bu kadar kötü bakan, bu kadar hor bakan bir insanı gözlerinden gelen yaşla itham eden bir genel başkan olabilir mi, bir siyasetçi olabilir mi? 'Ben hiç ağlamıyorum' demek ne zamandan beri bir güç gösterisi oldu?"
"Hiç ağlamayan Allahın nasip etmediği varlıklar da vardır. Ben mesela son kimyasal gazı kullananların hiç ağlamladığını düşünürüm" diyen Arınç, "Şu kadar çocukları yatağında yatarken ölüme mahkum eden bir insanda gözyaşı olmaz. Diktatörler de ağlayamazlar benim bilebildiğim kadarıyla. Zulüm eden insanlarda, işkence eden insanlarda gözyaşı yoktur. Gözyaşı olsaydı onu yapamazlardı zaten" ifadesini kullandı.
-"Bazı insanların hiç ağlamadığını düşünüyorum"-
Muhalefetin konuya yaklaşımını eleştiren Arınç, "(Bu adam siyasetten pirim yaptı biz onu kötüleyeleyim de bunun izini silelim) diye düşünüyorlar. Ben aslında bazı insanların tahlilini yaptım. 20 senedir Meclis'teyim. Bazı insanların hiç ağlamadığını düşünüyorum. Bir, kalpleri katı olan insanlar var. İki, özel hayatları çok karışık insanlar var. Daldan dala konuyorlar mesala onlar hiç ağlamıyorlar. Enterasandır. Zulm eden insanlar var" dedi.
"Siz Başbakanı izlerken ağladınız mı" sorusuna Arınç, "Ağlamamak mümkün mü? O kız bizim kızlarımızdan birisi pırıl pırıl bir yavru" karşılığını verdi.
Arınç, "Sadece Esma, Adeviyye, Rabia meselesi değil. Zulme uğramış bir insana karşı bizim merhametli olmamız gerekiyor. Bu merhameti gösteren bir Başbakanın duygularını ben milyonlarca insanın paylaştığını umuyorum. Bir gazetede bir yazar maalesef bir bayan yazar 'Başbakanımız Arap çocukları ölünce ağlıyor' diyor. Bu ne kadar çirkin, ne kadar ahlak dışı, ne kadar seviyesiz bir davranış. Biz kendi çocuklarımıza da ağlarız, dünyanın bütün çocuklarına da ağlarız. Yeter ki zulüm görmesinler, acı çekmesinler. Hissi duygularla bir mektuplarını paylaşmış olmayalım" yorumunda bulundu.
Arınç, Başbakan Erdoğan'ın, 12 Eylül 2010 referandum sürecinde, 28 Şubat mağdurlarıyla ilgili belgeleri okuduğunda kendisinin ağladığını anımsatarak, şöyle devam etti:
"Bu eleştirilecek bir konu değil. Bunu eleştirenler zavallıdır. Onlar dua etsinler ki Allah onlara gözyaşı nasip etsin. Gözyaşından mahrum olmak bir hastalıktır ve kötü bir hastalıktır. 'Yarabbi bize gözyaşı dökmeyi nasip et' desinler. Güç gösterisi değildir bir Başbakanın ağlamaması. Evet metin insandır, o metin olmaya mecburdur ama gayri ihtiyari bir insani durum karşısında gözünün yaşı akmışsa bunu alkışlamak gerek, takdir etmek gerekir."
-"Mavi Marmara'ya karşı yapılan olay bir haksız fiildir"-
Arınç, "İsrail ile Mavi Marmara konusunda siz tazminat konusunu yürütüyorsunuz onla ilgili bir gelişme var mı, Mavi Marmara olayı olduğunda da Başbakan Vekiliydiniz Gezi olayları sırasında da Başbakan Vekiliydiniz 'hay Allah' dediğiniz oluyor mu" sorusuna, "Oluyor tabi zor işler bunlar. Sayın Başbakanımız olmayınca sorumluluk bize kalıyor. Yakın zamanda da böyle bir şey var, elimizden geldiği kadar onun yokluğunu hissettirmemeye çalışıyoruz. Arkadaşlarımızla bir araya gelerek alınacak tebbirleri alıyoruz" diye cevap verdi.
Arınç, İsrail'in mart ayı içinde Türkiye'nin taleplerini yerine getirdiğini hatırlattı.
Tazminat konusunda Kudüs'te ve Türkiye'de iki görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Arınç, şunları kaydetti:
"Mesele şu bizim açımızdan; bir haksız fiil ile Mavi Marmaraya karşı bir saldırıydı, saldırıda 9 tane yurttaşımızın ölümü, 10'dan daha fazla yaralı ve tazminata yol açabilecek zararın meydana gelmesiyle ilgili konuşuyoruz. Dedik ki 'bu haksız fiile karşılık biz tazminatımızı hesaplayacağız, ölenler için şu kadar, yaralılar için şu kadar, diğer tazminatlar için bu kadar'. Başta parametlerle anlaştık ama daha sonra İsrail tarafı bunun bir haksız fiil tazminatı olarak değil, sembolik olarak bir tazminat ödemesi olmasını arzu etti. Gazze ile ilgili olarak mal girişlerinde çıkışında bir yumuşama sağlandığını, diğer konuların da zaman içinde Türkiye ile birlikte çözülebileceğini ifade etti. Biz bu ana noktada kendileriyle doğrusu şu anda anlaşabilmiş değiliz. Yani Mavi Marmara'ya karşı yapılan olay bir haksız fiildir, haksız fiil eylemidir. Buna uygun bir tazminatı biz ancak konuşabiliriz. Onlarsa üzüntüye karşı bir cemile ödemesi yapmak istiyorlar, biz de bunu kabul etmiyoruz."
Aradaki irtibatın kesilmediğini aktaran Başbakan Yardımcısı Arınç, şunları ifade etti:
"Onlar zaman zaman bazı tekliflerde bulunuyorlar, zaman zaman bunun karşılığını veriyoruz. Ben şahsen bu işin sonuçlanmasını istiyorum. Çünkü bu sonuçlandığı takdirde ve İsrail'in Gazze ve Filistin'e bakış açısıyla ilgili bir yumuşama olduğu takdirde, Türkiye ile birlikte bu konuları görüşmeye başladığı takdirde, bizim diplomatik ilişkilerimiz de normalleşecek. Büyükelçilikler arasında bir teati olacak ve bundan sonra İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkiler umarım ki sağlıklı bir noktaya gelebilecek. Şu anda bir maslahatgüzarla onlarda onun bir karşlığıyla Türkiye'de bulunuyorlar. Bir anlaşmanın olması, bir defa olaydan zarar görenlerin lehine olduğu kadar iki ülkenin de lehine ama özellikle İsrail'in lehine olabilecek bir anlaşma olmalı. Kaldı ki bu anlaşmayı biz Meclis'ten geçireceğiz. Meclis'in onaylaması için bizim bunu dört dörtlük özre bağlı bir tazminat olarak kabul etmemiz lazım. Süreç devam ediyor. Henüz sonuca ulaşmış değiliz."
- Ankara
Son Dakika › Güncel › Bülent Arınç: Hayvanlar Bile Ağlar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.